<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rasim Ozan Kütahyalı, Hür Fikirler sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/author/rasimozankutahyali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Apr 2016 11:28:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Ergenekon FETÖ ve Aleviler</title>
		<link>https://hurfikirler.com/ergenekon-feto-ve-aleviler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2016 11:28:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İktibas Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/ergenekon-feto-ve-aleviler/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dün Ergenekon diye bir olgunun var olduğunu ifade ettik. Fethullahçıların Ergenekon davası adı altında kendi örgütsel hesaplarını görmesi ve saçmalıklara imza atması Ergenekon gerçeğinin varlığını ortadan kaldırmaz. FETÖ ne kadar hakikatse ETÖ de aynı şekilde hakikattir. Dün geride bıraktığımız Ergenekon rejiminin dindarlara ve Kürtlere neler yaptığını ve nasıl baktığını anlattık. Bu köhne rejimin amacı LAST [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/ergenekon-feto-ve-aleviler/">Ergenekon FETÖ ve Aleviler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dün Ergenekon diye bir olgunun var olduğunu ifade ettik. Fethullahçıların Ergenekon davası adı altında kendi örgütsel hesaplarını görmesi ve saçmalıklara imza atması Ergenekon gerçeğinin varlığını ortadan kaldırmaz. FETÖ ne kadar hakikatse ETÖ de aynı şekilde hakikattir. Dün geride bıraktığımız Ergenekon rejiminin dindarlara ve Kürtlere neler yaptığını ve nasıl baktığını anlattık. Bu köhne rejimin amacı LAST (Laik yaşam tarzına sahip Sünni Türk) vatandaşlardan müteşekkil bir ülke yaratmaktı.</p>
<p><a class="tkktLnk" href="http://www.sabah.com.tr/haberleri/turkiye" target="_blank" rel="tag noopener noreferrer">Türkiye</a>&#8216;nin Alevileri de tıpkı Kürtler ve dindarlar gibi Ergenekon rejiminden çok çekti. Aleviler, devletin zorla Sünnileştirme politikalarına haklı olarak direndiler. <a class="tkktLnk" href="http://www.sabah.com.tr/haberleri/turkiye" target="_blank" rel="tag noopener noreferrer">Türkiye</a>&#8216;nin Alevi meselesi buradan doğdu. Alevilerin çoğunluğu laik bir yaşam tarzına sahipti. Dolayısıyla Türk devletinin istediği ideal yaşam tarzı buydu. Fakat Alevilere yönelik sevgisizlik ve güvensizlik Kemalist rejime Osmanlı&#8217;dan miras kalmıştı. Osmanlı döneminde de Aleviler hep &#8220;<b>sapkın</b>&#8221; ve &#8220;<b>isyankâr</b>&#8221; görüldü. Eğer başları ezilmezse her an devlete başkaldırabilirlerdi.</p>
<p>Cumhuriyet de ilk olarak Alevilerin din adamlarına baskı kurdu. Tıpkı Sünni din adamlarına da baskı yaptığı gibi. Alevilerin &#8220;<b>Dedelik</b>&#8221; makamı yasaklandı. Dedelerin zorla sakalları kesildi. Şimdi unutturulmak isteniyor ama Alevi aydını Şenol Kaluç&#8217;un söylediği gibi Alevi dedeleri Kemalist rejim tarafından çok zulüm gördü. Haklarına, hukuklarına tecavüz edildi.</p>
<p>Ardından 1938 Dersim katliamıyla o bölgedeki Alevi nüfus nerdeyse tamamen yok edilmek istendi. 1960&#8217;lardan sonra Alevilerin sol hareketlerde aktif hale gelmesi Türk devletinin &#8220;<b>komünizm</b> <b>tehlikesi</b>&#8221; paranoyasıyla birleşti. Her Alevi yurttaşa &#8220;<b>potansiyel komünist</b>&#8221; gözüyle bakıldı ve ezildiler.</p>
<p>1970&#8217;lerde Kemalist rejimin &#8220;<b>Stay</b><b> </b><b>Behind</b>&#8221; yapılanmasının (İşte bu tam<b> </b>olarak Ergenekon&#8217;dur) organize ettiği üç<b> </b>Alevi katliamı yaşandı: Çorum, Malatya<b> </b>ve Maraş katliamları. Aynı şekilde<b> </b>1990&#8217;ların başında da <a class="tkktLnk" href="http://www.sabah.com.tr/haberleri/iki" target="_blank" rel="tag noopener noreferrer">iki</a> katliam daha<b> </b>yaşandı: Sivas ve Gazi katliamları.<b> </b><br />
Türk derin devletinin bu katliamlarda<b> </b>iki amacı vardı. Birincisi her zaman<b> </b>potansiyel tehdit olarak görülen Alevileri<b> </b>sindirmek. İkinci olarak da bu katliamları<b> </b>Sünniler işliyor gibi gösterip bir<b> </b>Alevi- Sünni çatışma ortamı yaratarak<b> </b>kendi gücünü konsolide etmek. Çünkü<b> </b>Ergenekon rejiminin başka türlü ayakta<b> </b>durması mümkün değildi. Sünniler<b></b>Alevilere, Aleviler Sünnilere düşman<b> </b>olmadığı müddetçe bu rejimi yönetemezdi<b></b>Ergenekon elitleri.</p>
<p>Nitekim bu rejim 70&#8217;lerde &#8220;<b>komünizm</b>&#8220;i baş tehlike görürken ve her Alevi yurttaşı da &#8220;<b>Potansiyel</b> <b>komünist</b>&#8221; diye damgalarken dindar yurttaşları Alevilere karşı örgütlüyordu. 90&#8217;larda ise &#8220;<b>İslamcılık</b>&#8221; baş tehlike görüldü ve bu sefer de özellikle 28 Şubat darbe sürecinde Alevi yurttaşlar Sünni dindarlara karşı örgütlendi. Bu Ergenekon rejiminin temel stratejisiydi.<br />
Artık bu strateji de iflas etti. Bu rejim tarihe gömüldü. Şimdiyse Türk- Kürt, Alevi- Sünni, dindar- laik hangi kimlikte olursak olalım amacımız gerçek bir demokratik hukuk devleti inşa etmek için el ele vermek olmalı.</p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/yazarlar/kutahyali/2016/04/26/ergenekon-feto-ve-aleviler" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>Sabah</em></a>, 26.04.2016</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/ergenekon-feto-ve-aleviler/">Ergenekon FETÖ ve Aleviler</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdogan Promotes  Democratization Package</title>
		<link>https://hurfikirler.com/erdogan-promotes-democratization-package/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/erdogan-promotes-democratization-package/</guid>

					<description><![CDATA[<p>At Beyaz TV last week, I worked on preparing a program about the&#160;life of Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan. After a taping with him, we had an opportunity for a chat. I told the prime minister I was contributing articles to&#160;Al-Monitor,&#160;which has become an important website tracking the pulse of the Middle East. He [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/erdogan-promotes-democratization-package/">Erdogan Promotes  Democratization Package</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>At Beyaz TV last week, I worked on preparing a program about the&nbsp;</span>life of Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan<span>. After a taping with him, we had an opportunity for a chat. I told the prime minister I was contributing articles to&nbsp;</span><em>Al-Monitor,</em><span>&nbsp;which has become an important website tracking the pulse of the Middle East. He was glad to hear it. We then spoke of the democratization package at the top of Turkey&#8217;s agenda these days. Erdogan and his associates see the package of reforms as the&nbsp;&ldquo;second silent revolution,&rdquo; tackling a number of&nbsp;issues until now considered taboo and therefore unaddressed in the 90 years of the republic.</span></p>
