Ankara’da Devlet Bahçeli Var

Devlet Bahçeli Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasına yönelik bir çağrıda bulundu. Muhtemelen bu çağrının ardından, AİHM’de yeni çıkan kararın da etkisiyle Demirtaş serbest bırakılacaktır. Halbuki AİHM Demirtaş’ın tutukluluğu hakkında daha önce de kesinleşmiş bir karar vermişti. Yargı mekanizması, Devlet Bahçeli’deki siyasi cesaretin yarısını adalet için gösterip, siyasi olduğu açıkça belli olan bir tutsaklığı AİHM kararına rağmen dokuz senedir sonlandıramadı. O zaman sormak lazım, bu yargı organı ne işe yarar?

Herhalde haksızlığa uğrayanlar mahkemelerden değil, Devlet Bahçeli’den medet ummalı. Yani Ankara’da hakimler değil, Devlet Bahçeli var. Karla kapattığı yolları, siyasi pragmatizmiyle bazen açmasını da biliyor… Yolu kapatması da ihtimal dahilinde olan bir “kar açma makinesi”…

İçeride başka siyasi tutsaklar da var. Ülkenin siyasi gündemi çerçevesinde hapse atılıyorlar, siyasi amaçlar için uygun olan bir zamana kadar da içeride tutuluyorlar. Osman Kavala, Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP’li belediye başkanları, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan alınan komedyenler, sanatçılar ve daha birçoğu. Darısı onların başına. Umarım yargı mekanizmamız Devlet Bahçeli’nin siyasi cesaretini beklemeden bu sefer adalet cesareti gösterebilir.

Yargı organı bir devlet gücü kullanamıyor; büyük ölçüde bürokratik bir merci gibi işlev gösteriyor. Yargının siyasal sistem içerisinde tuttuğu özerk yer çok sınırlı (belki de yok). Önemli konularda hükmü siyaset mercii veriyor. Yargı mekanizması, işin şekli yönünü tamamlıyor, yani siyasetin getir götürünü yapıyor. Bir de siyasetin uğraşmaya değer bulmadığı “önemsiz” meseleleri halleden bir nevi hakemlik işlevini yerine getiriyor. Bu meselelerde bile iktidar ortaklarının çeşitli yollarla müdahalelerde bulunabildiğini, yozlaşmanın arttığı ve hukuk dışı faktörlerin etkili olduğunu görebiliyoruz. Gerek yargı camiasından alınan bilgiler, gerekse aydınlatılamayan bazı ölüm/cinayet vakaları buna işaret ediyor.

Siyasete gayri-meşru müdahalelerde bulunan bir yargıdan, siyasetin etkisi altında kalan bir yargıya… Türkiye’de yargının tarihi yolculuğu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ideallerini manasız kılacak bu iki uç arasında gitti geldi. Yargının hal-i pür melaline dair özel sohbetlerde çekincesizce gösterilen bu “odadaki fil”, kamu sahasında görünmez oluyor. Nedeni malum… Bu satırları okuyanlar muhtemelen içlerinden şöyle diyor: “Evet, böyle ama elden ne gelir…”

Bahaneleri bırakıp, odadaki şu fili açık açık konuşmakla işe başlayabiliriz.

 

 

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et