Türkiye’nin 2010 Demokrasi Karnesi

Time’ın, Wall Street Journal’,ın Freedomhouse’ın, Economist’in Türk demokrasisi hakkında yaptıkları değerlendirmeleri görmezden gelerek, “demokratik, laik, hukuk devletimizi” bütün dünyaya örnek olarak gösterenler, Türkiye’yi tek demokratik İslam ülkesi ilan edenler, nedense, The Economist’in son demokrasi raporunu bayağı ciddiye aldılar.

Economist son değerlendirmesinde Türkiye’deki demokrasiyi üçüncü sınıf demokrasiler katagorisine yerleştirdi.

Vatan gazetesinin haberine göre (16.12.2010), 167 ülkeyi kapsayan, seçim süreci ile çoğulculuk, sivil özgürlükler, hükümetlerin işlevi, siyasal katılım ve siyasal kültür dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, Türk demokrasisi, iki yıl öncesine oranla iki basamak gerileyerek 89’uncu oldu.  Türkiye, seçim süreci değerlendirmesinde 7.92, Hükümet işlevi kategorisinde 7.14, Siyasi katılımda 3.89, siyasi gelenek kategorisinde 5.10, sivil özgürlüklerde 4.71, toplam demokrasi endeksinde ise 5.73 ortalama ile “hibrit rejimler” kategorisinde…

“Economist”ın değerlendirmesine göre şu ülkelerde demokrasi Türkiye’den daha ileri:

Arnavutluk, Baliwin, Bengaledeş, Benin, Botswana, Dominik, El Salvador, Ekvador, Endonezya, Estonya, Filipinler, Gana, Guatamela, Güney Kore, Guyana, Güney Afrika Birliği, Hırvatistan, Hindistan, Honduras, Honkonk, Karadağ, Kostarika, Letonya, Lesotho, Litvanya, Lübnan, Malavi, Malezya, Mali, Mekadonya, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Namibya, Panama, Papua Yeni Gine, Sırbistan, Singapur, Srilanka, Surinam, Tayland, Tayvan, Ukrayna…

Demokrasinin tartışma konusu olmadığı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerini, Avustralya ve yeni Zelanda gibi ülkeleri, Bolivya ve Venezuala dışında Güney Amerika ülkelerini hiç saymıyorum.
Neyse ki,  Nikaragua, Zambia, Tanzanya ve Uganda’nın biraz önündeyiz.

1876’da Osmanlı İmparatorluğu’nda parlamenter rejime geçildiğinde bu ülkelerden birçoğu henüz keşfedilmemişti; 1908’de çok partili hayata geçildiğinde de bu ülkelerden çok azı bağımsız devletti. Atatürk 1923’te Türkiye’de Cumhuriyeti ilan ettiğinde de bu devletlerin pek çoğu sömürge valileri tarafından yönetiliyordu.

Türkiye’nin tek demokratik Müslüman ülke olduğu bizden başka kimsenin inanmadığı bir yalan… Economist’in değerlendirmesine göre Müslüman ülkelerden Endonezya, Malezya, Mali, Lübnan, Arnavutluk ve Bengaledeş’te demokrasi Türkiye’den daha ileri… Evet, Bengaledeşte demokrasi Türkiye’den daha ileri. Bir ara Malezya olmaktan korkuyorduk, meğer Malezya’da da demokrasi Türkiye’den ileri imiş.

Freedomhouse’ın her yıl bütün dünya ülkelerini dikkate alarak yaptığı değerlendirmede de Türkiye yarı-demokrat ülkeler arasında…

Meğer Onlar da Demokrasi İstiyorlarmış

Freedomhouse bu değerlendirmeleri AKP iktidarı öncesi de yapıyordu. Türkiye’nin ilerici güçleri bu değerlendirmeleri önemsemiyorlardı, kasıtlı Türkiye karşıtlığı olarak değerlendiriyorlardı. Onlar, AKP iktidara gelene kadar Türkiye’nin “laik, demokratik bir hukuk devleti” olduğundan emindiler. Türkiye İslam ülkeleri içinde tek demokratik devletti.

Halkın AKP’yi iktidara getirmesi ve 28 Şubat sürecinin tavsaması ile birlikte, Türkiyenin demokratlığından kuşku duymaya başladılar. Bu sebeble Economist’in son değerlendirmesini bayağı önemsediler.

Economist’ın son değerlendirmesini ele alan eski AİHM yargıcı Rıza Türmen (Milliyet, 24.12.2010), “Türkiye’de secimler serbest yapılıyor. Sorun bundan sonra başlıyor. Siyasal katılım, özgürlükler notu kırık. Özgürlükler notu sürekli düşüyor. Demokrasi kültürü notu ise çok düşük… / Ankara’da, Aydın’da içkili lokantalarda çocuklar aileleriyle otururken içeri polis giriyor. Çocuklar hakkında zabıt tutuyor… / Başbakan’ı protesto etmek yasak… / Yargıtay Başsavcılığı DTK ile BDP arasındaki bağı araştırıyor. Böyle bir bağ bulursa, BDP’yi kapatma davası açacak…” diyor.

Türkiye’nin demokrasi notunun düşük olmasına Vatan gazetesinden Mustafa Mutlu’nun da canı çok sıkılmış. Askerlerin sivil yönetimlere verdikleri muhtıralara destek veren, İç Hizmet kanununa göre askerlerin sivil yönetimlere müdahale hakkı olduğunu iddia eden Mustafa Mutlu “Demokrasi masalmış… Bizimkinin tam adı baskıcı demokrasiymiş” diyor (16.12.2010).