<p>The democratization package, on which the Justice and Development Party (AKP) is putting the final touches, covers a range of topics while focusing on four main issues: the peace process with the Kurds and resolution of the Kurdish issue, the&nbsp;Alevi issue, solutions to the problems of non-Muslim communities and the injustices&nbsp;of the Feb. 28, 1997, coup.&nbsp;AKP staffers say the core of the reforms covers a range of injustices.&nbsp;</p>
<p>The package&nbsp;is expected to be disclosed by Erdogan at a news conference dedicated to introducing it.&nbsp;The final contents will be approved at a meeting of the government. In addition to the steps to be taken in the context of the peace process, others&nbsp;are expected to include&nbsp;anti-discrimination measures, punishment for hate crimes, lifting restrictions on head scarves and expanding the boundaries of the&nbsp;freedoms of expression and protest.</p>
<p>Another important part of the package concerns the elimination of practices that have drawn criticism from Europe and resulted in Turkey being indicted too many times at the European Court of Human Rights. In this respect, Erdogan hopes to reshape the Turkish legal system to conform with the criteria of the European court. The following democratization measures are among those expected to feature in the package.</p>
<ol>
<li>Names formerly in Kurdish and other local languages will be reinstated. For example, Tunceli, which suffered massacres in 1938, will be reassigned its original Kurdish-Alevi name of Dersim.</li>
<li>It is intended that the Heybeliada Ecumenical Seminary will soon be reopened. There will also be additional measures related to the rights of non-Muslims.</li>
<li>Legal status will be granted to&nbsp;cemevi,&nbsp;Alevi houses of worship, and with the status of centers of faith, entitled to obtain land, electricity and water on favorable terms.</li>
<li>Injustices surrounding the Feb. 28 coup, including detentions, will be addressed.&nbsp;</li>
<li>Some of Turkey&#8217;s reservations related to the European Council&rsquo;s Autonomy to Local Administrations charter will be removed.</li>
<li>Mother tongues will be allowed in government service.</li>
<li>There will be an independent police auditor established as well as a commission to fight discrimination. The village guard system will gradually be abolished.</li>
<li>Banning political parties will not be allowed. A majority-vote system&nbsp;will replace the proportional electoral system, and political parties will receive treasury assistance according to their vote ratios. Barriers to campaigning in mother tongues&nbsp;will be removed.</li>
<li>There is the possibility of putting&nbsp;dedes,&nbsp;Alevi religious leaders, on the state payroll.</li>
<li>There will be no restrictions on apparel worn in public.The package will also present reforms related to head scarves in public offices.&nbsp;</li>
<li>Hate crimes will be classified as such.</li>
<li>The Gendarmerie General Command will be removed from the command of the chief of General Staff and placed under civilian control at the Ministry of Interior.</li>
<li>Long-term detention without trial&nbsp;will be eliminated.</li>
<li>Election thresholds said to have been removed from the package will actually be included. Three alternatives of 3%, 5% or 7% have been discussed. It is believed that the new threshold will be 5% or 7%, instead of the current 10%.</li>
<li>The teaching&nbsp;of Kurdish will be allowed in private and public schools.</li>
</ol>
<p>The reactions of Kurdistan Workers Party (PKK) leader Abdullah Ocalan and PKK-affiliated politicians to Erdogan&#8217;s proposals are of course of significance.&nbsp;Selahattin Demirtas, co-chair of the pro-Kurdish Peace and Democracy Party (BDP), responding to reports that the democratization package had been taken to Imrali prison for Ocalan to review, said, &ldquo;Whether the package has been taken to Imrali or not is meaningless, mere speculation.&rdquo;</p>
<p>When asked by a reporter whether he will be traveling to Imrali, Demirtas revealed that delegations have not been able to visit Ocalan for 20 to 25 days. He said such meetings should take place every other week, and with larger delegations, but until now, the government has not allowed these changes. He later added,&nbsp;&ldquo;We think a BDP delegation will be going to Imrali by Sunday at the latest.&rdquo; &nbsp;</p>
<p>Demirtas asserted that if the government consults with political institutions to get the opinions of the opposition and civil society organizations about the reform package, the final product would be improved and more comprehensive.&nbsp;</p>
<p>Asked if the BDP&rsquo;s views had been sought in drafting the reforms, Demirtas recalled that they had shared a 25-item list of reform proposals with the government and the public at the beginning of the second phase of the process. Demirtas said their demands covered not only the Kurds, but general problems of democracy in the country.</p>
<p>Demirtas said, &ldquo;The government says it has been working on the package for a long time, but in an atmosphere of mystery and secrecy. All the key items are well known. We all know how democracy will come and what is missing. At the moment, the government is trying to shape its own political agenda before submitting it to the public agenda. Otherwise, why would they need weeks and months of nightlong deliberations to work on the package. When it is revealed, we will see what it includes, how far the demands are met, what is satisfactory? We will make our position known then.</p>
<p>Demirtas concluded, &ldquo;This democratization package is very important for a lasting solution [to the Kurdish issue] and peace. For people of Turkey the most vital issue is that no young people have died in the mountains in the last ten months.&rdquo;</p>
<p><span><a href="http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2013/09/erdogan-describes-democratization-package.html">Almonitor</a></span></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/erdogan-promotes-democratization-package/">Erdogan Promotes  Democratization Package</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Syria Crisis Prompts Turkey&#8217;s  New Openings to Its Alevis</title>
