Elektronik çağın tehdidi

İnternetin, sanal âlemin gelişmesi insanlara fayda mı sağlıyor, zarar mı veriyor? Hayattaki birçok şey gibi, hem zarar veriyor hem fayda sağlıyor. Ancak, ne yazık ki, mevcut ve potansiyel zararların farkına mevcut ve muhayyel faydaların farkından daha az varıyoruz.

Sanal âlemin gelişme sürecinin başlarında çok iddialı lâflar edildi. Bu sözlerin çoğu boş çıktı. Örneğin, özel ve resmî evrakların gelecekte sadece elektronik ortamda hazırlanacağı, depolanacağı, bunun kâğıt sarfiyatını aşağı çekeceği, böylece ormanları korumaya çok yardımcı olacağı iddia edilmişti. Ancak, böyle olmadı. Bugün devlet daireleri ve özel şirketler evraklarını çoğu zaman hem kâğıt olarak hem de elektronik ortamda muhafaza ediyor.

Sanal âlem hayatı da her alanda sanıldığı kadar kolaylaştırmadı. Mesleğimden örnek verecek olursam, eskiden öğrenci kayıtları kâğıt üzerinden yapılır, evrak ilgili yere teslim ve orada muhafaza edilirdi. Şimdi çoğu durumda öğrenciler binbir zorlukla web sayfalarında işlem yapıyor, sonra çıktı alıp onaylatıyor ve ilgili birime teslim ediyor. Bakıyorum da, şimdiki üniversite öğrencilerinin evrak işi benim öğrencilik zamanımdaki öğrencilerinkine göre daha zor. Bununla beraber, sanal âlemin akademik kaynaklara ulaşmak bakımından kolaylıklar yarattığı ve dünyanın akademik entegrasyonunu kuvvetlendirdiği de açık bir gerçek.

Sanal âlemde veri depolama imkânlarının adeta sınırsız olması devletlerin vatandaşlarını daha kolay fişlemesini ve takip etmesini sağlıyor. Sıradan istihbarat faaliyetlerinde olsun vergileme çalışmalarında olsun durum bu. Devletin elinde vatandaşlar hakkında bu kadar çok bilginin toplanması özgürlüğümüz için potansiyel tehlikeler yaratıyor. Özellikle okula başlamış ve vergi mükellefi olmuş her birey devletin yakın takibinde.

Daha kötüsü de var. İsmet Berkan’ın geçenlerde Hürriyet’te yayınlanan bir yazısından (“En büyük ulusal güvenlik sorunumuzu konuşmuyoruz bile”, 20 Şubat 2016) öğrendim.  Devletin elinde bulunan, hakkımızda toplanmış tüm bilgileri kapsayan dosyalar çalınmış. Her türlü bilgi bu dosyalarda. Vergi kayıtlarımızdan kimlik bilgilerimize, sağlık kayıtlarımızdan adres ve nüfus bilgilerimize kadar her şey. Berkan’ın anlattığına göre bu bilgiler daha önce de (2010 yılından önce) çalınmış ve 1500 kadar avukata satılmış.

Bu dehşet verici bir durum. Çalınan bilgiler suç çetelerinin ve terör örgütlerinin de eline geçebilir, hatta bazılarının eline geçmiştir bile. PKK da bunlar arasında olabilir. Bu bilgilerin çalınması ve devlet dışındaki birilerinin eline geçmesi üzücü ve tehlikeli. Ancak, devleti bu bilgileri koruyamadığı için suçlamak hem çok anlamlı değil hem de fazla işe yaramaz. Bir kere,benzer çalma vakaları değişik çaplarda başka ülkelerde de vuku bulmakta. İkincisi, meselenin özü devletin bilgileri koruyup koruyamadığından ziyade, bu tür merkezî bilgi toplama ve depolama uygulamalarının olması. Bu pratik devleti vatandaş için bir tehlikeye çevirmekte. Devletin bir bütün olmadığını, parçalardan oluştuğunu düşünürsek tehlikenin boyutlarının korkutucu derecede büyüdüğünü de görürüz. Yaşadığımız ortamda devlet içindeki Otonom Yapılanma’nın bu bilgilere kayıtsız kaldığını düşünemeyiz.

Bakalım bu tehlike ne kadar büyüyecek ve bakalım merkezî bilgi toplama ve depolama çalışmalarının yarattığı tehlikeleri en azından azaltacak yol, yöntem, kural ve teknikler gelişebilecek mi.

Yeni Yüzyıl, 11.03.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/elektronik-cagin-tehdidi-1621

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et