Çoğulcu yönetim modeliyle huzurlu yaşam mümkün!

Bu yazı Milliyet Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.

“Türkiye’de federalizm konusuna endişeyle yaklaşıldığı bir gerçek. Endişelerin kökeninde ülkenin federatif yapıyla bölüneceği korkusu yatıyor. Oysa bugün dünyanın geldiği nokta; Fransız devrimiyle ortaya çıkan ulus devletçi anlayışların artık miadını doldurduğunu bizlere göstermektedir. Farklılıklar artık tekçi, etnik temelli, üniter yönetim modelleriyle değil daha esnek, özgürlükçü, çoğulcu, multikültüralist yönetim modelleriyle huzurlu bir yaşam alanı sunulabiliyor.”

1974 Muğla-Milas doğumlu. Uzun yıllar çeşitli sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptı. Eğitim,insan hakları, bireysel özgürlükler ve temel sosyal sorunlara dönük kaleme aldığı çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Makaleleri Zaman, Radikal,Yeni Şafak ve Taraf gibi ulusal gazetelerin yanı sıra birçokinternet sitesinde ve hakemli dergilerde yayımlanmıştır. Eğitim, sivil toplum, insan hak ve özgürlükleri konularında birçok yerde tebliğler sunan Coşkun, benzer görüşlerini katıldığı CNN Türk,BUGÜN TV, IMC TV, TGRT ve HİLAL TV gibi ulusal kanallarda da dile getirmektedir. En son 10. Kalkınma Planı Eğitim sisteminin kalitesinin artırılması özel ihtisas komisyonunda görev almıştır. Üniversite dünyasında faaliyetler yürüten LDT bünyesinde Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi’nde görev yapmaktadır.

Bilindiği gibi Türkiye çok dilli, çok dinli, çok mezhepli, çok uluslu bir yapıya sahip. Bu tür çoğulcu bir yapıya sahip ülkelerde yaşayan farklılıklar için üniter, katı merkeziyetçi bir yönetim anlayışının bir takım zorlukları da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu yüzden dünyada birçok ülkenin tercih ettiği bir sistem var; federalizm. Federal sözcüğü Latincede anlaşma, sözleşme anlamına gelen “foedus” tan gelir. Yani federalizm çeşitli grupların işbirliği yapmak üzere bir birlik oluşturmasını ifade eder. Federalizm kuramcılarına göre federalizm devletin değil toplumun bir özelliğidir. Livingston’a göre eğer farklılıklar belirli coğrafi bölgelerde kümelenmişler ise toplumun federal yapılı olduğundan söz edilebilir. Kısacası federalizm farklı ulusları ve etnik kimlikleri tek bir devlet çatısı altında tutabilmenin en uygun yolu olarak benimsenen bir yönetim şeklidir. Yani korkulanın aksine bölünmeyi, ayrılıkçı talepleri körükleyen bir sistem değildir. Türkiye’de özellikle belirli kesimler tarafından federalizm, ayrılıkçılık olarak takdim edilmektedir. Hatta bir zamanlar federal sistemi savunmak parti kapatma nedeni olarak düzenlenerek kesin olarak yasaklanmıştır.

DİL TARTIŞMASI
Temmuz 2011 itibariyle dünyada 28 adet federal devlet vardır. Örneğin bunlardan ABD 50 eyalet ve bir tane federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Almanya bir federal parlamenter cumhuriyettir. 16 eyaletten oluşmaktadır Belçika federal bir devlet yapısına sahip olup, Felemenkçenin resmi dil olduğu Flaman Bölgesi, Fransızcanın resmi dil olduğu Valon Bölgesi ve her iki dilin de resmi dil sıfatını taşıdıkları Brüksel Başkent Bölgesi’nden oluşur.Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeye ayrılmıştır. Eyaletlerin federal yönetimden geniş oranda özerkliği varsa da bölgelerin bağımsızlığı daha azdır. Kanada federal devletinin tümünde Fansızca veİngilizce resmi diller olarak birbirine eşittir. Bu durum Kanada’nın kendisini federal düzeyde çift dilli ve çok kültürlü bir ulus olarak tanımlamasına yol açtı. Parlamentoda her iki resmi dilde de tartışma yapılabilir. Kanunlar her iki resmi dilde de eşit otoriteyle yazılmaktadır. Parlamentotarafından kurulan herhangi bir mahkemede iki resmi dilde de işlem yapılabilir. Herkes federal devletten iki resmi dilden istediğiyle hizmet alma hakkına sahiptir vs.