Cumhurbaşkanının ve Başbakanın hanımıyla bir ordu evine giremediği, protokolde generallerin bakanlardan ve milletvekillerinden önde geldiği, Milli Savunma Bakanı’nın Genelkurmay Başkanının arkasında durduğu, belediye başkanlarının garnizon komutanları tarafından azarlandığı bir ülkede, Türümen ve Mutlu nasıl bir demokrasi bekliyorlardı acaba!

Türümen ve Mutlu’nun demokrasi konusunda gösterdiği bu duyarlılık beni şaşırttı. Ben Türümen ve Mutlu’nun, 28 Şubat’ta tanklar sokaklarda yürürken, Genelkurmay Başkanları hükümetlere muhtıralar verirken, sivller askeri mahkemelerde yargılanırken, Savcılara yargıçlara Genelkrmayda brifigler verilirken, fikirleri hoşa gitmeyen yazarlara karşı andıçlar hazırlanırken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıları seçimlerden birinci çıkan partiler hakkında kapatma davaları açarken, Meclis’in Cumhurbaşkanını seçmesini engellemek için 367 kararları alınırken, 27 Nisan, 14 Aralık bildirileri yayınlanırken, halkın oylarıyla seçilmiş milletv ekili başörtüsü sebebiyle Meclis’ten atılırken hiç tepki gösterdiklerini duymamıştım.

Rıza Türümen’in içkili lokantalarda ailesyle birlikte oturanlara yapılan tacize karşı gösterdiği tepkiye benzer bir tepkiyi başörtülü öğrencilere karşı yapılan baskıya karşı gösterdiğini de görmemiştik. Rıza Türümen’in terör örgütünün siyasi temsicisi gibi hareket eden BDP’ye açılan davalara karşı gösterdiği duyarlılığı da, RP, FP ve AKP’ye karşı açılan davalarda da görmemiştik

AKP’nin Demokrasi Karnesi

“Freedomhouse” her yıl Birleşmiş Milletlere üye olan bütün ülkelerdeki demokratik gelişmeleri tek tek inceleyerek bir değerlendirme yapıyor ve bir rapor yayınlıyor. İnceleme sonuçlarına göre her ülkeye 2 ana katagoride ( politik haklar ve sivil özgürlükler) demokrasi puanı veriyor. En iyi puan 1-1, en kötü puan da 7-7; mesela bu yılki değerlendirmede İsveç’in puanı 1-1, Kuzey Kore’nin puanı da 7-7. Bu puanlamada 1-1 ile 2-3 veya 3-2 arasında puan alanlar “özgür”, 3-3 ile 5-5 arasında puan alanlar “kısmen özgür”, 5-6 veya 6-5 ile 7-7 arasında puan alanlar da  “özgür olmayan” ülke olarak değerlendiriliyor.

“Freedomhouse” un değerlendirmelerine göre Türkiye’ni son 10 yıllık demokrasi karnesi aşağıdaki gibidir (ilk rakam politik haklar, ikinci rakam sivil özgürlükler için): 2001: 4-5, 2002: 3-4, 2003: 3-4, 2004: 3-3, 2005: 3-3, 2006: 3-3, 2007: 3-3, 2008: 3-3, 2009: 3-3, 2010: 3-3.

Türkiye’nin durumu AKP iktidarı döneminde “politik haklar” konusunda bir puan ve “sivil özgürlükler” konusunda 2 puan yükseltilmiş; bunun sebebi de Kasım 2002’de yapılan serbest seçimle iktidarın değişmesi ve bir kısım vatandaşlara bazı kültürel hakların verilmesi… Aslında Türkiye’nin özgürlük notunun bu şekilde düzeltilmesi haklı bir düzeltme değil, çünkü seçimle iktidarın değişmesi ve 2002 seçimlerinden sivil bir iktidarın çıkması Türkiye’nin demokratikleşmesine önemli bir katkıda bulunmuş değil; tersine milli iradeye yapılan müdahaleler daha da artmış ve siyasi iktidar bu müdahalelere karşı önemli bir direnç gösterememiştir.

Freedomhouse’ın değerlendirmelerine göre, Türkiye demokrasinin sınırında… Ufak bir gayretle “özgür” ülkeler arasına girebilir. AKP iktidarı 8 yılı bu sınırda geçirdi, Türkiye’yi  “özgür” ülkeler arasına sokacak adımı atamadı. Economist’in yukarda adı geçen değerlendirmesine göre de, Türkiye iki yıl öncesine oranla belirlenen kategorilerde sadece yüzde 0.04 oranında ilerleme kaydetmiş.

Türkiye’de askeri muhtıralar dönemi bitmedi. 17 Aralık’ta Genelkurmay yine bir bildiri yayınladı. Buna göre, “TSK Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü ülkenin bölünmezliğini Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecek”miş.

Demokraside böyle bir şey kabul edilemez . Bu konuların hiç birinde asker kendiliğinden karar verme yetkisine sahip değildir, sadece sivil yönetimin emrinde sorumluluk alabilr. Böyle bir muhtıranın verildiği bir ülkede elbette demokrasiden bahsedilemez. Elbette Economist’in değerlendirmesi doğrudur, Türkiyenin demokrasisi üçüncü sınıf bir demokrasidir. Elbette 8 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP iktidarı da bundan sorumludur.

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et