Rus etkisi

Rusya modern Türkiye’nin şekillenmesine en fazla etki eden dış güçtür. İki yüzyıllık tarihimizde gerek Osmanlı Devletinin gerekse Türkiye Cumhuriyetinin sadece uluslararası politik durumunu değil iç şekillenmesini anlamamızın temel anahtarlarından biridir Rusya.

Ruslarla olan ilişkilerimiz daha eskilere gitmekle birlikte günümüze yönelik etkileri bakımından ilk önemli olay Kırım Savaşıdır. Kırım Savaşı sonucunda Rusya Birleşik Krallık ve Fransa desteği ile geriletilmişse de oldukça pahalıya mal olan savaş Osmanlı’nın borçlarını inanılmaz düzeyde artırmıştır. Duyun-u Umumiye teşkilatının kurulmasına giden borçlanmalar 1854 yılında başlamıştır. Bu tarihten sonra uzun yıllar sürecek olan borç yükü ekonomik dengeleri alt üst etmiştir.

Kırım Savaşı sonrasında Islahat Fermanı ile Müslüman olmayan tebaanın eşitliğini sağlayan düzenlemeler yapılmış, Paris antlaşması ile Osmanlı devleti Avrupa devletler ailesine kabul edilmiştir. Avrupalı devlet vasfının en önemli hukuki dayanaklarından biridir bu antlaşma.

93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ilk Osmanlı Anayasası olan 1876 Anayasasının yolunu açtığı meşruti monarşinin askıya alınmasına neden olmuştur. Her iki taraf önemli insani ve maddi kayıplar vermişler, destek alabilmek amacıyla Kıbrıs adası Birleşik Krallığa terk edilmiştir.

Birinci Dünya Savaşında Rusya ve Osmanlı Devleti ayrı kamplarda yer almış, açılan Kafkas cephesinde savaşın tüm acıları yaşanmıştır. Ancak 1917 Devrimini yaşayan Rusya’da Kurulan Sovyetler Birliği ile bağımsızlık savaşına girişen Türkiye karşılıklı olarak birbirlerine yardımcı olmuşlardır.

Kurtuluş Savaşı’nın başarısında katkıları olan Sovyetler İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945’den itibaren bir tehdit olmaya başlamıştır. Kendisini büyük bir gücün komşusu olarak yalnız hisseden Türkiye Batı’ya yönelmiş yeni kurulan NATO’ya üye olmuş, Avrupa Konseyi kuruluş çalışmalarında rol oynamış, “Batı Kampı” üyesi olabilmek için çok partili siyasi yaşama geçiş yapmıştır.

50’lerle birlikte başlayan Soğuk Savaş Türkiye’yi Batı’nın ileri karakolu konumuna sürüklemiş, Batı, Türkiye’deki demokrasiden çok istikrarı önemsemeye başlamıştır. Bu nedenle demokrasiye geçişten hoşlanmayan devlet elitlerinin vesayetçi bir sistem kurmalarına göz yummuş, iki askeri darbe ile bir muhtıraya tepki göstermemiştir. Soğuk Savaş Türkiye’de hem demokrasinin hem de iktisadi gelişimin önünde bir engel olarak yükselmiştir. Türkiye ancak Soğuk Savaşın sona ermesi ile birlikte giydiği deli gömleğinden kurtulabilmiştir.

Rusya, anayasal gelişmelerden, demokrasinin oluşumuna, bağımsızlık mücadelesinden, vesayet sistemine, darbelerden, iktisadi bunalımlara kadar Türkiye’nin kaderini belirleyen çoğu önemli gelişmenin doğrudan ya da dolaylı aktörü olan bir komşu ülke oldu bugüne kadar.

Rusya, 2014 yılında Kırım’ın işgali ile birlikte Karadeniz ve Ortadoğu bölgesinde kendi askeri varlığına dayalı bir aktif siyaset içine girdi. Bu siyasetin unsurlarından biri de İran ile birlikte hareket etmesidir.

Bir Rus askeri uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirmiştir. Ancak son iki yıldaki gelişmeler Rusya’nın çok daha uzun erimli bir siyaset değişikliğine soyunduğuna işaret ediyor. Bu durum Türkiye’yi etkileyebilecek çok sayıda alanda fırsat ve tehditler oluşturuyor.

Türkiye’nin Rus etkisinden fırsatları artıracak şekilde yararlanması mevcut durumu pasif bir aktör haline düşmeksizin, gereksiz sürtüşme ve çatışmadan kaçınan bir akılla yönetmesine bağlı.

Yeni Yüzyıl, 08.12.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/rus-etkisi-368

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et