Futbol ve kendiliğinden doğan düzen*

2014 Dünya Futbol Şampiyonası bize bir kere daha hatırlattı ki, profesyonel spor dalları önemli bir sosyal fenomen ve ciddî bir iş dalı. Her spor dalı kendine mahsus kurallara sahip. Bunlar hem oyunlarda hem de ihtilâfları çözmede kullanılıyor. Kısaca, dünya, bir bakıma, çok sayıda spor dalları, milyonlarca kulüp, her bir dalın işleyişini sağlayan kurallar ve kurumlarla, bir spor dünyası.

Spordaki bu muazzam pratikler, kurumlar ve kurallar nasıl doğdu? Bunun hikâyesi özgür insanî birliklerin, bir kişinin veya grubun tek başına dizayn etmeye muktedir olamayacağı karmaşık, kurallara dayalı sosyal düzenler yaratabileceğini anlatır. Spor düzenleri yukarıdan aşağıya, bir merkezî planlama otoritesinin dayatmasıyla değil; aşağıdan yukarıya, gönüllü katılım ve etkileşimle oluşmuştur.

Yıllar önce okuduğum bir yazıdan yararlanarak futbolun hikâyesini özetlersem bunu daha iyi anlatabilirim. Orta Çağ”da Avrupa”nın birçok yerinde önemli günlerde oynanan ve genellikle ”futbol” (football) olarak adlandırılan bir spor vardı. Hedefi topu üzerinde mutabık kalınan bir çizgiye taşımaktı. Oyunun taraflarının oyuncu sayısında ve topla yapabileceği hareketlerde bir kısıtlama yoktu. Oyunlar çoğu zaman şiddet içermekte ve spordan çok kavgaya benzemekteydi. Oyunun bazı versiyonları, Floransa”da Calcio Fiorentino”da olduğu gibi, daha belirgin kurallara sahipti. Genel olarak her mahalle veya bölge kendi kurallarını uygulamaktaydı ve geniş bir alanda uygulanan bir kurallar demeti yoktu.

Sonra İngiltere”de önemli bir gelişme vuku buldu. 16. Yüzyıl”ın sonlarından itibaren, okullar iki tarafın oyuncu sayısının belli olduğu ve daha net kuralların uygulandığı bir futbol türünü oynamaya başladı. Bu kurallar zamanla gelişti ve kodifiye edilebilecek ölçüde çoğaldı. 1845”te meşhur Rugby Okulu üç öğrencisine orada oynanan futbol türünün kurallarını kodifiye etme görevi verdi. 18. Yüzyıl”da ve 19. Yüzyıl”ın başlarında her okul kendi kural setine sahipti. Aşağı yukarı aynı dönemde iki önemli gelişme daha vuku buldu. İlk olarak çok sayıda spor kulübü kuruldu ve futbol türleri akademik kurumlar dışında da oynanmaya başladı. Bu kulüpler genellikle serbest birliklerdi ve her biri kendi kurallar dizisini muhafaza etmekteydi. İkinci olarak, kara ve demiryollarının gelişmesi ulaşım maliyetini düşürünce, farklı okullar ve kulüpler arasında oyunlar düzenlenmesi kolaylaştı.

Her kulüp kendi kurallarına sahipti. Oysa, iki taraf arasında bir oyun ancak tek bir kural setiyle mümkün olabilirdi. İki taraflı seyrek müsabakalar tek kural setine göre yapılabilmekteydi. Fakat bu da, düzenli oyunların ortaya çıkmasını sağlamaya yeterli olmaktan uzaktı. Bu soruna, kendiliğinden, iki çözüm doğdu. İlk çözüm katılan bütün takımların başka bir takımın veya kulübün kurallarını kabul etmesiydi. Böylece Rugby Okulu tarafından üretilen kurallar yaygın biçimde benimsendi ve ”Rugby Futbolu”nun doğmasına yol açtı. İkinci çözüm birkaç kulübün gönüllü olarak bir araya gelmesi ve ”spor sözleşmesi” denebilecek bir ortak kurallar dizisi üzerinde anlaşmasıydı. Bu ”birlik futbolu” (Türkiye”de bildiğimiz futbol) (soccer) dalında vuku buldu.

Bir sonraki gelişme kural setleri arasındaki rekabetti. Belli bir kural setini gittikçe daha çok takımın benimsemesi, diğerlerinin de öyle yapması için müşevvik sağlamaktaydı; zira bu, alanlarının genişlemesi ve daha çok oyun oynama şansı anlamına gelmekteydi. Ancak, bir kural setini kabul etmek belirli bir oyunu tercih etmek demekti. Bazı okullar ve kulüpler kimi kural setlerini diğerlerine tercih edince, futbol içinde bir farklılaşma oldu ve değişik futbol türleri ortaya çıktı. Gelişme sürecinde bir sonraki safha millî veya bölgesel liglerin ortaya çıkmasıydı. Bu lige katılan takımlar birbirleriyle belli bir kural seti içinde organize rekabeti kabul etmiş oluyordu. Liglerin oluşmasıysa hem rekabet sürecini idare etmek hem de kuralları tanımlayıp uygulamak için daimî organizasyonların doğmasına yol açtı. Sonuç olarak, uluslararası regülasyon organları ortaya çıkmaya başladı, 1904”te kurulan FIFA gibi. Bu organların hiçbiri devletler tarafından yaratılmadı, kurdukları organlar tarafından idare edilmeyi kabul eden spor kulüpleri arasındaki gönüllü birleşmelerle varlık alanına girdi.

Futbolda olan şeyler diğer spor dallarında da tekrarlandı. Her dalın gelişmesi kendiliğindendi, planlanmamıştı, aşağıdan yukarıyaydı, kulüplerin gönüllü katılımına ve anlaşmasına dayanmaktaydı. Farklı kural sistemleri arasında rekabet yaşamaktaydı. Bazen bir müteşebbis birey veya kulüp süreçte önemli bir rol oynadı. Bunun en iyi örneği, Yale futbol antrenörü Walter Karp”ın yaptığı icatların bugünkü Amerikan futbolunu yaratmasıdır. Oyunun kurallarında ve organizasyon yapısında onun yaptığı yenilikler ve kurallar çerçevesinde uygulanan taktikler zamanla Amerikan futbolunun daimî özellikleri hâline gelmiştir.

Günümüz dünyasında insanlar beşerî hayatta yeri olan her kurumun ve her kurallar setinin somut bir iradenin (çoğu zaman devletin) bilinçli ve amaçlı çabalarıyla varlık alanına girdiğine çok inanmaktadır. Bu, her konuda her zaman devlete başvurulmasına ve devletlerin olmaması gerektiği kadar irileşmesine, tabiri caizse şişmesine yol açmaktadır. Oysa, tarihî incelemeler açıkça göstermektedir ki, insan hayatını anlamlı kılan, renk ve zevk kaynağı bir çeşitliliğe izin veren, barış ve istikrar sağlayan sosyal düzenler, genellikle, somut bir iradenin ürünü olmaksızın, kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bugün birçok kimsenin hayatında önemli yer işgal eden çeşitli spor dallarındaki düzenler bunun birer örneğidir. Dünya şampiyonası münasebetiyle ekranlara kitlenen milyarlar bu gerçeğin de farkına varsalar ne iyi olurdu!

• Bu yazı 21 Mayıs 2010”da Zaman gazetesinde yayımlanan ”Bursaspor”un şampiyonluğu ve kendiliğinden doğan düzen” başlıklı yazımın değiştirilmiş ve güncellenmiş hâlidir.

08.07.2014, Yeni Şafak

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et