<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deprem arşivleri - Hür Fikirler</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/category/dosya/deprem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com/category/dosya/deprem/</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Sep 2024 10:15:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Bir Değişimin Öyküsü: Seko’dan Mustafa Paşa Mahallesine</title>
		<link>https://hurfikirler.com/bir-degisimin-oykusu-sekodan-mustafa-pasa-mahallesine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haldun Barış]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Sep 2024 14:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve Göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=207709</guid>

					<description><![CDATA[<p>2012 yılında, yaşadığım şehir Elazığ’da Kaya Karakaya Fen Lisesi’nde henüz 2. sınıf öğrencisiyken sosyal bilimlere olan ilgimi daha yoğun hissetmeye başlamış ve hobi olarak yaptığım araştırmaların ötesine geçmek istediğimi hissetmiştim. Henüz ortaokulda, matematik öğretmenime hazırladığım tarihî bir konudaki bilgi notu aklıma gelmişti ve neler yapabilirim diye düşünmeye başlamıştım. O dönem fen lisesinde coğrafya öğretmenimiz olan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-degisimin-oykusu-sekodan-mustafa-pasa-mahallesine/">Bir Değişimin Öyküsü: Seko’dan Mustafa Paşa Mahallesine</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2012 yılında, yaşadığım şehir Elazığ’da Kaya Karakaya Fen Lisesi’nde henüz 2. sınıf öğrencisiyken sosyal bilimlere olan ilgimi daha yoğun hissetmeye başlamış ve hobi olarak yaptığım araştırmaların ötesine geçmek istediğimi hissetmiştim. Henüz ortaokulda, matematik öğretmenime hazırladığım tarihî bir konudaki bilgi notu aklıma gelmişti ve neler yapabilirim diye düşünmeye başlamıştım.</p>
<p>O dönem fen lisesinde coğrafya öğretmenimiz olan Sn. Aşir Yaman Hocamız, her derste bize TÜBİTAK proje yarışmalarının önemini anlatır ve bizi bilim insanı olmaya teşvik ederdi. Kendisi de hemen her yıl bir arkadaşımıza danışmanlık yaparak yarışmaya katılırdı. O derslerden birinin akabinde proje yapmaya karar verdim ve tarih öğretmenimiz ve müdür yardımcımız Sn. Mustafa Balaban Hocamın yanına gittim.</p>
<p>Zannediyorum hayatımdaki önemli noktalardan biriydi bu karar. Çünkü halen sıklıkla görüştüğüm Mustafa Hocam beni heyecanla karşıladı ve proje danışmanı olmayı kabul etti. Sonrasında bana kitaplar okuttu, belge okumayı, arşivciliği öğretti, Elazığ’daki entelektüel çevrelerle tanıştırdı. Kendisi çok titiz ve mükemmeliyetçi olduğu için henüz bir lise öğrencisi olan benim için proje süreci zor ve yorucu olsa da bir o kadar da keyifli ve öğreticiydi.</p>
<p>Mustafa Hocam klasik bir tarih öğretmeni de değildi(r), şehrin hafızasını önemser, toplumsal hafızayı okumayı bilir, kent sosyolojisini analiz ederdi. Aynı zamanda ÇEKÜL Vakfının da Elazığ temsilcisiydi. Halen daha Elazığ ve civar şehirlerde çalışmalar yapıyor, çalıştaylara katılıyor, makaleler yazıyor.</p>
<p>Mustafa Hocamla uzun düşünce turları sonrasında proje alanımızı belirlemiştik: Yerel Tarih. Sonrasında ise konumuzu, methodumuzu vs. belirledik ve bir faaliyet planı çizdik.</p>
<p>O zamanlar yaşadığım mahallenin tarihî yapılara ev sahipliği yaptığını ben de bilmiyordum ama Mustafa Hocam, bizim önünden geçip yıkık dökük gördüğümüz o evlerin değerine beni ikna etmişti ve bu fikre ısınmıştım. Proje bir mahalle örnekleminde yerel tarih bilincini ele alacaktı. Mahallenin tarihini araştıracaktık, mahallelinin yerel tarihe olan ilgisini ölçecektik, sonrasında da tanıtım çalışmaları yapacaktık, elbette elimizdeki kısıtlı imkânlarla.</p>
<p>Nitekim yaptık da. Salnamelere kadar inceledik, mahalleye ilişkin ilginç veriler topladık, kısıtlı imkanlarla pek de profesyonel olmayan anket çalışmamızı da yaptık ve sonuçlarını listeledik, sonrasında da mahalledeki okullarda projeyi sundum, mahallenin tarihini anlattım, ildeki yöneticilere önerileri sunduk. Lise 2. sınıf öğrencisi olarak benim için çok heyecan vericiydi bütün bunlar ve pek çok kişiden harika dönüşler alıyordum.</p>
<p>Sonunda projemizi TÜBİTAK’a sunduk, ilk elemeleri geçtik ve 44. TÜBİTAK Ortaöğretim Araştırma Proje yarışmasında Malatya Bölge’ye davet edildik ve projemiz birincilikle Ankara’daki yarışmaya gitme hakkı kazandı. Malatya’daki hocaların 15 dakika olan sunum süresini “seni biraz daha dinlemek istiyoruz” diyerek 45 dakikaya uzattığını ve çok beğendiklerini hâlâ mutlu bir tebessümle hatırlıyorum.</p>
<p>Ankara’daki yarışma ise benim için pek çok açıdan değerliydi ve bazı açılardan ülkemizin birtakım gerçekleriyle yüzleşmiştim. Projede mahallenin eski adının ceket anlamına gelen “Sako” değil de Ermeni bir terzi olan “Seko”’dan geldiğini savunduğum, mahallede 1915 yılında bir kilise ve 1914 yılında bir cami yaptırıldığını, dönemin olaylarına rağmen mahallede farklı bir durum olabileceğini savunduğum için “Ermeni misin” sorusuna maruz kalmıştım. Oysa Ermeni değildim, hoş olsam nolurdu? Savunduğum tezi toplumsal hafıza doğruluyordu ve hatta mahallenin halen ismi olan Mustafa Paşa da sonrasında mahallede konağı olan bir paşanın adıydı.</p>
<p>Projeye başlamadan evvel okuduğum <em>Yitik Evin Varisleri</em> adlı kitabın da bizim çıkardığımız krokiye göre mahallede geçtiğini düşünmüştük ancak daha çok kanıta ihtiyacımız olduğu için projede yer vermemiştik. Bu kitabın yazarı Vahan Totovents de bir Ermeni yazardı ve yazar Harput’tan Kerkük’e bir ticaret yolundan bahsediyordu. Yıllar sonra 2020 yılında <a href="https://hurfikirler.com/tarihi-miras-harput-kerkuk-urfa-baku-ticaret-yolu/">Hür Fikirler’de yazdığım yazıda</a> bu projeden, bu yoldan ve bu kitaptan bahsetmiştim ancak kitabın ismini hatırlayamamıştım:</p>
