<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İhsan Dağı, Hür Fikirler sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/author/ihsandagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Thu, 27 Mar 2014 20:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Çıkış var mı?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/cikis-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/cikis-var-mi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrasi içinde kaldıkça elbette çıkış var. Sorun, hızla demokrasiden uzaklaşıp keyf&#238; bir yönetime kayışımız. Twitter&#8217;ın kapatıldığı, bazı muhalif TV&#8217;lerin susturulduğu, şirketlere baskınların yapıldığı, gösteri yapmanın bedelinin ölüm olabildiği bir ülkede demokrasi, ifade özgürlüğü ve hukuk rejimi kalmamıştır. Söylenenlerden, yapılanlardan, çıkarılan yasalardan &#8216;nasıl bir Türkiye&#8217; istendiği apaçık ortada. Bu Türkiye&#8217;de eleştirel fikirlere, itaat etmeyen insanlara, biat [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/cikis-var-mi/">Çıkış var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Demokrasi içinde kaldıkça elbette çıkış var. Sorun, hızla demokrasiden uzaklaşıp keyf&icirc; bir yönetime kayışımız.</span></p>
<p>Twitter&rsquo;ın kapatıldığı, bazı muhalif TV&rsquo;lerin susturulduğu, şirketlere baskınların yapıldığı, gösteri yapmanın bedelinin ölüm olabildiği bir ülkede demokrasi, ifade özgürlüğü ve hukuk rejimi kalmamıştır.</p>
<p>Söylenenlerden, yapılanlardan, çıkarılan yasalardan &lsquo;nasıl bir Türkiye&rsquo; istendiği apaçık ortada. Bu Türkiye&rsquo;de eleştirel fikirlere, itaat etmeyen insanlara, biat etmeyen gazetelere, şirketlere, sivil topluma yer yok.</p>
<p>AKP&rsquo;nin iktidarının ilk iki döneminde önemli demokratikleşme icraatlarına&nbsp; imza attığından söz etmek artık anlamlı değil. O süreçte yaşanan bazı şeyler partiyi bugünkü noktaya getirmiş olmalı. Herkes, her taraf yanıldığını söylüyor. Ama derinlerde daha yapısal sorunlar olmalı, Türkiye&rsquo;yi bu otoriterleşme döngüsünde tutan.</p>
<p>Mevcut kriz atlatıldığında &lsquo;demokratikleşme dinamikleri ve aktörleri&rsquo; konusunda kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olacak.</p>
<p>O ana kadar temel mesele, demokrasinin kendini yeniden işler hale getirmesine engel olacak düzeyde yara almasını önlemek. Bu pazar dahil olmak üzere önümüzdeki bir yıl içinde yapılacak üç seçim, sistemin kalan son &lsquo;emniyet supapları&rsquo;.</p>
<p>Normalleşme ve değişim sandıkla mümkün. Ancak biliyoruz ki sandık, otoriter bir rejimin meşrulaştırıcı bir aygıtına da dönüştürülebilir. Tek parti döneminde hiç sektirmeden &lsquo;seçimler&rsquo; yapıldı Türkiye&rsquo;de. Bütün otoriter rejimler seçim sandığını meşrulaştırıcı bir biçimde kullanırlar.</p>
<p>Mesele seçimlerin adil, özgür ve yarışmacı karakterini muhafaza etmek. Türkiye&rsquo;nin bu konudaki tecrübesi büyük. 1950&rsquo;den beri bütün sıkıntılara ve kısıtlara rağmen toplumsal tercihlerin kendine siyasal kanallar bulması engellenemedi. Dahası seçim sonuçlarını etkileyecek düzeyde sandık yolsuzluğu yapılamadı.</p>
<p>Gelecek üç seçimde Türkiye bu geleneğini de bozmazsa sandıkla değişimin yolu açık demektir.</p>
<p>Ancak AKP çevrelerinde hakim olan sorunlu bir psikoloji var; AKP&rsquo;ye muhalefeti gayri meşru, hoş görülemez, Türkiye&rsquo;ye ve geleceğine ihanet gibi gören bir psikoloji bu. Bunun bir adım sonrası muhalefetin kriminalize edilmesidir ki, bunu sosyal muhalefet alanında Gezi&rsquo;den beri görmeye başladık.</p>
<p>Bu hiç sağlıklı değil. Bir zamanlar Kemalistlerde gördüğümüz &lsquo;bu devlet bizim, yönetme hakkı da sadece bize ait&rsquo; psikolojisini hatırlatıyor.</p>
<p>Konuşmalardan, tavırlardan etrafa savrulan hava; &lsquo;bu devlet bizimdi, ama bizi yıllarca dışladılar, devletin nimetlerinden mahrum ettiler. Şimdi devleti &lsquo;onlardan&rsquo; aldık. Artık bizim. Kaynaklarını da gücünü de istediğimiz gibi kullanacağız ve hep iktidar kalacağız. Bunun için de ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız.&rsquo;</p>
<p>Bu, Türkiye&rsquo;nin kaldırabileceği bir tavır değil ama iktidar İslamcıları anlamıyor. Kemalistlerin yaptığını bugün kendileri de denemek istiyor; yeni bir devlet ve toplum inşa etmek; bunun için de gerekirse güç kullanmak.</p>
<p>2010&rsquo;dan sonra denenen bu. Üstelik artık bunun sadece &lsquo;yüce bir fikir ve dava&rsquo; olmadığını da biliyoruz. Yolsuzluk bilgileri ve belgeleri hükümeti devlete tutunmaya mahk&ucirc;m ediyor. Ama sandık oldukça ve seçimler adil ve özgür bir ortamda yapıldıkça bunun bir garantisi yok. Garantiye almaya çalıştığınız anda zaten demokratik meşruiyetiniz de sandığın anlamı da biter.</p>
<p>AKP dahil herkesin anlaması gereken bir gerçek var; Türkiye sosyolojisi ve ekonomisi otoriter bir rejime sığmaz. Demokrasi, özgürlük, farklılık ve refah talepleri engellenemez. Aksi yönde gidiş çok tehlikeli.</p>
<p>Laik, Alevi, Kürt kimlikleri üzerinde h&acirc;l&acirc; derin fay hatlarının olduğu, bu kimlikten insanların nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğu bir ülkede &lsquo;muhafazak&acirc;r otoriter&rsquo; bir rejim kurarsanız her türlü çatışmaya ve bölünmeye davetiye çıkarmış olursunuz.</p>
<p>Demokrasi ve özgürlükler rejimi, farklı kimlikten insanların bir arada yaşayabileceği yegane model. 30 Mart&rsquo;ta sonuç ne olursa olsun herkesin üzerinde anlaşması gereken ilke bu. Eğer bir arada yaşamaya niyetliysek&#8230;</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/cikis-var-mi_2207636.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/cikis-var-mi/">Çıkış var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu defa CHP, MHP, BDP ve SP</title>
