MHP’yi CHP mi bozdu?

Referandum süreci ve sonuçları dolayısıyla en çok tartışılan partilerden bir MHP oldu. MHP ve milliyetçilik başlangıçtan itibaren birçok kopma ve anlaşmazlıkların yaşandığı bir gelenek olduğu için, otoriteliğin dışarıya karşı verdiği bütünlük görüntüsü hilafına bünyesinde ciddi bir bölünmüşlük barındırmaktadır. Buradaki bünyeden kasıt, parti veya ocaklar değil milliyetçi hareketin gelişip serpildiği tarihi gelenekler ve sosyolojik tabandır.
Bu ihtilaflar, bilhassa tavan ile taban arasında sürekli bir gerginlik olarak yaşanmaktadır. Çünkü milliyetçilik tavanda devlet ve merkezle bütünleşmeye, hatta yer yer onun bir siyasi aygıtı olmaya yatkınken; tabanda devlet ve merkezden farklılaşan, hatta yer yer çatışan bir talep ve şikâyet manzumesine sahiptir.

REFERANDUM: KOPUŞ ANI

Dış düşman ve çatışmalar, lider ve teşkilat kültleri milliyetçiliğin ideolojik çerçevesiyle beraber tavan ve taban arasındaki ihtilafları genellikle örten bir şal vazifesi görürler. Ancak sosyolojik alt üst oluşlarda, ideolojik tartışmalarda ve otoritenin tesisi esnasında, zaman zaman bu şalın aralandığı, bu ihtilafların teşkilatın siyasi gelenekleri icabı ziyadesiyle sert bir şekilde ortaya çıktığı görülüyor. Bu tartışmalar tasfiyeler, şiddetle bastırmalar ve kopmalar şeklinde gelişebiliyor. Tabiatıyla Milliyetçi Hareket’in parti olarak geçen uzun zamanda 42 yıllık mazisinde bunun bütün örneklerini bulmak mümkün. Fakat 26 maddelik anayasa değişikliğinin oylandığı 12 Eylül 2010 referandumunda bütün bu tarihin birikimli etkisinin de tesiriyle şimdiye kadarki anlaşmazlıkların çok ötesine geçen ve halen nerede durulacağı kestirilemeyen bir tartışma yaşanmaya başladı. Bu bakımdan bu son tartışmanın bir yandan MHP ve ülkücü teşkilatlar içindeki tarihi köklerine diğer yandan da geçmişten farklı yönlerine bakmak gerekiyor.

MHP’NİN TEMEL AÇMAZI

MHP, merkez sağın aleyhine büyüdü. Anti-komünizm ve PKK terörü karşıtlığı dışında müspet bir program ve proje geliştiremedi. 90’lı yıllardaki büyüme ise, PKK terörü yanında merkez sağın yarattığı boşluğun bir kısmının işgali şeklinde oldu. Ancak merkez sağın kesin bir şekilde çökmesi ve yerini tartışmasız bir şekilde AK Parti’nin doldurması MHP’nin sağdaki büyüme alanını daralttı. Hatta tam aksine MHP, sağdan aldığı oyları kaybetmeye başladı.

Öte yandan AK Parti’nin siyasi temsilcisi olduğu Türkiye’deki liberalleşme, demokratikleşme ve küreselleşme dalgası MHP’nin ideoloji ve misyon itibarıyla intibak edemeyeceği dünya ve Türkiye gerçeklerini ifade ediyordu. MHP’nin geleneksel olarak güçlü

olduğu Orta ve Doğu Anadolu, bu gelişmeleri hayata geçiren yeni işadamı ve aydın sınıfının da merkezini teşkil ediyordu. Bu ortak payda, MHP tabanının büyük bir kısmını yeni sosyolojik ve ekonomik sürece ve dolayısıyla da siyaseten AK Parti’ye yöneltti. Buna karşılık Akdeniz, Ege ve Marmara hattında bu değişime reaksiyon duyan, merkez sağ ve merkez soldaki dağılmadan sonra yüzer-gezer hale gelmiş, laik ve Kürt karşıtı seçmen kitlesi MHP’yi seçenekleri arasına almış durumda. MHP, ister istemez bu yeni seçmen kitlesine doğru büyüdü. Ancak bu büyüme, MHP’nin geleneklerini, kadrolarını ve ideolojik dengelerini yerinden sarstı.