		<link>https://hurfikirler.com/syria-crisis-prompts-turkeys-new-openings-to-its-alevis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/syria-crisis-prompts-turkeys-new-openings-to-its-alevis/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Everyone in Turkey agrees that one of the most vital issues facing the country is the situation of Alevis. It is a top-priority societal issue that has to be handled with urgency. Alevis constitute the country&#8217;s largest minority, estimated between 12 and 15 million people. Given Turkey&#8217;s population of 76 million, this is a significant [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/syria-crisis-prompts-turkeys-new-openings-to-its-alevis/">Syria Crisis Prompts Turkey&#8217;s  New Openings to Its Alevis</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Everyone in Turkey agrees that one of the most vital issues facing the country is the situation of Alevis. It is a top-priority societal issue that has to be handled with urgency.</span><span></p>
<p></span></p>
<p>Alevis constitute the country&#8217;s largest minority, estimated between 12 and 15 million people. Given Turkey&rsquo;s population of 76 million, this is a significant number. In short, Alevis are generally considered to be a part of Islam, with a syncretic and esoteric belief system that has incorporated many pre-Islam tenets of Anatolia. Only a tiny minority of Alevis see themselves outside of Islam. Although some of the beliefs of the Anatolian Alevis resemble doctrines of Shiite Islam, their roots are not the same. Almost none of the tenets of Sharia are accepted by Alevis. Recognized as a branch of Shiism, Arab Alawites in southern Turkey are known as Nusayris. Almost all of Turkish Nusayris have relatives in Syria. In today&rsquo;s Turkey, when we say Alevis, it covers all the Turkish, Kurdish and Arab Alawites.</p>
<p>Turkey experienced violent&nbsp;Alevi-Sunni&nbsp;clashes in its recent history. The &#8220;deep state&#8221; actors now being tried in the&nbsp;Ergenekon&nbsp;coup-plotting case were accused of organizing the Alevi massacres. The 1938 Dersim massacre was organized directly by the Kemalist regime. Single-party rule of the Republican People&#8217;s Party (CHP) collectively massacred Kurdish Alevis in the Dersim region that they had marked as &#8220;potential terrorists.&#8221;</p>
<p>It is still debated whether the order for the massacre was ordered by then-President Mustafa Kemal Ataturk or the CHP&rsquo;s second man Ismet Inonu. Generally, Inonu is accused, but we have to remember that Ataturk is still the grand taboo of Turkey, immune to criticism. That is why Turkey&rsquo;s liberals and conservatives declared Inonu the scapegoat. Strangely, the CHP, which carried out the Dersim massacre, is today led by Kemal Kilicdaroglu, himself a Kurdish Alevi from Dersim.</p>
<p>Although the CHP&rsquo;s policies of rejection, denial and assimilation of Alevis are obvious, the majority of Alevis still vote for CHP out of fear of Sunni Islam. The majority of Kurdish Alevis support the Peace and Democracy Party (BDP), which is the political arm of the Kurdistan Workers Party (PKK). The record of Turkish right-wing parties in the context of assimilation policies targeting Alevis is pathetic. Turkey&rsquo;s official Sunni religious institution, the Department of Religious Affairs (DRA) had until now systematically marginalized Alevis.</p>
<p>The Islamist, democratic Justice and Development Party (AKP), which has ruled Turkey for the past 11 years, has constantly tried to show that it has a liberal approach to the issue, different from right-wing parties of the past. But, in general, the AKP&rsquo;s efforts have failed. Many workshops were organized to determine the problems of the Alevis. The Madimak Hotel of Sivas, where Alevis were massacred in 1993, was taken over by the state to be turned into the &#8220;Museum of Humanity,&#8221; and an objective lesson on Alevis was added to high school curriculum. But all these attempts only meet a tiny segment of Alevi demands. Before everything else, Alevis want the re-organization of the state&rsquo;s official religious authority since they no longer want to be marginalized by the state and society.</p>
<p>Last week, a momentous event occurred. According to an article by Mehmet Ali Berber in the daily&nbsp;<em>Sabah</em>,&nbsp;a report on Alevis that will have a part in the democratization package under preparation was submitted to Prime Minister Recep Tayyip Erdogan. Amazingly, this truly progressive and liberal report that embodied revolutionary proposals was submitted by the DRA. The report asks for equal rights for Alevis while analyzing what can be done to respond to Alevi issues and demands. The DRA mentioned that meeting the needs of a &#8220;<em>cemevi</em>,&#8221; &nbsp;an Alevi house of worship, and alloting funds to Alevi religious leaders, or &#8220;<em>dedes</em>,&#8221; will not be enough to solve the problems and proposed a more comprehensive reform.</p>
<p>To this end, the report suggested establishing an organization parallel to the DRA to meet Alevi needs so that they can freely practice their faith in peace. Such a department would have an independent budget. The DRA wants to put an end to the debate on whether a&nbsp;<em>cemevi</em>&nbsp;can be recognized as house of worship, and declared, &#8220;Nobody has the right to define what a house of worship is.&#8221;</p>
<p>Here are some of the DRA proposals:</p>
<p>1. A Religious Affairs Higher Council should be set up either as a ministry or attached to a deputy prime minister.</p>
<p>2. DRA should be under this council. Alevis, too, should be linked to the this council with a similar arrangement. Alevis will then have say in decision-making about their affairs and will have a body to meet their needs and solve their problems.</p>
<p>3. All&nbsp;<em>cemevis</em>&nbsp;and&nbsp;<em>dedes</em>&nbsp;should be attached to this body. Like imams, muezzins and muftis today,&nbsp;<em>dedes</em>&nbsp;too should be public servants.</p>
<p>4.&nbsp;The problems of Alevis go far beyond electricity, water or financial assistance to&nbsp;<em>cemevis</em>&nbsp;and&nbsp;<em>dedes</em>. The new body should determine all problems and offer remedies.</p>
<p>5. The Alevi body should be provided with proportionate resources from the budget of the new council. It should meet all its needs from its own budget.</p>
<p>6. Neither the state nor the DRA can define house of worship. No matter what their belief may be, wherever people pray can be described as house of worship. If Alevis accept&nbsp;<em>cemevi</em>&nbsp;as a house of worship, there is no reason to oppose it.</p>
<p>7. The proposed Religious Affairs Higher Council should strive to find solutions to the needs of all other minorities [Christians and Jews]. The council should be an active entity that seeks to eliminate all problems related to freedoms of belief and worship.</p>
<p>Turkey&rsquo;s current head of religious affairs, Mehmet Gormez, known to have liberal views, personally delivered the report to Prime Minister Erdogan. The prime minister was reported to be favorable to the proposals.</p>