<p>“Yazıyı çok fazla uzatmadan ve dağıtmadan sizlere bu yazıyı kaleme almamdaki asıl fikre yönelmek istiyorum. Geçen ay, Elazığ’da depremin etkisiyle yıkılan Seko Mahallesine (Mustafa Paşa Mahallesi) ziyarette bulunduğum sırada, önce büyükelçi beyefendinin üstte yazdığım sözleri geldi aklıma, Harput-Kerkük-Urfa-Bakü ilişkisini düşündüm. Sonra ise lisede TÜBİTAK için hazırladığım ve yerel tarihin önemine dair yaptığım çalışma sırasında Seko Mahallesine ilişkin okuduğum bir kitapta geçen Harput’tan Bağdat’a giden bir ticaret yolunun varlığından bahsedildiği geldi aklıma (Bağdat yolu).  Elime geçen bütün notlarımı karıştırmama rağmen kitaba dair notlarımı bulamadım. Kitap mavi bir kitaptı ve Ermeni bir yazarın yazdığı ince bir romandı.  Sonrasında bu yola ilişkin çalışmalara baktığımda, Bağdat’tan gelen ticaret yolunun Harput’tan geçtiğini, kervanların dinlenme güzergâhlarının Harput olduğunu gördüm. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki geçmişte bu şehirler arasında ciddi bir ticarî etkileşim yaşanmıştır. Muhtemelen, bu etkileşimin sonucunda da bu denli ciddi bir kültürel etkileşim yaşanmıştır. (Bu şehirlerin ticarî açıdan değeri noktasında Bağdat-Anadolu demiryolu projesi de incelenebilir.)” <a href="https://hurfikirler.com/tarihi-miras-harput-kerkuk-urfa-baku-ticaret-yolu">Haldun Barış, Tarihî Miras: Harput-Kerkük-Urfa-Bakü Ticaret Yolu</a>)</p>
<p>Bu vesile ile kitabın adını da belirtmiş olayım.</p>
<p>Ankara’daki sunumumdan bir gün evvel Ankara’da bir kafede Mustafa hocamın eski öğrencisi ve şu anda Prof. olan Burak Bilgehan Özpek hocayla oturduk. Projemi beğenmişti ama şöyle demişti: “Eğer jüri mikro tarihi ve yerel tarihi önemsemeyen ve de milliyetçi kişilerden oluşursa derece alamayabilirsin.”</p>
<p>Kimseyi suçlamak ve zan altında bırakmak istemem kesinlikle ancak o dönem, esasında milliyetçi duygular da taşıyan ben, büyük bir haksızlığa uğradığım hissiyle dolmuştum. Hatta bu nedenle hukukçu olma hayalimden vazgeçip fen lisesinden diğer arkadaşlarım gibi hekim veya mühendis olmaya karar vermiştim. Çok sürmeden bu hayalin beni motive etmediğini fark ettim ve hukuk okumak istediğime karar verdim.</p>
<p>Bu projeden 8 yıl sonra Elazığ’da maalesef acı bir deprem yaşadık. Ocak 2020 depreminden sonra projesini yapıp tarihini araştırdığım mahalle yıkıldı ve şu anda eskiye dair pek bir şey kalmadı. Mahallede 1914 yılında yaptırılan caminin kitabesi il müzesine götürüldü, eski çeşmelerin bir kısmı yıkıldı.</p>
<p>Bu yazıyı yazmadan bir saat evvel ise Mustafa Hocam eski çeşmelerden birinin fotoğrafını istedi benden, bir makale için. Ben de fotoğrafı ararken proje metnini tekrardan okudum. Bu vesile ile hem bu anıları not düşmek hem de projeden bazı kesitleri internet dünyasına aktarmış olmak istedim.</p>
<p>***</p>
<p>Bu kısım Mustafa Balaban danışmanlığında 2012 yılında 44. TÜBİTAK Ortaöğretim Araştırma Proje Yarışması’na hazırladığımız proje raporundan bazı kesitlerin alıntısıdır. Tam metni isteyenler mail adresim üzerinden bana ulaşabilirler. (avbarishaldun@gmail.com)</p>
<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca devletleri, savaşları, antlaşmaları vs. inceleyen tarih olgusuna son yıllarda farklı bir boyut daha eklenmiştir. Özellikle son dönemlerde birçok sosyal bilimci ilgisini insanlara kimliklerini kazandıran mikro coğrafyalar üzerine yoğunlaştırmış ve insanların yaşadığı çevreleri incelemeye başlamışlardır. Projemiz, kentsel tarih algısının toplumda ne kadar bilindiğini, toplumun yaşadığı çevreyi ne kadar merak ettiğini sorgulamış ve örnek seçtiğimiz bir mahallenin tarihini ortaya koyarak kentsel tarih bilincinin arttırılması için öneriler sunmayı ve faaliyetler yapmayı hedeflemiştir.</p>
<p>Projemizde örnek seçtiğimiz mahalle Elazığ’ın Mustafa Paşa (Seko) mahallesidir. Mahalleyi araştırma nedenimiz mahalle hakkında sadece bir kitap yazılmış olması ve kitabın da eksik yönlerinin bulunmasıdır. Seko/Mustafa Paşa Mahallesiyle ilgili yazılan tek kitap olan Ahmet Bulut’un <em>Unutulmayan Mahalle “Sako”,</em> Ankara, 2006 kitabı daha çok mahallede yaşayan aileler ile ilgili bilgileri içermektedir. Mahallenin tarihsel geçmişi, yapıları, mimarisi, kültürel mirasıyla ilgili bir araştırma kitabı olmaması kitabın önemli gördüğümüz eksiklikleridir.</p>
<p>Bunlarla beraber mahalle Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulmasına rağmen tarihî vasfını kaybetmiş ve oturanları tarafından yeterince muhafaza edilmemiştir. Aynı zamanda yaptığımız ön çalışmaların bize mahallede korunmaya muhtaç kültürel-tarihi mirasların olduğunu göstermesi de bu mahalleyi seçmemizde önemli bir etkendir. Projemizin sonunda hem mahalle hem de kent tarihine dikkat çekmek ve korunması, bilinçlenilmesi için öneriler sunmak ve faaliyetlerde bulunmak projemizdeki temel hedeftir.</p>
<p>Yaptığımız anketlerde insanların yaşadığı çevreyi tarihî anlamda tanımaları ile ne hissedecekleri sorusuna % 30 oranında “daha çok sahiplenirim” cevabı verilmiş, % 56 oranında ise “yaşadığım çevre benim için daha çok anlamlanır” cevabı verilmiştir. Bunların toplamı olan % 86 oranında ankete katılanların yaşadığı yerin tanıma ve koruma talebinin karşılık bulamamış olması projemizin aynı zamanda kamu-yerel-sivil toplum örgütlerinin çalışmalarını değerlendirme imkânı sunmuştur.</p>
<p><strong>Bulgular:</strong></p>
<p>1. Yerel tarih araştırması:<br />
Harput yüzyılları aşan tarihinde olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda da bölge için önemli bir merkezdi. Farklı kültürleri bir arada tutan yapısı ile de Harput büyük bir ticaret merkeziydi. Ancak 19. Yüzyılda Harput, güneyinde yaklaşık 7 km uzaklıkta bulunan mezraya doğru göç vermeye başladı. Harput’un göç vermesinde kentin gelişmeye müsait olmaması, içme suyu temininde zorluklar, ticarî kervanların kente ulaşmasının zorlukları vb. sebepler etkili olmuştur. Bununla birlikte 1833 yılında bölgeye tayin edilen Mehmet Reşit paşanın da oturacağı konağı Agavat ovasında yaptırması da Harput’un göç vermesinde etkili olan faktörlerden biridir.(Bknz.Belge-I)</p>
<p>Mezraya yapılan göçlerin ardından 1875 yılında Mamuratül-Aziz vilayeti kurulmuştur. Mamuratül-Aziz’in kurulmasından sonra özellikle çarşıların kente kazandırdığı ticarî hayat bölgeye yapılan göçler, açılan işyerleri ve halkın talebi ile şehir hızla büyümüştür.(Bknz.Belge II)</p>
