Bu adam Cenevre’ye mi yoksa Lahey’e mi gidecek?

İnsan vicdanının ayaklandığı anlar vardır.Bazen tek bir fotoğraf karesi, tek bir tanık, tek bir belge her şeyi değiştirir.

Daha önce alttan alta süren, herkesçe bilinen-tahmin edilen- sezilen ama vicdanların konforunu bozmamak için bilmez-duymaz-görmez gibi yapılan bir ahlaksızlığı, bir insanlık suçunu gözümüze sokan tek bir olay…

Vietnam Savaşı’nı bitiren şey, Amerikan halkının bir Vietkong’un beyninin parçalanışını kendi gözleriyle görmesiydi. Srebrenitsa katliamının fotoğrafları insanlığın vicdanının ayaklandığı bir başka andı.

Şimdi, yine öyle bir an yaşıyoruz.
Esed rejiminin babadan kalma işkence geleneğini elbette biliyorduk. İç savaşın başından beri gözaltına alınıp da savcı-hakim yüzü gören olmadığını da…

 O vahşet uzaklarda, gözlerin görmediği bir yerlerde yaşanmaya devam ettikçe, kurbanların çığlıkları kulaklara ulaşmadıkça insanlık o vahşetle “birlikte yaşamayı” becerebildi.
 
Guta’nın bebeleri vicdanları uyandıramadı 
 

Guta’da 625 insanın sarin gazıyla çırpına çırpına can vermesi de uyandıramadı insanlığın vicdanını. Çocuklarının ölümünü gören annelerin delirmiş gibi üstlerindeki elbiseleri parçalayışlarını, kopardıkları kumaşı çocuklarının ağzına burnuna tıkayarak onları sarinden korumaya çalıştığını anlatan tanık ifadeleri de yeterli yankıyı yapamadı uygar dünyada.

İnsanlık, insanlığını unutmuş, bigâne gözlerle seyretti yan yana dizilmiş bebe ölülerini.

Bu tabloyu seyretmeye yüreği dayanmayan, bu tabloya isyan eden, başkalarını da isyan etmeye çağıran bir tek ülke vardı dünyada… Onlar böyle sakin konuşamıyorlar; cenazeleri görünce gözyaşlarına da öfkelerine de hakim olamıyor, anlayacağınız “kurt diplomat” gibi değil insan gibi davranıyorlardı.

O yüzden de “güçlü bir şekilde” kınandılar. Bazı pek “soğukkanlı” ve pek “dengeli” kalem erbabı tarafından “bölgedeki siyasi gerçekleri kabul edip değiştirmeye çalışmak yerine gerçekleri reddetmek suretiyle onları değiştirmeye çalışmak”la eleştirildiler. 635 kişinin gece uykularında sarin gazıyla boğulması da bölgenin siyasi gerçeklerinin bir parçasıydı nihayetinde. Ama ne yazık ki artık bu gerçeği değiştirmek için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu…
 
Batı bütün değerlerini çöpe atmayacaksa… 

 
Peki bu defa ne olacak? Dünya bu defa da, dün basına yansıyan fotoğraflardaki o “gerçekler”le birlikte yaşamayı hazmedebilecek mi?

Sanırım -ve umarım- artık bu imkansız.

Esed’in zindanlarında işkenceyle öldürülen 11 bin kurbanın fotoğrafları, yıllardır ertelenen yüzleşmeyi kaçınılmaz kıldı. Uygar dünya artık bir daha hiç karşılaşmayacağını sandığı Nazi toplama kampı fotoğraflarıyla bir kez daha yüz yüze kaldı. Eğer o felaketten bu yana inşa ettiği bütün değerleri çöpe atmayı göze alamıyorsa bir karar vermek zorunda: Bu adam hâlâ bu ülkeyi yönetmeye devam mı edecek, yoksa Lahey’e mi gidecek?

Cenevre’nin gündemi toptan değişmek zorunda. Cenevre artık başka bir Cenevre olmak zorunda.

İnsan kılığına girmiş bir canavarın “müzakereci” sıfatıyla o masaya oturtulması ahlaken taşınması mümkün olmayan bir utançtır artık.

Bu yazı Bugün Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et