Cinsel Aktivitelerde Sınır ve Özgürlük

Homoseksüellerin açmazları’ üzerine kaleme aldığım yazıma, beklediğim gibi, bazı tepkiler geldi. Genel olarak iki çizgide eleştirilerle karşılaştım. İlki özgürlüğü savunmama -kimisine göre savunduğumu iddia etmeme- rağmen cinsellikle ilgili olarak insanlara keyfî sınırlar koyduğum ve bu suretle çelişkiye düştüğüm. İkincisi ise yazıdaki temel argümanlarımın yanlış veya yetersiz olduğu…

En başta söyleyeyim, özgürlüğün en temel insanî değer olduğu kanaatindeyim. Aşağı yukarı bütün akademik hayatım özgürlüğün tanımı ve çeşitli alanlardaki açılımları üzerine yaptığım çalışmalarla geçti. Bu alanda literatüre en çok katkıda bulunan ve kamuoyunda en fazla tanınan isimlerden biri olduğumu her vicdan ve ahlâk sahibi insan teslim edecektir. Ancak, hiçbir çalışmamda özgürlüğün sınırsız olduğunu düşündüğümü dile getirmedim. Özgür bir insanın dilediği her şeyi yapabileceğini öne sürmedim. Böyle bir tavır elbette insanî gerçekliğe aykırı olur ve insanlığa sığmayan sonuçlarla karşılaşmamıza yol açar.

İnsan özgürlüğü diğer insanlarla ve kamu otoriteleriyle ilişki içinde tanımlanır ve savunulur. İnsanlar temel inançlarını, değerlerini, yapacakları işi, nasıl giyineceklerini, nerede oturacaklarını vs. seçme hakkına sahiptir. Başka bir deyişle insanlar diğer insanların tek tek veya örgütlü olarak keyfî müdahalelerine maruz kalmaması onların özgür olduğu anlamına gelir. Ancak, özgürlüğün bir bedeli ve de sınırları vardır. Özgür birey davranışlarının sonuçlarından sorumludur. Hem özgür olayım hem de davranışlarımın sonuçlarından sorumlu tutulmayayım olmaz. Keza, özgürlük sınırlı olmak zorundadır; her bireyin özgürlüğü diğer bir bireye bir insan hakları ihlâli yaparak zarar verdiği noktada biter.

İnsanların cinsel davranışlarında de elbette sonsuz ve sınırsız özgürlük söz konusu olamaz. Cinsel faaliyetlerde sınırlar vardır. Önceki yazımda da ifade ettiğim gibi olağan insanî cinsellik farklı ve çocuk üretme kapasitesine sahip insanlar arasında yaşanan cinselliktir. Çünkü, insanların varlığını devam ettirmesi çocuk yapma kapasitesine sahip kimselerin cinsel beraberliğiyle mümkündür. Sırf homoseksüellerden oluşan veya ‘ciddî’ bir kısmı homoseksüelliğe yönelmiş her topluluk, her toplum eninde sonunda yok olmaya mahkûmdur. Bu, tartışılmaz bir gerçektir.

İnsanlar, esas itibarıyla, doğuştan sahip oldukları cinsel organlarına bağlı olarak, kadın ve erkek olarak iki cinse ayrılır. Bunun dışındaki cinsel pratiklerin bir tür ‘sapkınlık’ olarak görülmesi kaçınılmaz. Hemen hemen tüm tarih boyunca bu böyle olmuş. İnsanın iki ana cinse ayrıldığı gerçeği birçok homoseksüelin davranışlarında da bir şekilde kendisini sergiliyor. Homoseksüellerin küçümsenmeyecek sayıda bazıları ‘kadınsı görünüm’e kavuşma ve ‘kadınsı davranışlar’ geliştirme çabası içinde. Bu da cinsel davranışın esasen doğuştan gelen tarafları olduğunu ve ana cinslerin kadın ve erkek olarak belirlendiğini gösterir.

İnsanların cinsel faaliyetlerinde olağan dışı, anormal, hatta suç olarak görülen şeyler hâliyle vardır. Meselâ, pedofili -çocuklarla cinsellik- ve ensest ilişkiler -yakın aile bireyleri, örneğin anne baba ile çocuklar arasındaki ilişkiler- de sıkıntılıdır. Pedofili büyük bir ihtimalle henüz reşit olmamış, yani kendisine ne olduğunu anlayacak seviyede aklı, idraki, muhakeme kabiliyeti gelişmiş olmayan çocukların istismar edilmesine dayanacaktır. Bu yüzden, ona karşı çıkmak insan haklarını savunmak anlamına gelecek ve genel olarak destek bulacaktır. Ensest ilişkiler için de benzer şeyler söylenebilir. Bu tür ilişkiler yetişkinler arasında vuku bulabilir ve bireyler tarafından tercih de edilebilir. Ancak, buna dayanarak, bugünkü egemen ahlâk anlayışıyla, ensest ilişkileri onaylamak imkânsız. Nitekim tüm ülkelerde ensest ilişkiler kınanmıştır ve yasa dışı ilan edilmiştir. Bu görüşe fertlerin gizlice bunu yapabileceği söylenerek cevap verilebilir. Olabilir, ama bunun açığa vurulması ve aleniyet kazanması hiçbir toplumda istenmez. Resmiyet kazanmasına da hiçbir yerde izin verilmez. Keza, insanların hayvanlarla cinsellik yaşaması da kabul edilemez. Cinsel özgürlük hayvanlarla cinsel ilişkiyi kapsamaz.

Elbette bütün bunları söylemek homoseksüellerin baskı altına alınması çağrısı yapmak anlamına gelmez. Önemli olan hukukî ve siyasî eşitliktir ve bu açıdan karşılaştıkları problemlerde homoseksüellere yardımcı olmak insanlık gereğidir. Keza, bu insanların hayat hakkına keyfî müdahale çabaları da hoş görülemez. Ancak, toplum nazarında eşitlik sağlama adına devleti kullanmak suretiyle heteroseksüellerin çocuklarına dayatma anlamına gelecek eğitim düzenlemelerinin yapılması kabul edilemez. Aynı şekilde, homoseksüelliğin adeta heteroseksüellikle eşdeğer görülmesi ve propagandasının yapılması da hoş görülemez Bunu yapan ve normalleştirilen homoseksüelliğin yaygınlaştırıldığı toplumlar kendi kendilerine ihanet etmiş, bir ölçüde, yok oluşlarıyla sonuçlanacak bir sürece girmiş olurlar.

Bütün bunlar gösteriyor ki cinsel davranışlarımızda özgürlüğümüze sınırlar vardır. Bu sınırlardan bahsetmek ve onları savunmak insanları özgürlüğü savunmakta çelişkiye düşürmez. Dolayısıyla, şahsen, özgürlükçü pozisyonumun ve cinsellik ile özgürlük arasında kurduğum ilişkinin doğru, sağlıklı ve insanî duruma uygun olduğu kanaatindeyim.

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et