Yine başa mı döndük?

Yıllar yılı, “Kürt sorunu yoktur, yoksulluk sorunu vardır.”

“Kürt sorunu yoktur, ağalık sorunu vardır.”

“Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır.”

“Kürt sorunu yoktur yabancı mihrakların kışkırtması vardır.” gibi kaçamaklarla idare etmeye çalıştık.

Olmadı. Ne sorunu yok edebildik ne de acıları…

Sonra bir gün bir başbakan cesaretinin topladı ve sorunun adını koydu: “Kürt sorunu vardır ve daha fazla demokrasi ile çözülecektir. İlla bir isim koymak gerekiyorsa Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil hepsinin sorunudur.” Erdoğan’ın 2005 yılı Diyarbakır konuşmasını inkâr politikasının sonu olarak gördük ve umutlandık. İnkârdan vazgeçilmesi sorunun çözümünün kilidini açabilirdi.

Aradan geçen altı yılda önemli adımlar atılmadı değil. Ama sorun hâlâ Türkiye’nin çözüm bekleyen en önemli ve acil sorunu olarak duruyor.

Ne var ki, Başbakan’ın dili değişti.

Altı yıl önce, sorunun adını doğru koyan Başbakan, bugün “Kürt sorunu yoktur; Kürt kardeşlerimin sorunu vardır” diyor. (Herhalde, Kürt sorunu yoktur, sorunlu Kürtler vardır, demek istiyor.)

Böylece, başa dönmüş oluyoruz.

***

Bir kere, bir sorunun var olup olmadığını, o sorunun asıl sahiplerin sormak gerekir.

Doktorun, “Başım ağrıyor” diyen bir hastaya “Senin bir sorunun yok” demesi ne ifade eder ki? Bir ailede anne mutsuzsa, çocuklar evden kaçıp kurtulmak için fırsat kolluyorsa, babanın “Bizim ailemizde bir sorun yok” demesi ailede yaşanan ağır sorunları ortadan kaldırmış olur mu?

Ne kastettiğimi Tayyip Erdoğan’a bir başka benzetmeyle anlatmaya çalışayım: Yıllar yılı başörtüsü yasakçıları “Türkiye’nin başörtüsü sorunu diye bir sorunu yoktur” deyip durdular. Peki siz ne dediniz onlara: “Senin sorunun olmayabilir, ama başörtülü kadınların böyle bir sorunu var.” Türkiye’de din ve ibadet özgürlüğü diye bir sorun olmadığını, isteyenin istediği gibi ibadetini yapabildiğini söylediler.

Ve sizler de haklı olarak, sorunu yaşayanın siz olduğunuzu, böyle bir sorun olup olmadığını da en iyi sizin bileceğinizi söylemiyor muydunuz?

Peki şimdi hangi mantıkla birdenbire Kürt sorunu diye bir sorunun olmadığına karar verme hakkını kendinizde buldunuz?

Hakim tarafın (ya da bu sorunu yaratan tarafın diyebiliriz) sorunun olmadığını söylemesi bir işe yarasaydı, Şeyh Said isyanından bu yana bu kadar kan dökülür, bu kadar acı çekilir miydi?

***

Başbakan’ın yeni formülasyonunun arka planında yatan anlayış hiç de yeni değil. Erdoğan bu formülasyonla sorunun kolektif haklar veya grup hakları olarak değil, “bireysel hak ve özgürlükler” bağlamında gördüğünü ortaya koyuyor. Kürt kimliğini ve kültürünü kabul ediyor ancak bu kimliğin kültürel alanda bireysel hak ve özgürlükler olarak kalması gerektiğini savunuyor.

Ne var ki, bu anlayış, bugün Türkiye’de Türkler’in yanı sıra, nüfusu 20 milyonu bulan bir Kürt topluluğunun bulunduğunu ve bu topluluğun dünyada, bir başka ulusun siyasi egemenliği altında yaşayan en büyük homojen ulusal topluluk olduğunu; bu topluluğun önemli bir kısmının sadece bireysel haklar değil, bir takım kolektif haklar da talep ettiğini görmezden geliyor.

Nedir talep edilen kolektif haklar? Tanımı ve içeriği değişse de (federasyon talebinden köklü bir yerel yönetim reformuna kadar uzanan bir yelpazede) Kürtler’in büyük bir kesiminin paylaştığı özerk bölge talebi…

Anayasa’da yapılacak değişiklikle vatandaşlık tanımının Türk etnisitesine atıftan kurtarılması…

Anadilde eğitim hakkının tanınması…

Başbakan’ın yaptığı açıklamadan, AK Parti’nin kafasındaki Anayasa değişikliğinde yukarıda saydığım kolektif hakların yer almayacağı sonucunu da çıkarabiliyoruz. Dolayısıyla, umutla beklediğimiz Anayasa değişikliğinin Kürt sorununun çözümünde derde deva olamayacağını da öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu durumda, geriye kalıyor “kardeşlik edebiyatı”yla işi sürükleme çabası…

Ne var ki, “Kürt kardeşler” bu abi-kardeş ilişkisinin nasıl işlediğini; “Büyük ağabey”lerin küçük kardeşleri nasıl ezdiğini iyi bilirler.

O yüzden Erdoğan bu kardeşlik hamasetine fazla güvenmese iyi olur.

Bugün, 02.05.2011

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et