		<link>https://hurfikirler.com/bu-defa-chp-mhp-bdp-ve-sp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/bu-defa-chp-mhp-bdp-ve-sp/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran 2011 seçimlerinden önce &#8216;Son kez AK Parti&#8217; başlıklı bir yazı yazarak oyumu son kez bu partiye vereceğimi açıklamıştım. Ve ilave etmiştim: &#8220;Son yıllarda &#8216;hayat memat meselesi&#8217; olarak görülmeyen bir seçim hatırlamıyorum. Seçimlerin çok önemi olmadığı, hayatımızı derinden etkilemediği bir dönem gelecek mi acaba? Tamam, demokrasilerde seçimler her zaman önemlidir. İktidarların toplum tarafından sigaya çekildiği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bu-defa-chp-mhp-bdp-ve-sp/">Bu defa CHP, MHP, BDP ve SP</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Haziran 2011 seçimlerinden önce &lsquo;Son kez AK Parti&#8217; başlıklı bir yazı yazarak oyumu son kez bu partiye vereceğimi açıklamıştım.</span></p>
<p>Ve ilave etmiştim:</p>
<p>&ldquo;Son yıllarda &#8216;hayat memat meselesi&#8217; olarak görülmeyen bir seçim hatırlamıyorum. Seçimlerin çok önemi olmadığı, hayatımızı derinden etkilemediği bir dönem gelecek mi acaba?</p>
<p>Tamam, demokrasilerde seçimler her zaman önemlidir. İktidarların toplum tarafından sigaya çekildiği andır çünkü. Ama özgürlüğümüzün, hakkımızın, hukukumuzun bizatihi seçime, seçimin sonucuna bağlı olduğu bir ülkede yaşamaktan yorulduk.</p>
<p>En azından, kendi payıma, &#8216;normal bir seçim&#8217; görmek istiyorum artık; varlığımın, özgürlüğümün, haklarımın çıkacak sonuca göre tehlikede olmadığı bir seçim&#8230; İktidarda kim olursa, seçimi kim kazanırsa kazansın özgürlüklerimin güvence altında olduğunu bildiğim, dolayısıyla rahat olduğum, varoluşsal bir baskı hissetmediğim bir seçim yaşamak istiyorum artık.&rdquo;</p>
<p>Üç yıl geçti üzerinden, yeniden başka bir kritik seçimin eşiğindeyiz.</p>
<p>Üç yıl önce &#8216;son kez AKP&#8217; demiştim çünkü; demokratik dönüşümün devam etmesini, yeni anayasayla geri çevrilemez hale getirilmesini istiyordum. Olmadı; iktidar partisi yeni anayasa yapmaya asılmak yerine kendi reformlarını geri sardı. 12 Eylül referandumuyla özel hayatın dokunulmazlığının güçlendirilmesi ve yargı reformu konularında bile geriye adım atıldı.</p>
<p>Demokratikleşme yerine giderek otoriterleşen ve muhalefeti kriminalize eden bir Türkiye&#8217;ye doğru evrildik. Yargıya, medyaya, piyasaya, özel hayata ve tercihlere yapılan müdahale, sınırsız ve ceberut devlet anlayışının yeniden doğduğunu gösteriyor.</p>
<p>İslam&icirc; değerler ve demokrasinin uyumunu bütün dünyaya göstererek küresel bir başarı öyküsü, bölgesel bir model olması beklenen AKP, bir yandan yolsuzlukların soruşturulmasını engelleyerek derin bir moral kriz yarattı, öte yandan da İslamcı siyasi geleneğin demokrasiyle pozitif iletişimini kesti. Belki de modern dönemin en önemli &lsquo;reform&#8217;u yarı yolda bırakılarak &lsquo;militan muhafazak&acirc;r&#8217; bir kişi partisi ve parti devleti kurulmaya yönelindi.</p>
<p>Dünyaya açılmak, AB&#8217;ye girmek, bölgede barış ve istikrar unsuru olmak yerine ideolojik ve hayal&icirc; bir &acirc;lemde hegemonya peşinde koşan maceraperest bir dış politika izlenmeye başlandı. Etrafta herkes düşman ilan edildi, her yerde komplo arandı. Komplocu, içe kapanmacı, dış politika gerginliğini içeride otoriterleşmeyi meşrulaştırmakta kullanan kültür AKP&#8217;de de hortladı. Korkularını yenip özgüvenle dünyaya açılan muhafazak&acirc;rları propaganda makinesini kullanarak komplocu fikirlerle zehirledi.</p>
<p>Herkesin buluşabileceği merkez partisiydi. H&acirc;l&acirc; Menderes&#8217;i, Özal&#8217;ı ağızlarına almalarına bakmayın, AKP artık bu merkez sağ çizginin çok dışında. Söylemlerindeki hiddet ve şiddet, politikalarındaki hukukun dışına çıkma örnekleri ve devlet gücü kullanmadaki sınırsızlığıyla AKP artık &lsquo;radikal&#8217; bir parti.</p>
<p>Kısaca bu parti, bildiğimiz AK Parti değil; o artık bir iktidar makinesi, devlet aparatı.</p>
<p>Bu eleştirilerim yeni değil. İki yılı aşkın bir süredir bunları yazıyorum, hem AKP&#8217;lileri hem de kamuoyunu uyarıyorum.</p>
<p>Demokrasilerde seçimlerin anlamı, iktidarın değişebilir olduğunu göstermek. Son üç genel seçimi kazanan AKP&#8217;nin bunu hatırlamaya ihtiyacı var; &lsquo;seçimleri kaybedebiliriz&#8217;. Bu duyguyu yitirmiş bir iktidar partisinin otoriter bir yönetime savrulmaması imk&acirc;nsız. AKP&#8217;nin sorunu bu. İnşa ettiği kimlik ve rant mekanizmalarıyla iktidarlarının ebedi olacağını düşünüyorlar. Yarın iktidarda başkalarının olabileceği akıllarından geçse böyle bir HSYK yasası, internet düzenlemesi ve MİT yasa taslağı yaparlar mıydı?</p>
<p>Bu seçimlerde AKP&#8217;nin uyarıya ihtiyacı var. Yeniden rasyonel bir zemine, merkeze, topluma, vicdana dönmesi böyle bir uyarıyla mümkün. Aksi halde Türkiye&#8217;nin toplumsal barışı, demokrasisi, özgürlüğü ve hukuku uçurumun eşiğinde. 30 Mart, uzun ve karanlık bir tünel öncesi &lsquo;son çıkış&#8217;.</p>
<p>Üç yıl önce &lsquo;son kez AK Parti&#8217; demiştim. Bu defa CHP, MHP, BDP, SP ve BBP diyorum&#8230;</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/bu-defa-chp-mhp-bdp-ve-sp_2206158.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bu-defa-chp-mhp-bdp-ve-sp/">Bu defa CHP, MHP, BDP ve SP</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kavga siyaseti, hayat ve sokak</title>
