İntihar Saldırılarının Nedenleri

Canlı Bombalar

10 Ekim 2015’te Ankara’da Barış mitinginde, yüzden fazla insanın ölümüne sebep olan  terör eylemi, 17 Şubat 2016’da Ankara’nın kalbindeki terör eylemi ve 13 Mart 2016 Ankara Kızılay intihar eylemi dikkatleri yine “canlı bombalara” çevirdi.

Önce şunu belirtelim ki; intihar saldırıları insanlık suçudur, zulümdür, vahşettir. Hiçbir gerekçe bu eylemleri meşru kılamaz.

İntihar saldırılarına gerekçe gösterilen ya da zemin hazırlayan nedenleri de görmeye çalışmamız gerekiyor. Tarihin her devrinde bu tarz eylemler olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Bize düşen bu eylemlerin sayısını minimuma indirmektir. Tamamen yok olması imkânsız görünüyor. Çünkü; insanlar arası, toplumlar arası ciddi eşitsizlikler, adaletsizlikler hep vardı ve var olacaktır… Ayrıca; gerek kendisini gerekse diğer canlıları yok etmek isteyen değişik ruh hallerine mensup insanlar da hep vardı ve var olmaya devam edeceklerdir.

İntihar saldırılarının nedenleri ve hedefleri

Bu eylemi planlayanlar, toplumları sarsmak, panik, korku dalgası yaratmak isterler.

Sarsıcı, şok edici eylemlerle gündemin başına otururlar.

Örgüt adlarını, amaçlarını bu vesileyle duyururlar.

Ne kadar davalarına inandıkları, gözlerinin çok kara oldukları mesajını verirler.

İstedikleri yapılmadığı takdirde, “benzeri eylemleri bekleyin” şüphesini, kaygısını yaşatırlar.

Sivil halk üzerinde korku-panik yaratarak, sivil toplum örgütlerinin hükümetler üzerinde baskı kurmasını hedeflerler.

Yabancı ülkelerin, eylem yapılan ülkelerdeki çıkarlarına da hizmet ederler.

Sarsıcı, büyük yankı uyandırıcı bu eylemleriyle ne kadar güçlü olduklarını; hem “uyarı” yaptıklarına, hem de kendi mensuplarına kanıtlamış olurlar.

Örgüt üyeleri için birer model oluşturmuş olurlar.

“Başarılarıyla” narsistik bir haz alıp, şiddetle beslenen benliklerini doyurmuş olurlar.

Kendilerine karşı olan topluluklara, ülkelere gözdağı vermiş olurlar.

Diğer yandan bu eylemlere zemin hazırlayan faktörleri de masaya yatırmak gerekiyor. Dikkat edilirse; dinî, mezhebî, etnik, kültürel hakları baskı altında olan ya da ülkeleri işgal edilen veya azılı diktatörlerin yönetimlerine karşı savaşan ülkelerin insanları intihar saldırılarını gerçekleştiriyor.

Türkiye’deki Kürt Sorunu, Ortadoğu’da Filistin odaklı Arap-İsrail çelişkisi, “Arap Baharı” sonrası oluşan yeni yönetimle, son yılların IŞID örgütü; ABD’nin yayılmacı, sömürgeci zihniyeti, Batı ülkelerinin Ortadoğu hesapları, gelişmiş ülkelerin, yoksullara yeterince destek olmayışları ve emperyalist zihniyet, maalesef, sosyo-ekonomik ve kültürel seviyesi düşük kesimleri şiddete sevk ediyor.

Kendilerini ifade edemeyen, engellenen, “başkası olmaya” zorlanan, hakları verilmeyen insanlar ve toplumlar her zaman şiddete eğilim gösterirler.

Diğer yandan İslam’ın, Taliban ve IŞID zihniyetince çarpıtılarak yorumlanması da, şiddet ve teröre dinî zemin oluşturuyor.

PKK gibi marksizmden beslenen örgütler için de şiddet, hedefe giderken kullanılması gereken “meşru” bir yoldur. Sivil veya asker gözetmeksizin terörü bir araç olarak kullanırlar…

Kültürel, sosyal- ekonomik yoksunluklar terörün yeşermesi için münbit alanlardır…

İntihar Eylemcilerinin Psiko-Sosyal Dinamikleri:

Eylemcilerin çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır.

Çoğunluğu ülkelerin dar gelirli, yoksul kesimindendir.

Birçoğu kalabalık nüfuslu ailelerden çıkmaktadır.

Ülkelerin  “zenci” kesimlerinden gelmektedir.

Bu gençlerin çoğunluğu telkine yatkın, kişilikleri yeterince gelişmemiştir.

Örgüt teorisyenlerinin, liderlerinin gözüne girmek için her şeyi yaparlar.

Örgütün kararlarına uymakla, “ölümsüzleşeceklerine” inandırılırlar.

Zayıf, güvensiz kişilikleri, örgütün, “dava”nın “ güçlü” kişiliğiyle  “hayat” bulur.

Yaşadığı kişilik bunalımı ya da geçirdiği ruhsal bir sorundan dolayı intihar etmeyi düşünen biri de “cihad”lara katılarak; ya da “ulusal kimlik” mücadelesi yolunda; öldürerek ve ölerek bu intihar dürtüsünü gerçekleştirmiş olur.

Dinî değerleri ya da başka değerleri intihar etmesine engelse, kişi; “haklı bir dava” uğrunda ölmeyi, yol olarak seçer. Örneğin, Çeçenistan’a, Afganistan’a, Irak’a gidebilir. Işid’e katılır, PKK ya katılabilir…

Bu gençlerin çocuklukları genelde problemlidir. Birçoğunda sevgi açlığı vardır.

Birçoğu özellikle baba dayağı ve şiddet görmüştür. Aşağılanmış ve hakarete uğramışlardır. Otoriteye olan kızgınlık ve isyan, onları şiddete yöneltebilir.

Bir kısmı, ağır fiziksel hastalığa duçar olmuştur. Ölümü yakındır. Canlı bombayla hem mukadder sonlarını gerçekleştirirler hem de “kahraman “olurlar.

Bir kısmı, çarpıtılan dinî referanslarla, cennete gideceklerine inandırılır. “Kısa yoldan”, mücadele etmeden, hazıra konmak isteyen kişilikler de canlı bomba olmaya yatkındır.

Ortadoğu coğrafyasına, gerçek manada demokrasi ve insan hakları uğramadıkça, canlı bombalar patlamaya devam edecektir. İnsanın değeri de istatistiklerden ibaret olacaktır.

Çözüm, insanî evrensel değerlerin İslam coğrafyasına hâkim kılınmasındadır.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et