Çanakkale Kutlamaları

Çanakkale Belgeselleri

Çanakkale ile ilgili belgeseller çoğunluk, aynı zamanda Atatürk’ü anlatan belgeseller. Nadiren bir belgeselde Atatürk’ün adı az geçiyorsa, ya da belgeselin özelliği icabı Atatürk’ten bahsedilmiyorsa kıyamet koparılıyor.

TRT için hazırlanan bir Çanakkale belgeselinde, olayın öznesinin Atatürk olmamasına Hürriyet gazetesi büyük tepki göstermiş, olayı “TRT şehitlerimizin kemiklerini, Türk ulusunun yüreğini sızlattı. Atatürk’e ihanet belgeseli” diye vermişti. O zaman Milliyet’te yazan Emin Çölaşan olayı, “Sözde belgeselin yapımcılarından biri, Afganistan’da Gülbeddin Hikmetyar isimli teröristin önünde diz çöken takkeli, çember sakallı kişi” (Milliyet, 23.11.2003) diye değerlendirmişti.  Emin Çölaşan’ın terörist dediği Hikmetyar, Ruslara karşı kurtuluş savaşı veren Afgan mücahitlerinin lideri idi. Belgeselin yapımcısı gazeteci Şenol Demiröz’dü. Çember sakalı da bir ara Afganlı mücahitler arasında yaşarken sakal bırakması sebebiyleydi. Bu sakal daha sonra TRT Genel Müdürlüğüne aday olduğunda da Şenol Demiröz’ün başına iş açmıştı.

Ruhat Mengi’nin okuyucuları da Çanakkale kutlamaları sebebiyle gösterilen belgesellerden şikayetçi: “Çanakkale zaferi, şehitlerimiz ve Atatürk… Bu konuda birkaç gündür gelen ‘mail’lerin çoğu 18 Mart nedeniyle yazılan yazılarda, yapılan konuşmalarda ve gösterilen belgesellerde Atatürk’ün yeterince anılmadığından duyulan üzüntüyü dile getiriyor” (Vatan, 21.03.2005).

Kemalist medyanın ve köşe yazarlarının belgeselden anladığı tek şey, konu ne olursa olsun belgeselin Atatürk’ü anlatması veya olayın yalnızca Atatürk’le ilgili kısmının ön plana çıkarılması…  Konusu Gelibolu’nun topografyasını inceleyen belgesellerde bile uzun uzun Atatürk’ten bahsedilmesi isteniyor.

Unutulanlar

Çoğu Çanakkale belgesellerinde ise asıl adları geçmesi gerekenler ya hiç anılmıyor, ya da bir iki cümle ile geçiştiriliyor. Çanakkale’de savaşan iki ordu var; 5. ordu ve 1. Ordu. Bu belgesellerde bu ordunun komutanlarının adı nadiren geçiyor. Bir ordu kolordulardan oluşur. Bu belgesellerde bu kolorduların komutanlarının da adı da anılmıyor.  Kolordular tümenlerden, tümenler alaylardan oluşur. Bu belgesellerde ne tümen komutanlarının nede alay komutanlarının adı geçer, sadece bu alaylardan ve tümenlerden birinin komutanının adı geçer, o da Mustafa Kemal; diğer alayların komutanlarının hiç ismi yok…

Mesela kutlamaların 18 Mart’ta yapılmasının sebebi, 18 Mart’ta boğazı geçmeye çalışan itilaf donamasının yenilgiye uğratılması… 18 Mart 1915 günü 18 büyük zırhlı, birçok muhrip ve denizaltıdan oluşan itilaf donanması üç filo halinde boğaza giriyor… Büyük kayıplara uğrayan İtilaf donanması Marmara Denizi’ne giremeyip geri çekilmek zorunda kalıyor. Bu başarının kahramanı ise, daha sonra “18 Mart Kahramanı” unvanı ile anılan, Müstahkem Mevki Komutanı Cevad Paşa…   Mustafa Kemal’in asıl rolü Anafartalar’da, o da 18 Mart olayından tam 5 ay sonra. 18 Mart’ta yapılan kutlamalarda ise bu Cevad Paşa’nın adı nadiren, o da son yıllarda geçiyor.

Gelibolu yarımadasındaki kara savaşlarında Osmanlı cephesinde 3 grup var: Anafartalar Grubu, Kuzey Grubu ve Güney Grubu… Anafartalar’da yapılan savaşı ve Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal’in adını çok iyi biliyoruz, ama diğer iki grubun komutanlarının adını hiç anmıyoruz.

Çanakkale’de orduların başkomutanı olan Mareşal Liman von Sanders’in, Malta’da yazdığı anılarında da Atatürk’ün adı birkaç cümlede geçiyor. Buna Karşın Liman von Sanders, kurmay başkanı Kazım Paşa’dan hep övgü ile bahsediyor. Benim tespitime göre bu Kazım Paşa, daha sonra mili mücadeleye de katılan Kazım İnanç Paşa. Çanakkale kutlamalarının birinde bile Kazım İnanç Paşanın adının geçtiğini hiç duymadım.