		<link>https://hurfikirler.com/kavga-siyaseti-hayat-ve-sokak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/kavga-siyaseti-hayat-ve-sokak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>O çocuk öldü. Öldürdük o çocuğu&#8230; Dün onun bedenini değil, kendi masumiyetimizi toprağa verdik. Artık hiçbirimiz masum değiliz. Hele devlet&#8230; Birinci vazifesi, varlık nedeni o çocuğu yaşatmak olan devlet&#8230; Berkin Elvan, devletin sayısız kurbanlarından birisi olarak toprağa düştü. Katili ortaya çıkmayacak, adalet falan da yerini bulmayacak. Devletin sırrı olur, aklı, derinlikleri, kutsalı, dokunulmazı olur, fail [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kavga-siyaseti-hayat-ve-sokak/">Kavga siyaseti, hayat ve sokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>O çocuk öldü. Öldürdük o çocuğu&#8230; Dün onun bedenini değil, kendi masumiyetimizi toprağa verdik. Artık hiçbirimiz masum değiliz. Hele devlet&#8230;</span></p>
<p>Birinci vazifesi, varlık nedeni o çocuğu yaşatmak olan devlet&#8230; Berkin Elvan, devletin sayısız kurbanlarından birisi olarak toprağa düştü.</p>
<p>Katili ortaya çıkmayacak, adalet falan da yerini bulmayacak. Devletin sırrı olur, aklı, derinlikleri, kutsalı, dokunulmazı olur, fail bulunmaz. Bulunsa da ölümün adaleti mi olur? Hiçbir adalet Berkin&#8217;i geri getirmez.</p>
<p>Bir çocuğu öldüren devletimiz olduğu için, ona bizim devletimiz dediğimiz için ve ona engel olamadığımız için hepimiz kirlendik, hepimiz suçluyuz. Ardından döktüğümüz gözyaşı biraz da bundan. Elimizde kalan tek şey vicdanlarımız. Onu kaybetmemeye çalışıyoruz ağıtlarımızla&#8230;</p>
<p>Vicdanlarını kaybetmeyen çok insan var. Dün gördük onları. Kıpır kıpır yürekler&#8230; Toplumun merkezi, sağduyusu&#8230; &lsquo;Kim?&#8217; diye sormuyorlar ağlarken. Çocuk işte. Daha 14 yaşındayken sokakta vurmuşlar onu. Tam 269 gün direnmiş, tutunmaya çalışmış. Hayallerine, sevdiklerine, daha yaşamadıklarına&#8230; Ve bırakıp gitmiş sonunda. Belki de yaşanmaya değer bulmamıştır artık bu toprakları, kim bilir?</p>
<p>Bir de az da olsa, arsız ve kaskatı kesilmiş yürekler var. Gönül gözleri kapanmış, vicdanları körelmiş. Bu toprakların en kadim geleneğini bile unutmuş onlar. İnsanların acılarını bile paylaşmaktan acizler.</p>
<p>Kimi &lsquo;fişini çektiler&#8217; diyor, kimi ne arıyordu sokakta? Çocuğun acısını yaşayanlara en ağır hakaret tiviti atan bir eski bakan, siyasetçi&#8230;</p>
<p>Bir ülke böyle bir vicdanla yönetilemez.</p>
<p>Ne oldu? Nasıl oldu? Devlet ve iktidar hırsı Berkin&#8217;den önce bizi öldürmüş. Bir çocuğun ölümüne bile hep birlikte ağlamayan bir toplum nasıl birlikte yaşayabilecek? Tek umudumuz vicdan eşiği bu kadar düşük olanların marjinal bir grup olması.</p>
<p>Yoksa, kim bilir daha ne acılar, ne tuzaklar konulacak önümüze.</p>
<p>Siyaset hayatın önüne geçmemeli. Hayat siyasete kurban edilmemeli.</p>
<p>Ancak öyle bir cinnet halini yaşıyoruz ki iktidar uğruna bir değil binlerin hayatını ortaya sürebilecek olanlar var.</p>
<p>Siyasetin ve devletin hukukla, insan haklarıyla, özgürlüklerle sınırlandırıldığı bir zeminde uzlaşmazsak varacağımız yer siyasetin bir hayat-memat meselesi olduğu rejimlerdir. Var olmanın iktidar olmaktan geçtiği, yani sadece güçlü olanların ayakta kalabileceği, diğerlerinin de güçlülerin insafına terk edildiği rejimler&#8230;</p>
<p>Siyasetin hayatı katletmemesi için temel müştereklerde uzlaşmak gerek. &lsquo;Siyasal medeniyet&#8217; denilen şey bu; yani, insanların hayat ve özgürlüklerinin iktidarda kim olursa olsun garanti altında olması&#8230;</p>
<p>Öyle bir siyasal krizden ve toplumsal kargaşadan geçiyoruz ki böyle bir rejim inşası adeta imk&acirc;nsız görünüyor.</p>
<p>İyimser değilim, ama h&acirc;l&acirc; umut var. Çünkü sandık var. Sandık oldukça, insanlar özgürce oy kullandıkça, adil bir seçim yapıldıkça değişim için umut vardır. Toplumun sağduyusuna güvenmek zorundayız.</p>
<p>Önümüzdeki bir yıl içinde üç seçim varken değişimi sandıkta değil sokakta aramak abesle iştigal. Bütün tahriklere, provokasyonlara rağmen sokak, hele şiddet, değişimin aracı olamaz; aksine otoriterliği meşrulaştırıcı, iktidarı pekiştirici, değişim isteyenleri marjinalleştirici bir sonuç üretir.</p>
<p>Şiddet, otoriterliği meşrulaştırmanın en kestirme yoludur. &lsquo;Bizim devlet&#8217; bunu çok iyi bilir. Gerekiyorsa üretir de&#8230; Şiddet üretme yeteneği tarihsel tecrübeyle sabittir. Derini vardır, kontrgerillası vardır, Ergenekon&#8217;u, özel harp dairesi vardır&#8230;</p>
<p>Sokaklar güvenli değil. Berkin Elvan&#8217;dan biliyoruz. Diğer canlardan biliyoruz; dün sokakta kaybettiğimiz Burak Can Karamanoğlu&#8217;ndan biliyoruz, Tunceli&#8217;de kaybettiğimiz polis memuru Ahmet Küçüktağ&#8217;dan biliyoruz. Sokak kimse için tekin değil artık&#8230;</p>