<p>Mamuratül-Aziz kurulduktan sonra 1876 yılında vilayette 2 değirmen, 4 hamam, 263 dükkân vardır. Bunlarla beraber 1876 yılında Mamuratül-Aziz vilayetinde 5 mahalle bulunmaktadır. Bu 5 mahalle Seko (Mustafa Paşa), Sarayatik, Akpınar, Çarşı ve İcadiye mahalleleridir.*</p>
<p>Mamuratül-Aziz ile birlikte kurulan Seko Mahallesi o dönem Harput’tan aşağı inildiğinde redif kışlasının altında kalan alandı. Bugünkü Sanayi mahallesinin de kendisine dâhil olduğu Seko Mahallesi o dönem 2 cadde ve 12 sokağa sahipti.**</p>
<p>Daha çok askerî kışlaların çevresinde gelişen yeni mahalle çok kısa sürede yoğun bir nüfusa sahip olmuştu. Bu nüfus içinde Müslüman, Hıristiyan farklı inanç grupları ile Türk, Ermeni, Kürt vb. etnik farklılara ait insanlar yer almaktaydı.</p>
<p>1.2. Seko Mahallesinde İlk Yapılar</p>
<p>Mamuratül-Aziz’e yerleşim artınca mahalleye halkın ihtiyaçları doğrultusunda bazı yapılar inşa edilmiştir. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda mahalleye bir cami ve bir kilise yapılmıştır.* 1914 yılında yaptırılan ve bugünkü adı Hasan Tahsin Paşa olan cami 1973 yılında yenilenmiş ve son halini almıştır. (Bknz. Resim I) Seko mahallesinde yapılan kilise ise 19. Yüzyılın başında yapılmış ve daha sonradan (1930’lu yıllarda) yıkılmıştır. Aynı yıllarda mahallede birçok çeşme yaptırılmıştır. Bu çeşmelerin yapılış tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte Osmanlı İmparatorluğundan kalmıştır ve bugüne sadece bir tanesi gelebilmiştir..(Bknz.Resim II) Seko mahallesi ilerleyen yıllarda birçok çeşmeye sahip olmuş ancak bu çeşmeler suyun evlere verilmesinin ardından, özellikle 1970’li yıllardan sonra yıkılmıştır.</p>
<p>1.3. Seko Mahallesinde Açılan ABD Konsolosluğu</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu döneminde Seko mahallesinde bulunan bir başka yapı ise ABD konsolosluğudur. Konsolosluk 1901 yılında kurulmuştur ve yer olarak Harput değil mezra tercih edilmiştir. Konsolosluğun yeri ile ilgili Barbara J.Merguerian şu ifadeleri kullanmıştır:</p>
<p>“Dışişleri bakanlığı konsolosluğu Harput ismi altında tanımlamasına rağmen konsolosluk Harput şehrinde değil de valilikten birkaç adım ötedeki bir evde Mezre’nin başkentinde bulunmaktaydı. Norton Harput şehrinin deniz seviyesinden 1000 feet yukarısında olduğunu, bölgenin hiçbir ticarî ve idarî merkezi olmadığını sadece stratejik bir konuma sahip olduğunu amirlerine bildirmiştir. 3 milden az bir uzaklıkta ovada bulunan Mezre(Elazığ) Bağdat’tan Karadeniz’e olan kervan yolu üzerinde bulunmaktadır ve 1895 yılından sonra Harput’un sayesinde hızlı bir şekilde gelişmiştir. Mezre’deki konsolosluğun Harput’taki misyoner grubuyla mesafesi uygun olmamasına rağmen misyonerler konsolosluğun pencerelerinden görülebiliyordu, işaretlerin ayrıntılı sitemini kullanarak (mors kodunu aynalarla kullanarak) ihtiyaç durumunda mesaj gönderiyorlardı.”**</p>
<p>Bununla birlikte konsolosluğun yeri ile ilgili bir de kroki bulunmaktadır.*** Konsolosluk 1917 yılına kadar işlev görmüş ve kapatılmıştır. (Bknz.Resim III/kroki-I)</p>
<p>1.4. Seko Mahallesinin İsmi</p>
<p>Seko mahallesi 1933 yılında bir isim değişikliği yaşamış ve bugünkü Mustafa Paşa ismini almıştır.**** Seko mahallesine verilen bu ismin Mustafa Kemal Atatürk’ten geldiği söylense de bu konu <em>Fırat</em> dergisinde Cenani Dökmeci tarafından şöyle izah edilmiştir:<br />
“Bu tarihlerde Mustafa Naim Paşa Mamuratül-Aziz’de Liva kumandanıdır. Halk tarafından “Seko” diye anılan mahalleye bu paşanın adı verilmiştir”.*</p>
<p>Bununla beraber mahallenin eski isminin ise “Seko” mu “Sako” mu olduğu konusunda da tartışmalar vardır. Mahallenin eski isminin Seko olduğunu belirtenler bu ismin bir Ermeni terziden geldiğini söylerler. Sako olduğunu düşünenler ise palto türü bir giysi olan sakonun bu mahallede çok giyildiğini ve bu yüzden bu ismin verildiğini söylerler.</p>
<p>Biz ise mahalleliye yaptığımız ankette elde ettiğimiz sonuca ve eski kaynaklardaki kullanımdan ötürü projemizde Seko ismini kullanmayı tercih ettik. (18 yaş üstünde mahallenin ismine Sako diyenler %16; Seko diyenler ise % 84tür.)</p>
<p>1.5. Seko Mahallesindeki Kültürel Hareketler</p>
<p>Seko mahallesi kurulduğu yıllarda Türklerin ve Ermenilerin çoğunlukta olduğu bir mahalleydi. Bu mahallede farklılıklara rağmen kardeşçe bir yaşam sürülmüştür. Ancak ilerleyen yıllarda mahalledeki Ermeniler çeşitli nedenlerden dolayı göç etmiştir. Mahalle 1970’li yıllarda yapılan Keban barajından dolayı Elazığ’a yapılan göçlerden etkilenmiştir, bunun sonucunda ise mahalle Harput kültüründen gelen kültürel mirasın bir kısmını kaybetmiş olmasına rağmen bugün halen mahallede bu kültürün izlerine rastlanmaktadır.</p>
<p>Aynı zamanda Seko Mahallesi kurulduğundan bu yana çeşitli olaylara da tanıklık etmiştir.</p>
<p>Bunlardan birisi Seko mahallesinde uzun yıllar oturan ve asıl mesleği avukatlık olan Fikret Memişoğlu’nun Avrupa’da yapılan olimpiyatlarda birinciliği elde etmesidir. (Bknz.Resim-4 ) Bunun yanı sıra Yemen Türküsüne konu olan Redif kışlası Seko mahallesinde olup bu türküyü besteleyenlerden biri de yine Seko mahallesinde oturan Fikret Memişoğlu’dur.**</p>
<p>Seko mahallesinde gerçekleşen bir olaydan dolayı bir türkü daha ortaya çıkmıştır. Seko mahallesinde oturan Bekir hocanın eşini Mamoş adlı bir gençle aldattığını öğrenmesi sonucu karısını ve Mamoş’u öldürmesi üzerine Mamoş türküsü ortaya çıkmıştır.*** Olayın geçtiği ev ise yıkılmış ve yerine bir manav dükkânı yapılmıştır.(Bknz.Resim-5)</p>
<p>1.6. Seko Mahallesindeki Geleneksel Mimari ile Yapılan Evler ve Sokak İsimleri</p>
<p>Seko mahallesinde 1980’lere kadar evler ya bahçeli bir şekilde ya da iki katlı “çıkmalı balkonlara” sahip bir şekilde yapılırdı. Ancak bu evler 1980’li yıllardan sonra büyük ölçüde yıkılmış ve yerini apartmanlara bırakmıştır. (Bknz.Resim-6)</p>
<p>Geleneksel mimariye ait evlerden biri de ismini bir sokağa veren Kırmızı konaktı. Kırmızı konak daha çok askerî amaçla kullanılmıştır ve mahalleye ismi verilen Mustafa Naim Paşa da bir dönem burada oturmuştur.*<br />
