Parayı ve para ticaretini şeytanlaştırmanın zararları

İnsanlar bütün kötülüklerin kaynağı olarak lanetleyebilecekleri, telin edebilecekleri özneler bulmayı seviyor. İlginçtir, bu tavır siyasî yelpazenin her kesiminde, derecesi değişse de, boy gösterebiliyor. Sosyalist düşünce hem klasik hem modern çizgisiyle özel mülkiyeti şeytanlaştırır. Liberal gelenekte Ayn Rand’ın şeytanı irrasyonalizmdir. Klasik muhafazakârlar modernliği, rasyonalizmi ve değişimi şeytan niyetine taşlar. Alman nasyonal sosyalistleri Yahudilerde şeytan bulmuştu. Tarih boyunca en çok şeytanlaştırılan ise, kuşku yok ki, para ve para ticareti yapanlar (yani paradan para kazananalar) oldu. Paraya ve paralılara yönelik şeytanlaştırma 2008 kriziyle iyice yoğunlaştı.

Genel olarak şeytanlaştırma, özel olarak parayı ve paralıları şeytanlaştırma iyi bir şey midir? Şeytanlaştırma önyargıya dönüşüp ayrımcılığa ve hak ihlâllerine sebep olabilir mi? The Economist’in iki yıl önceki bir sayısında (7 Şubat 2012) bu konuda çok ilginç bir yazı çıkmıştı. Bu yazıda yer alan bilgilerden de yararlanarak şeytanlaştırmanın zararlarına işaret etmek istiyorum.

Derginin de işaret ettiği üzere 2008 krizi yüzünden paraya ve paralılara, daha somut olarak finansçılara ve finans kurumlarına yönelen öfke çok temelsiz değildi. Çünkü, finansçılar, kriz sürecğnde kârları özel zararları kamusal alanda tutmayı becerdi. Ancak, bunu mümkün kılan devletin ekonomideki yeri ve para üzerindeki tekeliydi. Buna rağmen, birçok kimse krizde devletin öncü rolünü göremedi.

Paralılara yönelik küçümseme çok eskilere gider. Hz. İsa paralıları dışladı. Efes’in 1. Asırdaki piskoposu Timothy ‘para aşkı tüm kötülüklerin kaynağıdır’ dedi. İslam faizi yasakladı. Yahudiler faize bir kötülük olarak işaret etti. Katolik kilisesi faiz almayı 1311’de men etti. Dante, para ticareti yapanları cehennemin yedinci halkasına lâyık gördü. Para borç vermeye ve kazanmaya nefret asırlar boyunca köksüzlükten nefretle el ele gitti. Hükümetler para sahiplerini vergilendirmenin mobilize olmayan toprak sahiplerine nispetle daha zor olduğundan şikâyet etti. Alman şair H. Heine, Rotschilds’e yönelik küçültücü bir eleştiride, ‘para sudan daha akışkan, havadan daha az sabittir’ dedi.

Paraya karşı bu önyargı zararlı oldu. Ticaretin tekerleri, onları yağlama malzemesi olarak para bulunmadan, zor döner. Para borç verme üzerindeki kısıtları kaldıran toplumlar zenginleşti. Bunu yapmayan toplumlar fakir kaldı. Medici sülalesi ve diğer benzer aileler ödünç verme kurallarını ıslah etme yolları bulunca Kuzey İtalya zenginleşti. Luther ve Calvin para ödünç vermeyi kabul edilebilir hâle getirince ekonomik öncülük Avrupa’nın Protestan kısmına geçti. Avrupa ilerlerken, İslam dünyası fakirliğe saplandı. 1000 yılında dünya GDP’sinde Batı Avrupa’nın payı %11,1 iken Orta Doğu’nunki %8,6’ydı. 1700’e gelindiğinde Batı Avrupa’nın payı %13,5, Orta Doğu’nunki %3,4’tü.

Bankacılığın yükselmesine sanat ve kültürdeki gelişmeler tarafından refakat edildi. Büyük finans merkezleri aynı zamanda büyük sanat merkezleri oldu: Rönesans döneminde Florensa, 17. Yüzyılda Amsterdam ve bugün New York. Para ticaretini rahat bırakmayan ülkeler sanat bakımından çöle dönüştü. Para ticareti olmaksızın New York’un sanat merkezi SoHo ve kasalarına para akmaksızın büyük Amerikan üniversiteleri bugün bulundukları noktaya ulaşamazlardı.

Finansçılara karşı önyargı gayri ekonomik kayıplara da sebep olabilir. Tarih boyuna birçok yerde para tüccarları zulme uğradı. Avrupa ve Amerika’da Yahudiler ve Asya’da Çinliler gibi etnik azınlıklar önce diğer ‘saygın’ mesleklerden engellendikleri için para ticaretine girdiler, daha sonra başarılarından dolayı taciz edildiler. Orta Çağ Avrupa’sında Yahudiler yalnızca etnik nefrete konu olduklarından değil onları öldürmek borçlardan kolayca kurtulmak anlamına da geldiği için zulme uğratıldılar. Bir Yahudi aileden gelen K. Marx Yahudileri şeytanlaştırdığı kapitalizmin tecessüm etmiş hâli saydı; Avrupa ve Amerika’da Yahudiler, Asya’da Çinliler para komplolarıyla uğraşan halk olarak görüldü. 2008 krizi Yahudilere ve ondan önceki 1997 – 98 Asya finansal krizi Çinlilere fatura edildi. Endonezya’da bu sebeple zengin Çinlilere karşı ölümcül isyanlar yaşandı.

Finans sektörünü ıslah için yeni regülasyonlara ihtiyaç olabilir diyor, The Economist. Belki. Bana göre, sektörde daha az devlete ihtiyaç var. Devletin finansa daha az müdahil olması regülasyonların yetersiz ve başarısız olacağını göstermez. Dergiden daha liberal bir pozisyon alıp devletin para çıkarma tekelini de sorgulamakta fayda var. Bunlar ayrıca ele alınması gereken konular. Şimdilik söylenmesi gereken ise, finansa sektörünü, bankacıları, para ticareti yapanları şeytanlaştırmanın hem problemleri çözmeyeceği hem de başka kötülük ve yanlışlıkların önünü açacağı.

Yeni Şafak, 15.04.2014

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,726TakipçilerTakip Et