Farklı bir senaryo

Kararsız kitlenin hâlâ yüzde 15’lerde dolaşması araştırma şirketlerinin sağlıklı sonuçlar üretmesini zorlaştırıyor. Buna bir de HDP oylarının baştan bu yana barajın çok yakınlarında seyretmesini de eklediğinizde, seçim sonuçları her türlü sürprize açık hale geliyor. Bu belirsizlik durumu da haliyle koalisyon ihtimalleri üzerine çeşitli spekülasyonlara yol açıyor.
En fazla speküle edilen konulardan biri, HDP’nin barajı geçmesi ve AK Parti’nin 275 milletvekilini bulamaması durumunda, seçimden birinci parti olarak çıkacak olan AK Parti’nin kime koalisyon ortaklığı teklif edeceği…
AK Parti, koalisyonun büyük ortağı olarak her üç muhalefet partisiyle de koalisyon kurabilir.
Seçim sonrasında HDP’nin iç yapısında ne gibi değişiklikler yaşanır bilinmez ama bu partinin bugünkü çizgisiyle koalisyon ortağı olması çok zor. Dışarıdan destek konusundaki çelişkili açıklamalarıyla da HDP en az güven veren seçenek durumunda. Her ne kadar Kılıçdaroğlu “AK Parti’yle koalisyon yok” dese de, iktidara susamış bu partinin seçimden sonra ağız değiştirmesi ve koalisyon ortaklığına fit olması çok mümkün.  Öte yandan, koalisyon ortaklığı konusunda en kuvvetli adayın MHP olduğunu söyleyenler çoğunlukta. İki parti tabanı arasındaki geçişkenlik nedeniyle bir doku uyuşmazlığı yaşanmayacağı, dolayısıyla  “küçük ortak”lık için en kuvvetli adayın MHP olduğu düşünülüyor.
Ama dikkat edin, bütün bu ihtimaller AK Parti’nin koalisyon hükümeti kurmaya razı olması durumunda söz konusu…
Oysa bir ihtimal daha var:
AK Parti’nin “Ben koalisyonlarda yokum, buyurun siz kurun” deyip kenara çekilmesi ve muhalefete geçmesi…
Doğrusu ben bunun hiç de düşük bir ihtimal olmadığını düşünüyorum.
Zira bu parti “nasıl olursa olsun, yeter ki iktidarda kalayım” diyecek bir parti değil; büyük projeleri, büyük iddiaları olan bir dava partisi…
AK Parti çok iyi biliyor ki, MHP’yle koalisyon demek, Çözüm Süreci’ne veda etmek demektir. Bu da terörün tekrar başlaması ve Kürt sorununun tekrar Türkiye’nin ayağında pranga haline gelmesi, tabii bu durumda 2023 hedeflerinin de hayal olması demektir.
CHP’nin nasıl bir koalisyon ortağı olacağını tahmin etmek de hiç zor değil: Her büyük atılımda fren görevi gören, ortağının önüne barikatlar örmeyi misyon edinmiş, koalisyon içinde muhalefet partisi gibi davranan bir ortak!
Hele hele HDP’nin dışarıdan desteğiyle kurulmuş bir hükümet tam bir felaket olur. Çünkü bu, açıkça yüzde onluk bir partinin eline esir düşmek; PKK’nın kafası bozulduğu anda bir güven oylamasıyla düşürülmeyi göze almak ve böyle bir tehdit altında iş yapmaya çalışmak demektir ki, bu asla AK Parti’nin kabul edebileceği bir pozisyon olamaz.
O yüzden, AK Parti’nin her üçü de başarısızlık vaat eden bu koalisyon seçenekleri içinde sıkışıp kendi kendini yıpratmak yerine, kenara çekilip diğer üç partinin bir hükümet çıkarmasını beklemesi; kurulacak üç parçalı koalisyonların birkaç yıl içinde çökeceğini ve erken seçimin kaçınılmaz hale geleceğini ön görmesi ve yapılacak erken seçimle şimdiye kadarkinden daha da büyük bir güçle yeniden iktidar olmayı hesaplaması pekâlâ mümkün.
Böyle bir strateji AK Parti’ye en yıkıcı şekilde muhalefet ederken bile, onun nasılsa iktidarda kalacağını düşündüğü için içi rahat olan bütün kesimlerin hesaplarını altüst edecektir. Zira biliyoruz ki, şu anda AK Parti’ye muhalefet eden iş çevreleri de, uluslararası sermaye çevreleri de, AK Parti döneminde refahı artmış ama ideolojik saplantıları yüzünden bu partiye oy vermeyen orta ve küçük işletme sahipleri de, hatta hatta şu anda düşman koronun en çığırtkan figürleri olan sol-sosyal demokrat aydınların büyük bir kısmı da, AK Parti’nin iktidardan gitmesini göze alamaz durumda. Çünkü gelecek olan üç parçalı koalisyonun getireceklerini de, bunun bedelini hep birlikte ödeyeceklerini de biliyorlar. Onların ta başından beri asıl istedikleri, koalisyon ortağı tarafından “ehlileştirilmiş” ve kontrole alınmış bir AK Parti iktidarı… İstiyorlar ki, hem AK Parti’nin sağladığı refahtan, yarattığı güven ve istikrar ortamından, çalışkanlığından ve iş bitiriciliğinden yararlansınlar; hem de onun elini kolunu bağlasınlar.
AK Parti’nin bu rolü reddetmesi halinde, bu iki isteğin birden gerçekleşmesinin mümkün olmadığını acı bir şekilde anlayacaklar.
Ama vakit çok geç olacak.

 

Akşam gazetesi, 26.05.2015

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et