<p>Meanwhile,&nbsp;Fethullah Gulen, recognized as the most influential and powerful figure of the Turkish Sunni Islam Movement, also came up with a major iconoclastic project. Gulen made an accord with the most powerful spiritual leader of Turkish Alevis, Izzettin Dogan, and decided to build a giant combined mosque-<em>cemevi</em>&nbsp;in Ankara. They will be adjacent in the same plot of land, according to the project.</p>
<p>For Alevis who until yesterday were considered a &#8220;heretical sect&#8221; to be now recognized at higher levels is very important for Turkey. Many political analysts say these moves have gained momentum because of the Syrian crisis. Such reasoning cannot be challenged, as Turkey has seen the necessity of ensuring Alevi-Sunni unity in the case of a Turkey-Syria conflict. No matter the motive, developments to solve the issues of democratic rights and freedoms for the largest religious minority of the country are indeed promising.&nbsp;</p>
<p><span><a href="http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2013/09/syria-crisis-turkey-open.html">Almonitor</a></span></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/syria-crisis-prompts-turkeys-new-openings-to-its-alevis/">Syria Crisis Prompts Turkey&#8217;s  New Openings to Its Alevis</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de yamyamlığın tarihi</title>
		<link>https://hurfikirler.com/turkiyede-yamyamligin-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/turkiyede-yamyamligin-tarihi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir hafta aradan sonra yeniden beraberiz&#8230; Mehmet Barlas&#8217;ın pazar günü yazdığı gibi Türkiye tarihinde demokratik yöntemlerle seçilmiş sivil siyasi liderleri yamyamvari yöntemlerle yemek isteyen vesayetçiler her zaman oldu. Bu yamyamlar önce klasik yamyamlık yöntemleriyle sivil siyasetçileri yediler. Sonra modern ve postmodern yamyamlık yöntemleriyle demokrasiyi mideye indirdiler. Şimdiyse çok daha ince postmodern yöntemleri deniyorlar. Bu tezgâhı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/turkiyede-yamyamligin-tarihi/">Türkiye&#8217;de yamyamlığın tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hafta aradan sonra yeniden beraberiz&#8230;</p>
<p>Mehmet Barlas&#8217;ın pazar günü yazdığı gibi Türkiye tarihinde demokratik yöntemlerle seçilmiş sivil siyasi liderleri yamyamvari yöntemlerle yemek isteyen vesayetçiler her zaman oldu. Bu yamyamlar önce klasik yamyamlık yöntemleriyle sivil siyasetçileri yediler. Sonra modern ve postmodern yamyamlık yöntemleriyle demokrasiyi mideye indirdiler. Şimdiyse çok daha ince postmodern yöntemleri deniyorlar.</p>
<p>Bu tezgâhı sezen milletin çoğunluğu ise YEDİRMEYİZ diyor. Vesayetçilerin tuzağına düşmüş bazı gerzek &#8216;liberaller&#8217; de bu yamyam korosuna katılarak tarihin çöp sepetinde yerlerini aldılar. Gelin isterseniz vesayetçi yamyam zihniyet nerden nereye gelmiş kısa bir tarihsel özetle tahlil edelim.</p>
<p>Hep vesayetçiler galip geldi</p>
<p>Eski Türkiye döneminde iktidar mücadelesi vesayetçiliğin merkezi olan TSK ile demokratik yollarla seçilmiş siyasi partiler arasındaydı. Tabii o zaman ince bir dille gölge boksu değil en sert sözlerle ağır siklet boks maçı yapılırdı. 2007-11 dönemine kadar da her zaman TSK demokratik yolla seçilmiş siyasi partilerin ağzını burnunu kırardı. 50&#8217;li yıllarda Başbakan Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti ile askeri vesayet arasındaki siyasi kavgadan cuntacılar galip çıktı ve 27 Mayıs 1960&#8217;ta darbe yapıldı. TSK demokratik düzeni ortadan kaldırdı ve Menderes ile iki bakanını idam etti. DP mensuplarının büyük çoğunluğu hapse atıldı ve partililerin tamamının hayatı mahvedildi.</p>
<p>Demirel&#8217;in korkaklığı</p>
<p>Sonrasında Türkiye halkının çoğunluk iradesi, öldürülen Başbakan Menderes&#8217;in çizgisini takip ettiğini halka fısıldayan &#8211; çünkü açık açık söylemek yasaktı- Süleyman Demirel önderliğindeki Adalet Partisi&#8217;ni yine iktidara getirdi. Menderes&#8217;in başına gelenler yüzünden askerlerden her zaman çok korkmuş bir siyasetçi olan Demirel askerlerin &#8220;kırmızı çizgi&#8221; saydığı siyasi konulara hiç girmeyip tüm mesaisini ekonomik kalkınma işlerine verdiyse de 12 Mart 1971 askeri darbesiyle devrilmekten kurtulamadı. Demirel, darbeye hiç direnmedi. TSK muhtırasını duyar duymaz Başbakanlıktan istifa etti ve yeni askeri hükümetin kurulması konusunda orduya tam destek vereceğini söyledi. Türkiye halkının çoğunluğu ve AP tabanının önemli bir kısmı Demirel&#8217;in askerlerden korkan bu tırsak tavrını onurlu bulmadı. Bu olaydan sonraki siyasi yaşamı boyunca Demirel&#8217;in oyları bir daha hiçbir zaman tek başına iktidara gelmeye yetmedi. Ama ona rağmen 1970&#8217;lerin sonundaki tamamen dağılmış siyasi tabloda bu sefer koalisyon hükümetinin başbakanı olarak yine Demirel iktidardaydı. 1980 konjonktüründe Demirel askerlerin her dediğini yapmaya hazırdı. 1971&#8217;den daha da militarist çizgiye yakındı. Kürtler, Aleviler, Ermeniler ve komünistler konusunda TSK kadar sert ve zalim politikalardan yanaydı. Demirel n&#8217;aparsa yapsın Kemalist Türk siyasal sisteminin tek patronu Silahlı Kuvvetler&#8217;e yaranamadı ve 12 Eylül 1980&#8217;de bir kez daha devrildi. Darbeci askerler Demirel&#8217;i ve diğer siyasi liderleri hapsetti ve tüm siyasi partileri kapattı. 1983&#8217;te yeniden demokratik siyasi hayat başlayınca TSK bir sağ bir de sol görünümlü iki kukla parti kurdu. Birinin başına emekli bir generali, öbürünün de bir emekli valiyi koydu. Sonrasında denge olsun diye liberal görünümlü bir partiye daha izin verildi. Bu partinin başına da vesayetçi yamyamların yaşarken en nefret ettiği adam olan -şimdilerdeyse tonton diye sahtekârca övdükleri- Turgut Özal geçti.</p>
<p>Yamyamlığın öyküsü yarın devam edecek.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/kutahyali/2013/08/27/turkiyede-yamyamligin-tarihi">Sabah Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/turkiyede-yamyamligin-tarihi/">Türkiye&#8217;de yamyamlığın tarihi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam dünyası ayağa İstanbul&#8217;dan kalkacak</title>