Seko mahallesindeki sokak isimleri ise daha çok politikacıların ismini taşımaktadır. Az da olsa bazı sokak isimleri sokağın eski halini anlatmış bazıları ise mahalledeki kültürel kişilere dikkat çekmiştir. Ancak böyle isimler oldukça azdır. (Bknz. Resim 7-8-9-10)</p>
<p>1.7. Seko Mahallesindeki Mezarlıklar ve Son Yıllarda Seko Mahallesi</p>
<p>Seko mahallesinde 1980’den önce iki büyük mezarlık bulunmaktaydı. Ancak bu mezarlıklar daha sonra kaldırıldı ve yerlerine parklar ve yollar yapıldı. Son yıllarda Seko Mahallesi 3 okullu, 3 camili, 2 parklı ve az da olsa tarihten izler taşıyan korunmaya muhtaç bir mahalledir.<br />
…<br />
<strong>Öneriler ve Sonuçlar</strong></p>
<p>Projemizde yaptığımız çalışmalar ve gözlemler sonunda aşağıdaki sonuçları elde ettik:</p>
<p>Kent genelinde yaptığımız anketlerde insanların kentsel tarihi merak ettiğini ancak öğrenmediklerini, araştırmadıklarını tespit ettik.</p>
<p>2. Mahalle araştırmamızda bulgularımızı, yaptığımız anketlerle sorguladığımızda mahalle hafızasının yetersiz olduğunu birçok tarihî ve kültürel mirasın büyük oranda bilinmediğini gördük. Mahallede yerinde tespit çalışmaları sırasında yaptığımız anketlerde birçok tarihî ve kültürel mirasın genç nesil tarafından daha az bilindiği ve yerel tarihe daha az ilgi duyulduğu sonucunu elde ettik.<br />
3. Yaptığımız çalışmalarda tarihi ve kültürel miras sayılabilecek birçok eser hakkında kolayca bilgiye ulaştıracak bir girişimde bulunulmadığını gördük.</p>
<p>4. Yaptığımız araştırmalarda yerel tarih için önemli olan kültürel ve tarihî birçok yapının tescillenmediğini ve dolayısıyla da korunmadığını gördük.</p>
<p>5. Araştırdığımız mahallede ve kentte sokak isimlerinin birçoğunun tarihten ve kültürel öğelerden izler taşımadığını gördük.</p>
<p>6. Projemizi çalışırken kent müzesi ve arşiv binalarının eksikliğinden kaynaklı ciddi kayıpların yaşandığını tespit ettik.</p>
<p>Kentsel tarih bilincinin elde edilmesi, yerel kimliğin kaybedilmemesi için aşağıdaki öneriler uygulanabilir:</p>
<p>Yerel yönetimler tarafından kent tarihi için önemli tarihî ve kültürel mirasların bulunduğu mekânların daha tanınır ve görünür olması için buralara bilgilendirme tabelalarının konulması (örnek: Daha önce konsolosluğun bulunduğu yere konsolosluk fotoğrafı ve konsolosluk hakkında bilgi içeren bir tabelanın konulması)</p>
<p>2. Eğitim kurumlarında yerel tarih ve kültür konularına yönelik dersler verilmesi (örnek: İlkokul ve Ortaokul sosyal bilgiler derslerinde bu konulara yer verilmesi)</p>
<p>3. Mahalledeki okulların binalarının yerel tarih ve kültür konusunda zenginleştirilmesi (örnek: Seko mahallesinde bulunan Kaya Karakaya ortaokulunda mahalleye ait bilgi ve fotoğraf içeren mahalle köşesinin oluşturulması)</p>
<p>4. Günümüze kadar gelebilmiş kentin ortak hafızasında yer edinmiş çeşme, ev, dinî yapılar, sokak ve yer isimlerinin tescillenerek korunması (örnek: Seko mahallesinde bulunan çeşme ve geleneksel evlerin tescilinin il kültür ve turizm müdürlüğü tarafından yapılması)</p>
<p>5. Kent hafızasında önemli olayların sözlü tarih yoluyla dijital ortamda arşivlenmesi (örnek: Elazığ kent arşivi ve belleği oluşturulması yönünde yerel yönetimlerin proje yapması)</p>
<p>6. Sokak isimlerinin politik isimlerden arındırılıp yerel tarih ve kültür içerikli hale getirilmesi (örnek: Elazığ belediye meclisine Seko mahallesinde sokaklara, Mamoş türküsü, Terzi pınarı, Yemen türküsü, ABD konsolosluğu gibi isimlerin verilmesinin önerilmesi)</p>
<p>7. Yerel yönetimlerce düzenli olarak kent tarihi ve kültürüne yönelik sergi, bilgi şöleni, konferans vb. etkinliklerin düzenlenmesi.</p>
<p>***</p>
<p>“Bu kısım Mustafa Balaban danışmanlığında 2012 yılında 44. TÜBİTAK Ortaöğretim Araştırma Proje Yarışması’na hazırladığımız proje raporundan bazı kesitlerin alıntısıdır. Tam metni isteyenler mail adresim üzerinden bana ulaşabilirler. (avbarishaldun@gmail.com) ”</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-degisimin-oykusu-sekodan-mustafa-pasa-mahallesine/">Bir Değişimin Öyküsü: Seko’dan Mustafa Paşa Mahallesine</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremzedenin oyu okumasını bilene önemli bir mesaj veriyor &#8211; Yunus Yılmaz</title>
		<link>https://hurfikirler.com/depremzedenin-oyu-okumasini-bilene-onemli-bir-mesaj-veriyor-yunus-yilmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hür Fikirler]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 May 2023 14:37:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem bölgesinden gelen oyların ağırlıklı olarak iktidara yönelmesi, bazı çevrelerde şaşkınlık ve öfkeden nefret söylemlerine ve hatta depremzedeleri kovma çabalarına uzanan bir dizi tepkiyi de beraberinde getirdi. Depremzedeleri hedef haline getiren, onları suçlayan, hakaret eden ve hatta başlarına gelen felaketi müstahak gören insanlık dışı tutum ve paylaşımların da kapısını açtı. CHP’li Tekirdağ Belediyesi&#8217;nin misafir ettiği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/depremzedenin-oyu-okumasini-bilene-onemli-bir-mesaj-veriyor-yunus-yilmaz/">Depremzedenin oyu okumasını bilene önemli bir mesaj veriyor &#8211; Yunus Yılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem bölgesinden gelen oyların ağırlıklı olarak iktidara yönelmesi, bazı çevrelerde şaşkınlık ve öfkeden nefret söylemlerine ve hatta depremzedeleri kovma çabalarına uzanan bir dizi tepkiyi de beraberinde getirdi.</p>
<p>Depremzedeleri hedef haline getiren, onları suçlayan, hakaret eden ve hatta başlarına gelen felaketi müstahak gören insanlık dışı tutum ve paylaşımların da kapısını açtı.</p>
<p>CHP’li Tekirdağ Belediyesi&#8217;nin misafir ettiği depremzedeleri kaldıkları yerden çıkarma kararı İçişleri Bakanlığı tarafından durdurulduysa da Sözcü’den sosyal medyaya onlara yönelik tepkiler devam etti. Bazı derneklerin seçimden sonra yardımları kestikleri haberleri geldi. (Bölgede depremzedelerle dayanışma faaliyetlerini sürdüren bir arkadaşım, kadınlar için hijyenik ped ve benzeri ürünler gönderen bazı derneklerin yardımlarını kestiklerini söylemişti.)</p>