<p>Bu toplum 1950&#8217;den beri en zor dönemlerde bile sandığa sığınmış, değişimi sandıkta gerçekleştirmiştir. Tek yol sandık, demokrasi en iyi rövanştır&#8230;</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/kavga-siyaseti-hayat-ve-sokak_2204823.html">Zaman Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kavga-siyaseti-hayat-ve-sokak/">Kavga siyaseti, hayat ve sokak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir liberal ne ister?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/bir-liberal-ne-ister/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/bir-liberal-ne-ister/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liberal, özgürlük ister; kendisi ve herkes için&#8230; Devletin ve toplumun baskılarından bağımsız insanların kendi tercihleriyle özgürce yaşayabilecekleri bir düzen ister. Özgürlüğü tehdit etme potansiyeli en yüksek olan &#8216;örgütlü yapı&#8217; sınırlandırılmamış devlettir. Devlet ne kadar denetimsiz ve sınırsız ise bireyler o kadar korunaksız kalır. Aslolan, soyut ve kolektif bir &#8216;icat&#8217; olan devlet değil somut bir &#8216;varlık&#8217; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-liberal-ne-ister/">Bir liberal ne ister?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Liberal, özgürlük ister; kendisi ve herkes için&#8230; Devletin ve toplumun baskılarından bağımsız insanların kendi tercihleriyle özgürce yaşayabilecekleri bir düzen ister.</span></p>
<p>Özgürlüğü tehdit etme potansiyeli en yüksek olan &lsquo;örgütlü yapı&#8217; sınırlandırılmamış devlettir. Devlet ne kadar denetimsiz ve sınırsız ise bireyler o kadar korunaksız kalır. Aslolan, soyut ve kolektif bir &lsquo;icat&#8217; olan devlet değil somut bir &lsquo;varlık&#8217; olan insansa devletin gücünün ve işlevlerinin sınırlandırılarak bireyin hizmetine sunulması gerekir.</p>
<p>İnsanların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir hukuk rejimi tarafından sınırlandırılan devlettir bir liberalin istediği. Ancak böyle bir devlet özgürlükleri çiğneyen değil koruyan bir devlet olabilir ve de ancak bu niteliğiyle meşruiyet kazanır. Yani, insan haklarını merkeze alan bir anayasa, oturmuş bir hukuk devleti ve güçler ayrımı ilkesi, piyasa ekonomisi ve özgür medya unsurlarıyla &lsquo;liberal demokrasi&#8217;den söz ediyoruz&#8230;</p>
<p>Sınırlandırılmayan devlet kolektif bir cehennemdir. Böyle bir devletin tepesinde oturanlar tanrısal güçler vehmederler kendilerinde. İstediklerini &lsquo;var&#8217; ederler, istemediklerini &lsquo;yok&#8217;. Onlara biat, itaat ve hatta iman etmeniz gerekir. Her şeyin ve herkesin devlet otoritesini elinde tutanların elinde ve insafında olduğu bir düzende ne birey kalır, ne bireysel özgürlük.</p>
<p>Bir liberal devletin tarafsız olmasını ister. Devletin meşru yöneticileri tarafsız olmayabilir, kendi toplum vizyonları, ideolojileri, ütopyaları vardır elbette. Ama kendi anlayışlarını kamu kaynaklarını ve devletin zorlayıcı gücünü kullanarak topluma dayatamaz, toplumun ve bireyin farklılık hakkını ortadan kaldırıcı müdahalede bulunamaz.</p>
<p>Bize kendi &lsquo;iyi&#8217;sini, kendi &lsquo;doğru&#8217;sunu dayatan bir devlet kabul edilemez. İyiler ve doğrular ne tekildir, ne de kimsenin tekelindedir. Fikirlerin serbest piyasasında özgürce rekabet ederler. Kimse kamu kaynaklarını, yani hepimizin ürettiği değerleri kullanarak bizi kendine benzetmeye kalkışamaz.</p>
<p>Dolayısıyla liberaller tektipleştirici, müdahaleci bir devlet ve toplum düzen değil çoğulculuk ister. Bazı kolektif hareketler ve başta devlet homojen bir toplum yaratmaya kalkışabilir. Bu kalkışma kişisel tercihlere dışarıdan bir müdahale olarak bireyin özgürlük ve özerkliği ihlal eder, devletle birey arasında hiyerarşi inşa eder ve bireyi ezer. Liberal, bireysel tercihlere kamusal gücün karışmasına hoşgörüyle bakmaz.</p>
<p>Bir liberal piyasa ekonomisinin eksiksiz&nbsp; işlemesini ister. Mülkiyet hakkının, bireysel tercihlerin ve sınırlı devlet anlayışının gereğidir bu. Piyasa ekonomisi ekonomik faaliyetlerin rasyonelliği ve verimliliği kadar özgürlükler ve tercihler bağlamında da değerlidir. Siyasal otoritenin kaynakları keyf&icirc; biçimde yeniden dağıttığı ekonomide bireyle devlet arasında zaten eşitliksiz olan ilişki devlet lehine daha da bozulur.</p>
<p>Bir liberal, seçilmişlerin yönettiği bir ülke ister elbette. Liberal demokrasinin olmazsa olmazıdır bu ilke. O seçilmişlerin de hesap vermesini, kendini hukukla ve yurttaşların haklarıyla sınırlandırmasını, eşitlik ilkesi gereği kamu kaynaklarını destekçilerine peşkeş çekmemesini ister.</p>
<p>Televizyonların yayınlarına, gazetelerin haberlerine karışan, gazete alıp satan, savcı atayan, mahkemenin kararlarını belirlemeye çalışan, kendi icraatlarını denetleyecek Danıştay&#8217;a kimin başkan olacağına kendisi karar veren, TV&#8217;de kimlerin program yapamayacaklarını belirleyen, muhalif partinin seçim afişlerini astırmayan, ihale bozup ihale dağıtan, yaptığı yasayla yargıyı hükümete bağlayan, internet yasasıyla hükümet sansürünü süreklileştiren, vatandaşı fişleyen, ötekileştiren, sürekli iç düşman imal eden, insanlara kolayca hain yaftası yapıştıran bir liderin ülkesinde liberaller ne yapar?</p>
<p>İtiraz ederler&#8230;</p>
<p>Dün, otoriter Kemalizm&#8217;e, militarizme ve 28 Şubat&#8217;a itiraz etmişlerdi. Mağdurun kimliğinden, inancından, düşüncesinden bağımsız olarak otorite karşısında özgürlükten, ceberut devlet karşısında toplumdan ve bireyin tercihlerinden yana durmuşlardı.</p>