		<link>https://hurfikirler.com/islam-dunyasi-ayaga-istanbuldan-kalkacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/islam-dunyasi-ayaga-istanbuldan-kalkacak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mısır&#8217;ın durumu çok korkunç. Darbeciler tanklarla, toplarla ve ağır silahlarla halkı katlediyor. İhvan&#8217;ın önderliğindeki Mısır halkının çoğunluğu ise şiddete şiddetle karşılık vermeyerek sonuna kadar sivil itaatsizlikle direnerek destan yazıyor. Ve Mısır halkının iradesini şu an dünyada net bir dille sadece Recep Tayyip Erdoğan destekliyor. Tarih bize gösteriyor ki ne kadar zulmedilirse edilsin halkın çoğunluğu her [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/islam-dunyasi-ayaga-istanbuldan-kalkacak/">İslam dünyası ayağa İstanbul&#8217;dan kalkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p id="contextual">Mısır&#8217;ın durumu çok korkunç. Darbeciler tanklarla, toplarla ve ağır silahlarla halkı katlediyor. İhvan&#8217;ın önderliğindeki Mısır halkının çoğunluğu ise şiddete şiddetle karşılık vermeyerek sonuna kadar sivil itaatsizlikle direnerek destan yazıyor. Ve Mısır halkının iradesini şu an dünyada net bir dille sadece Recep Tayyip Erdoğan destekliyor. Tarih bize gösteriyor ki ne kadar zulmedilirse edilsin halkın çoğunluğu her zaman galip çıkar. Bu belki seneler, onyıllar sürer ama galip çıkar.<br />İslam dünyasında da ok yaydan çıktı. Artık halkına zulmeden despot yönetimlerin orta vadede ayakta kalması mümkün değil. Bir şekilde düşecekler. 21. asırda İslam ülkelerinde hükümetlerin meşruiyet kaynağı halk iradesi olacak. İradenin kaynağı da hür ve adil seçimler olacak. İslam Dünyası Batı&#8217;ya rağmen Batı tipi demokratik rejimleri kuracak ve işletecek. Müslümanların çoğunluğu &#8220;Demokratik yollarla iktidara gelmek ve gitmek&#8221; noktasında uzlaşacak. Halkların bu kalkışmasına ne zengin Körfez Monarşileri ne İran ne de başka gayrimeşru hükümetler dayanamayacak. Ama bu süreç sancılı geçecek. Belki birkaç on yıl daha İslam dünyasından perişanlık manzaraları izlemeye devam edeceğiz ama 2050&#8217;yi yani 21. asrın ortasını bulduğumuzda İslam okyanusunun azgın dalgaları durulacak ve sük&ucirc;net h&acirc;kim olacak. Bunu adım gibi biliyorum. Şimdi yapılması gereken İslam dünyasının huzur ve barışa kavuşmasının tarihini erkene çekebilmek için çabalamaktır.&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p><span>&#8220;Mü&#8217;minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah&#8217;a karşı takva sahibi olun. Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz&#8221; ayetinin derin anlamının tüm Müslümanlara yeniden hatırlatılacağı yer İstanbul (Türkiye değil İstanbul) olacaktır. Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;Müslüman Müslüman&#8217;ın kardeşidir. Müslüman Müslüman&#8217;a zulmetmez ve bir diğer Müslüman kardeşini yalnız bırakmaz. Müslüman Müslüman&#8217;ı zalime teslim etmez&#8221; sözünün zihinlere ısrarla nakşedileceği merkez üs İstanbul olacaktır.</span><br /><span>İstanbul bu hikmet mesajlarının İslam dünyasına yayıldığı santral şehir olmak zorundadır. Bu İstanbul&#8217;un kaderidir. Çünkü ip koptuğu yerden bağlanır ya da bir üstadın deyişiyle yiğit düştüğü yerden kalkar. İslam ipi İstanbul&#8217;da kopmuştur ve yeniden bağlanacağı yer yine İstanbul&#8217;dur. Başka çare yoktur. Yakın gelecekte Endonezya&#8217;dan Pakistan&#8217;a, Bangladeş&#8217;ten Nijerya&#8217;ya, İran&#8217;dan Mısır&#8217;a, Fas&#8217;tan Afganistan&#8217;a, Cezayir&#8217;den Sudan&#8217;a, Irak&#8217;tan Etiyopya&#8217;ya, Yemen&#8217;den Turan&#8217;a, Suudi Arabistan&#8217;dan Malezya&#8217;ya ve hatta Çin Müslümanlarından Rusya Müslümanlarına, Hindistan Müslümanlarından Avrupa-ABD Müslümanlarına kadar herkesin gözü kulağı İstanbul&#8217;da olacaktır.</span><br /><span>Bugün bunu asla kabul etmek istemeyecek Müslümanların bile yıllar içinde geleceği nokta bu olacaktır. Bu dediklerimin hayata geçeceğini hep beraber göreceğiz. Müslümanlar dünyanın her yerinde birbirinin kanını akıtırken bu manzarada Türkiye yok ve olmayacak. En acil konu başarıldı ve Kürt meselesinde barış sağlandı. Şu an Yeni Türkiye&#8217;nin acil çözmesi gereken iki temel mesele vardır. Birincisi toplumun, ikincisi devletin bütünlüğüne ilişkindir. Alevi meselesi ve Hizmet- Hükümet meselesi.</span><br /><span>Yeni Türkiye&#8217;nin aydınlarının nerdeyse tamamının hakkında söz söylemeye bile korktuğu ikinci mesele iddia ediyorum ki evrensel bir öneme sahiptir. Sadece Türkiye&#8217;nin değil İslam dünyasının geleceği açısından da çok önemlidir. Usuletle, suhuletle ele alınması ve tahlil edilmesi gerekir.</span></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/kutahyali/2013/08/20/islam-dunyasi-ayaga-istanbuldan-kalkacak">Sabah Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/islam-dunyasi-ayaga-istanbuldan-kalkacak/">İslam dünyası ayağa İstanbul&#8217;dan kalkacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya, Gülen hareketi ve Erdoğan</title>
		<link>https://hurfikirler.com/rusya-gulen-hareketi-ve-erdogan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/rusya-gulen-hareketi-ve-erdogan/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Türkiye&#8217;nin en önemli iki aktörü: Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen&#8230;&#160;Yeni Türkiye&#8217;nin en önemli meselesi: Erdoğan hükümeti ile Gülen hareketi arası ilişkiler&#8230;Toplumda bu ayrışmanın karşılığı yok.İşin en tuhaf yanı günümüzün bu en önemli meselesinin boyutlarını tam olarak bilen insan sayısı çok çok az. Çok ince ve hassas bir mesele bu. Toplum nezdinde zaten bu konuda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/rusya-gulen-hareketi-ve-erdogan/">Rusya, Gülen hareketi ve Erdoğan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Yeni Türkiye&#8217;nin en önemli iki aktörü: Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen&#8230;&nbsp;</span><br /><span>Yeni Türkiye&#8217;nin en önemli meselesi: Erdoğan hükümeti ile Gülen hareketi arası ilişkiler&#8230;</span><br /><strong>Toplumda bu ayrışmanın karşılığı yok.</strong><br /><span>İşin en tuhaf yanı günümüzün bu en önemli meselesinin boyutlarını tam olarak bilen insan sayısı çok çok az. Çok ince ve hassas bir mesele bu. Toplum nezdinde zaten bu konuda hiçbir şey anlaşılmıyor. Yukarı seviyelerdeki ayrışmanın toplum tabanında karşılığı yok. Toplumun dindar çoğunluğu özellikle Gezi kalkışmasından sonra &#8220;Yeniden eski rejim günlerine döner miyiz?&#8221; diye kaygılı ve Erdoğan etrafında kenetlenmiş halde&#8230;&nbsp;</span><br /><strong><br />Rus istihbaratının operasyonu&nbsp;</strong><br /><span>Geçen haftalarda Gülen Hareketi için çok önemli bir olay Camia&#8217;nın Rusya hinterlandı ayağında yaşandı. Rus istihbaratının uzantısı olarak görev yapan bir kadın gazeteci Gülen&#8217;e bağlı okulların eski SSCB coğrafyasının tamamında kapatılması için bir medya operasyonuna girişti. Amacı Gülen okullarının kapısına kilit vurmak isteyen Rus istihbaratı için ortam hazırlamak ve kamuoyu desteği yaratmaktı. Gazetesinde bu konuda çarpıtılmış bir haber yaptığı gibi Rus televizyonunda da Gülen&#8217;in ve okullarının ne kadar tehlikeli olduğunu anlattı. Haliyle binbir emekle Rusya hinterlandında okullar açan Gülen Hareketi bu kirli operasyondan çok ürktü ve etkilendi. Rus istihbaratının son dönemdeki bir diğer amacı da Erdoğan hükümetiyle Gülen Hareketi arasındaki limoni ilişkilerden hareketle &#8220;Gülen tehlikesi vardır&#8221; yönünde Erdoğan&#8217;dan onay almaktı. Eğer bu onay alınsaydı, yani Rus coğrafyasında tüm Gülen okullarının kapatılmasının özellikle &#8220;Türk-Rus ticari ilişkilerine&#8221; zarar vermeyeceği konusunda garanti alınsaydı bütün bu okullar kapatılacak ve tüm Camia mensupları da Rusya&#8217;dan sınırdışı edilecekti&#8230;&nbsp;</span><br /><strong><br />Karşılarında Erdoğan&#8217;ı buldular&nbsp;</strong><br /><span>Başbakan Erdoğan&#8217;ın yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti asla böyle operasyonlara izin vermez,vermedi de. Yurtdışındaki Gülen varlığına en ufak zarar vermek isteyenler karşılarında her seferinde Erdoğan&#8217;ı buluyor. Hiç şüphe yokki Gülen Hareketi&#8217;ne bağlı Türk okulları bu ülkenin gurur kaynağıdır.Vatanından uzakta nefsini sıfır merkeze alarak, binbir fedakarlıkla çalışan insanlar gerçek anlamda Muhabbet Fedaileri&#8217;dir.