Bir Doktor 61.000 TL mi kazanıyor (!)

Öncelikle bu yazımı herhangi bir meslek grubunu itham etmek icin yazmıyorum. Bunu bir sistem eleştirisi gibi görmenizi istiyorum. Türkiye, tuhaf bir ülke. Gerçeklerin en çok konuşulduğu yerlerde, aslında en az bilindiği ülkedir burası. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıkladığı bazı meslek gruplarına ait resmî gelir beyanları da bu tuhaflığın son fotoğrafı gibi: Gerçek ile görünen arasındaki uçurum artık karikatür düzeyine ulaşmış durumda.

Bakınız…

Aktör, aktris ve dublörler ortalama ayda 157 bin 265 TL, müzisyenler ve sunucular 136 bin 900 TL, kamu eczacıları 107 bin TL, özel doktorlar 61 bin TL, kuyumcular 42 bin TL, avukatlar 33 bin TL, taksiciler 12 bin TL, market ve bakkallar 10 bin TL, berberler ise sadece 3 bin 633 TL gelir beyan etmiş. Bir ülkenin gerçek sosyolojisini, TÜİK anketlerinden ya da siyasî nutuklardan değil, bu tarz resmî beyanlardan daha net okuyabilirsiniz. Zira bu tabloda, sadece para yok. Aynı zamanda vergiden kaçışın anatomisi, toplumsal adaletin çöküşü, bürokrasiye güvenin seviyesi, orta sınıfın çözülmesi ve yeni sınıfsal yarıklar da var. Sizce gerçekten Türkiye’deki müzisyenlerin ortalama aylık geliri 136 bin TL mi? Bir sokak çalgıcısı mı söylüyor bunu, yoksa yılda 3 dizi yapan bir star mı? Berberlerin aylık 3 bin 600 TL geliri olması mümkün mü? Bunu 30 metrekare dükkânda sabah 9’dan gece 11’e kadar çalışan esnaf mı beyan etti? Bu verilerin çoğu, vergi sistemine olan inancın ve kontrol mekanizmasının çöktüğünün kanıtıdır. Çünkü insanlar artık gerçek kazançlarını beyan etmiyorlar. Bazıları “fazla görünmesin” diye düşük beyan ediyor, bazıları vergi yükü artmasın” diye karartıyor. Hatta bazıları tamamen sistemden kayıt dışı yaşıyor. Ama dikkat edin: Herkes aynı ölçüde kaçamıyor. Sabit maaşlılar, memurlar, özel sektör çalışanları, bordrolular sistemin içinde. Vergi onlar için bir zorunluluk, ama diğerleri için bir tercih. İşte bu eşitsizlik, sessiz bir toplumsal öfkeye dönüşüyor.

Berberin 3 Bin Lira Beyanı, Sistemsel Çürümenin Özetidir

3 bin 633 TL gelir beyan eden berberin, aynı gün içinde vergi dairesine, SGK’ya, su ve elektrik kurumuna, muhasebecisine ve mal sahibine binlerce lira ödediğini de unutmayalım. Peki kalanla ne yiyor? Çocuğunu nasıl okutuyor? Bu beyanlar bir kara mizahtan öteye gitmiyor. Ama asıl sorun şurada: Bu düşük gelir beyanı nedeniyle vergi de ödemiyor. Ve devlet bu adaletsizliğe müdahale etmiyor. Zira vergi denetimi sadece “büyük balıklar” için değil, aynı zamanda “küçük eşitsizlikler” için de olmalı.

Bu Tabloyu Kim Değiştirecek?

Şimdi, ekonomi yönetimi bu verilerle gündem oluyor ama ardından ne olacak? Denetim mi başlayacak? Yoksa sadece birkaç haber çıkıp unutulacak mı? Eğer bu tabloyu bir sistem değişikliği izlemezse, bu açıklamalar halkla alay etmekten öteye geçmez. Vergi reformu, gelir beyanının dijital takibi, POS fişi mecburiyeti, dijital ödeme zorunluluğu gibi çözümler neden hâlâ tam uygulanmıyor? Herkesin eşit şartlarda vergi ödediği bir sistem neden bu kadar zor? Türkiye’de halk yoksulluğa değil, adaletsizliğe isyan ediyor. Bir öğretmen 35 bin TL maaş alıp gelirini son kuruşuna kadar beyan ederken, bir kuyumcunun ayda 42 bin TL ile sistemden sıyrılması toplumsal vicdana dokunuyor. Bir berberin, marketçinin 3-10 bin TL beyanla geçindiği düşünülürse, bu durum halkın zekâsına da hakaret gibi algılanıyor. Mehmet Şimşek’in paylaştığı bu liste aslında bir “vergi yüzleşmesi”dir. Şimdi sıra, bu yüzleşmeyi gerçek bir reforma dönüştürmekte. Aksi halde her seçim döneminde daha büyük hayal kırıklıkları, daha derin sınıfsal kopuşlar bizi bekliyor.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et