Liberal perspektiften kronik sorunlara bakış

Özgürlük birçok kimse tarafından inanılan ve savunulan bir değer olmakla beraber, özgürlükçülük herkesin kolayca geliştirebileceği ve benimseyebileceği bir felsefî-ideolojik pozisyon olmaktan hayli uzak.

Bu yüzden, belli bir alanda hararetle özgürlüğü savunan kimselerin iş başka bazı alanlara gelince radikal özgürlük karşıtına dönüşmeleri ender karşılaşılmayan bir durum. Bu tespit, özgürlüğü temel insanî değer olarak kabul eden liberal düşünceyi benimsediğini açıkça ilan eden bazı kimseler için bile geçerli.

Tutarlı ve sağlıklı bir özgürlükçü (liberal) pozisyonun ne olduğunu Türkiye’nin bir yandan kronikleşmiş diğer yandan iyice sembolikleşmiş üç sorunu çerçevesinde anlamaya çalışmak mümkün: Başörtüsü, din dersleri–cemevleri ve Kürtçe eğitim. Bu sorunların her biri, ilk bakışta sadece belli toplum kesimlerini ilgilendiriyor görünse de, genel özgürlük problemiyle ilgili.

Başörtüsü (veya türban, fark etmez) sorunu üzerine çok şey yazdım ve söyledim. Burada onları tekrar etmek yerine birkaç noktanın altını çizmek istiyorum. Üniversitede okuyan kız öğrencilere (yakın zamanlara kadar) uygulanan yasak sadece ahlâk ve akıl dışı değildi, aynı zamanda hukuka aykırıydı. Cari hukuk düzeninde üniversite öğrencilerine başörtüsünü yasaklayan bir kanun yok. Dolayısıyla yasak, keyfî ve zorbalık ürünü. Başörtülü kızları üniversiteye almamak pozitif hukuka göre bir suç ve bunu yapanlar ceza yargılamasına muhatap tutulabilir. Yani öğrencilerin eğitim haklarını ihlâlden yargılanabilir. Yıllarca önce bunu dile getirdiğimde bana ateş püskürenler, sürecin bu istikâmette ilerlediğini gördükçe ne düşünüyor acaba?

Başörtüsü yasağı sadece üniversitelerde uygulanmıyor, çok daha yaygın, dolayısıyla sorunun üniversitelerde çözülmesi yetmez. Kadınlar başörtülü olarak iş hayatına da girme ve kamuda çalışma hakkına sahip. Yani başörtülü kadın doktor, mühendis, avukat, hâkim, öğretmen, polis ve asker de olabilir. Bunu engellemek için ileri sürülen bütün argümanlar ben ve başka arkadaşlar tarafından zamanında çürütüldü. İsteyenler internet ortamında ilgili yazıları bulabilir. İlkokul öğrencileri açısından ise durum şudur: Bir veli, kızının okula başörtüsü ile gitmesini istiyorsa, bunu yapmaya hakkı vardır. Kısaca, ilkokullarda kız öğrencilerin başörtüsü takıp takmayacağı kendilerinin ve velilerinin isteğine, reşit öğrencilerin yaşadığı lise ve üniversitelerde ise öğrencilerin kendi tercihlerine bağlı olmak zorundadır.

Din dersleri ve cemevleri meselesinde de, liberal bir perspektif benimseniyorsa, serbestlik ve insanların talepleri esastır. Alevi vatandaşlar çocuklarının din dersi almasını istemiyorsa, bu talebe saygı duymak ve gereğini ifade etmek liberal demokraside devletin görevi. Dersin adı ve içeriğiyle ilgili tartışmalar yersiz ve anlamsız. Mühim olan sadece resmî ve fiilî durumun ne olduğu değil, aynı zamanda vatandaşın algılamasının ne olduğu. Aleviler bu dersten rahatsız. Haklılıklarını ispat için gerekçe getirmeye zorlanmaları yanlış. Alevi ailelerin çocuklarını bu dersten muaf tutmak insan haklarının gereği.