<p>Depremden 10 gün sonra depremzedeler geldiklerinde onlarla konuşmuştum, ne olacak bundan sonra diye. “Biz bir savaştan çıktık” diyordu biri. Bir diğeri “Dün varlıklı idik bugün bir şeyimiz yok” diyordu, “yıkım büyük” diye ekliyordu bir diğeri.</p>
<p>Dün de birkaç depremzede ile depremzedelere yapılan paylaşımları konuştuk deprem bölgesinden 1000 km uzakta. Çok kırılmışlar. Yine benzer şeyler söylediler. “Yeniden inşa kesintisiz ve uzun soluklu, bunu çok başlı muhalefet yapamaz” gibi ifadeler kullandılar. “Allah&#8217;tan Tayyip gibi biri var, yoksa o yıkımı kaldırıp tekrar inşa etmek çok zor&#8221; veya “Bu durumu başkası toparlayamaz” gibi ifadelerde bulundular. Bu ifadeler, oy tercihlerinin bir nedenine de ışık tutuyor.</p>
<p>Deprem bölgelerinde yaşayan vatandaşların, seçim sonuçları nedeniyle kötü sözler söyleyenlere veya yardımları durduranlara tepkisini, bu tepkinin sandığa yeni etkisini yarın göreceğiz. Ama depremzedeyi suçlayanların seçim sonuçlarından bağımsız olarak anlamaları gereken çok önemli bir nokta var ki onu vurgulamamız gerek.</p>
<p>Anlayamadıkları şey şu ki, aslında en muteber oy depremzede oyu. Çünkü bu yıkımı propaganda ile saklayamazsınız. Yıkım altında kalmış olan insanları sadece propaganda ile ikna edemezsiniz. Biz yaşam biçimi, ücret azlığı, pahalılık gibi kaygılarla oy veriyoruz. Vermesek de olur belki. Ama depremzede gerçekten, içinde bulunduğu çok daha gerçek için oy veriyor. Burada hobi yok tiyatro yok, elit kaygılar yok, temel hayati meseleler var. “Varolmak için tekrar ayağa kalkmak için acaba hangisini seçmem gerek?” sorusuna verilen bir cevap var.</p>
<p>Muhalefet bu vesileyle kendisiyle ilgili algının sebepleri üzerine düşünürse, yeni dönemde anlamlı bir seçenek haline gelmesi için yapması gerekenlere dair çok mesaj çıkarabilir. Örneğin “ben neden sorunların çözümü olarak görülmüyorum” sorusuyla başlayabilir. Eğer bu soruya “bu insanlar anlamıyor” veya “dinle kandırılmışlar” gibi cevaplar tatmin edici geliyorsa, yarın da aynı sonuçları alacaklar demektir.</p>
<p>Bunları duymak rahatlatıcı olabilir elbette. Ama sahiden bir cevap bulmak istiyorlarsa, asıl duymak istemedikleriyle yüzleşmeye hazır olmaları gerek; ki bu da kolay değil.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/depremzedenin-oyu-okumasini-bilene-onemli-bir-mesaj-veriyor-yunus-yilmaz/">Depremzedenin oyu okumasını bilene önemli bir mesaj veriyor &#8211; Yunus Yılmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>14 Mayıs Seçim Notları</title>
		<link>https://hurfikirler.com/14-mayis-secim-notlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Selvi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 09:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye seçimini yaptı. Parlamentoda çoğunluk Cumhur İttifakı’nın oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırken Erdoğan %49.50’lik bir oy oranı ile ciddi bir performans gösterdi. Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise %44.89’luk oy oranı ile hüsrana uğradı. Seçim ve sonrası için elbette çıkarılacak notlar var. İlk olarak seçim sonuçlarına göre deprem bölgesindeki vatandaşların oy eğilimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/14-mayis-secim-notlari/">14 Mayıs Seçim Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye seçimini yaptı. Parlamentoda çoğunluk Cumhur İttifakı’nın oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırken Erdoğan %49.50’lik bir oy oranı ile ciddi bir performans gösterdi. Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise %44.89’luk oy oranı ile hüsrana uğradı. Seçim ve sonrası için elbette çıkarılacak notlar var.</p>
<p>İlk olarak seçim sonuçlarına göre deprem bölgesindeki vatandaşların oy eğilimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yana olması belirli bir kesim tarafından oldukça eleştirildi. Hatta bu sözlere eleştiri demek de hafif kalır. Hakarete varan söylemlerde bulundular. Bu anlayış tam da, “bana oy vermeyen ötekidir” mantıksızlığının tezahürüdür. Deprem bölgesini bir oy deposu olarak gören bir zihniyet ile böylece karşılaşmış olduk. Bu elitist bakış açısı sürekli olarak kaybetmeye de mahkûm oluyor.</p>
<p>Diğer taraftan ise anket şirketlerinin tutarsız tahminleri karşımıza çıktı. Seçimlerden bir iki gün önceye kadar yaptıkları anketleri açıklayan şirketlerin çoğu Kılıçdaroğlu’nun önde olduğunu ve seçimi ilk turda bitireceğine inanıyordu. Yine aynı şirketleri MHP’yi %5-6 civarında gösteriyordu. MHP, 2018 seçimlerinde olduğu gibi anket şirketlerine ters köşe yaparak %10 oy oranı ile 50 vekil çıkarmayı başardı. Burada sorulması gereken soru ise anket şirketleri manipülasyon mu yapmıştır? Yoksa sadece hatalı sonuçlar mı bulmuşlardır? Her iki şekilde de anket şirketleri oldukça başarısız olmuştur.</p>
<p>Öte yandan altılı masa yanına sonradan eklemlenen iki belediye başkanı ve HDP’nin aday çıkarmayarak verdiği destekle toplandığı zaman, Kılıçdaroğlu’nun %44.90 oranında bir oy alması bize bazı mesajlar veriyor. İlk olarak Kılıçdaroğlu, “kazanacak aday” değilmiş. Seçmende Erdoğan sevgisi ve güveni, deprem, pandemi ve ekonomik sıkıntılara rağmen çok ciddi bir şekilde devam ediyor. Bu elbette Erdoğan’ın çözüm odaklı olmasından da kaynaklanıyor.  CHP-HDP ilişkisi her ne kadar resmî olmasa da seçmen bunu görmüş ve bu ittifakı onaylamamıştır. İki belediye başkanının performansının da aslında konuşulduğu etkiyi ve enerjiyi oluşturmadığı çok net bir şekilde gözlemlenebiliyor. Bunlarla birlikte seçmen muhafeletin değişmesi gerektiğini net bir şekilde vurgulamıştır.</p>
<p>Cumhur İttifakı tarafına baktığımız zaman, seçime girmeden oldukça dezavantajlı bir konumda olduğunu görüyoruz. Son beş yıl içerisinde yaşanan kur atakları, ekonomik kriz, pandemi ve depremler ile iktidar kanadı oldukça yıprandı. Muhalefet bu yıpranmışlığın sonucunda Cumhur İttifakı için olumsuz bir seçim tablosu bekliyordu. Fakat iktidarın kriz anlarından bir şekilde çıkması ve icracı bir yapıya sahip olması dolayısıyla Cumhur İttifakı seçmen tarafından takdir görmüş ve yeniden iktidara getirilmiştir. Burada muhalefetin hatası ise sadece bu krizlerden medet ummak olmuştur. Bunun yanında yapısal herhangi bir çözüm veya öneri getiremediği için bir güven verememiştir.</p>
