Eltiler ve şirketler

Yeni Yüzyıl’ın ekonomi sayfalarında 23 Kasım’da ilginç bir haber yayınlandı. Okuyucunun ne kadar ilgisini çekti bilmem ama haberde bence çok önemli bir konuya temas edilmekteydi. Önce haberi özetleyelim:

“Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) verilerine göre, Türkiye’deki 1 milyon 350 bin şirketin yüzde 94’ünü aile şirketleri oluşturuyor. Aile şirketlerinin yüzde 80‘i beş yıl, yüzde 96‘sı ise on yıl içinde faaliyetlerine son veriyor. Aile şirketlerinin kısa ömürlü olmasının en önemli sebeplerinden biri, aile bireyleri arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar olarak görülüyor.

Bu anlaşmazlıklar ekonomiye de zarar veriyor. Yapılan hesaplamaya göre kayıp 300 milyar dolara yakın. TOBB da geçtiğimiz yıllarda yaptığı bir araştırmayla Türkiye’de aile şirketlerini genellikle ‘elti’ kavgalarının batırdığını açıklamış ve sadece son bir yıl içinde kapanan şirketlerin yarısından çoğunu 5 yaşındaki firmaların oluşturduğunu duyurmuştu. TOBB’un çalışmasına değinen Avukat Cevat Kazma aile şirketlerinin kısa ömürlü olmasının ekonomiye 300 milyar dolar faturası olduğunu belirterek sorunun çözümü için Adalet Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıllarda yürürlüğe koyduğu ‘Arabuluculuk Sistemi’ne başvurulması gerektiğini söyledi. Aile bireyleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların mahkemeye intikal etmesinin, şirketleri ticari anlamda zarara uğrattığını, piyasadaki algısını değiştirdiğini söyleyen Arabulucu Avukat Cevat Kazma, bu durumun büyük aile şirketlerinde daha büyük kayıplarla sonuçlandığını belirtti. ‘Mahkemelere sirayet eden dosyaların yarısından fazlasının arabuluculukla çözülmesi mümkün’ dedi.”

Haber beni yıllar öncesine götürdü. Yanlış hatırlamıyorsam,  1990’ların sonlarına doğruydu. Yayınını zorlukla sürdürdüğümüzLiberal Düşünce dergisine reklam bulmak için tanınmış şirketlerin kapısını çalmaya çalışıyorduk. Bu vesileyle merhum Üzeyir Garih’ten randevu istedim. Alarko Holding’in  Ortaköy taraflarındaki merkezine gittim. Garih ile tanıştık. Sohbeti çok seven, tatlı dilli, hoşsohbet bir adamdı. Yaklaşık bir saat oradan buradan konuştuk. Garih elli dakika boyunca bana bir şeyler anlattı. Söylediği ilginç şeylerden biri aklımdan hiç çıkmadı. Galiba benim bir sorum üzerine, iş ortağı İshak Alaton’un eşiyle kendi eşinin görüşmediğini memnuniyetle dile getirdi. Eşler arasında çıkacak bir kıskançlık ve çekişmenin iş ortaklıklarına zarar vermemesi için ve tecrübelerine dayanarak böyle bir karar almışlardı.

Bu benim de aklıma gelen bir şeydi. Bu istikamette gözlemlerim de vardı. Sonraki yıllarda tanışıp sohbet etme imkânı bulduğum hemen her müteşebbise, eğer birden çok kardeş beraber çalışıyorlarsa, hep aynı soruyu sordum. Meselaâ,Piyasa adlı ekonomi dergisi için yaptığım röportajlarda bu soru daima çantamdaydı. Çok ilginç cevaplar da aldım.

İş dünyası bu problemi nasıl çözecek? Önce yüzde yüz çözüm olamayacağını ve bu problemle şu veya bu çapta dünyanın her yerinde karşılaşılabileceğini söyleyeyim. İnsan insandır, aksine davranması beklenemez. Ama diğer yandan eltiler veya başka aile üyeleri yüzünden başarılı ortaklıkların dağıldığı ve bunun bazen daha parlak teşebbüslerin ve bazen acı çöküşlerin ortaya çıkmasına sebep olduğu malûm. Bunu önlemek için şirketlerin şahıs veya aile şirketi olmaktan çıkıp kurumsallaşmaya gitmesi lâzım. Sanırım bunu söylemek yapmaktan kolay. Ne yazık ki, kurumsallaşmayı başaramayan aile şirketlerini ağır bir fatura bekliyor. Bu durumdaki aile şirketleri genellikle parçalanıyor ve servetleri hızla eriyor.

Neyse ki benim endişelenmem için bir sebep yok.

Yeni Yüzyıl, 06.12.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et