MHP+CHP: İMKANSIZ AŞK

MHP, genel merkezi bu çatallanma karşısında AK Parti’yi iktidardan edecek bir ittifak sistemini çözüm yolu olarak gördü. Bu yüzden de, referandum bir güven oylamasına dönüştürüldü. MHP, anayasa değişiklik paketini görüşmeyi dahi kabul etmeden AK Parti’yi tecrit etme stratejisi izledi. Bu strateji, beraberinde CHP ile ittifak veya koalisyon düşüncesini getiriyordu.

MHP’yi asıl zor durumda bırakan, CHP’deki genel başkanlık seçimidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’deki genel başkanlığı bir yandan CHP’de bir toparlanma, bir kısmı MHP’ye giden Alevi oylarının dönüşü ve CHP’nin Akdeniz. Ege ve Marmara’da büyümeye başlamasıdır. MHP, bu şekilde yeni geliştiği ve oylarının büyük kısmını devşirdiği bu hatta geri çekilirken, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği de MHP’yi Orta ve Doğu Anadolu’da zor durumda bıraktı. CHP’de Kürt meselesinde ve demokratikleşme bahsinde yaşanan yumuşama MHP’nin muhtemel koalisyon ortağı ile ilişkilerini bozdu. Böylece MHP, kendisini tecrit edilmiş ve cumhuriyetin milliyetçi paradigmasını tek başına savunma hissiyatına savurdu. Bu şekilde yeniden sertleşen MHP, şimdi CHP ile de AK Parti’ye yaptığı tarzda bir çatışmaya savrulabilir.

MHP’nin referandum stratejisi, iddia edildiği gibi MHP geleneğine tamamen yabancı ve siyasi akıldan mahrum bir hezeyana dayanmıyordu. MHP, stratejik mevzide bazı revizyonlarla ısrar edecektir. Bu bakımdan MHP, genel seçimlere kadar CHP’de bir iç çatışma ve CHP’nin yeni politikalarının yaratacağı reaksiyonlardan beslenecek bir revizyonla sertlik ve kutuplaşmaya devam edecektir. Kürt meselesindeki gelişmeler ve PKK şiddeti de MHP’ye yeni alanlar açmaya adaydır.

MHP’nin etrafındaki ülkücü camiadaki tartışmalara gelince, bu tartışmaların MHP’yi yumuşatması değil, aksine sertleştirmesi MHP geleneklerine ve ideolojisine daha uygun bir gelişme olacaktır. MHP bu stratejik tercihi, bir beka davası olarak algılamaktadır. Eleştirileri ve bağımsız ülkücü söylemlerini de bu anlamda varlığına yönelik bir saldırı olarak görmektedir.

MHP İÇE KAPANABİLİR

Üstelik bu gelişmeler “lider-doktrin ve teşkilat”ın tartışılmadığı bir anlayışta ciddi tepki doğurması beklenebilir. Tabiatıyla bu tartışmaların yeni tasfiye ve kopmalar yaratacaktır. MHP bunun maliyetini ancak ilk genel seçimlerde görebilecektir. Bu maliyetin MHP’yi değiştirmekten çok, daha da içine kapatacağı şimdiden söylenebilir. Tabii MHP sadece siyasi risklerle karşı karşıya değildir. Bu riskin karşılığında bir de kazanç ihtimali söz konusudur. Diğer veriler değiştiğinde, yani Kürt meselesi içinden çıkılmaz hale gelirse ve CHP’de şiddetli iç tartışmalar yaşanırsa, MHP stratejisinin oy düzeyinde kazançlı çıkması da ihtimal dahilindedir. Hem eski hem de yeni siyasi coğrafyasına MHP bu şekilde yeniden yayılabilir. MHP liderliği, bu anlamda büyük bir siyasi risk üstlenmiş durumdadır. MHP gerçekten marjinallikle, büyük siyasi aktörlerden biri olma arasında salınıyor. Bu bağlamda, inisiyatif MHP’de değil, öteki aktörlerdedir. MHP’nin referandum stratejisi, bu bakımdan siyasi bir analize dayanmaktadır. Tatbikatı ve üslubu fevkalade kötü olsa da, MHP kendisini var eden paradigmanın tasfiyesine direnmektedir.

Yeni Şafak, 16.09.2010

Bu Yazıyı Paylaşın

Önceki İçerikTesti kırılmadan
Sonraki İçerikTürkiye’nin mecburiyeti

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,735TakipçilerTakip Et