Diyanet’i bu işe karıştırmayın

Başbakan türbanla ilgili son açıklamasında güzel ve haklı şeyler söylemiş ama sonunda yine Diyanet’i işin içine karıştırmadan da edememiş.
Bu konuda Diyanet’ten görüş alınmalıymış.

Nasıl olacak yani?

Diyanet oturup bir fetva hazırlayacak. Kur’an’daki tesettürle ilgili ayetleri yorumlayacak, farz olup olmadığını, kız çocuklarının hangi yaştan sonra tesettüre girmeleri gerektiğini, tesettürün nasıl uygulanacağını, mesela bir tutam perçemin dışarıda bırakıp bırakılamayacağını; böyle bir modele Allah’ın tolerans gösterip göstermeyeceğini bir bir açıklayacak…

Böylece, şu türban meselesi başımıza sarıldığından beri bitmek bilmeyen “İslamiyet’te baş örtmek farz mıdır, değil midir” tartışmaları da şıp diye bitecek. Artık kimse “Anneannelerimiz gibi örtseler ne olur” diye söylenip durmayacak, Sencer Ayata gibi amatör moda tasarımcıları eskiz defterlerini çöpe atacak.

Bir başka deyişle “Resmi İslam” elini masaya vurup “Bu budur” dedi mi; herkes “devletin yorumu karşısında boynumuz kıldan ince” deyip yerine oturacak…

Eğer umulan buysa hayret gerçekten…

Ben ki ne İslam’ı, ne de İslami cemaatleri pek bilirim; böyle bir şeyin mümkün olmadığını görüyorum da Erdoğan nasıl göremiyor; ona şaşıyorum.

Tutun ki yüzde 99’luk Müslüman kitlenin yüzde 99’u Diyanet’in görüşüne katıldı. Katılmayan yüzde 1’in kendi dini yorumu doğrultusunda davranma hakkı ne olacak?

Çeyrek yüzyıldır türban tartışmalarının içindeyim. Çeyrek yüzyıldır hem dinliyor, hem konuşuyorum. Şimdiye kadar gördüğüm şu ki, tartışma ne zaman dini platforma kaysa, “İslamiyet’te başörtüsü farz mıdır, değil midir” noktasına gelse çıkmaza giriyor, herkes kendi yorumunda diretiyor ve hiç kimse hiç kimseyi ikna edemiyor. (Aslında etmesi de gerekmiyor) Zaten bu yüzden, başından beri söylediğimiz şey, bu tartışma teolojik bir tartışmaya dönüştüğü anda, işin içinden çıkılamayacağı oldu. Sadece Müslümanlar’ın hepsi tek bir yorum etrafında birleşemeyeceği için değil; aynı zamanda, Müslüman olanlarla olmayanların ya da dini hassasiyeti güçlü olanlarla olmayanların birleşebilecekleri ortak bir platform yaratamadığı için…

Başörtüsü Müslüman kadın açısından bir “kıyafet özgürlüğü” meselesi ya da bir seçim değil dininin bir emri olabilir. Ama demokratik ve laik bir devlette bu talep dinin emri olarak değil bireyin temel hak ve özgürlüklerinin bir gereği olarak ortaya konulduğu takdirde herkesin katılabileceği bir tartışma platformu yaratılabilir.

Özet olarak, başörtüsü tartışması İslam içi bir tartışma olarak değil bir din tartışması olarak değil temel haklar tartışması olarak yürümek zorundadır. Burada sözü edilen temel hak birincil olarak inanç ve ibadet özgürlüğü hakkı ama aynı zamanda kıyafet özgürlüğü hakkıdır. İnanç ve ibadet özgürlüğü, kişinin dinini istediği gibi yorumlama hakkını da içerir. İnanç ve ibadet özgürlüğüne saygı gösterilen ülkelerde, bu hakkın nasıl kullanılacağı Diyanet gibi kurumların dayattığı “Resmi din” yorumlarıyla sınırlanamaz.

Aslında, türban konusunda Diyanet’e biçilen bu görev bile, Diyanet diye bir kurumun neden olmaması gerektiğini göstermeye yetiyor ya neyse, bu ayrı konu…

Bugün, 11.10.2010

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,734TakipçilerTakip Et