CHP”nin Alevi raporu

Demokraside muhalefet en az iktidar kadar önemlidir. Kestirmeden söylersek, her ülkede iktidar vardır. Siyasi sisteme asıl rengini verecek olan, bir şekilde bir iktidarın varlığı değil, iktidarın göreve gelme biçimiyle birlikte, muhalefete verilen yerdir, tanınan statüdür. Sadece demokrasilerde muhalefet meşru ve alenîdir. Muhalefet iktidarı denetleme, iktidara alternatif teşkil etme, vatandaşların ölümcül karamsarlığa düşmesini engelleme gibi hayatî fonksiyonları üstlenir. Kısaca, demokratik siyasal sistemde muhalefete de önemli görevler düşer. Muhalefet, özellikle ana muhalefet, bu yüzden, ülkenin tüm temel problemleriyle ilgilenmeli ve işler politika önerileri geliştirmelidir. Bunu yapan bir muhalefet varsa iktidarlar daha dikkatli olacak ve demokrasi güçlenecektir.

Türkiye”nin ana muhalefet partisi CHP”nin bunu ne ölçüde gerçekleştirdiği tartışmaya açık. Benim kanaatim yeterince başarılı olamadığı yolunda. Ancak, CHP bazen iyi adımlar da atmıyor değil. Bunun son örneği Alevi problemi hakkında hazırladığı rapor. CHP bu raporu topluma açıkladı. Bunun için bir basın toplantısı düzenlendi. Gazetelere ilgili haber şöyle yansıdı: “Toplantıda konuşan Şafak Pavey inanç özgürlüğü ve Alevilerin taleplerine yönelik, toplumsal birlikteliğin sağlanması ve sosyal barış adına hazırlanan raporun, acil olarak hayata geçirilmesi gereken önerileri içerdiğini söyledi. “Hiçbir inanç resmi otoriteye “ne olup, olmadığını” kanıtlamakla yükümlü değildir” diyen Pavey, “Katı dogmalardan beslenen anlayış sonucu Alevilik ve Aleviler her zaman aşağılanan, dışlanan hor görülen ve saldırıya uğrayan bir inanç oldu. Ancak, bu sosyal durum AKP iktidarı döneminde resmi ve meşru olarak ortak uygulamaya döndü. Aleviler sürekli yönetimden dışlandı. Aleviler, sistematik bir biçimde kamu kurumlarından dışlanmanın yanısıra kamusal alan ve ortak kullanım mekânlarından da dışlanmıştır. Aleviliğin tanımlanmaya değil, inandıkları gibi yaşamaya, hakarete, baskıya, katle uğramadan yaşamaya ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.

Alevilerin yaşam alanlarına müdahale edilmediğinde “açılım” yapılmasına gerek kalmayacağını ifade eden Pavey, partisi tarafından hazırlanan, toplumsal birlikteliğin sağlanması ve sosyal barış için önerileri içeren 10 maddelik raporu okudu. “Herkes İçin İnanç Özgürlüğü” adıyla hazırlanan raporda özetle şu ifadelere yer verildi: “Alevilerin can güvenliğini büyük risk altında tutan anlayışa karşı; hükümet ve TBMM”de gurubu bulunan bütün partilerin ortaklığıyla sosyal kampanyalar ve çalışmalar için ilk adımlar hızla atılmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin, sadece Sünni kesime aktarılması, diğer farklı inanç toplulukların aleyhine kullanılması, Alevilerin asimilasyonunu hızlandırmaktadır. Camilerin su, elektrik ve benzer kamu harcamalarını karşılayan Diyanet, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak diğer hiçbir inancın benzer harcamalarını karşılamamaktadır. Diyanete ayrılan bütçe, Alevilerin kurumları dâhil diğer bütün inançlarla eşit oranda paylaştırılmalıdır. Cemevlerinin, ibadethane mi, kültür evi mi olup olmadığını tanımlamak hükümetin ya da devletin resmi kurumu Diyanetin haddi değildir. Cemevlerinin özgür ve güven içinde varlığını sağlamak, tıpkı diğer inançlarda olduğu gibi devletin asli görevidir. Eğitimde farlılıkların gözetildiği bir yaklaşım esas alınmalı, 82 Anayasası”nda yer alan düzenleme yerine 1961 Anayasası”nın 19. maddesinde yer alan; “Din eğitimi ve öğrenimi, ancak kişilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanuni temsilcilerinin isteğine bağlıdır” düzenlemesine uygun, seçmeli din dersleri getirilmelidir. Kamu kurumlarında din ve mezhep fişlemelerine, Alevi avcılığına son verilmeli, diğer ayrıştırılan topluluklarla birlikte pozitif ayrımcılıktan yararlandırılmalıdırlar.”

CHP”nin raporunun ana hatlarıyla olumlu olduğunu söylemek gerekir. Bir defa, Alevi probleminin ülkenin en önemli problemlerinden biri olduğunun kabul edilmesi çok isabetli. Bunun gerekleri yapılırsa, CHP problemin çözümüne büyük katkıda bulunmuş olur. İkincisi, CHP raporunun devletin dinleri tanımlamak gibi bir yetkisinin olmadığını vurgulaması da yerinde. Devlet doğru din yanlış din ayrımına gidemez ve kendini herhangi bir dinin veya mezhebin koruyucusu olarak göremez. Dinleri koruyacak ve yaşatacak olan onlara inananlarıdır. Devlete düşen vatandaşların sivil toplumda cereyan edecek buna yönelik faaliyetlerinin önüne set çekmemektir. Son olarak, din dersleri meselesinde “din dersi seçmeli olmalı” vurgusunu da yerinde ve mühim buluyorum. Meselenin özü din derslerinin kaldırılmasından ziyade seçmeli olmasıdır. Zira, toplumun geniş kesimlerinde din eğitiminin kamu hizmeti olarak düzenlenmesine yönelik yoğun bir talep var. Dolayısıyla, bazı Alevi kanaat önderlerinin söylediği gibi din dersleri tamamen kaldırılmamalı, isteğe bağlı hâle getirilmeli ve çeşitlendirilmeli. Yani, meselâ, Alevi ailelerin çocukları kendi inançlarını öğrenirken ateist ailelerin çocukları her türlü din eğitiminden muaf olabilmeli.

CHP”yi bu raporundan dolayı kutluyor, başka alanlarda da benzer adımlar atmasını diliyorum.

13.11.2014, Yeni Şafak

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et