Beğenilme Arzusunun Kamusallaştırılması

İnsan doğasını inceleyen bilim adamlarına göre “beğenilmek kabul görmek” önemli bir ihtiyaç. Farklı filozoflar “beğenilme arzusunu” farklı derecede ihtiyaçlar kategorisine yerleştirmekle birlikte “beğenilme arzusu” temel insanî bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üçüncü basamak ihtiyacı “ait olma, sevme-sevilme” ihtiyacı olarak sıralanmaktadır. Maslow’a göre, “beğenilme, gruba ait olma, kabul görme benimsenme” arzularını bu ihtiyaç basamağı temsil eder. İskoç filozof D. Hume ise, “ait olma, kabul görmeyi ve beğenilmeyi” insan davranışlarının temeli kabul eder ve insan eyleminin temelini bu kabul görme arzusunun belirlediğini söyler. İnsanların “beğenilme arzusuna” sahip oldukları bir gerçek, ister bebek olsun ister 90’lık profesör diğerlerinin takdirine önem verir. Beğenilme, kabul görme bireysel bir ihtiyaç, bu ihtiyacın tatmin edilmeye çalışılması normal bir durum. Buna mukabil, bazen bu arzu bir grup eylemine, sürekli bir tutum olma arzusuna dönüşüyor. Problem işte burada başlıyor, bireysel istekler, grup isteği, kollektif tutumlara, kamusal eylemlere ve kamusal politikalar oluşturma gayesi ile hareketlere dönüşüyor. Son zamanlarda yaşanan “şort giydi saldırdı, kıyafeti yüzünden işten atıldı vb.” olaylara sonra da olayı protesto eden eylemlere dikkatli bakmayı gerekli kılıyor. Genellikle, sağ ve sol kollektivistler kendi arzularının (beğenilerinin) kamusal bir boyut kazanmasını hatta daha da ileriye giderek kamusal bir karar (hukukî), kamusal politika olmasını istiyorlar.

Özellikle laik (çağdaş) yaşam savunucusu gruplar, estetik, güzellik vb. kavramları bol bol tüketiyorlar. Şort giydiği için bir adamın saldırısına maruz kalan kişinin giyim biçimini kutsallaştırıp, övülmesini, herhangi bir eleştiri konusu yapılmamasını istiyorlar. Bununla da yetinmiyor, saldırganın [saldırgan hak ihlâli yapmaktadır ve cezalandırılmalıdır] hiç ilgisi olmayan bir suçlama ile (uyduruk) tutuklanmasını da olağan buluyorlar. Bu adımlar da onları kesmiyor, günlük yaşamda, herhangi bir platformda (sosyal medya vb.) onların giyim, kuşam, saç, makyaj, dövme vb. kıyafet biçimlerinin eleştirilmesini istemiyorlar. Hele “günah, haram vb.” teolojik dayanaklı yargıları duymak istemiyorlar. İstiyorlar ki; onların seçimleri, tarzları, giyimleri, hep kabul görsün, beğenilsin farklı bir görüş dillendirilmesin. Kamuoyu onların istediği gibi düşünsün. Yani oların beğenilme arzusu tüm toplum tarafından kabul görsün, kamusallaşsın ve kamu politikası haline gelsin (yıllarca süren başörtüsü yasağı gibi).

Sağ kollektivistlerin bir kısmı da; beğenilme arzusunun sınırlarının kendileri tarafından çizilmesini istiyorlar. Özellikle kadın giysi biçimi ön planda tutuluyor, sonra da bu isteklerinin kamusal bir politika olması için çaba sarf ediyorlar. Onlara göre, bazım giyim tarzı “yasaklanmalı, cezalandırılmalı, gözlerden uzak olmalı vb.” Ama onların şu ana kadar elde ettiği kamusal kararlar laik, seküler grupların elde ettiği kazanımlar kadar değildir. Özetle kollektivist sağ ve sol gruplar kendilerine göre, “iyi, güzel, çağa uygun” yaşam biçimlerini diğerlerine dayatma konusunda çok hevesliler.

Bireyci liberal anlayış, tüm yaşam biçimlerine dolayısıyla tüm beğenilme, kabul görme arzularına engel teşkil etmeyen bir kamu politikasını doğru bulur. Bir grubun arzularını “makbul” diğer grubun arzularını “sakıncalı” bulup kamusal kararlar alınmasını yanlış bulur. İnsanların beğenilme arzusu insan doğasının bir parçasıdır, bu ihtiyacı tatmin etmeye çalışır, ama bunun bir kamusal politika olarak diğerlerine dayatılmasını istemek son derece yanlıştır.

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikGelecek ay darbe olur mu?
Sonraki İçerikAlkol ve özgürlük

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et