Küçük şeyler ve hayatımız -5: Sırt çantası zulmü

Bu yazı serisinde en başta ele aldığım konulardan biri, sırt çantası kullananların bilerek veya bilmeyerek diğer insanlara verdiği zararlardı. İlk bakışta komik gibi görünen ama şimdiye kadar konuştuğum hiç kimsenin varlığına itiraz edemediği bu problem hakkında daha önce şöyle yazmıştım:

“Sırt çantasıyla başım misafirlikte karşılaşılan ikram baskısından daha çok dertte, çünkü arada sırada dostlara misafir olurken sırt çantasıyla hemen her gün karşılaşıyorum, karşılaşıyoruz. Sırt çantası özellikle gençlerin çok sevdiği bir çanta türü. İnsana taşıma kolaylığı sağladığı da açık. Ne var ki, toplu taşıma araçlarında –otobüs, metro, tramvay, uçak- birilerinin sırt çantası rahatlığı, birilerinin muhatap olunan çantanın büyüklüğüyle oranlı ıstırabına dönüşebiliyor.

Sırt çantası taşıyanlar, ya çantaları arkada olduğu için diğer insanlara nasıl zarar verdiğini görmüyor ya da bunları önemsemiyor. Büyük sırt çantaları araçlarda iki kişilik yer işgal edilmesine sebep oluyor. Çantalı şahıs hızla ilerlerken çantası kenarda oturan veya dikilen insanlara darbeler indiriyor. Ani ve sert hareketlerle sağa sola dönüldüğünde darbelerin şiddeti artıyor. Çantalılar, sanki çantalarını kontrol etmek onların görevi değilmiş, çantalardan sakınmak başkalarına düşüyormuş gibi aldırmazlık veya kayıtsızlık içinde yoluna devam ediyor. Sırt çantalarını taşıtlara binerken indirip elimize almayı, taşıt içinde bir yerde dikilirken yerde ayaklarımızın arasında tutmayı akıl etmek çok mu zor? Başkaları, sırt çantalarının darbelerine tahammül etmeye mecbur mu?”.

Son uçak yolculuğumda koridor tarafında bir koltukta oturduğum için başım daha büyük dertteydi. Neden tüm eşyaları yanlarında seyahat etmekte olduğunu bir türlü anlayamadığım tipler, havayollarının müsaade ettiğinin en az iki katı büyüklüğündeki valizlerini hızla ve hışımla başka yolcuların önceden üst bagajlara yerleştirdiği eşyaların üstüne atmakla yetinmeyip sırt çantalarıyla da sağa sola darbeler indirerek ilerledi ve yerlerine oturdu. Davranışları adeta uçağın tek yolcusu hatta sahibi oldukları havasındaydı.

Benzer bir durum uçak inip park pozisyonuna geldiğinde de tekrarlandı. Aynı şahıslar, önce etraftakilere çarpıp çarpmadığına bakmaksızın hızla çantalarını sırtlarına attı. Sonra süratle bagajlara hamle yaptı. Birinin kocaman ve kirli sırt çantasının kafama çarpmasından son anda kurtuldum. Yüzüme darbe alsaydım hastanelik olabilirdim. Söz konusu kişiyi uyarmama rağmen özür bile dilemedi. Pis pis sırıttı.

Sırt çantası zulmünden nasıl kurtulacağız? Sanırım bu sorunu görmek ve dile getirmek ilk yapılması gereken şey. Sırt çantası taşırken dikkat edilmesi gereken şeylerin ortak yaşayışta uyulması gereken nezaket kuralları arasında yer alarak toplumsal kültüre yerleşmesi için çalışılmalı. Belki de televizyon kanallarında yayınlanan kamu spotlarından biri bu meseleye tahsis edilmeli. Bu spotta ortak alanlarda, başka insanların da bulunduğu ortamlarda sırt çantalarının nasıl kullanılması gerektiği görsel malzemelerle anlatılmalı. Bunlar yapılırsa sorunu tamamıyla çözemesek de epey hafifletebiliriz kanaatindeyim. Daha doğrusu böyle olmasını çok temenni ediyorum.

Yeni Yüzyıl, 17.01.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/kucuk-seyler-ve-hayatimiz-5-sirt-cantasi-zulmu-956

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et