Türkiye’de Yargı-Siyaset İlişkisi

Türkiye’de siyasal muhalefet her zaman yargıyla kavga ederek iktidara geliyor gibi görünüyor. Dolayısıyla yargı iktidara geldikten sonra da “ehlîleştirilmesi” gereken bir güç odağı olarak görülüyor. Ehlîleştirilen yargı devletin yerleşik iktidarının koruyucusu olarak bu sefer yeni muhaliflerle kavgaya tutuşuyor. Bu bir kısır döngü olarak sürüp gidiyor. En azından yaşım yettiğince gördüğüm, şahit olduğum durum bu.

Böyle bir siyasal sistemde, yargı yerleşik iktidarın aygıtı ya da ortağı gibi hareket ediyor. Bu sebeple hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün olmuyor. Hukukun üstünlüğünden söz edemediğimiz yerde demokrasimiz de hep kusurlu oluyor: Vesayetçi ya da seçimsel bir demokrasi, hatta giderek “rekabetçi otoriter” tanımına uyan bir siyasal sistem.

Buradan nasıl çıkılabilir? Sanırım mevcut yargı sisteminde iş yargı mensuplarının meslekî bir bilinç, etik geliştirmesine kalıyor. Bir yargı mensubu siyasal iktidarın aygıtı ya da ortağı olmayı, uygulamakla yükümlü olduğu metni dürüstçe yorumlamaktan başka bir amaç gütmeyi kendine nasıl yedirebilir? Yargı mensubunun böyle bir hali zul addetmesi gerekir. Şeklî, usulî kuralların dışına çıkarak, hukuki metinleri aşırı yorumlayarak hukukî güven ilkesini zedeleyen yargı mensubu öncelikle meslekî olarak başarısızdır. Hatta mesleğine ihanet etmektedir.

Bu tablo yargıya olan güvenin gitgide azalmasına sebep oluyor. Çünkü şekil/usul kuralları siyasal yönü ağır basan davalar için bir kere ihlâl edildiğinde, artık alelâde davalar için de ihlâl edilebilir hale geliyor. Hukuk dışı faktörler, hukuk dışı ilişkiler siyasi yönü ağır basan davalarda bir kere sonuca etki ettiğinde, bu faktör ve ilişkiler git gide alelâde davalar için de belirleyici olmaya başlıyor. Bu durumda yargıya olan güvensizlik siyasal yönü ağır basan “zor davalar”dan başlayarak, siyasal yönü bulunmayan alelâde davalara doğru ilerliyor.

Belki de sistem değişikliğini düşünmek, bambaşka bir yoldan yürümek, daha “realist” hareket etmek gerekir. Yargı mensuplarının siyasal amaçlarını bir kenara koymasını beklemek çok da gerçekçi olmayabilir. Nihayetinde insanla karşı karşıyayız. Yargı mensupları belki de farkında olmadan siyasal amaçları çerçevesinde kararlar alabilir. O halde yargıda siyaset yokmuş gibi davranan bir sistem yerine, yargıdaki siyasal mücadeleyi gören gerçekçi bir sisteme geçmek gerekir. Yargı mensuplarını tek merkezden atayıp onlardan tarafsızlık beklemek yerine, bazı ülkelerde uygulandığı gibi, yargı mensuplarının seçimle iş başına geldiği, böylece çeşitli eğilimleri temsil eden yargı mensuplarının mücadele içinde birbirini denetledikleri bir sistem düşünülebilir.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et