Tehditleri nasıl engelleriz?

Suriye’de 2011 yılında rejim aleyhtarı gösteriler başladığından beri Türkiye-Suriye ilişkileri hızlı bir şekilde değişti. Olayların ilk günlerinde Türkiye ile Suriye arasında karşılıklı işbirliği çalışmaları hız kazanmaktaydı. Suriye bir kan gölü haline gelince iki ülke arasındaki gerilim arttı ve ilişkiler giderek olumsuz bir görüntü sergiledi. Sonunda Suriye rejiminin kendi halkına acımasızlığı karşısında Türkiye tepkisini gösterdi ve Esad rejiminin sonlanması görüşünü destekledi.

O günden günümüze kadar geçen sürede Türkiye’nin Suriye hakkında benimsediği politikalar desteklenebilir ya da eleştirilebilir. Ancak Suriye’deki gelişmelerin hem uluslararası alanda hem de ülke içinde çeşitli olumsuz yansımaları olduğu konusunda bir görüş birliği olduğunu söyleyebiliriz.

Bu olumsuz yansımalardan ilki Türkiye’nin ABD ve Rusya ile ilişkilerinin içine girdiği durumdur. Türkiye’nin stratejik ortağı ABD ile belli konularda görüş ayrılığına düşmüş olmasının ve Rusya ile ilişkilerin çok ciddi bir darbe almasının temelinde Suriye meselesi yatmaktadır.

Suriye’nin doğrudan etkilediği bir başka konu ise Çözüm Sürecidir. Suriye’deki gelişmeler karşısına yeni fırsatlar ortaya çıktığını düşünen PKK uluslararası ilişkileri de kullanarak bu ülkenin Kuzeyinde bir bölgeyi kontrol etme hedefine yöneldi. Bu hedef çözüm sürecinin sonlandırılması pahasına gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Suriye’nin Türkiye üzerindeki üçüncü önemli etkisi iki buçuk milyonu aşan bir mülteci kitlesinin savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınmış olmasıdır. Bölgedeki gelişmelere bağlı olarak yüzbinlerce yeni mülteci Türkiye sınırına hareketlenebilir. Bu kadar fazla bir nüfusun yaratacağı ekonomik ve sosyal sorunlar önümüzdeki yılların gündemi oluşturmaya şimdiden aday.

Suriye meselesinin son önemli etkisini yakın geçmişte hissetmeye başladık. Geçen yıldan bu yana gerçekleşen canlı bomba saldırılarının tümü Suriye kökenli planlara ya da kişilere dayanıyor. Bu eylemlerin sonuncusu Çarşamba günü Ankara’da 28 canı aramızdan aldı.

Türkiye’de siyasi iktidarın önümüzdeki dönemde yapması gereken Suriye’deki kaotik durumun ülkemize yönelik etkilerini asgariye indirecek yeni ve etkili politikaların geliştirilmesi olmalıdır.

Hükümet bir yandan uluslararası ilişkilerde bir yandan da iç politikada daha fazla diyalog geliştirmeye özen göstermelidir. Güvenlik önlemleri ve müdahaleleri kaçınılmaz olarak başvurulacak araçlardır. Ancak bu araçların etkisi sınırlıdır ve tek başlarına Türkiye’yi kendisine yönelik tehditlerden koruyamazlar. Gereklidirler ama yeterli değillerdir.

Son bombalamadan sonra üç siyasi partinin ortak bir açıklama yapabilmiş olması önemlidir. Ama yapılması gerekenlerin çok küçük bir kısmıdır. Olaylar olup bittikten sonra üzüntüde ortaklaşmak dışında siyasi aktörlerin ve sivil toplumun sürekli iletişim içinde oldukları, yasama organının ve diğer tüm ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla oluşturulacak geniş tabanlın diyalog mekanizmaları toplum içi kutuplaşmanın azaltılmasına, geniş destek bulan politikaların oluşturulmasına hizmet edebilir. Dünyaya demokrasisi güçlü ve uzlaşıya dayalı kararlar verebilen bir toplum görüntüsü vermek tüm uluslararası siyasi aktörlerin Türkiye’ye olan tutumunu derinden etkileyecektir.

Bu zor günlerde iktidar partisi ile muhalefet partilerinin yakınlaşması, birlikte çalışmaları, temel konularda uzlaşmaları acil ihtiyaçtır. İktidar partisi davetkâr, muhalefet partileri yapıcı, sivil toplum katılımcı olmadıkça gerçekten güçlü bir irademiz olduğundan bahsedemeyiz.

Yeni Yüzyıl, 19.02.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/tehditleri-nasil-engelleriz-1375

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et