Yok edici şiddet

Kadına yönelik şiddetin iki türü var demiş ve benim “terbiyevi şiddet” dediğim eski tip şiddeti yazmıştım dünkü yazımda.
İkinci tip şiddet -ki ben ona “yok edici şiddet” diyorum- son yıllara ait bir fenomen.
“Terbiyevi şiddet”i kanıksamış olanları, hatta mantıklı bulanları bile dehşete düşüren, isyan ettiren bir tür…
Bu, kaybedenlerin şiddeti. Karısını ya da sevgilisini kaybettiğinde, kaybedecek başka hiçbir şeyi kalmadığını hisseden erkeklerin çılgınlık hali. Sanayi Devrimi’nde makineleri kıran işçiler kadar çaresiz, onlar kadar acınası…
Bu ruh halini bir başka yazımda da anlatmaya çalışmıştım:
Yok edici şiddetin arka planında, hayatın gidişini durdurmaya çalışan, suları tersine akıtmaya çalışan erkeklerin büyük çaresizliğini ve cinnet halini görüyoruz.
Dünya değişiyor ve her gün daha çok kadın kendisine biçilen role, kader diye dayatılan kölelik düzenine, itaat beklentisine kafa tutuyor.
Köleler baş kaldırmadıkça köle sahiplerinin zalim yüzü çıkmaz ortaya. Ama köle biraz kıpırdanmaya görsün, işte o zaman sahibin iktidar alanını korumak için ne kadar acımasız ve gözü dönmüş olabildiğini görürüz. Ve sanıyorum şimdi gördüğümüz de bu: Köle kadın başkaldırıyor. Geleneklerin, göreneklerin, feodal ahlakın cehenneme çevirdiği o hayattan bir çıkış kapısı arıyor. Sevmenin ölümle cezalandırılan bir suç olmadığı, kadının ayrılma hakkına sahip olduğu, kadın ve erkeğin eşit olarak katıldığı bir dünyanın varlığını biliyor artık. Eskisi kadar küçük olmayan dünyasına TV ekranlarından, radyolardan, gazetelerden sızan özgürlük ışığını görüyor, o ışığa ulaşmak istiyor. Her akşam eve dönünce bir posta dayak atan kocayla bir ömür geçirmenin kaderi olmadığını düşünmeye başlıyor. Başka bir hayat kurmak, hayatının geri kalanını insan gibi yaşamak için cesaretini topluyor ve restini çekiyor: Seni bırakıyorum.
Bu rest can evinden vuruyor erkeği. Şaşkına çeviriyor, boşluğa düşürüyor, çaresiz bırakıyor ve öfkeden çılgına döndürüyor. Çünkü o, dövse de, sövse de kendisini asla bırakamayacak olan bir kadına sahip olma hayaliyle büyümüş. Annesinden, büyükannesinden böyle görmüş, babasının bu imtiyazına gıpta ederek yetişmiş ve kendisinin de böyle bir güce sahip olacağı hayaliyle evlenmiş. Şimdi o kadın oyunbozanlık yapıyor. Onu terk etmekle elindeki yegâne gücü almış oluyor. Kadının varlığıyla o ev, erkeğin tek iktidar alanı. Kendini “erkek gibi” hissedebilmesi için, kendisine itaat eden, istediği gibi aşağılayabileceği, istediği zaman sevip istediği zaman döveceği ve kayıtsız şartsız hükmedeceği bir kadına ihtiyacı var. İşte bu yüzden bu kadar perişan oluyor; bu kadar çaresiz ve gözü dönmüş bir varlığa dönüşüyor terk edildiğinde. Bu yüzden müebbet yemeyi bile göze alabiliyor; kölesiz yaşamaktansa hiç yaşamamayı tercih edip silahı kendi başına dayayabiliyor. Ve bunu “sevgi” sanıyor.
     X    x     x
Kadına yönelik şiddetin iki farklı zamana, iki farklı toplumsal duruma ilişkin türlerini anlatırken, birinin diğerinden daha “masum” olduğunu düşünüyor değilim. Şiddetin dozu farklı olsa da, bu şiddet uygulayan erkeği daha suçlu ya da daha az suçlu yapıyor değil. Bütün bu ayrımlar daha iyi anlamaya yönelik çabalar. Bitmekte olanla yükselmekte olanı; geleneksel olanla “modern” olanı birbirinden ayırmalıyız ki, alacağımız tedbirler de ona göre olsun.
Gerçi, hiçbir tür için kestirme çözümler yok… Sık sık sözü edilen o “erkeği bilinçlendirme-eğitme” kampanyalarına da inanmıyorum. Erkek bilinçsizliğinden dövmüyor ki onu bilinçlendirerek şiddetten uzaklaştıralım. Evi mutlak hâkimiyet alanı haline getirebileceğinin ve karısının bu hâkimiyete karşı çıkamayacağının bilinciyle dövüyor. Dolayısıyla kadına şiddet dediğimiz sorun, erkeğin “bilinçlendirilmesiyle” değil kadının kararlılığıyla çözülebilecek bir sorundur.
Toplumun ya da devletin tek yapabileceği şey; “hayatını geri isteyen” kadının erkeğe karşı giriştiği bu tehlikeli başkaldırıda onun can güvenliğini sağlamak olabilir ancak…

Bugün, 03.09.2011

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et