Burada önemli nokta, bir tarafın haklı talebinin diğer bir tarafın hakkı pahasına yerine getirilmemesi. Şimdiye kadar Sünniler bir anlamda Aleviler pahasına çocuklarına din dersi aldırdı veya böyle olmasına itiraz etmedi. Şimdi tablo tersine dönerse bir şey değişmemiş olacak. Bu yüzden, bana göre, en iyisi, din derslerini devlet okullarından kaldırıp tamamen topluma, dinî gruplara bırakmak ve bu süreçte isteyen her kesimin kamusal kaynak ve imkânlardan ayrımsız yararlanmasını sağlamak. Başka bir deyişle, dinî eğitimi isteyen ve önemseyen toplum gruplarını da rahatlatmak ve Alevilerin taleplerini bu grupların aleyhine olacak düzenlemelerle hayata geçirme hatasına düşmemek.

Alevilerin diğer bir sorunu olan cemevlerinin statüsü meselesi de eşit vatandaşlık ilkesine göre çözüme kavuşturulmalı. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmeli. İslam’da tek ibadethane bulunduğu ve cemevlerinin kültürevi olduğu görüşü konuyla ilgisiz. Bu teolojik bir tartışma. Aleviler ve Sünniler kendi içlerinde ve aralarında bunu tartışabilir, ama cemevinin ibadethane olmadığı kararını siyasî otorite veremez.

Kürtçe eğitimde de tutarlı liberal perspektif özgürlüğü esas alır. Diller insanın kimliğinin belki de en önemli parçası. Her insan bir dil içine doğar, onu ana kucağında öğrenir. Anadilin konuşulmasını engellemek bir zulüm ve bir konuşmamda dediğim gibi, dillerin insanlar üzerinden asıl sahibi olan Tanrı’ya isyan. Anadili konuşma hakkı doğal hakların (hayat, hürriyet, mülkiyet) bir yansıması, anadilde eğitim ise bir sivil hak. Her demokrasinin buna ilişkin taleplere saygı göstermesi gerekir. Kısaca, Kürtçe eğitim olabilir mi olamaz mı tartışması tutarlı bir liberal için anlamsız. Onun için tartışılabilecek tek şey, eğitimin nerede ve nasıl olacağıyla ilgili teknik teferruattır.

Başörtüsü, din eğitimi–cemevleri ve Kürtçe eğitim konusunda yukarıda tasvir ettiğim liberal perspektife “kamu düzenini koruma”, “bölünme tehlikesi” gibi argümanlarla itiraz edilebilir. Adil şartlar altında yapılacak bir fikir tartışmasında felsefî liberalin bu karşı argümanları çürütmesi pek zor olmaz. Kanun düzeni denilen şey, insanlardan bağımsız, insanlardan evvel ve insanlara üstün bir ilişkiler düzeni değildir. Liberal, düzenin insanı değil, hak sahibi özne olarak insanın düzeni şekillendirmesini bekler. Bir kamu düzeni, zaten, temel hak ve özgürlüklerimizle ilgili taleplerimizi engelliyorsa, korumaya ve saygı göstermeye değer bir düzen olamaz. “Bölünme tehlikesi” için de aynı şey söylenebilir. Bölünmeme bütün hak ve özgürlüklerimizden veya onların bizim için önemli parçalarından vazgeçmemizi, yani biz olmaktan çıkmamızı istiyorsa, bölünmek daha iyi olabilir. Hak ve özgürlükleri belli toplum kesimleri açısından devamlı tırpanlayan, bastıran bir siyasî birim, toplumu eninde sonunda sosyolojik olarak böler. Zamanında önü alınmazsa, yani siyasî sistem ıslah ve tamir edilmezse bu toplumsal bölünme kaçınılmaz olarak siyasî sistemi çatlatır. Dolayısıyla, bölünmeden gerçekten korkanların hak ve özgürlüklere saygı gösteren bir siyasî sistemin en hararetli taraftarı olması gerekir.

Özgürlükçü olmak zor, ama bir defa bunu başarınca her probleme ilkeli ve âdil yaklaşmak, tutarlı ve istikrarlı olmak da aynı derecede kolay.

Zaman, 12.10.2010

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et