<p>Şimdi de aynı ilkelerle aynı yerde duruyorlar. Devlete karşı toplumu, otoriteye karşı özgürlüğü, zulme karşı adaleti savunuyorlar&#8230; Peki, dünün mağdurları?..</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/bir-liberal-ne-ister_2203538.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-liberal-ne-ister/">Bir liberal ne ister?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir rüyamız vardı, ne oldu ona?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/bir-ruyamiz-vardi-ne-oldu-ona/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/bir-ruyamiz-vardi-ne-oldu-ona/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir rüyamız vardı. Türkiye demokrasi, herkes özgür olacaktı. İnsanlar kimliklerinden dolayı dışlanmayacaklar, fikirlerinden dolayı ceza almayacaklardı. Başörtülü de, Kürt de, Alevi de kendini evinde hissedecek, devlet katında ayrımcılığa tabi tutulmayacaktı. Devletin &#8216;ötekisi&#8217;, iç düşmanı olmayacaktı. Halk adam yerine konulacak, ona &#8216;göbeğini kaşıyan adam&#8217; muamelesi yapılmayacaktı. Devletin halk için, ona hizmet için var olduğu unutulmayacaktı. Türkiye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-ruyamiz-vardi-ne-oldu-ona/">Bir rüyamız vardı, ne oldu ona?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Bir rüyamız vardı. Türkiye demokrasi, herkes özgür olacaktı. İnsanlar kimliklerinden dolayı dışlanmayacaklar, fikirlerinden dolayı ceza almayacaklardı.</span></p>
<p>Başörtülü de, Kürt de, Alevi de kendini evinde hissedecek, devlet katında ayrımcılığa tabi tutulmayacaktı. Devletin &lsquo;ötekisi&#8217;, iç düşmanı olmayacaktı.</p>
<p>Halk adam yerine konulacak, ona &lsquo;göbeğini kaşıyan adam&#8217; muamelesi yapılmayacaktı. Devletin halk için, ona hizmet için var olduğu unutulmayacaktı.</p>
<p>Türkiye dünyadan kopmayacak, AB&#8217;ye, küreselleşen dünyaya entegre olacaktı. Dört yanımızda bize yıllarca öğretilenin aksine düşman değil dost, birlikte iş yapabileceğimiz partnerler arayacaktık. Otoriterliğin, yoksulluğun kaynaklarını bertaraf etmek üzere içe kapanmayacak, dışa açılacaktık.</p>
<p>Dünyayı, Türkiye&#8217;yi okurken komplo teorilerine değil toplumsal dinamiklere itibar edecektik.</p>
<p>Bölgede çatışan değil, arabuluculuk yapan; hükmetmeye çalışan değil yumuşak gücüyle örneklik sergileyen model ülke olacaktık.</p>
<p>Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü esas olacaktı. &lsquo;Bize göre demokrasi&#8217; değil evrensel birinci derece bir demokrasi kuracaktık. Ülkede kimse dokunulmaz olmayacaktı. Evrensel insan hakları Türkiye hukukunun da üzerinde yer alacak, devlet değil insan dokunulmaz kılınacaktı.</p>
<p>Dindarlar demokrat olacak, sekülerler de dindarlarla yaşamayı öğrenecekti. Devletin zorbalığını yakın zamanda gören İslamcılar başkalarının özgürlüklerini de savunacaklardı. Her birimiz diğerimizin özgürlüğünü savunacaktık. Aslolan devlet değil, halk ve onun özgürlükleri olacaktı.</p>
<p>Türkiye, sürekli olağanüstü hal dönemlerini geride bırakıp normalleşecekti. Basın özgür olacak, fikirler piyasasında herkes serbestçe rekabet edecek, devlet şeffaflaşacak, yolsuzluklar gizlenmeyecekti.</p>
<p>Devlet özel hayata karışmayacaktı. İnsanların başörtüsü, kıyafeti, inançları devletin müdahalesinden vareste kalacaktı. Devlet &lsquo;had&#8217;dini bilecek, bireylerin tercihlerine, dünya görüşlerine, yaşam biçimine düzenleyici gücünü kullanarak karışmayacaktı. Kafasına göre nesiller yetiştirmeye kalkışmayacaktı.</p>
<p>Bir liberal olarak bu vizyona destek verdim. Toplumsal tabanı ve değerleri itibarıyla muhafazak&acirc;r, siyasal tercihleri bakımından liberal görülen AKP&#8217;nin bu vizyonu paylaştığını düşündüm. Otoriter laiklik, devletçi Kemalizm ve vesayetçi militarizme karşı muhafazak&acirc;r-liberal değerler ittifakının demokratik ve özgür bir ülke inşa edebileceği ihtimalini sevdim.</p>
<p>Son on yıl içinde zaman zaman bu yönde ilerledik. Ama son yıllarda öylesine bir geri dönüş yaşıyoruz ki, başladığımız yerden daha geriye gidiyoruz. Yanılmışım; siyaseten özgürlükçü gördüğüm insanlar hızla otoriterleşti son yıllarda.</p>
<p>Dahası geri dönüşü olmayan bir yapı, bir rejim inşa ediliyor. Yargısı, medyası, MİT&#8217;i ile asgari özgürlüklerimizi koruyacak, garanti altına alacak mekanizmalar otoritenin tahakkümü altına alınıyor. Bizi, bireyleri, yurttaşları, onların haklarını ve özgürlüklerini otoritenin ihlallerine karşı kim koruyacak?</p>
<p>Bir liberal olarak her dönem devletin karşısında bireyin güçlendirilmesini, korunmasını, devletin sınırlandırılmasını savundum. Şimdi devlet otoritesi öylesine tahkim ediliyor ki, yarın bunlara itiraz edecek mecralar bile kalmayacak. Farklı düşünmenin, muhalif olmanın, itiraz etmenin cezalandırıldığı bir döneme doğru yol alıyoruz.</p>
<p>Bugün görüyorum ki &ldquo;bu defa olacak&rdquo; dediğimiz &lsquo;ham bir hayal&#8217;miş.</p>
<p>Türkiye, kritik bir dönemeçte. Artık özgürlüklerden vazgeçtim, toplumsal barışımız bile tehlikede. Türkiye, ciddi toplumsal fay hatları üzerinde oturan bir ülke. Kürtler, Aleviler, dindarlar, laikler, farklı cemaat ve tarikatlar, sosyal sınıfları bir arada tutacak tek siyasal zemin demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler rejimi. Bu zemini imha edenler memleketi derin bir iç kargaşaya sürüklüyor. Bu kargaşadan hemen çıkmazsak bambaşka bir Türkiye&#8217;ye uyanacağız. Büyük yıkımlar yaşayan Suriye ve derin bir kargaşaya ve muhtemel bir bölünmeye sürüklenen Ukrayna, bizim bölgenin ülkeleri.</p>