<p>Tüm bu krizlerin getirdiği yıpranmışlık ile sosyal medyada yükselen muhalif ses sürekli olarak “artık gidiyorlar” oldu. Muhalefet partileri de bu sese gereğinden fazla kulak kabarttı. Sosyal medyanın seçimleri belirleyebileceği kanısına vardı. Fakat durum böyle değil. Muhalefet Türk toplumunu adeta dışarıdan bir parti gibi okumaya kalkışıyor.  Gençleri yakalamak için sosyal medyada fazla zaman geçiren muhalefet, seçimlerin sahada yüz yüze siyaset yaparak kazanılacağını unutuyor.</p>
<p>Tüm bunlar toplandığı zaman Millet İttifakı’nın sistemi değiştirme hayalleri suya düşmüştür. Altı partiyi bir araya getiren en büyük motivasyonun “güçlendirilmiş parlamenter sistem” hayali olduğunu düşündüğümüz zaman, bundan sonra bu partiler nasıl bir arada duracaktır? Ya da bir arada durmaları doğru mu? Seçmenin ittifaka oldukça temkinli yaklaştığı gözlemlenirken, İYİ Parti ve CHP arasındaki seçim öncesi gerginlikler de göz önüne alındığında bundan sonrası için aynı yolda yürümeleri oldukça zorlaşmıştır.</p>
<p>Son olarak ikinci tura değinirsek, avantajlı olan taraf Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Meclis’te Cumhur İttifakı’nın çoğunlukta olmasından dolayı seçmenlerin bir maceraya atılmak istemeyip sistemin işlemesi için Erdoğan’a tekrardan oy vermeleri muhtemeldir. Bunun yanında %49.5 oy aldığını göz önünde bulundurduğumuz zaman Erdoğan %50’yi geçmeye en yakın isimdir.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/14-mayis-secim-notlari/">14 Mayıs Seçim Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KYK Yurdu Gözlemlerim</title>
		<link>https://hurfikirler.com/kyk-yurdu-gozlemlerim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali İlkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 11:57:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206692</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önce yurda gidelim! Ankara’dan çevre yoluna geçip Esenboğa Havalimanı yoluna (protokol yolu) çıkılıyor. Bir süre sonra Çubuk-Karagöl kavşağından sola Çubuk-Ankara yoluna dönülüyor… Sağ tarafta havalimanı pistleri, ışıklı yön sistemlerinin yanından hızla ilerliyorsunuz… Şansınız varsa bir uçak üzerinizde birden süzülür ve siz de piste doğru alçaldığını görürsünüz. Biraz daha ilerleyince Yıldırım Beyazıt Üniversitesi yön tabelası karşılıyor… [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kyk-yurdu-gozlemlerim/">KYK Yurdu Gözlemlerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce yurda gidelim!</p>
<p>Ankara’dan çevre yoluna geçip Esenboğa Havalimanı yoluna (protokol yolu) çıkılıyor. Bir süre sonra Çubuk-Karagöl kavşağından sola Çubuk-Ankara yoluna dönülüyor… Sağ tarafta havalimanı pistleri, ışıklı yön sistemlerinin yanından hızla ilerliyorsunuz… Şansınız varsa bir uçak üzerinizde birden süzülür ve siz de piste doğru alçaldığını görürsünüz. Biraz daha ilerleyince Yıldırım Beyazıt Üniversitesi yön tabelası karşılıyor… Sola dönünce ileride uçsuz bucaksız bozkıra doğru gitmeniz gerekir. İleride sağda bir bina kümesi, ortada yerleşim blokları ve solda üniversite yerleşkesi görünür… Önce güvenlik görevlilerinin kontrolünde bir kapıdan geçiyoruz, her araca görevlilerce durdurulup bazı sorular soruyorlar. Yani, kim olduğumuzu görevimizi filan söylüyoruz. Buradan da geçince ilerde sağda dev bloklardan oluşan KYK yurdu sizi karşılıyor. Yurt yerleşkesi girişinde de güvenlik en üst düzeyde…</p>
<p><strong>Yurtta Yaşam</strong></p>
<p>Bu satırlar, masa başında yazılmadı deprem bölgesinden gelenlerin yurda yerleştirilmesine başladığı günün ertesinde yurda gittim. Bu güne kadar da 13 kez yurda gittim. Her hafta bir gün yine yurda gitmeye devam ediyorum. Gözlemler yaptım işim gereği bazı çalışmalarda bulundum.</p>
<p>Yurdun kapasitesi 6000 kişilik, bununla birlikte organizasyon ve yönetim riskleri de dikkate alınarak 2500-3000 kişi misafir edilmektedir. İlk günler yurtta doğal olarak organizasyon güçlüğü yaşanıyordu. Yine ilk günlerde pek çok kurum, gönüllü depremden etkilenenlere yönelik farklı etkinlik planları ile yurdun kapısına akın ediyorlardı. Tabiî ki planlanan etkinlikler yapılamıyordu. Birinci haftadan sonra düzen biraz daha oturdu. Bu süreçte ev sahibi konumundaki Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın başta yurt çalışanları olmak üzere pek çok kurum ve gönüllünün insanüstü bir gayret sarf ettiğini gördük. İlçe GSB müdürü yurtta 24 saat kalıyordu, il, ilçe müdürleri, yurt müdürü, müdür yardımcıları, psikologlar ve tüm çalışanlar büyük gayret gösterdiler.</p>
<p>Milli Eğitim camiası olarak; önce psikososyal destek çalışmaları yürüttük, yurt bünyesinde 4 şubeli ilkokul, anaokulu ve özel eğitim sınıfları açtık. LGS’ye YKS’ye hazırlanan öğrenciler için kaynak ve diğer destek sistemlerini hayata geçirdik. Halk Eğitim Merkezi yetişkinler için iki kurs açtı. Ortaokul öğrencileri yakındaki bir okula kayıt edilerek düzenli taşıma sistemi devreye alındı. Lise öğrencileri hızla liselere kayıt edilerek okullara devamı sağlandı. Halen sınıflarımız açık, öğretmenlerimiz, özel eğitim öğretmenleri, yöneticiler ve rehber öğretmenlerimiz görevlendirilmiş durumda.</p>
<p>DİB, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden, Kızılay’a, TRT’den farklı dernek ve kurumlardaki gönüllülere kadar onlarca insan akın akın yurda gelip destek olmaya çalıştı. Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın personeli ile gençlik lider ve gönüllülerini çok başarılı buldum. Özel yaka kartı, özel kıyafetleri, liderleri ile çok güzel organizasyonlar yaptılar…</p>
<p>Yurt binaları, yapı olarak yeni yapılmış. Her şey düşünülmüş, kantin, market, dev yemek salonu, sinema salonu, konferans salonları, kütüphaneler, çalışma salonları, mescitler, derslikler, etkinlik alanları ve daha birçok tesis ve alan ile depremzedeler için en ideal barınma alanı oluşturuyor. Yurtta tüm birimlerin sorumlu profesyonel çalışanı var. Kurumda 2 psikolog görevli. Bütün bunları görünce KYK yurtlarının doğru tercih olduğunu kanaati bende uyandı. 11 İlimizi etkileyen bu afetten sağ kalanları yeniden hayata döndürmek için KYK yurtları önemli bir fırsat sağladı. KYK yurtlarının bu süreçte aldığı ve taşıdığı sorumluluk görünenden çok daha fazla.</p>
