CHP’de Aday Belirleme Süreci; Algoritmalar mı, Halk mı?

Aday Belirlemede Güven Krizi ve Siyasetin Kaçırdığı Ders

Siyasette aday belirleme meselesi, yalnızca teknik bir tercih değil, aynı zamanda bir güven testidir. 2024 Türkiye yerel seçimleri sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin aday belirleme yaklaşımı bu açıdan yoğun tartışmalara neden oldu. Parti yönetimi, adayların belirlenmesinde merkezî karar mekanizmalarını, veri analizlerini ve çeşitli değerlendirme modellerini öne çıkarırken; tabanın, yerel örgütlerin ve seçmenin sürece yeterince dahil edilmediği yönünde eleştiriler yükseldi.

Bu süreçte yapay zekâ ve veri temelli analizlerin dolaylı ya da doğrudan referans alınması da kamuoyunda dikkat çekti. Ancak burada temel sorun, teknolojinin kullanılması değil; onun sınırlarının göz ardı edilmesiydi. Çünkü bir adayın siyasi performansı geçmiş verilerle ölçülebilirken, karakteri, etik duruşu ve kriz anındaki davranışı çoğu zaman bu tür analizlerin dışında kalır. Yapay zekâ sistemleri insan doğasının bu derin ve değişken yönlerini sağlıklı biçimde öngörmekte yetersiz kalır.

Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda siyasi bir tercihti: Tabana danışmak yerine yukarıdan belirleme. Oysa siyaset, özellikle yerel yönetimlerde, doğrudan insan ilişkilerine dayanır. Bir adayın gerçek niteliğini en iyi bilenler; onunla aynı mahallede yaşayanlar, birlikte çalışanlar ve yerel teşkilatlardır. Bu nedenle ön seçim gibi katılımcı yöntemlerin devre dışı bırakılması, sadece demokratik bir eksiklik değil, aynı zamanda ciddi bir stratejik hatadır.

Nitekim bu durum, Recep Tayyip Erdoğan tarafından da eleştirilmiş; “Siyasetin temel değerlerinden öyle kopuklar ki belediye başkan adaylarını dahi vatandaşa değil, yapay zekâya soruyorlar. Yapay zekâ kimi uygun görürse, kimi seçerse bunlara neyi emrederse bu acemiler de milletin karşısına onu çıkarıyorlar.” diyerek eleştirmiştir. Bu eleştiriler siyasi bir rekabetin parçası olarak görülebilir, ancak içerdiği temel argüman “halktan kopuk aday belirleme risklidir” ve bu farklı kesimler tarafından da dile getirilmektedir.

Bugün gelinen noktada, CHP’li, bazı yerel yöneticiler hakkında ortaya atılan iddialar ve tartışmalar, aday belirleme sürecinin ne kadar kritik olduğunu yeniden hatırlatmaktadır. Bu durum doğrudan tüm adaylara genellenemese de sürecin zayıf halkalarını görünür kılmaktadır. Özellikle ön seçim yapılmaması ve parti tabanına yeterince güvenilmemesi, yanlış aday tercihleri riskini artırmış olabilir.

Burada yapay zekâya ayrı bir parantez açmak gerekir. Yapay zekâya sordum. Bu durumda senin sorumluluğun ve eksikliğin nedir diye;

“Benim gibi sistemler: Sadece mevcut verilerle çalışır.

Gizli ilişkileri ya da gelecekteki davranış değişimlerini öngöremez

Ahlâkî ve etik değerlendirmelerde kesin sonuçlar veremez.” diyerek cevapladı.

Dolayısıyla bu tür araçların aday belirleme sürecinde tek başına belirleyici olması, kaçınılmaz olarak hatalara yol açabilir. Teknoloji yardımcı olabilir, ancak yerel bilgiyi, insan gözlemini ve toplumsal sezgiyi ikame edemez.

Sonuç olarak, bugün yaşanan tartışmalar yalnızca bireysel hatalarla açıklanamaz. Daha derinde, aday belirleme süreçlerinde yapılan tercihlerin bir yansımasıdır. Siyasi partiler için çıkarılması gereken ders açıktır: Parti içi demokratik mekanizmalar yeniden hayata geçirilerek parti içi ön seçim ile aday belirleme her yerde ve her kademe için yeniden uygulanmalıdır.

Tabana rağmen değil, tabanla birlikte siyaset yapılmalıdır.

Aksi halde, en gelişmiş analizler bile, sahadaki gerçeği ıskalayabilir.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et