</span><br /><span>Geçen sene Petersburg&#8217;a gitmiş ve Rus istihbaratının kovmak istediği bu Muhabbet Fedaileri ile görüşmüştüm. Ali Ertuğrul, Bekir ve diğer kardeşlerim yaşadıkları zorlukları anlattılar. 28 Şubat sürecinde Rusya&#8217;dan yüklü oranda silah alan Genelkurmay&#8217;ın bunun karşılığı Türk okullarının kapatılmasını istediğini anlattılar. Rus Dışişleri&#8217;nin bu konuda resmi yazısını gösterdiler. Utandım&#8230; Bu ülke öyle rezil günlerden geçti ki Türk okulları bizzat Türk devleti ve ordusu tarafından &#8220;üstüne para verilerek&#8221; kapattırıldı&#8230;&nbsp;</span><br /><strong><br />Camia medyası nereye?&nbsp;</strong><br /><span>Bu Muhabbet Fedaileri&#8217;nin anlattığına göre kimi Türk gazeteciler Rusya&#8217;ya gelip, okulların kapatılması için lobi yapıyor ve &#8220;Müslüman Türklerin Rusları eğitmek için okul açması kanıma dokunuyor&#8221; diyecek kadar kendi ülkelerinden nefret ediyorlardı. Ve geçen haftalarda inanılmaz birşey oldu&#8230; Bahsi geçen, bu sömürge beyinli Ergenekoncu gazetecilerden biri, Camia mensubu biri tarafından Camia&#8217;nın bir gazetesinde sadece Erdoğan-karşıtı olduğu için övüldü! Bunun üstüne başka söze gerek var mı?. Bu konuya devam edeceğiz&#8230;</span></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/kutahyali/2013/08/13/rusya-gulen-hareketi-ve-erdogan">Sabah Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/rusya-gulen-hareketi-ve-erdogan/">Rusya, Gülen hareketi ve Erdoğan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenekon rejimi tarihe karışırken&#8230;</title>
		<link>https://hurfikirler.com/ergenekon-rejimi-tarihe-karisirken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Aug 2013 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/ergenekon-rejimi-tarihe-karisirken/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenekon mahkemesinin kararları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönemi kapatmıştır. Bu tarihi kararlar askeri vesayet rejiminden yeni bir rejime doğru geçişimizin ilanı olmuştur. Ergenekon rejimi artık tarihe gömülmüştür.&#160;Peki yeni Türk rejimi nasıl bir rejim olacak? Şimdi esas soru bu.&#160; *** İnsan hakları, demokrasi ve serbest piyasa kurumlarının tam oturduğu liberal demokratik bir rejim mi? Yoksa eski [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/ergenekon-rejimi-tarihe-karisirken/">Ergenekon rejimi tarihe karışırken&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p id="contextual">Ergenekon mahkemesinin kararları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönemi kapatmıştır. Bu tarihi kararlar askeri vesayet rejiminden yeni bir rejime doğru geçişimizin ilanı olmuştur. Ergenekon rejimi artık tarihe gömülmüştür.&nbsp;<br />Peki yeni Türk rejimi nasıl bir rejim olacak? Şimdi esas soru bu.&nbsp;</p>
<p>***</p>
<p><span>İnsan hakları, demokrasi ve serbest piyasa kurumlarının tam oturduğu liberal demokratik bir rejim mi? Yoksa eski düzenin sadece aktörlerinin yer değiştirdiği yine demokrasi-dışı bürokratik güçlerin egemenliğini sürdürdüğü, hür ve adil seçimlerin sadece göstermelik yapıldığı yeni bir vesayet rejimi mi?&nbsp;</span></p>
<p>***</p>
<p><span>Dindarlara, Kürtlere, Alevilere, Hıristiyanlara ve Yahudilere &#8220;</span><strong>ikinci sınıf yurttaş</strong><span>&#8221; gözüyle bakan ve yeri geldiğinde de bu kesimlere zulmeden o totaliter rejimin tarihe karışması Türkiye&#8217;nin büyük çoğunluğunu memnun etti. Ergenekon rejimi döneminde Türk devletinin &#8220;</span><strong>ideal vatandaş</strong><span>&#8221; tanımı madde madde sıralarsak şuydu:</span><br /><span>1. Laik/ seküler bir yaşam tarzına sahip olunacak.&nbsp;</span><br /><span>2. Sünni olunacak.&nbsp;</span><br /><span>3. Türk olunacak</span><br /><span>ABD&#8217;deki WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliğine benzer bir LAST (Laik- Sünni-Türk) kimliğiydi bu. Kemalist ideolojiye göre Türk vatanı bu ideal kimliğe sahip vatandaşlardan oluşmalıydı. Ergenekon rejiminin devleti ve özellikle de ordusu bu kimliğe sahip olmayanları LAST kimlik formuna dönüştürmek için asimilasyon politikaları uygulayan bir yapıdaydı. Yani bu Kemalist projeye göre Sünni dindarlar laikleştirilecek, Aleviler Sünnileştirilecek, Müslüman olmayanlar Müslümanlaştırılacak ve Türk olmayanlar da Türkleştirilecekti.</span><br /><span>Bu kesimler kendi istekleriyle asimile olursa Türk devleti çok memnun oluyordu. Fakat &#8220;</span><strong>Kimliğimi değiştirmem</strong><span>&#8221; diyenler Ergenekon rejimince dövüle dövüle yola getiriliyordu.&nbsp;</span></p>
<p>***</p>
<p><span>Haliyle insanların kimliklerini zorla dönüştürme iddiasında olan bu rejim totaliter bir rejimdi. Türkiye&#8217;nin bugün h&acirc;l&acirc; çok konuştuğumuz birçok meselesini bu korkunç rejim yarattı.</span><br /><span>Türkiye&#8217;nin Türklerden sonra en geniş nüfusa sahip kesimi Kürtler baskıcı asimilasyon politikalarına haklı olarak direndi. Türkiye&#8217;nin Kürt meselesi buradan doğdu. Türk devleti Kürtçe konuşmayı dahi yasakladı. Kürtçe şarkı söylemek yasaktı. Kürtçe yazmak yasaktı. Kürtçe kitap, gazete ve dergi çıkarmak yasaktı. Kürtlerin çoğunluk olduğu şehirlerin ve kasabaların orijinal isimleri Türkleştirildi. Kürtlerin hafızası formatlanmak istendi. Kendi kimliğini ink&acirc;r eden, asimile olmayı kabul etmiş Kürtler devletin her kademesine gelebilirdi. Kürt kimliğine sahip çıkan, Kürt olmaktan utanmayanlara kamusal alan yasaktı. Böyle tip Kürtlerin eski Ergenekon rejiminde gördükleri tek muamele ezilmek ve dışlanmaktı.&nbsp;</span></p>
<p>***</p>
