Seçim Yasağı

Cumhuriyet Halk Partisi’nden İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Yüksek Seçim Kuruluna başvurarak “Haydi Bismillah” adlı seçim şarkısının yasaklamasını istedi. Yüksek Seçim Kurulu talebi kabul ederek şarkının seçim kampanyasında Ak Parti tarafından kullanılmayacağına, yazılı görsel medyada ve sosyal medyada yayınlanamayacağına karar verdi. Kısaca yasakladı. Buraya kadar olanlar zaten yeterince problemli, yasak ne ifade hürriyetiyle ne de demokrasiyle bağdaşır. Konu ile ilgili görüşü sorulan Kemal Kılıçdaroğlu, yasağı savunarak şu değerli izahatı yaptı:  Politikacılara din ile siyaseti birbirine karıştırmamaları çağrısı yaparak, “Öğrendiğim ilk şeylerden birisi sofraya otururken rahmetli babam annem ‘bismillah deyin çocuklar’ derdi. Biz ibadeti Allah için yaparız, siyaset için yapmayız. Herkesin buna özen göstermesi lazım. İnançlar, din siyaset konusu olmaz. O insanların manevi dünyasının bir zenginliğidir. Benim bu konudaki düşüncem bu kadar açık, bu kadar net. diye konuştu. Yani Kılıçdaroğlu ayaküstü, ideal Müslümanlığı, ideal din-siyaset ilişkisini, ideal ibadet şeklini ve kısaca makbul yurttaşı tanımladı.  Bu kısa açıklama Cumhuriyet Halk Partisinin tarihi hatalarından hiç ders almadığının tipik göstergesi olarak tarihe geçti.

Kılıçdaroğlu’nun yukarıdaki izahatında çok şeyler var. İlk olarak dindar bir vatandaş nasıl davranmalı, dindarlığını nasıl yaşamalı? Sorunlarıyla boğuşuyorsanız, bütün bu sorulara cevap verilmiş bu cevap eski tanıdık bir durumu anlatıyor: İbadetler, zikirler gizli olmalı, öyle bir bakışta kişinin dindarlığına dair bir emare görülmemeli… Hatırlayacağımız gibi başörtüsü tartışmalarında da CHP’den benzer bir anlayış yayılmıştı. Buna göre başörtüsü “gelenek gereğince, öylesine örtülüyor, başörtüsü Anadolu’daki annelerimizin ninelerimizin taktığı modelde kullanılmalı”ydı. Kılıçdaroğlu’nun dindarlık ölçüleri belli, buna uygun bir dindarlık ve kamusallık olmalı zat-ı âlileri bu kadarına izin veriyor. İkinci nokta ise din siyaset ilişkisine ilişkin bakış. Bu bakışta dini söylemleri doğru bulmuyor kendileri. Ya Ak Parti’nin adayları bir mekâna girince “Selamun aleykum” derlerse sanırım bu da uygun olmaz ne de olsa Allah selamı ortak değer. Ama CHP’nin adayları “günaydın”, “tünaydın” gibi seküler temaları rahatlıkla kullanabilirler. Bu durumda ortak dini değerlerimiz erozyona uğramaz. Üçüncü nokta ise, tüm konuşmasında esasen ideal yurttaşı tanımlama, ideal yurttaşı tasarlama gayesi ile hareket edildiğini görüyoruz. Bu tabloda bizim için yeni bir şey yok. CHP kuruluşundan itibaren tüm enerjisini “ideal yurttaşı” tasarlamaya ayırmıştır. Bunun için eğitim, devlet, vesayet kurumları hatta demokrasi birer araç olarak kullanılmıştır. Yaratılan yurttaş tipi tıpkı Kılıçdaroğlu’nun Avrupa seyahati öncesinde savunduğu yasağın içine yerleştirdiği gibidir. Olası bir CHP iktidarındaki yaşam biçiminizi merak edenlere yukarıdaki italik satırları dikkatlice okumalarını salık veririm.

Bu seçim yasağı, bir seçim dönemindeki bir yasaktan çok daha ötesi bir sonuç ortaya çıkardı. Türkiye’de yaşayan ve yaşacak tüm insanların en iyi yaşam biçimini, en iyi dindarlığı CHP keşfetmiştir, bizlerden istenen Kılıçdaroğlu’nun çizdiği sınırlar ve ilkeler çerçevesinde davranmamız, makbul insan olmak için çaba sarf etmemizdir. Ancak unutulan şey; bu kalıplara sığacak bir toplum artık yok! Birisi bu gerçeği CHP’nin akıl hocalarına söylesin.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et