Entellektüeller ve Siyaset

Entellektüeller, fikirlerin ikinci el satıcılarıdır. Fikirler ilk elden, yani entellektüellerin kendinden çıkmaz; onların temel işlevi fikirleri yaymaktır.

Entellektüellerin, fikirlerin yayılmasında aracı olma rollerini yerine getirebilmeleri için herhangi bir özel bilgi türüne sahip olmaları ya da özel bir zekâlarının bulunması gerekmez. Gazeteciler, öğretmenler, siyasetçiler, yazarlar, oyuncular ile teknisyenler, bilim insanları, akademisyenler, doktorlar gibi fikirlerin iletilmesinde uzman sayabileceğimiz kişiler entellektüel olarak düşündüklerimizdir. Bu kesimlerin entellektüel sayılmaları orijinal bir fikir üretmeleri ya da felsefe yapıyor olmalarından değil; fikirleri aktaran işlevsel araçlar olmaları ya da kendinden otorite olmalarından ve insanları kendi inançlarının yanına çekebilme kapasitelerindendir.

Entellektüeller filozof, teorisyen ya da düşünür değillerdir genelde. Belli bir alanda uzmanlığı olan ve yargılarında özel bir erdemin gerekli olmadığı kişilerdir. Ne var ki bu kesimin gücünü hafife almamak gerekir. Çünkü bir kez entellektüellerin aktif olan kesimi bir inancı benimsemeye başladığında bu inancın genele yayılmaya başlaması neredeyse otomatik ve önüne geçilmezdir. Çünkü entellektüeller genelde ‘entellektüel anlamda’ dürüsttür. Çoğunlukla ne kendi bencil çıkarları ne de şeytanî niyetleridir bakış açılarını belirleyen. Daha çok samimi inançlarıyla bakış açılarını oluştururlar.

Entellektüeller ve siyaset arasındaki ilişki entellektüellerin siyasî fikirleri yaymaktaki rolü ile ilgilidir. Siyasî fikirlerin entellektüeller tarafından benimsenmesi ve buradan topluma yayılması, onların kabul görmelerini ve meşruiyet kazanmalarını kolaylaştırır. Çünkü entellektüeller, aslında günlük hayatta karşılaşma olasılığımızın yüksek olduğu ve farkında olmadan etkileri altına girdiğimiz kişilerdir.

Bir siyasi hareket için davanın gücü kadar o davaya inanmış olanların sayısı da oldukça önemlidir. Hele bu siyasî hareketin demokratik siyasetten ve  iktidar olmak için seçmene gitmekten başka bir seçeneği yoksa… Bu hareketin aslında, entellektüellere sandığından çok daha fazla ihtiyacı vardır. Özellikle Türkiye gibi entellektüel hayatın uzun yıllarca belirli bir paradigmanın hegemonyasında kaldığı ülkelerde bu çok daha hayatidir.

Bunun iki nedeni var: İlki, hegemon paradigmanın dönüştürülmesi ya da ortadan kaldırılması için entellektüellerin fikir değiştirmeleri önemlidir. İkincisi ise, siyasî hareketin devamlılığını sağlayacak ortamın oluşturulabilmesi yine entellektüellerin aracılığını gerektirir. Türkiye son dönemine kadar hâkim paradigmasını yıkacak entellektüelleri yetiştirmeyi, sosyalizm ve Kemalizm karışımı, devletçi ve kollektivist siyasî yapısını dağıtmayı başarabilmiştir. Bu dönemde AK Parti’nin siyasî öncülüğü de oldukça önemli bir rol üstlenmiştir.

Ancak bundan sonraki dönemin çok daha önemli olduğu açık. Bundan sonra ülkenin entellektüelleri hangi fikirlerin yayılmasına aracılık edecektir? Bu sorunun cevabı ve sonuçları bir anlamda AK Parti’nin hangi siyasî paradigmanın devamlılığına öncülük etmek istediğiyle ilişkilidir. Daha da önemlisi, bu süreçte AK Parti bir davanın ya da hareketin öncülüğünü yapacaksa, bunu yaparken entellektüellerle; yani ülkenin bu fikirlere inanmış gazeteci, yazar, öğretmen, oyuncu, doktor, akademisyen vs. gibi kesimleriyle ilişkileri ne şekilde olacaktır? AK Parti kendi siyasî fikirlerinin yayılmasına aracılık edecek entellektüeller yetiştirebilmiş ya da yetiştirebilecek midir?

Bu sorular aslında hem AK Parti hem de Türkiye’nin geleceği için oldukça önemli. Çünkü siyasî alanda elde edilen başarılar entellektüel hayatı etkisi altına alamıyor ve entellektüeller bu fikirlerin taşıyıcılığını yapmıyorsa bu başarıların etkisi zamanla ortadan kalkabilmektedir. Dolayısıyla entellektüel dediğimiz kesimin toplum içindeki işlevi aslında görünenden çok daha önemli hale gelmektedir.

Gerek ülkenin gerekse AK Parti’nin kendi tarihsel tecrübesinden de gördüğümüz üzere, bundan sonraki dönemde dönüşümü ve canlılığı devam ettirmenin temel koşulu ülkenin demokratikleşme ve özgürleşmesine öncülük etmeyi sürdürmektir. Bu durumun ülkenin entellektüel hayatını dönüştürdüğünü ve son tahlilde AK Parti’ye alan açtığını, elini rahatlattığını ve olumlu katkılar yaptığını gördük.

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikTerör Tanımı
Sonraki İçerikTürkiye’nin Bitmeyen Savaşı

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et