<p>Tüm Türkiye’ye geçmiş olsun!</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kyk-yurdu-gozlemlerim/">KYK Yurdu Gözlemlerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçimler ve Altılı Masanın Açmazları</title>
		<link>https://hurfikirler.com/secimler-ve-altili-masanin-acmazlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Selvi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 11:25:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye 6 Şubat sabahına iki büyük depremle uyandı. Depremlerde 11 ilimiz etkilenirken binlerce bina yıkıldı.  Siyasetin gündemini ise “Seçimler ne zaman yapılacak?” sorusu meşgul etmeye başladı. Bu soruyu gündemimize sokmaya vesile olan ise İYİ Parti lideri Meral Akşener oldu. Akşener’in deprem bölgesini ziyarete gittiği sırada bir gazeteciye verdiği demeçte seçimlerin 18 Haziran’da yapılacağını düşündüğünü söyleyerek, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secimler-ve-altili-masanin-acmazlari/">Seçimler ve Altılı Masanın Açmazları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 6 Şubat sabahına iki büyük depremle uyandı. Depremlerde 11 ilimiz etkilenirken binlerce bina yıkıldı.  Siyasetin gündemini ise <strong>“Seçimler ne zaman yapılacak?”</strong> sorusu meşgul etmeye başladı. Bu soruyu gündemimize sokmaya vesile olan ise İYİ Parti lideri Meral Akşener oldu. Akşener’in deprem bölgesini ziyarete gittiği sırada bir gazeteciye verdiği demeçte seçimlerin 18 Haziran’da yapılacağını düşündüğünü söyleyerek, <strong>“Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız”</strong> ifadelerini kullanması siyaset kulislerini tekrardan hareketlendirdi.  Daha sonra ise Altılı Masa’nın diğer paydaşları da “Seçimler zamanında yapılmalı” açıklaması yaparak Akşener’e destek verdi. Peki buradaki “açmaz” nedir?</p>
<p>Elbette seçimlerin zamanında yapılmasını istemek gerek siyasi partiler gerekse vatandaşlar için son derece doğaldır. Ortada iktidar kanadının herhangi bir yetkilisinden seçimlerin erteleneceğine dair herhangi bir beyanat yok iken Altılı Masa’nın bu tartışmalara girmesi ise bu yönde alınabilecek olası kararların önüne geçmek olabilir. Tabiî ki bunlar son derece meşrudur. Fakat sorun tam da bundan sonra başlıyor. MHP lideri Bahçeli partisinin grup <strong>toplantısında &#8220;Ne sandıktan kaçarız, ne demokrasiyi yok sayarız&#8221;</strong> çıkışında bulundu. AK Parti kanadından kamuoyuna yansıyan bilgiler ise seçimlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce de açıkladığı gibi yüksek ihtimalle 14 Mayıs’ta yapılacağı yönünde oldu. Buradan da anlaşılacağı üzere Cumhur İttifakı’nın gündeminde seçimlerin ertelenmesi yer almıyor.</p>
<p>Bu anlaşıldıktan sonra Altılı Masa seçimlere 80 günden az bir süre kala hâlâ açıklamadığı cumhurbaşkanı adayını belirleme gündemine geri döndü. Masanın ilk günden beri en büyük sorunu tam da bu noktada başlıyor. Ne zaman aday konusu gündeme gelse özellikle İYİ Parti ve CHP arasında sert tartışmalar yaşanıyor. CHP kanadı Kılıçdaroğlu’nun ismini öne çıkartırken İYİ Parti kanadından sürekli olarak, <strong>“kazanacak aday vurgusu geliyor.”</strong> En son Akşener CHP’li Kuşoğlu’nun dört ay önceki röportajını hatırlatarak, <strong>&#8220;CHP&#8217;de Sayın Bülent Kuşoğlu&#8217;nun Sayın Hande Fırat&#8217;a verdiği bir beyanat var. Bu masa Sayın Kılıçdaroğlu&#8217;nun adaylığı için kurulduğunu betimleyen ve onun adaylığı olmadığı takdirde de masanın dağılacağını söyleyen bir şey ve bir tekzip görmedi bu. Bize söylenen o değil&#8221;</strong> açıklamaları ile 2 Mart tarihinde yapılacak Altılı Masa toplantısı öncesinde ittifak adaylarına tekrardan restini çekti. Aslında masadaki aday belirleme açmazı yeni oluşan durum değil. Yaklaşık bir buçuk yıl önce yine burada yazdığım yazıda ittifakın paydaşlarının adaylık konusunda kavga ettiğini ifade ederek, bu durumun masaya zarar verdiği yorumunda bulunmuştum. Peki gelinen noktada değişen ne oldu veya açmazlar devam ediyor mu?</p>
<p>Muhalefetin ana paydası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yenme üzerinden yürüyor. Bunun dışında altı partinin para politikasından askerlik politikalarına kadar keskin ayrımlar bulunuyor. Bunların tezahür ettiği konu ise Cumhurbaşkanlığı için aday belirleme süreci olarak ortaya çıkıyor. Yazımın üstünden bir buçuk yıl geçmesine rağmen ittifak; sürekli tartışan, parçalı yapı ve güven vermeyen bir yapı olarak kaldı. Bunun yanında ise Cumhur İttifakı yine daha önceden de yazdığım üzere, sürekli olarak birbirini destekleyen gerek fikirsel gerekse politikalar çerçevesinde tam bir uyum sağlayan bir yapı olarak varlığını sürdürüyor.</p>
<p>Sonuç olarak Altılı Masa için seçim zamanı yaklaştığı derecede sorunlar büyüyor. Bu sorunlar büyüdükçe seçim kampanyasına da olumsuz yansıyacağı kesin. Masanın sorunlarının bugüne kadar böylesine gün yüzüne çıkmamış olması seçim tarihinin yaklaşmamış olmasından kaynaklandığı muhtemeldir. İttifak bugüne kadar bu sorunlarını halının altına süpürse de kısıtlı zamanda hem adaylarını belirlemek için fiilî olarak harekete geçmek zorunda kalacak hem de bu sorunlar ile yüzleşme zorunda kalacak. Her iki ittifaktaki olumlu veya olumsuz durumlar ise şüphesiz önümüzdeki seçimler için belirleyici olacak.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secimler-ve-altili-masanin-acmazlari/">Seçimler ve Altılı Masanın Açmazları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cevabını Bulamadığım Sorular</title>