<p><span>Türkiye&#8217;nin h&acirc;l&acirc; çoğunluğunu oluşturan Sünni dindarlar da bu zorla laikleştirme/ sekülerizasyon politikalarına direndi. Türkiye&#8217;nin İslam meselesi buradan doğdu. Eski rejimin en nefret ettiği sembollerden biri başörtüsüydü.</span><br /><span>Başörtülü kadınların öğrenci olması bile yasaktı. Üniversitelerde ve devlet dairelerinde başörtüsü takmak tamamen yasaktı. Türk ordusu içinde eğer bir askerin eşi ya da kız kardeşi ya da annesi başörtüsü takıyorsa o an ordudan kovuluyordu. Kovulduktan sonra mahkemeye gitme hakkı bile yoktu. TSK içinde askerlere verilen emirlerde birbirlerini ihbar etmeleri söyleniyordu. Eğer bir Türk askeri başka bir meslektaşının gizli gizli namaz kıldığını ya da eşinin askeri kararg&acirc;h dışında gizlice örtündüğünü görürse hemen bunu belgeleyip ihbar edecekti. Böyle bir şekilde meslektaşının &#8220;</span><strong>İslami yaşam tarzı</strong><span>&#8220;na sahip olduğunu kanıtlayan Türk askeri ödüllendiriliyordu. Dindar olduğu &#8220;</span><strong>kanıtlanan</strong><span>&#8221; o kişi ise anında ordudan atılıyordu.&nbsp;</span></p>
<p>***</p>
<p><span>İşte dün mahk&ucirc;m edilen şey bu Ergenekon rejiminin ta kendisidir.</span></p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/kutahyali/2013/08/06/ergenekon-rejimi-tarihe-karisirken">Sabah Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/ergenekon-rejimi-tarihe-karisirken/">Ergenekon rejimi tarihe karışırken&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atilla Yayla ve Liberal Düşünce Topluluğu</title>
		<link>https://hurfikirler.com/atilla-yayla-ve-liberal-dusunce-toplulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2013 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/atilla-yayla-ve-liberal-dusunce-toplulugu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem bu köşede hem televizyonlarda hem de&#160;Taraf&#8216;ta yazarken defalarca Atilla Yayla&#8217;ya yönelen linç sürecini anlattım, hatırlattım&#8230; Prof. Dr. Atilla Yayla, 18 Kasım 2006&#8217;da katıldığı bir konferansta &#8220;AB üyelik süreci devam ederse ileride Türkiye&#8217;ye gelen Avrupalılar, &#8216;Neden her yerde sadece Atatürk&#8217;ün heykelleri var, neden her yerde sadece aynı adamın fotoğrafları asılı?&#8217; diye soracaklardır,&#8221; demişti. Bunun üzerine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/atilla-yayla-ve-liberal-dusunce-toplulugu/">Atilla Yayla ve Liberal Düşünce Topluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hem bu köşede hem televizyonlarda hem de&nbsp;</span><em>Taraf</em><span>&#8216;ta yazarken defalarca Atilla Yayla&#8217;ya yönelen linç sürecini anlattım, hatırlattım&#8230; Prof. Dr. Atilla Yayla, 18 Kasım 2006&#8217;da katıldığı bir konferansta &#8220;AB üyelik süreci devam ederse ileride Türkiye&#8217;ye gelen Avrupalılar, &#8216;Neden her yerde sadece Atatürk&#8217;ün heykelleri var, neden her yerde sadece aynı adamın fotoğrafları asılı?&#8217; diye soracaklardır,&#8221; demişti. Bunun üzerine Turgay Ciner&#8217;in patronajındaki ve Osman Gençer&#8217;in yönetimindeki&nbsp;</span><em>Yeni Asır&nbsp;</em><span>gazetesi de, &#8216;Hain Sözler&#8217; manşeti atarak yerel çapta linç kampanyası başlatmıştı. Ertuğrul Özkök&#8217;ün yönettiği linç ordusu da bu işi ulusal boyutta büyütmüş ve Yayla&#8217;nın hapse girmesi için uğraşmıştı&#8230; O kampanya hedefine de ulaştı; İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde yargılanan Yayla 1 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Yargıtay bu hukukdışı kepaze kararı 1 Kasım 2011&#8217;de bozdu. Sonrasında da 3 Nisan 2012&#8217;de hukuka uygun şekilde beraat kararı verildi.&nbsp;</span><br /><span>Şimdi Atilla Yayla haklı olarak kendisine yönelen sistematik linç sürecinin sorumlularının yargılanmasını istiyor&#8230; Yayla bu linç sürecini derin odaklardan talimat alarak başlatan Osman Gençer isminin üzerinde özellikle duruyor&#8230;&nbsp;</span><br /><span>&#8220;</span><em>Yeni Asır</em><span>&#8216;ın o zamanki genel yayın müdürü&nbsp;</span><strong>Osman Gençer&nbsp;</strong><span>(şimdi&nbsp;</span><em>Habertürk&nbsp;</em><span>gazetesinin Ege müdürü) isimli şahıs ertesi gün &#8216;</span><strong>Hain Sözler&#8217;&nbsp;</strong><span>başlıklı, fotoğrafımla süslenmiş bir manşet çekerek beni &#8216;hain&#8217; ilan etti. Gazete piyasaya çıktığı andan itibaren&nbsp;</span><strong>hayatım tehlikeye girdi</strong><span>. Bu zat, günlerce, kendisini hem savcı hem hakim hem de infaz memuru yerine koyarak beni linç etme, hedef haline getirme amaçlı yayınlarını sürdürdü. Nitekim, sonradan öğrendim ki, 19 Kasım sabahı ben ayrıldıktan sonra bir grup, kaldığım oteli basıp beni aramış. Bulsalardı, herhalde en azından tartaklanmış olacaktım. Ancak, bu mahalli linç kampanyasının ulusal ölçeğe taşınması İstanbul medyasının bir kısmının onun üzerine atlamasıyla oldu. Yani Osman Gençer kendisine suç ortakları bulmada zorluk çekmedi. Yapılmak istenen, AK Parti&#8217;yi zayıflatmaktı. AK Partililer aradan çekilince benimle karşı karşıya kaldılar.&#8221; Bunu tezgahlayanların, başta Osman Gençer&#8217;in adalet önünde hesap vermesi gerekiyor.&#8221;&nbsp;</span></p>
<p>Yazının devamını <a href="http://www.sabah.com.tr/Pazar/Yazarlar/kutahyali/2013/03/03/atilla-yayla-ve-liberal-dusunce-toplulugu">Sabah Gazetesi</a>&#8216;nden okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/atilla-yayla-ve-liberal-dusunce-toplulugu/">Atilla Yayla ve Liberal Düşünce Topluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emin Çölaşan&#8217;ın şantajcılığı mahkemece tescillendi</title>
		<link>https://hurfikirler.com/emin-colasanin-santajciligi-mahkemece-tescillendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2012 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/emin-colasanin-santajciligi-mahkemece-tescillendi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biliyorsunuz&#160;Emin Çölaşan &#8220;namus timsali&#8221; bir gazeteci&#8230;Nerde bir yolsuzluk, hırsızlık varsa üstüne gider, laik cumhuriyeti ve Atatürkçülüğü korumak için göğsünü siper eder&#8230; Şahsi menfaatlerini hiç düşünmez,hep vatanını düşünür&#8230; Bu &#8220;namus timsali&#8221; Çölaşan ile ilgili Nagehan Alçı bir seri yazı yazmıştı geçen yıl. Nagehan&#8217;a göre Çölaşan &#8220;Vatan millet bahane, şantajdan götürülen paralar şahane&#8221; ideolojisine mensuptu&#8230;Çölaşan&#8217;ın minik kuşu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/emin-colasanin-santajciligi-mahkemece-tescillendi/">Emin Çölaşan&#8217;ın şantajcılığı mahkemece tescillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Biliyorsunuz</span><strong>&nbsp;</strong><span>Emin Çölaşan &#8220;namus timsali&#8221; bir gazeteci&#8230;</span><br /><span>Nerde bir yolsuzluk, hırsızlık varsa üstüne gider, laik cumhuriyeti ve Atatürkçülüğü korumak için göğsünü siper eder&#8230; Şahsi menfaatlerini hiç düşünmez,hep vatanını düşünür&#8230; Bu &#8220;namus timsali&#8221; Çölaşan ile ilgili Nagehan Alçı bir seri yazı yazmıştı geçen yıl. Nagehan&#8217;a göre Çölaşan &#8220;Vatan millet bahane, şantajdan götürülen paralar şahane&#8221; ideolojisine mensuptu&#8230;</span><br /><span>Çölaşan&#8217;ın minik kuşu Uzanların yaptığı soygunları belge belge önüne koyuyordu ama Çölaşan masa altına saklıyordu&#8230;</span><br /><span>Uzanların çifte hesap tutarak dünya dolandırıcılık tarihine geçen şekilde İmar Bankası&#8217;nın içini boşaltma belgeleri önüne geliyordu&#8230; O belgeler de &#8220;özel arşiv&#8221;e giriyordu&#8230;</span><br /><span>Aynı şekilde Karamehmet&#8217;le ilgili minik kuşunun getirdiği PamukBank-Yapı Kredi belgeleri de aynı arşive giriyordu&#8230;</span><br /><span>Ve Çölaşan ne zaman patronu bu iki grupla kavga halinde olsa, ne zaman o grubun gazetelerinde sabah akşam Doğan ailesine küfredilse başlıyordu yaygaraya&#8230;&nbsp;</span><strong>&#8220;Uzanlar bana 500 bin dolar önerdi, geçiyorum oraya&#8230;&#8221;&nbsp;</strong><span>Gelsin 500 bin dolar Çölaşan &#8220;özel kasa&#8221;sına&#8230; Yolsuzluk belgeleri &#8220;özel arşiv&#8221;lerde saklı dururken şantaj paraları da &#8220;özel kasa&#8221;lara giriyordu&#8230;&nbsp;</span></p>