<p>İktidarın tepesinde, yakınında çevresinde h&acirc;l&acirc; sağduyu sahibi insanların olduğunu düşünüyor, umuyorum. Bu süreci durdurmak onların ellerinde. Farklı kimlikten, düşünceden, inançtan, sınıftan Türkiye insanı yeniden o ortak &lsquo;rüya&#8217;yı görmezse gemi batacak&#8230;</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/bir-ruyamiz-vardi-ne-oldu-ona_2202236.html">Zaman Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/bir-ruyamiz-vardi-ne-oldu-ona/">Bir rüyamız vardı, ne oldu ona?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devletin Sopası Var mı?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/devletin-sopasi-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/devletin-sopasi-var-mi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu ülkede devletin sicili hiç parlak değil. Faili meçhuller, azınlıklara yapılanlar, hapislere atılan aydınlar, darbeler, yasaklar&#8230; Saymakla bitmez devletin zulmü, devletin mağdurları. Devletin mağdurları bile demokrat olsaydı bu ülkeye demokrasi çoktan gelirdi; devletin susturdukları, yasakladıkları özgürlükçü olsaydı çoktan özgür bir ülke olarak anılırdı. Olmuyor, işte. Mağdurlardan demokrat olmuyor. Her mağdur iktidara geldiğinde devletin sopasını, baskı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/devletin-sopasi-var-mi/">Devletin Sopası Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülkede devletin sicili hiç parlak değil. Faili meçhuller, azınlıklara yapılanlar, hapislere atılan aydınlar, darbeler, yasaklar&#8230; Saymakla bitmez devletin zulmü, devletin mağdurları.</p>
<p>Devletin mağdurları bile demokrat olsaydı bu ülkeye demokrasi çoktan gelirdi; devletin susturdukları, yasakladıkları özgürlükçü olsaydı çoktan özgür bir ülke olarak anılırdı.</p>
<p>Olmuyor, işte. Mağdurlardan demokrat olmuyor. Her mağdur iktidara geldiğinde devletin sopasını, baskı ve zulüm mekanizmasını kendi ellerine alıyor. Baskı altındayken demokrat ve özgürlükçü, iktidar olunca otoriter&#8230; Devletçilikte kimse yarışamıyor onlarla; devlet aklı diyorlar, devletin &acirc;li çıkarları, devletin bekası&#8230; Halk yok, birey zaten ağza alınmaz. Her şey devlet için, çünkü devlet artık bizim!</p>
<p>Birinin demokrat olup olmadığını iktidara oturduğunda anlayabiliyorsun ancak. Deniyorsun, değilse hayal kırıklığı yaşıyorsun, umudunu kaybediyorsun. &lsquo;Denenmemiş&#8217; demokrat buluyorsun, bir de onu deniyorsun. Yine aynı. Halkın desteğiyle devlete çıkan halkın tepesine biniyor.</p>
<p>Bu kısır döngüden çıkış var mı, artık emin değilim. Geriye, üç beş liberal-demokrat için sürekli bir hayal kırıklığı kalıyor. Ruh sağlığımız için galiba hiç umutlanmamak gerek.</p>
<p>Anlatamadık gitti; mesele devletin &lsquo;doğa&#8217;sında. O vahşi, ceberut, şiddet eğilimli &lsquo;doğa&#8217;dan &lsquo;medeni&#8217; bir kurum yaratmak için önce bunu istemek gerekiyor. İstersen onu şeffaf yaparsın, hesap vermeye mecbur, hukuka ve halkın temel haklarına saygılı yaparsın. Yok, onu elinde sopa olarak kullanmaksa niyetin o sopa bir senin eline geçer, bir ötekinin. Böylece her dönem bir sopa yiyen olur.</p>
<p>Üç beş kişi de ha bire sopa yiyenleri safça korumaya, onların haklarını savunmaya çalışır. Çoğunluğun sabit bir tarafının olduğu, kendi tarafları ne yaparsa yapsın itiraz etmedikleri için her dönem ilkeli durmaya çalışanlar, sopa atanlara &lsquo;dur&#8217; diyenler, sopa yiyenlere şefkat gösterenler dönek vs. olmakla suçlanır, &lsquo;Ne oldu da taraf değiştirdin?&#8217; diye sorulur. &lsquo;Yahu kimse dayak yemesin diye arkaladık sizi, başkalarına sopa atasınız diye değil&#8217;!</p>
<p>Yani devlet el değiştiriyor ama işlevi, yöntemleri aynen devam ediyor. Bağırıyor, hakaret ediyor, iftira atıyor, fişliyor, gizlice dinliyor, atıyor, sürüyor. Birey yok, onun özgürlükleri, özel hayatı yok sayılıyor.</p>
<p>Şimdi de yeni bir iddia var; 7 bin kişi dinlenmiş iki savcının talebi ve mahkeme kararıyla örgüt davası paravanı altında. Adı geçen savcılar yalanladılar iddiaları. Gerçek elbette ortaya çıkacak. Eğer doğruysa yapanlar hukuk önünde hesap vermeliler. Kamu otoritesini ellerinde tutanların işi milletin mahremine girmek değil. Kim olursa olsun, devlet gücüyle bireyleri mağdur edenlere, onların özel hayatlarına, haklarına müdahale edenlere müsamaha gösterilemez.</p>
<p>Bu genel ilke herkesi her zaman bağlamalı. Yoksa &lsquo;iki yüzlü&#8217;lüğünüz tescillenir. Mağdur olduğunuzda elbette isyan edin, itiraz edin ama kamu kaynaklarının yağmalanmasına, medyaya yapılan baskı ve müdahalelere, siyasetin yargıyı teslim almasına da bir şeyler deyin.</p>
<p>Bugün dinlemelerden şikayet edenler MİT&#8217;e sınırsız dinleme hakkı veriyorlar. Sadece dinleme mi? Bütün özel hayatınızı izleme, bütün özel bilgilerinize ulaşma yetkisi veriyorlar. Dahası sayılarını, kimliklerini asla öğrenemeyeceğimiz MİT mensuplarını adeta dokunulmazlık zırhıyla sarıyorlar. &lsquo;Görev gereği&#8217; bir MİT mensubunun size yaptığı her şey meşru. &lsquo;Görev gereği&#8217; denilmesi yeterli. Bırakın telefonlarınızın dinlenmesini özel hayatınızdan hayat hakkınıza müdahale onlara &lsquo;helal&#8217;.</p>
<p>Biliyorsunuz, Taraf yazarları ve Mehmet Altan MİT&#8217;in talebi üzerine sahte isimlerle dinlenmişti. Güya uluslararası terör faaliyetlerine karşı dinleme yapılıyordu. Gazetecilerin suç duyurusu üzerine soruşturma başladı, ancak Başbakan izin vermedi mahkemeyi aldatarak, sahte belgeler düzenleyerek gazetecileri dinleyen MİT mensuplarını. Bu kadar!</p>
<p>İlkeli olalım, demokrat olalım diyeceğim, ama beni yine kimse dinlemeyecek!</p>
<p>Bu yazı&nbsp;<a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/devletin-sopasi-var-mi_2201646.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/devletin-sopasi-var-mi/">Devletin Sopası Var mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyanmak isteyenler için bir masal!</title>
