Dersi Azalt; Makul Yaşta Emekli Et!

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker misali bizde de yılların yanlış politikalarının cezasını binlerce öğretmen aday adayı ve mezunlar çekiyor. Mahalleye bakkal dükkanı açar gibi her tarafa Fen-Edebiyat ve Eğitim fakülteleri açıp kontenjanlar şişirilince sonucun da zaten başka türlü olması beklenemezdi.

Tabii ki bu durumdan sadece hükümetler suçlu değil; bile bile lades diyen aileler, gençler ve uyarmayıp kenarda bekleyen hepimiz suçluyuz.

Gençleri uyarıyorum, lütfen tercih yaparken iyi düşünün. Sonra hayal kırıklığına uğrayan siz olabilirsiniz…

1998’den beri Türkiye’de norm kadro uygulaması var ve MEB norm güncellemeleri ile hangi branşta ne kadar öğretmen ihtiyacı olduğunu biliyor. Tabii ki bu normlara ders dağılımlarına yapacağınız küçük dokunuşlarla yön verebilme gücünüz de var.

Basit bir örnek verirsek; Ortaokul ya da liselerde 4 yılda 2 saat olan A dersini 4 saate çıkardığınızda otomatikman o branştaki öğretmen ihtiyacınız da bir anda artmış oluyor. Tersinden de 3 saat olan bir dersi 2 saate indirdiğinizde de öğretmen fazlalığı oluşuyor.

MEB eski bakanlarımızdan Ömer Dinçer ülkemizin öğretmen ihtiyacının sanıldığı gibi çok fazla olmadığı gerçeğini dürüstçe ama empati yoksunu ve rahatsız edici bir dille ifade etmiş ve gençleri başka alanlarda arayışa çağırmış ama üslup gerçeğin üstünü örtmüştü.

Nüfus artış hızı yavaşladığı için gelecekte, hala göç almaya devam eden bazı bölgeler hariç okullarımızın büyük bir kısmı boşalacak.

Eğitimde ciddi bir reform şart ancak MEB temel paradigmalara dokun(a)madığı için başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

En büyük açmazımız “zorunlu eğitim” dayatması ile akademik eğitim alacak seviyede olmayan binlerce çocuğu meslek öğrenecekleri yaşta zorla liselerde alıkoymamız. Herkes biliyor ki bu öğrencilerin büyük bir kısmı içi boşaltılmış hali ile bile verilen bu kazanımlara sahip olması mümkün değil, dahası gerek de yok…

Orta ve liselerimizde sayısı 12-16 arası değişen birçok dersi çocuklara dayatarak resmen işkence ediyor ve hepsinden de başarılı olmalarını istermiş gibi yapıyoruz.

Mış mış gibi yapmaktan vazgeçip farklı müfredat içerikli liseler açıp, çok sayıda akademik ders vermek yerine çocukların ruhsal, bireysel ve mesleki gelişimlerine önem versek, kendilerine de zaman bıraksak olmaz mı?

Bugün işsizlik oranlarına baktığımızda eğitim seviyesi yükseldikçe işsizliğinde arttığını görüyoruz. Neden?

1- Bu kadar üst düzey eğitimliye ihtiyaç yok;
2- Verilen eğitimin içi boş;
3- Gençler kalifiyesizliklerine rağmen daha fazlasını istiyor.

Yıllardır “Meslek Lisesi, Memleket Meselesi” diye havanda boşuna su dövüp duruyoruz.

Öyle ya da böyle deniz bitmek üzere.

Bir gün reform mecburen olacak ama o gün geldiğinde bugün nasıl dışarda binlerce öğretmen aday adayı varsa bu sefer de binlerce norm fazlası öğretmenimiz olacak.

Tabii ki böyle bir adımın iktidarlara nasıl bir fatura çıkaracağını bilemeyiz. Herhalde bu yüzden kimse buna cesaret edemiyor. Emeklilik yaşının 58-60’a çıkarılması gibi bir gün birileri mecbur yapacak.

Peki, eldeki kadroları eritmenin bir yolu yok mu?

Geçmişte öğretmenler de polis ve asker gibi erken emekli olabiliyordu, şimdi ise yok.

Öğretmenlerin muhtemelen en az 4’te 1’nin emeklilik yaşı gelmiş ya da geçmiş olmasına emekli olmuyor. Çünkü emekli olmak demek ekonomik olarak çökmek anlamına geliyor.

Çalışırken ek derslerle beraber 4000-4500 TL civarı olan gelir bir anda 2500-3000 TL arasına düşüyor. Kirada oturuyor, eşi çalışmıyor ve çocukları da okuyorsa bu maaş düşüşü ile emekli olmak pek akıl kârı değil.

Bir tarafta da emekliliği yaklaşmış ancak yaş sınırı nedeniyle bekleyen öğretmenler var. Bir öğretmen için 58-60 yaşına kadar verimli bir şekilde öğretmenlik yapmak hele bugünkü şartlarda çok zor.

Geçmişteki gibi erkenden 40-45 yaşında da emekli olunmasın ama en azından hem fiziksel hem de zihinsel olarak yıpranan öğretmenlere de yıpranma hakkı tanınmalı.

Hem yaş makul bir seviyeye çekilir hem de emekli maaşlarında yaşanan büyük düşüş de bir nebze giderilirse geride görev bekleyen öğretmen aday adayları için de bir şans doğabilir.

Öğretmenin itibarı mı? Ona gelmedik bile…

Karar, 28.03.2018

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et