<p>Yazının devamını <a href="http://www.sabah.com.tr/Pazar/Yazarlar/kutahyali/2012/12/30/emin-colasanin-santajciligi-mahkemece-tescillendi">Sabah Gazetesi</a>&#8216;nden okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/emin-colasanin-santajciligi-mahkemece-tescillendi/">Emin Çölaşan&#8217;ın şantajcılığı mahkemece tescillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönüllerin paşası Şenol Özbek&#8230;</title>
		<link>https://hurfikirler.com/gonullerin-pasasi-senol-ozbek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2012 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/gonullerin-pasasi-senol-ozbek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>O gönüllerin paşasıydı, milletin paşasıydı&#8230; Mecburiyetten en verimli çağında 42 yaşında, yarbayken emekli olmak zorunda bırakıldı ama TSK&#8217;da normal bir düzen işleseydi paşa olacaktı&#8230; Ben onu yine de olması gerektiği gibi anacağım bu yazıda. Şenol Paşa olarak&#8230; Milletin çoğunluğunun değerlerine saygılı, demokrasiye bağlı, sivil otoritenin tek patron olduğunu bilen bir subaydı, gerçek bir asker, gerçek [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/gonullerin-pasasi-senol-ozbek/">Gönüllerin paşası Şenol Özbek&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">O gönüllerin paşasıydı, milletin paşasıydı&#8230;</p>
<p>Mecburiyetten en verimli çağında 42 yaşında, yarbayken emekli olmak zorunda bırakıldı ama TSK&#8217;da normal bir düzen işleseydi paşa olacaktı&#8230; Ben onu yine de olması gerektiği gibi anacağım bu yazıda. Şenol Paşa olarak&#8230; Milletin çoğunluğunun değerlerine saygılı, demokrasiye bağlı, sivil otoritenin tek patron olduğunu bilen bir subaydı, gerçek bir asker, gerçek bir komutandı&#8230; Milletin çoğunluğunun değerlerine düşman bir ordunun infilak edeceğini düşünüyordu, bunu ifade ediyordu. Sırf bunu ifade ettiği için malum cuntacı güçlerin nefretini kazanmıştı&#8230; Ne üzücü ki Şenol Özbek gibi subay gibi subaylar sırf hukukun üstünlüğüne inandıkları için, demokrasiye bağlı oldukları için, darbeciliğe düşman oldukları için ordudan dışlandılar. Özbek için irtica gibi bir &#8220;suç&#8221; da uyduramadılar ama o demokratlığından ötürü sürekli dışlandı ve yarbay rütbesinden emekli olmak zoruda bırakıldı&#8230;</p>
<p>2004 yılında, daha 42 yaşında&#8230; Ve üç gün önce bir trafik kazasında daha 50 yaşındayken kaybettik Şenol Paşa&#8217;yı&#8230; Haberi duyar duymaz iptal oldum, çok ama çok üzüldüm&#8230; Karşılıklı tanışmamıştık, bir kez telefonda 2 saate yakın konuşmuştuk yalnızca&#8230; Çok sıcak ve derin bir konuşma olmuştu&#8230;</p>
<p>Şenol Özbek&#8217;i son dönemde televizyonda ne zaman görsem izliyordum, yazılarını gördüm mü okuyordum&#8230; Yeni ve Büyük Türkiye&#8217;ye inanan, Yeni Ankara vizyonunu benimsemiş, bu ülkenin bir imparatorluk ufkuyla dünyaya bakmasını isteyen bir aydındı aynı zamanda. Kanal A&#8217;daki programı çok verimliydi. En son değerli dostum Sami Dadağlıoğlu&#8217;nun Beyaz TV&#8217;deki &#8220;Yüksek Gerilim&#8221; programında gördüm Şenol Paşayı, yine harika konuşuyordu. Daha evvel de yine Sami&#8217;nin bir yayınına telefonla bağlandığımda kendine &#8220;milliyetçi&#8221; diyen ama milletin değerlerine düşman birine haddini bildiriyordu. Orada da &#8220;Şenol Paşa&#8221; diye bahsetmiştim ondan, Sami de &#8220;Paşalığa terfi ettirdin Şenol Özbek&#8217;i&#8221; diye espri yapmıştı. Ben de o zaman &#8220;milletin paşasıdır Şenol Bey&#8221; demiştim&#8230;</p>
<p>Şenol Paşa siyasi eğilim olarak milliyetçi bir adamdı ama milletin değerlerine karşı cephe alıp kendine milliyetçi diyenlere meydan okuyan, Kürt kardeşlerimize yönelik dışlayıcı bir dil benimseyen kafatasçı milliyetçiliğe karşı çıkan bir adamdı. Öte yandan çok okuyordu, telefonda konuştuğumuzda Liberal Düşünce Topluluğu&#8217;nun, Atilla Yayla ve Mustafa Erdoğan gibi kıymetli liberal entelektüellerin bütün yayınlarını okuduğunu konuştuk, liberalizmi ve liberal değerleri de biliyor ve önemsiyordu&#8230; &#8220;Özgürlükçü-demokrat olunmadan milliyetçi olunmaz&#8221; dedi bana telefonda. Bir asker olarak kendisine öğretilenleri sorguluyordu. Bana aynen şunu demişti telefonda&#8230; &#8220;Liberal değerleri benimsemek Türkiye&#8217;nin hukuk devleti olması için çok önemli.</p>
<p>Ama liberalizmi savunanlar bu ülkenin yerli kodlarını ve genetiğini de bilmeliler, ona göre bir dil benimsemeliler. Bu ülkeye çok yabancı ve dışarıdan bir dile sahipler&#8230;</p>
<p>Ama mesela sen çok yerli bir adamsın, yerli bir dile sahipsin.</p>
<p>Bir yandan liberal düşünürler Hayek&#8217;i, Popper&#8217;i, Berlin&#8217;i iyi biliyorsun bir yandan da bu toprakların kültürünü iyi biliyor, o kültürel müktesebat içinden konuşuyorsun. O yüzden bu kadar kısa zamanda sevildin, popüler oldun. Hem sivil özgürlükleri hem de bu ülkenin tarihi derinliğini savunan bir dil lazım bu ülkeye&#8221;<br />Ben de hayatımda duyduğum en anlamlı övgülerden birini duyduğumu söylemiştim kendisine&#8230; &#8220;Bu millet orduda sizin gibi komutanlar görmek istiyor&#8221; demiştim&#8230; Şenol Paşa erken emekli olduğu için çok kısıtlı gelire sahip olan, o gelirinin çoğunu da kitaplara harcayan, çok sevdiği ülkesinin huzura ve refaha kavuşması için düşünce üreten bir adamdı. İnşallah Şenol Paşa&#8217;nın tasavvur ettiği imparatorluk ufkuna sahip bir ülke olacağız&#8230; Paranoyalardan arınmış, halkının bütün inanç ve kimlikleriyle barışmış, özgür, demokratik ve büyük Türkiye idealini hayata geçirecek bu millet&#8230; Yeni Türkiye, Şenol Paşa gibi imparatorluk ufkuna sahip, büyük düşünen insanların önemli yerlerde olduğu bir ülke olacak&#8230; Ruhu şad olsun. Allah gani gani rahmet eylesin&#8230;</p>
<p style="text-align: justify"><em><br /></em></p>
<p style="text-align: justify"><em>Takvim, 04.05.2012</em></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/gonullerin-pasasi-senol-ozbek/">Gönüllerin paşası Şenol Özbek&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
