Gerçeği ve yalnız gerçeği…

Köşe yazarlığının en zor yanlarından biri, aniden patlak veren önemli bir gelişme üzerine, olay henüz doğru dürüst açıklığa kavuşmamışken yorum yapmak zorunda kalmaktır.

Bugün öyle bir gün…

İstanbul’da sabaha karşı başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun 3 önemli bakanın oğullarına kadar uzanması konuyu herhangi bir operasyon olmaktan çıkarıp, ülkenin çok büyük bir siyasi deprem yaşaması ihtimalini de gündeme getiriyor.

Öyle ya, seçime üç ay kala, üç bakanı birden yolsuzluk soruşturmasına konu olan bir hükümet nasıl ayakta kalır; nasıl seçime hazırlanır?

Tabii, bu gibi durumlarda her zaman olan oldu. Operasyonun arkasındaki gücün kim olduğu, amacı ve zamanlaması, operasyonun kendisinin önüne geçti. Doğal olarak da konu hemen “Ak Parti-Cemaat” çatışmasına bağlandı. Daha şimdiden, bu operasyonun “Gülen Cemaati’nin hükümete yönelik bir hamlesi, dolayısıyla Cemaat-hükümet meydan muharebesinin yeni bir safhası” olduğu yönünde değerlendirmeler, soruşturmayı yürüten savcıların ilişkileri ve secereleri üzerine spekülasyonlar okuyoruz. Kimi internet gazetelerinde ise gözaltına alınanlardan birinin Halkbank Genel Müdürü olmasından hareketle, bunun uluslararası bir operasyon olduğu yorumları yapıldı. Sosyal medyada “Aslı hedef Halkbank’tır. Halkbank üzerinden bağımsız finansal politikalar hedef alınıyor. Bu, Türkiye’ye finansal olarak boyun eğdirme operasyonudur”; “Halkbank hedef alınarak İsrail’in uzun zamandır engellemeye çalıştığı İran ile ticari ilişkiler hedef alınıyor” türü değerlendirmeler okuduk. Hatta spekülasyonlar bunun da ötesine geçerek bundan sonrası ile ilgili iddialı tahminler yapıldı. Örneğin yerel seçimler sonrasında devlet içindeki Cemaat kadrolarına yapılacağı ileri sürülen büyük tasfiye operasyonunun bu yüzden öne alınabileceği, ki Cemaat’in hükümeti tam da buna tahrik için bu son hamleye başvurduğu yorumları gibi…

Bu arada, olağan şüpheliler üzerinden çizilen bu tabloya uymayan tek değerlendirme CHP’li Gürsel Tekin’den geldi. Tekin, söz konusu operasyonun başlayacağından Başbakan Erdoğan’ın haberi olduğunu düşündüğünü söyleyerek, farklı bir senaryoyu dile getirdi.
 
Siyasi anlamı elbette önemli ama…
 
Bu ülkede yaşayan, bu ülkenin siyaset iklimini bilen herkes yolsuzluk dosyalarının hiçbir zaman “devletin arınması, temizlenmesi” amacıyla deşifre edilmediğini; her zaman siyasette koz olarak kullanılmak üzere biriktirilip zamanı gelince ortaya çıkarıldığını ve bir hesaplaşma unsuru olarak kullanıldığını bilir.

Dolayısıyla, şu anda başlatılan bu büyük operasyonun siyasi anlamı ve hedefi de elbette üzerinde durulması gereken, ayrıca değerlendirilmesi şart olan bir konudur.

Ama bu konu, hiçbir zaman işin aslının önüne geçmemelidir. Operasyonun amacı ile ilgili spekülasyonların yolsuzluk iddiasını gölgelemesine, ikinci plana atmasına izin verilmemelidir.

Temel soru “İddialar doğru mu yanlış mı, yolsuzluk yapıldı mı yapılmadı mı” sorusudur ve bu soru, operasyonu başlatan kim olursa olsun, amacı ne olursa olsun, zamanlaması nasıl olursa olsun, asıl peşinden gitmemiz gereken sorudur.

Siyaset arenasının toz duman olduğu, binbir türlü aktörün kendi oyununu oynadığı ve çoğu zaman oyunların birbirine karıştığı böyle zamanlarda, ilkelere sıkı sıkıya sarılmak her zamankinden daha fazla önem kazanır.

Bu meselede temel ilke, siyaset arenasında yaşanan bu büyük kavgada “taraftarlık” yapmak yerine her noktada hukukun, adaletin ve açıklığın yanında olmak, gerçeklerin peşinden gitmektir.

Bedelini kim ödeyecek olursa olsun…

Bu yazı Bugün Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikHawara Licê
Sonraki İçerikRekabetsiz hayat mümkün mü?

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et