Yine tezkere

2003’ten beri PKK ne zaman saldırıya geçse, ne zaman şehitler verilse, 2003’teki 1 Mart Tezkeresi’ni hatırlatmak ve başımıza ne geldiyse o zaman ABD’ye kafa tuttuğumuz için geldiğini söylemek adet haline geldi.
Sedat Laçiner (ki kendisi fikren birçok konuda uyuştuğum bir kişidir) bu kervana katılan son isim oldu. Hem de birçoklarınca çekingen ve mızmız bir şekilde ifade edilen görüşleri oldukça dobra bir biçimde ortaya koydu.
Şöyle dedi Laçiner:
“1 Mart Tezkeresi çok etik, çok havalı bir karardı. Amerika’nın yüzüne şak diye bir tokat gibi indi. Ama Türkiye’ye bedeli çok ağır oldu. 2003’ten bu yana verilen şehitlerin büyük oranda müsebbibi 1 Mart Tezkeresi’dir. Amerika’nın orada tamamen çark etmesidir.”
Dobralığı için teşekkür etmeliyiz kendisine. Ama bence savunduğu fikir tam bir felaket…
Birincisi PKK’yı ve onunla mücadelede başarıyı ya da başarısızlığı tamamen dış dinamiklere bağladığı için felaket… 30 yıllık bir beceriksizliği ABD’nin “PKK’yı seçmesine” bağlamak nasıl bir teslimiyetçilik böyle? Konu geniş ama sadece şunu hatırlatıp geçeyim: Ordunun PKK’ya karşı verilen mücadelede neden sonuç alamadığını; eğer düzenli ordu gibi hantal ve eğitimsiz bir yapı yerine, hareketli ve eğitimli özel kuvvetlerden oluşan bir örgütlenmeye gitseydi terörün işinin çoktan bitirileceğini bizzat Laçiner bize anlatmamış mıydı? “O dağa işini iyi yapan, komando eğitimi almış, SAT türü 35-100 James Bond gönderirsiniz, işi bitirirsiniz. Ama gönderilmiyor” diyen o değil miydi? Peki o zaman Amerikan faktörü yok muydu?
İkincisi, ilkeli politikayı, zalimin yanında yer almamayı “çok havalı” diye küçümsediği için felaket…
Ben Laçiner’in, ilkelerin insanlığın uzun tarihi tecrübesi içinde faydalı ve doğru davranış oldukları ortaya çıktığı için ilkeye dönüştüğünü; yani bin yılların pratiğinden çıktığını, dolayısıyla aynı zamanda pragmatik olduğunu bilmesini umardım. Eğer dış politikaya yön veren ilkelerden söz ediyorsak; bugün bütün dünyada “ulusal çıkar” adına savunulan oportünist ve ikiyüzlü politikaların değil, ahlaken doğru safta (haklının yanında) yer alan ilkeli politikaların prim yaptığını; orta ve uzun vadede bu politikanın ulusal çıkara da hizmet ettiğini görmemiz gerek.
Üçüncüsü, Türkiye’nin bugün uluslararası kamuoyunda kazandığı saygınlığın ve gücün; bölgesel aktör olma ihtimalinin bu tezkere ile birlikte başladığını göremediği için felaket… Meclis’in bu kararıyla Türkiye, dünyada barış için en büyük fedakârlığı göze alan ülke olma onurunu kazandı. Kimileri bunu aptallık olarak görse de, aradan geçen zaman bu tutumun uzun vadede ulusal çıkarlarımıza da en uygun tutum olduğunu gösterdi.
Dördüncüsü, tezkerenin bedelinden bahsederken, alternatif davranışın bedelini; yani Türkiye’nin ABD’nin yanında savaşa girmesi halinde bunun bedelinin ne olacağını dikkate almadığı için felaket…
Beşincisi, bu mantık, (yani ABD PKK’yı azdırırsa korkusuyla politika belirleme mantığı) Türkiye’nin Gazze çıkışını da yapmaması, İsrail’in politikalarını hiçbir şekilde eleştirmemesi, NATO’nun Libya müdahalesine de; İran için beslediği emellere de engel olmaması, yarın öbür gün Suriye’ye müdahale ettiğinde de susup oturması anlamına geleceği; bir başka deyişle Türkiye’yi ABD’nin ezik bir uydusu olarak yaşayıp gitme kaderine mahkûm ettiği için felaket… Öyle ya; ABD dün, Kuzey Cephesi’nin açılmasını önledik diye kızıp PKK’nın yanında saf tuttuysa, Ortadoğu’daki herhangi bir politikasına karşı çıktığımızda da aynı kozu kullanmaz mı?
Laçiner Türkiye’nin, ömür boyu bu şantaj politikasına teslim olmasını mı öneriyor?
X x x
Kimseyi kırmak istemiyorum ama “ulusal çıkarlar’ adına galibin yanında yer alma savunusu yapanların yoğunluğuna bakıyorum da, okul sıralarında öğrendiğimiz kimi tekerlemelerin sandığımızdan çok daha etkili olduğunu anlıyorum. “1. Dünya Savaşı’nda Almanya yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık” tekerlemesinin, “Ne yap et, galibin yanında olmaya bak” bilincini böyle kuvvetle zihinlerimize kazıyacağını nereden bilebilirdik?..

Bugün, 24.08.2011

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikBöyle parti olur mu?
Sonraki İçerikBu kez haksız sizsiniz

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et