		<link>https://hurfikirler.com/cevabini-bulamadigim-sorular/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Melik Nazır Esirci]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 10:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[qoshe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/?p=206631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz liberaller için devlet, sürekli dikkat edilmesi, bireyin ve piyasanın lehine özgürlük yontulması gereken bir yapıdır. Bazı liberallere göre olmaması gereken bir kötü, bazı liberallere göre de katlanılmak zorunda olunan kötülüktür. Son 3 yılda üzerimizden geçen insan veya doğa mahsulü felaketler, sırasıyla (ne sunî ne tabiî) pandemi, (sun’i) ekonomik türbülans ve asrın felaketi (tabiî) deprem [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/cevabini-bulamadigim-sorular/">Cevabını Bulamadığım Sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz liberaller için devlet, sürekli dikkat edilmesi, bireyin ve piyasanın lehine özgürlük yontulması gereken bir yapıdır. Bazı liberallere göre olmaması gereken bir kötü, bazı liberallere göre de katlanılmak zorunda olunan kötülüktür.</p>
<p>Son 3 yılda üzerimizden geçen insan veya doğa mahsulü felaketler, sırasıyla (ne sunî ne tabiî) pandemi, (sun’i) ekonomik türbülans ve asrın felaketi (tabiî) deprem süreci gösterdi ki devlet, gerçekten katlanılması gereken, onunla da onsuz da olmayan bir kötüdür.</p>
<p>Örneğin, insan aklının değil ama insan faaliyetinin sonucu olduğu (yarasa eti yeme kültürü) söylenen pandemi sürecinde sokağa çıkma yasaklarıyla kendini gösteren ama biz liberallerin bile ağzını açıp pek bir şey diyemediği “özgürlük ihlâli”, devlet sayesinde uygulanabildi. Çünkü biz devleti, dış savunma, iç güvenlik ve adalet hizmetinden başka bir iş yapmaması, geri kalan bütün alanı bireylerin faaliyetlerine bırakması gereken bir organizasyon olarak görüyorduk. Ama devlet tarafından, en temel seyahat özgürlüğünün bu ihlâli sayesinde pandemiyi mümkün olan en az sürede atlatma imkânı bulduk. Hatta bazen, herkesi aşı yapmaya zorlaması gerektiğini bile düşünme noktasına kadar geldik. Yine pandemi sürecinde devlet, kısa çalışma ödeneği gibi uygulamalarla işsizliğin önüne geçmeye çalıştı. Yani işletmelerin işçi çıkarmasını teşvikle önledi. Şayet bu uygulamayı yapmasaydı, yani bizim her zaman ilk sırada savunduğumuz serbest piyasa koşulları tam olarak uygulansaydı, yani her şey piyasanın işleyişine bırakılsaydı işsizlik sorununun başımıza neler açacağını kestirebiliyor muyuz?</p>
<p>Aynı dönemde devlet, piyasadaki talebin artmasıyla astronomik fiyatlara yükselen maske için “herkesin maskesini ben dağıtacağım, maske satmayı yasaklıyorum” gibi akla ziyan uygulamalara da başvurdu. Tabiî ki tam beceremedi, belki eline yüzüne bulaştırdı. Biz de o zaman buna karşı çıktık.</p>
<p>Pandeminin peşinden, ülkece, bu sefer insan aklının sonucu başka bir karanlık döneme girdik. Yine aynı devlet, önceki dönemdeki düzenleyici rolünün hızını alamayıp, faiz indirimleri ve yeni bir ekonomik model uygulama gerekçesiyle piyasanın bütün işleyişini bozdu. Öngörülmez bu ortamın sonucunda araba, konut, gibi dayanıklı tüketim malları ve gıda fiyatları, kiralar ulaşılamaz, akıl almaz boyutlara uzandı. Hatta ikinci el araba fiyatları, sıfır araba fiyatlarını katladı. Devlet, pandemi döneminde eline aldığı ve göreceli bir başarı sağlayan düzenleme görevini bu sefer farklı bir yolla tekrar yapmaya kalktı. Araba sahiplerine, arabayı 6 ay, 1500 km. satamama, kiralara %25’ten fazla zam yapamama, marketlere baskınlar yapıp cezalandırma gibi çözüm yolları aradı. Bunların hiçbiri biz liberallerin kabul edemeyeceği uygulamalardı.</p>
<p>Henüz bu iki afetin şokunu atlatamadan, bu sefer, çok büyük bir tabiî afetle karşı karşıya kaldık. Deprem 04.17’de oldu. Adeta tüm Türkiye 04.18’de “devlet nerede?” diye sordu. Yani yine geldik katlanılması zorunlu kötülüğe olan ihtiyaca. Arama-kurtarma, enkaz kaldırma, çadır kurma, yemek verme, konteyner evler kurma, kalıcı konut yapma, depremzedelere nakit yardımı yapma, taşınma ve kira yardımı yapma gibi ihtiyaçlarımızda hep devleti aradık. Burada da devletin sosyal olma fonksiyonu öne çıktı. Bizim pek hoşlanmadığımız geniş sosyal devlete en çok ihtiyaç duyduğumuz bir durumla karşı karşıya kaldık.</p>
<p>Hemen peşinen, bütün bunları özel kurumlar, vakıflar yapabilir gibi romantik cevaplar bu ortamda kimseyi tatmin etmez. Devletin eli olmadan ya da hesap soracak bir muhatap olmadan bu felâketin ateşi soğumaz. Özel kurumların hesap verme gibi bir yükümlülüğü yok. Ama canı acıyan halk, ateşinin düşmesi için hesap sormak istiyor. Hesap sorulacak kurum da devlettir. Yani mutlaka en önde rolü olması gereken kurum.</p>
<p>Ama şimdi başka bazı sorular ortaya çıkmaya başladı. Benim kafamı kurcalayan sorular bunlar. Örneğin, bir sitedeki kedileri kurtarmak için bir başka vilayetten, ücreti anlaşılarak getirilen vinç sahibinin, “paramı vermiyorsanız ben giderim” sözüne karşı valinin (devletin) “kedileri kurtarmadan bir yere gidemezsin” demesine biz liberaller ne diyeceğiz? Başka şehirlere giden depremzedelerin çokluğu karşısında, ev sahiplerinin kiraları 4 katına çıkarmasına, arz-talep, nedret-bolluk perspektifinden bakan biz liberaller nasıl bir izah getireceğiz? Aynı ev sahiplerinin devlet tarafından belirlenip ceza yazılmasına, özel mülkiyet ve piyasa taraftarı liberaller olarak, bu ortamda ses çıkarabilecek miyiz? Konteyner ev ihracatının yasaklanmasına, özel mülkiyet ve serbest piyasa açısından ne söylenebilir? Ama aynı kısa dönemde konteyner fiyatlarının 10 katına kadar yükselmesine “liberal bakış” açısıyla bir makale yazabilir miyiz?</p>
<p>Evet, tabiî ki, ticarette, “biraz ahlâk, biraz insaf, biraz vicdan” gibi beklentilerin bir yeri olmadığını biliyoruz. Fiyat artıranlar için “fırsatçı, menfaatçi, tamahkâr” yaftalarını da zinhar reddediyoruz. Devletin yakalayıp ceza kesme tehdidinin de bir işe yaramayacağını biliyoruz. Fakat böyle bir mağduriyet ortamında, “o evin kirası yüksekse başka ev tutsun” diyebileceğimiz, arzın bol olduğu, talep edenin de çok rahat olduğu, çok da gönüllü alışveriş ortamı bulunmadığına göre, “isteyen istediği fiyatı koyar, beğenmeyen almaz” diye dilimize pelesenk olan o retoriğimiz burada da geçerli olacak mı? Yoksa geçici bir dönem için devletin yaptıklarına onay mı vereceğiz?</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/cevabini-bulamadigim-sorular/">Cevabını Bulamadığım Sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