ÖZÜ BÖLÜNME DEĞİL
Dünyadaki federalizm örneklerine bakıldığında federalizmin; içyapıları itibariyle özerk olan devletlerin (federe devlet) oluşturduğu siyasi bir birlik olduğunu anlıyoruz. Bu durumda federe devletlerin her biri kendi ülkesine, anayasasına sahip iken diğer devletlerle olan ilişkilerin düzenlenmesinde yetki federal devlete aittir. Bununla birlikte federe devletlerin içinde kendiyasama, yürütme ve yargı organları da vardır. Fakat yasalar üst devlet (federal devlet) kimliğine ait anayasaya aykırı olmama koşulu taşır. Federe devletler iç güvenliklerini sağlamak amacıyla kendi polis teşkilatını kurabilir ve farklı yargılama hususları belirleyebilir. Bir federe devlet için suç teşkil eden bir yasa diğer devlet için suç teşkil etmeyebilir. Ülkeden ülkeye göre bazı farklılıklar taşısa da nihayetinde federalizmin özünde bölünmeyi görmüyoruz.

DEMOKRATİK MODEL
Türkiye’de federalizmi bir reçete olarak sunan HAK-PAR’da benzer görüşleri paylaşıyor.Geçenlerde HAK-PAR’ın düzenlediği bir kahvaltıda Genel Başkan Kemal Burkay’a çok merak ettiğim federalizmi sordum. Kemal bey federalizmin üniter sisteme kıyasla demokrasiyle daha barışık bir model olduğunu vurguladı. Bu sebeple Türkiye’nin federal bir yapıyla daha demokratik, istikrarlı ve yönetilebilir bir ülke haline gelebileceğini ifade etti. Türkiye’de federalizmin bir öcü gibi gösterildiğini bunun da bilinçli olarak yapıldığını oysa federalizmin Türkiye’yi parçalayacak bir sistem olmadığını, tersine farklılıkların eşitlik temelinde yaşamasını güvence altına alan demokratik ve katılımcı bir model olduğunu ifade etti.

SOMUT UYGULAMALAR
Kemal Burkay Türkiye için önerdiği federalizm modelini şu şekilde somutlaştırıyor; Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölge olmak üzere ekonomik, sosyal ya da toplumsal farlılıkların gerektirdiği diğer bölgelerde federe yapılar kurulmalı. Dış ilişkiler, güvenlik, maliye gibi ulusal ölçekli hizmetlerin dışında kalan eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik gibi hizmetler federe bölgelerde seçilecek meclislerin yetki alanına bırakılmalı. Federal sistemde bölgeler birbirlerinden sınırlarla ayrılmayacak. Mevcut sistemde illerin birbirinden ayrılması söz konusu olmadığı gibi.Bu bölgesel yerinde yönetim modeline göre belediye ve İl Genel Meclisleri daha aktif bir konuma gelecek.Belediye ve İl Genel Meclis tensilcilerinden Bölge Meclisleri oluşacak. Eğitim,sağlık,ulaşım,kültür ve konut gibi başlıca hizmetlere ilişkin yetkiler bölge meclislerine bırakılacak.Valiler ve kaymakamlar seçimle iş başına gelecek vs..

ÖNYARGILARI YIKMALI
Sanıldığı gibi modelde ayrılıkçı ve bölünmeye dönük herhangi bir talep yer almıyor. Çok kültürlü, dinli, dilli ve mezhepli bir coğrafyada herkesimden insanın kendine yer bulacağı, demokratik, özgürlükçü ve adil ortamların tesis edilmesini arzu ediyorsak eğer işe önce önyargılarımızdan kurtulmakla başlayabiliriz. Yani tartışmaktan korkmamalı ve alternatif modelleri önyargıyla yaklaşmamalıyız. Şiddetten, silahtan, nefretten uzak içinde insani değerleri barındıran özgürlükçü her türlü fikre açık olmak durumundayız. Bu ülkeyi yaşanabilir bir ülke haline getirmek, farklılıklarımızla huzur ve barış içinde yaşamak için buna her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu bir gerçek.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et