		<link>https://hurfikirler.com/uyanmak-isteyenler-icin-bir-masal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/uyanmak-isteyenler-icin-bir-masal/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Size bir &#8216;masal&#8217; anlatacağım bugün. Yazarı, George Orwell. Adı, Hayvan Çiftliği. Olay bir çiftlikte geçer. Mr. Jones&#8217;un Manor Çiftliği&#8217;nde. Mr. Jones, çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, onlara eziyet etmekte ve sömürmektedir. Çiftliğin hayvanları rahatsızdır. Yaşlı ve akıllı bir domuz olan Old Major&#8217;un bir hayali vardır; bütün hayvanların özgür olacağı, çiftliği ve kendilerini yönetecekleri bir düzen&#8230; Old [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/uyanmak-isteyenler-icin-bir-masal/">Uyanmak isteyenler için bir masal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Size bir &lsquo;masal&#8217; anlatacağım bugün. Yazarı, George Orwell. Adı, Hayvan Çiftliği. Olay bir çiftlikte geçer. Mr. Jones&#8217;un Manor Çiftliği&#8217;nde. Mr. Jones, çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, onlara eziyet etmekte ve sömürmektedir.</span></p>
<p>Çiftliğin hayvanları rahatsızdır. Yaşlı ve akıllı bir domuz olan Old Major&#8217;un bir hayali vardır; bütün hayvanların özgür olacağı, çiftliği ve kendilerini yönetecekleri bir düzen&#8230;</p>
<p>Old Major, bir konuşma yapacakken ölür. Yokluğunda iki domuz öne çıkar; Snowball ve Napoleon. Major&#8217;ün öğretisine &lsquo;Animalizm&#8217; derler, bütün iktidar hayvanların olacaktır ve hayvanlar da eşit&#8230;</p>
<p>İsyan ederler ve çiftliği ele geçirirler. Artık kendi kurallarını kendileri yapacaklardır. Çiftliğe &lsquo;yeni&#8217; bir isim verilir; Hayvan Çiftliği. Daha zeki ve kurnaz olan domuzlar herkesin uyacağı Yedi Emir&#8217;i yazarlar; iki ayaklılar düşmandır, dört ayaklılar ve kanatlılar dosttur, hayvanlar kıyafet giyemeyecek, yataklarda uyumayacak, içki içmeyecek, bir hayvan bir başka hayvanı öldürmeyecektir. Ve her hayvan eşittir&#8230;</p>
<p>Domuzlar çiftlik hayvanlarını eğitmeye çalışırlar. Görürler ki hayvanlar eğitimden çok çalışmaya eğilimli. Bütün hayvanların anlayacağı bir dilde basitleştirirler temel öğretiyi; dört ayaklılar iyi, iki ayaklılar kötüdür.</p>
<p>Yönetici konumuna gelen domuzlar, ineklerin sütlerini çalmaya, çiftlik ürünlerine el koymaya başlarlar. Yöneticiler olarak çiftliğin ve diğer hayvanların hizmetinde olmak için sağlıklı kalmaları lazımdır çünkü.</p>
<p>Komşu çiftlikleri yöneten insanlar bütün bu yaşananlardan rahatsız olurlar ve Hayvan Çiftliği&#8217;ne saldırırlar. Kan dökülür. Kayıplar önemli görülmez. Birkaç hayvandır zaten ölenler. Domuzların en önemli yardımcısı beygir Boxer, bir insan öldürür, suçlu hisseder kendini ama &lsquo;kahramansın&#8217; derler ona.</p>
<p>İki yönetici domuz, Snowball ve Napoleon arasında rekabet artar. Snowball, muhteşem bir rüya proje olarak çiftliğe yel değirmeni yapılmasını önerir. Napoleon karşı çıkar, &lsquo;özel askerleri&#8217; olan saldırgan köpeklerle Snowball&#8217;u çiftlikten uzaklaştırır. Yapılan oylamada hayvanlar Napoleon&#8217;u liderleri seçeceklerdir artık.</p>
<p>Napoleon çiftliğe parlak bir gelecek vaat etmektedir. Gelecek muhteşemdir, ama dışarıda düşmanlar içeride hainler vardır. Hayvanlar çok çalışmalıdır. Yel değirmeni yapmak artık Napoleon&#8217;un fikridir. Tarih yeniden yazılmaya başlamıştır. Snowball haindir, bütün kötülüklerin kaynağıdır. Yel değirmeninin fırtınadan yıkılmasından bile o sorumludur.</p>
<p>Kıtlık, açlık&#8230; Hayvanlar ölmeye başlar. Sorunlar büyüdükçe &lsquo;hain Snowball&#8217;u suçlamalar da artar. O, rejimin günah keçisidir. Geçmişi olduğu biçimiyle hatırlayan ve anlatan Boxer&#8217;ı öldürmeye çalışırlar. Hatırlamak tehlikelidir artık. Hayvanların öldürülmeyeceği &lsquo;7 emir&#8217;den birisi değil midir? Yasa değişmiştir yeni koşullara göre. Şöyle yazar artık; hayvanlar &lsquo;sebepsiz&#8217; yere öldürülemez.</p>
<p>İnsanlar yeniden saldırır. İnşa edilmekte olan yel değirmeni yine yıkılır, Boxer yaralanır, çiftlik harap haldedir, hayvanların çoğu ölmüştür. Domuzlar &lsquo;zafer&#8217;i kutlarlar; kıyafetler giyip, içkiler içip çiftlik evinde yatarlar. Diğer hayvanlar yel değirmenini yeniden yapmak için çalışır ve kırılırken domuzlar semirmeye başlamıştır.</p>
<p>Yaralı yaralı yel değirmeninde çalışan Boxer&#8217;ın gücü kalmamıştır artık. Napoleon &lsquo;hastaneye&#8217; gönderir onu. Aslında mezbahadır, kesilmek üzere onu insanlara satmıştır. Gelen parayla domuzlara viski alınır.</p>
<p>Yıllar geçer. Kalan hayvanlar mutludur, çünkü despot bir insan tarafından yönetilmemektedirler. Despotları kendilerinden biri, bir hayvandır sonuçta. Bu arada domuzlar iki ayak üzerinde yürümeye başlamış ve çiftliğin adını da eski haline geri çevirmişlerdir; Manor Çiftliği&hellip; Artık &lsquo;insanlar&#8217;la &lsquo;domuzlar&#8217;ı ayırt etmek mümkün değildir, &lsquo;eski&#8217; ile &lsquo;yeni&#8217; benzemiştir birbirlerine. Bu arada koyun, eski sloganın &lsquo;yeni&#8217; versiyonunu söylemektedir; &lsquo;dört ayaklılar iyidir, iki ayaklılar ise daha iyi&#8217;.</p>
<p>Anladınız değil mi? Bu bir masal değil; devletin, iktidarın ta kendisi. Orwell okuyun derim. Önce Hayvan Çiftliği, sonra Bin Dokuzyüz Seksen Dört. Çok tanıdık gelecek size&#8230;</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/uyanmak-isteyenler-icin-bir-masal_2200884.html">Zaman Gazetesi</a>&#8216;nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/uyanmak-isteyenler-icin-bir-masal/">Uyanmak isteyenler için bir masal!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi ve ‘vatana ihanet’</title>
