Kurultaydan ‘yeni CHP’ çıkar mı?

Hatırlanacağı gibi, pek alışıldık olmayan bir yoldan da olsa Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye genel başkan olması, henüz liderliğini pekiştirmediği aşamada bile kamuoyunda olumlu bir hava yaratmış, birçoklarınca bu olay partide sahici bir dönüşümün başlayacağının işareti olarak görülmüştü.
Baykal-Sav ikilisinin tipik temsilcisi oldukları geleneksel “CHP kimliği”ni değiştireceği düşünülen yeni genel başkan Kılıçdaroğlu eğer bugün yapılacak olan olağanüstü Kurultay’da parti içi güç dengesini kendisinden yana değiştirebilirse, bu elbette önemli bir kazanım olur. Şu var ki, Kılıçdaroğlu’nun bu değişiklik iradesinin partinin geleneksel ideolojisini de kapsayacak kadar ileri gidip gitmeyeceği halâ bilinmiyor.

Bu belirsizliğin de katkısıyla, Kılıçdaroğlu’nun “yeni” CHP’si yakın zamanlara kadar “ana akım” olarak nitelenen medyanın ve bir kısım “lâik demokrat” aydının desteğini celbetmeyi başardı. Esasen, AKP karşısında güçlü bir alternatifin ortaya çıkmasına ümit bağlamış görünen söz konusu medya grubunun CHP’nin ideolojisini değiştirmesi gibi bir beklentisi yoktu. Bunlar tam tersine, geleneksel ideolojisinden taviz vermeden ama kimi “vitrin” düzenlemelerinin yardımıyla partinin bir imaj değişikliğine gitmesinin yeterli olduğunu düşünüyorlar. Yani, lâikçi-çağdaşçı medya Kılıçdaroğlu’dan CHP’yi sahici anlamda değiştirmeyi ne istiyor ne de bekliyor. Onun için, ortada ciddi bir değişim veya sahiden “yeni” bir CHP olmasa bile, bu kesim AKP karşıtlığı uğruna öyle bir şey varmış gibi göstermeye dünden razıdır.

“Yeni CHP”ye verilen aydın desteğine gelince: İktidar alternatifi olabilmesi -en azından AKP’yi dengeleyebilecek güçlü bir aktör haline gelebilmesi- için CHP’nin değişmesinin zorunlu olduğunun farkında olmakla beraber, içlerindeki “demokratlık” iddiasında sahici olanlar da dahil olmak üzere bunlar da değişimin “lâik orta sınıflar”ın ideolojik hassasiyetlerini rahatsız etmeyecek boyutlarda tutulmasından yanalar. Esasen, bu aydınlar da, kimi “aşırı” uygulamaları dışında Cumhuriyetçi modernleşme projesinin ve onun arkasındaki değerlerin esasta doğru olduğuna inanmaya devam ediyor ve bu projeyle Türkiye’nin bugünkü demokratik değişim ihtiyacı arasında herhangi bir bağdaşmazlık olmadığını düşünüyorlar. Bu kanaatleri yüzünden “lâik demokratlar” bugünkü CHP’nin “yeni” olma iddiası konusunda bir hayli iyimser görünüyorlar.

CHP’nin kendisini “yeni Türkiye”nin ve değişen dünyanın şartlarına uydurma arayışı içine girmesi -gerçekten böyle bir şey varsa- elbette iyidir ama, bu intibakı sahiden gerçekleştirmek de fevkalâde zordur. Çünkü, böyle bir değişim, her şeyden önce partinin eski(miş) ideolojik referansını terk etmesini gerektirmektedir. Tek-parti “Cumhuriyeti”nin değerlerini savunmaya devam ederek ne Türkiye toplumunun bugünkü çoğulculuğunun gereklerine cevap vermek ne de demokratik bir Türkiye hedefiyle uyumlu bir siyasi tasavvur geliştirmek mümkündür. Bu arada, tek parti Cumhuriyetinin otoriter modernleşmeciliği ile demokratik değişimin gereklerini birbirini tamamlayan aşamalar olarak görmek de bana hiç ikna edici gelmiyor.

Bu işin zorluğunun başka bir nedeni de, böyle bir ideolojik değişimin CHP tabanının büyük bir kısmı tarafından kabul edilmesinin imkânsızlığı gerçeğidir. Onun için, bana öyle geliyor ki, bırakınız geleneksel ideolojisinden vazgeçmesini, “yeni CHP”nin bugüne kadar izlediği siyasetlerde milliyetçilik ve lâikçilikten uzaklaşma yönünde yapacağı kısmi değişiklikler bile ona neredeyse kazandırdığı kadar seçmen kaybettirebilir. Sanmıyorum ki, CHP’nin arkasındaki medya desteği bile bu durumu çok fazla değiştirebilsin.

Star, 18.12.2010
 

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et