Jet krizi ve Rus Ekonomik Yaptırımları

Tarihin ilk ekonomik yaptırımları M.Ö. 432 yılında Atina Devletinde Perikles tarafından çıkarılan “Megara Kararnamesi” idi. Megaralı tüccarlara Atina pazarlarının kapatılması gibi bir dizi ekonomik yaptırımı içeriyordu. Bu yaptırımlar Peloponnes Savaşının çıkmasını körüklemişti.

Modern zamanlarda ekonomik yaptırımlar devlet yönetiminde giderek daha önemli bir rol oynamaya başlamış, ülkelerin dış politikalarının sık kullanılan araçlarından biri haline gelmiştir. Uluslararası arenada ekonomik yaptırımların sayısı giderek artsa da etkinlikleri ve başarıları tartışmalıdır. Sözgelimi 1980’lerde Güney Afrika’ya yönelik yaptırımlar apartheid rejimini sona erdirmiştir ancak Amerikan yönetiminin Küba’ya uyguladığı ekonomik yaptırımlar Castro rejimini devirememiştir.

Gary C. Hufbauer ve Jeffrey J. Schott,  ekonomik yaptırımları inceledikleri kitaplarında 1914-2006 arasında ülkeler tarafından uygulanan 174 ekonomik yaptırımı ele almış ve bunlardan sadece yüzde 34’ünün etkin kabul edilebilir olduğunu ortaya koymuştur.  Yani ekonomik yaptırımlar çoğu zaman kendilerinden beklenen etkileri ortaya çıkarabilecek kadar etkin araçlar değil.

Rusya, geçtiğimiz hafta düşürülen savaş uçağı nedeniyle, Türkiye’ye turizm, enerji, ticaret, gıda ve inşaat alanlarında ekonomik yaptırımlara başladı. Uzmanlar yaptırımların Türkiye’nin yıllık ekonomik büyümesini yüzde 0,5 etkileyeceğini belirtiyorlar. Türkiye açısından belki de en olumsuz etki turizmde yaşanacak. 2014’de Rusya’dan 4,3 milyon turist geldi. Yasaklama kararıyla 2016’da Rusya’dan turist gelmemesi durumunda Türkiye yaklaşık 3 milyar dolarlık turizm gelirinden olacak. İlginçtir geçen hafta AB Türkiye’ye Suriyeli mülteciler için 3 milyar Euro (3,2 milyar dolar) finansal yardımda bulunacağını açıkladı.

Bu ticari savaşta Türkiye kadar, ekonomisi derin bir resesyona giren, Batı tarafından yalnızlaştırılan ve ekonomik yaptırımlarla çevrelenen Rusya’da etkilenecek. 2014’te Rusya 25,2 milyar dolar ile Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülke. Buna karşın Türkiye Rusya’ya 5,9 milyar dolarlık ihracat yapıyor. Türkiye’nin ihracatında 7. sıradaki ülke. Yani temelde Rusya ile Türkiye’nin ticareti 20 milyar dolar Rusya’ya kazanç sağlıyor. Rusya’nın 2015 federal bütçe açığı 35,5 milyar dolar. Türkiye’ye petrol ve doğal gaz ithalinde ağır yaptırımlar uygulaması Rusya’yı 16,5 milyar dolarlık bir enerji gelirinden edebilir. Bu bütçe açığını çok daha yüksek düzeylere taşıyabilir ve Rus mali sistemine hasar verebilir. Türk Akımı ve Akkuyu nükleer santrali yapımı da ( 20 milyar dolar) Rusya’ya zarar verebilecek büyüklükte. Artı şimdiden Rus turizmciler ve işadamları hükümetlerine rahatsızlıklarını dile getirmeye başladılar.

Oyun teorisi perspektifinden bakacak olursak bir ülkenin diğer bir ülkeye zarar vermek üzere ekonomik yaptırımlara girişmesi, hedef ülkenin de bundan etkilenmemek, daha az etkilenmek ve /ve ya karşı tarafın canını yakmak üzere karşı tedbirler geliştirmesini getirmektedir. Bu tür bir ticaret savaşında rasyonel stratejiler elinin daha güçlü olduğunu düşünen ülkenin oyununu bozabilir.

Aslında mademki oyun teorisi açısından bakıyoruz gerçek oyunun sadece ekonomik yaptırımlar olmayabileceğini,  ekonomik yaptırımların, çok daha büyük bir oyunun parçası olabileceğini de akıldan çıkarmamalıyız.

Nükleer silahların yok edici gücünün bu düzeyde olduğu bir dünyada savaşlar yerine ekonomik yaptırımların 21. Yüzyılın dış politika aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağı açık. Türkiye’ye düşen, ekonomisini bu durumlara daha hazır hale getirmek.

Yeni Yüzyıl, 02.12.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikYürekten Vurulmak
Sonraki İçerikTürkiye’ye muhalefet!

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,725TakipçilerTakip Et