Almanlar  da Unutuluyor

Çanakkale’de Almanlar da bizimle birlikte savaştılar, onların adını hiç anmıyoryz. Cephe komutanı Alman Mareşal Liman von Sanders. 15. Kolordu Komutanı General Weber… Ölenler bizim insanlarımız, ama Almanların altınlarını ve malzemelerini kullanarak savaşıyoruz. Savaşa katılan Alman denizaltılarından hiç bahseden yok…

İki yıl önce bir turist kafilesi ile birlikte Gelibolu’yu ziyaret etmiştim. Turist rehberleri her şeyden bahsediyorlar ama Almanlardan tek kelime ile bile bahsetmiyorlar. Tek bir yerde bile Almanlara ait bir anı, bir mezar, bir plaket, bir kalıntı yok. Cephe komutanı Alman’ın adını bile anmıyoruz.

Çanakkale kutlamalarına, şimdiye kadar bir Alman yetkilinin davet edildiğini bile duymadık. Çanakkale’de bize verdikleri silahlarla, harcadıkları altınlarla en büyük desteği veren silah arkadaşlarımızı açıkça inkâr ediyoruz. Yenilginin sorumlusu müttefiklerimiz, onlar yenildiği için biz de yenik sayıldık, ama zafer varsa sahibi biziz.

Gelibolu’daki bir köyde Atatürk’ün kaldığı evi ziyaret ediyoruz. Çanakkale’de savaşan tümen komutanının evi müze haline getirilmiş, ama Çanakkale’de savaşın bütün askerlere komuta eden cephe komutanının adı hiç bir şekilde anılmıyor.

Tarih Nasıl Yazılıyor

Bilmiyorum, tarihçilerin olayları nesnel olarak değerlendirme şansları ne kadar? Onlar ne kadar tarafsız olmaya çalışırlarsa çalışsınlar, kullandıkları malzemeler kendilerine bırakılan malzeme ile sınırlı ve içinde yaşadıkları konjonktür olayları değerlendirmelerini belgelerden daha çok etkiliyor olsa gerek…

Mesela 1923’ten sonra Türkiye’nin başına Mustafa kemal Paşa yerine Cevat Paşa geçseydi, Çanakkale ‘nin tarihi nasıl yazılırdı acaba? Acaba tarihçiler Anafartalar’dan bahsedecekler miydi? Bugün adından hiç bahsedilmeyen diğer alay ve tümen komutanları gibi, Mustafa Kemal de Çanakkale savunması tarihine bir dip not olarak mı geçecekti? Mesela yeni kurulan devletin başına Mustafa Kemal yerine Refet Paşa geçseydi, herhalde Çanakkale kahramanı 19. Fırka komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey değil, 11. Fırka komutanı Albay Refet Bey olacaktı; yine tarihçiler Mustafa Kemal’in matematik öğretmeninden hiç bahsetmeyecekler, Refet Paşanın matematik öğretmeninden bahsedeceklerdi.

Acaba, bir süngü savaşında tek bir eri bile geri dönmeyen 57. Alay’ın hikayesi, acaba emri veren Mustafa Kemal olmasaydı, nasıl anlatılacaktı?

Bir Anzak Soykırımı Eksikti

Çanakkale savaşı düzenli bir şekilde camilerde de anılıyor. 18 Mart’a denk gelen Cuma hutbelerinde olay dile getiriliyor. Hocalar Mehmet Akif’in şiirinden de parçalar okuyarak olayı coşku ile anlatıyorlar. Onlar olayı dini bir olay olarak ele alıyorlar, Haçlı ordularına karşı İslamın savunması olarak değerlendiriyorlar. Onlara göre olayın içinde Almanlar yok, Avusturyalılar yok, Bulgarlar yok, ; Müslüman cephesinin komutanı da bir Hıristiyan değil.

Geçen yıl Adana’da gittiğim camide de hoca Çanakkale savaşını ele aldı. Hocanın anlattığını göre, İngiliz Bahriye Nazırı “Çörçil” Çanakkale’de Türklerin yenilemeyeceğini Avustralya’da geçen bir olay sonucu anlamış.

Olay şöyle oluyor:

Çanakkale savaşları başladığında Avustralyalılar Anzak ordusunda savaşmak için başvururken, Avustralya’da yaşayan 3 Türk de, Osmanlı ordusunda savaşa katılmak amacıyla Avustralya hükümetine başvuruyorlar. Avustralya hükümeti bunlara müsaade etmiyor. Bunun üzerine bu üç Türk de savaşa gidecek Anzak birliklerine sabotaj yapmaya karar veriyorlar. Bir istasyonda asker taşıyan bir trene bomba koyarak treni havaya uçuruyorlar ve 7000 (yedi bin) Anzak askerini öldürüyorlar. Olayı duyan İngiliz Bakan “Çörçil” in morali bozuluyor ve etrafındakilere, böyle insanlar varken Türkleri yenmenin mümkün olmadığını söylüyor.

Hoca olayı bir kahramanlık öyküsü olarak anlattı. Cemaat de huşu içerisinde dinledi; bilmiyorum anlatılanlara inandılar mı?

Ama beni bir kaygı aldı: “Ermeni soykırımı” iddialarına bir de “Anzak soykırımı” eklenmesin!

 

23.03.2012

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,732TakipçilerTakip Et