		<link>https://hurfikirler.com/demokrasi-ve-vatana-ihanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/demokrasi-ve-vatana-ihanet/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrasi önemli, hatta vazgeçilmezdir. Şunu kimse unutmasın; demokrasi aynı zamanda bir ulusal güvenlik, ülkesel bütünlük ve toplumsal barış projesidir. Demokrasiyi tahrip edenler bütün bunlara da zarar veriyorlar. HSYK Yasası&#8217;yla yargı yürütmeye bağlandı. İnternet düzenlemesiyle ifade özgürlüğü bir bürokratın, daha doğrusu onu atayanın isteğine terk edilmiş durumda. Dahası insanların özel hayatları, tercihleri devlet tarafından fişleniyor. Her [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/demokrasi-ve-vatana-ihanet/">Demokrasi ve ‘vatana ihanet’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Demokrasi önemli, hatta vazgeçilmezdir. Şunu kimse unutmasın; demokrasi aynı zamanda bir ulusal güvenlik, ülkesel bütünlük ve toplumsal barış projesidir.</span></p>
<p>Demokrasiyi tahrip edenler bütün bunlara da zarar veriyorlar.</p>
<p>HSYK Yasası&rsquo;yla yargı yürütmeye bağlandı. İnternet düzenlemesiyle ifade özgürlüğü bir bürokratın, daha doğrusu onu atayanın isteğine terk edilmiş durumda.</p>
<p>Dahası insanların özel hayatları, tercihleri devlet tarafından fişleniyor. Her türlü sosyal muhalefeti sindirmeye çalışan bir mekanizma kurulmuş&#8230;</p>
<p>Yeniden hatırlatalım; yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrımı ve temel hak ve özgürlükler askıya alındığında geriye demokrasi kalmaz. Bir rejime demokrasi diyebilmenin şartları &lsquo;özgür ve adil seçimler&rsquo;, &lsquo;temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir hukuk devleti&rsquo; ve &lsquo;kuvvetler ayrımı&rsquo;dır. Bu genel kriterler; iktidarın kime ait olduğunu, kim tarafından hangi sınırlar içinde kullanılacağını, muhalefetin meşruluğunu ve iktidar için serbest yarışmanın varlığını, politik azınlıkların çoğunluk olabilme hakkını öngörür.</p>
<p>Peki bunlar yoksa? Öncelikle &lsquo;rızaya dayalı bir yönetim&rsquo; olmadığı ve yönetimin meşruiyetini kaybettiği ortaya çıkar. Yani devlet-toplum ilişkisinin temelleri çöker. Yurttaşların hakları ve özgürlüğü hukuka değil güce dayanan yöneticilerin insafına terk edilmiş, toplumla devlet arasındaki toplumsal sözleşme devlet tarafından çiğnenmiş olur.</p>
<p>Böyle bir toplumda kaynakları toplumun mutabakatıyla dağıtma ve sorunları müzakereler yoluyla çözme imk&acirc;nı, yani siyaset yapma imk&acirc;nı kalmaz. Ortak normlar, değerler ve kurumlar çökünce birlikte yaşamanın zemini de ortadan kalkar. Bu, kaostur. Toplumsal farklılıklar ve çelişkiler hızla çatışmaya dönüşür; hem devletle toplum arasında hem de toplum içi çatışma&#8230;</p>
<p>Bu nedenle demokrasi ve özgürlükler rejimi aynı zamanda çatışma önleyici bir mekanizma, süreç ve değerdir. Moral üstünlüğünün nedenlerinden birisi de barış üreten bu doğasıdır. İç barışını kurmuş, meşruiyeti yüksek, topluma hesap veren bir rejim bölgesel ve küresel düzlemde de tehdit değil güvenlik ve barış üretir. Aksi durumda ise bölgesinde ve dünyada tehdit ve istikrarsızlık kaynağı olarak görülen bir ülkeye dönüşür. Hem kendi halkıyla hem de dünya ile karşı karşıya kalır. Herkes bilir ki kendi halkına karşı baskıcı ve acımasız olan rejimler başka ülkelerin halklarına karşı adil ve barışçıl davranamaz.</p>
<p>Kimse Türkiye&rsquo;yi bu noktaya itmesin. Bu asırda, bu koşullarda demokrasisi askıya alınmış bir Türkiye hem yönetilemez hem de ülkesel bütünlüğünü ve toplumsal barışını muhafaza edemez. Tarihin önünde de bunun sorumluları demokrasiyi geri vitese alıp ülkeyi otoriter bir rejime doğru savuranlar olur.</p>
<p>Kim bilir belki h&acirc;l&acirc; oturup sağduyuyla düşünmek, sağduyu çağrılarını dikkate almak için geç değildir. 2010 anayasa değişikliğine, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığına açıkça ters yeni HSYK yasası Meclis&rsquo;ten geçtiğine göre zaman daralıyor. Yasa teklifi Meclis&rsquo;e geldiğinde Radikal&rsquo;den Orhan Kemal Cengiz şöyle yazmıştı: &ldquo;HSYK&rsquo;yı tam olarak verdiğiniz yasa teklifindeki gibi dizayn etmeyi başardığınızı düşünün. Ama aynı zamanda önümüzdeki genel seçimlerde ağır bir yenilgiye uğradığınızı da birkaç dakika için hayal edin. Bu getirdiğiniz HSYK düzeninde, iktidarda başkaları varken, mahkeme önüne çıkacak olsanız ne hissederdiniz?&rdquo;</p>
<p>Cengiz&rsquo;in dediği açık; iktidarlar ebedi değil. Bir gün sizin yaptığınız bu yasalarla sizi başkaları yönetecek. Yani, demokrasi ve hukuk devleti herkese gerek&#8230;</p>
<p>Dahası, demokrasiyi tahrip edenler ulusal güvenliği, ülkesel bütünlüğü ve toplumsal barışı da riske atıyorlar. Otoriter bir rejimde Türkiye&rsquo;nin bütün toplumsal fay hatları çatışma cephelerine dönüşür, ülke paramparça olur. Bunun farkında değil misiniz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demokrasi diyene &lsquo;vatan haini&rsquo; demek yerine demokrasiyle vatanı selamete çıkarabileceğinizi anlamıyor musunuz?</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/demokrasi-ve-vatana-ihanet_2200245.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/demokrasi-ve-vatana-ihanet/">Demokrasi ve ‘vatana ihanet’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçimlerde ne olacak?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/secimlerde-ne-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/secimlerde-ne-olacak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes merak ediyor; yerel seçimlerde ne olacak? Sonuçlar hem cumhurbaşkanlığı seçimini hem de ülkedeki genel havayı etkileyeceği için önemli. AKP seçimlere giderken ciddi sorunlarla boğuşuyor. Partinin lideri hem avantaj hem de giderek bir risk unsuruna dönüşüyor. Son seçimde aldığı yüzde 50&#8217;nin altına düşen her rakam partinin hanesine kayıp olarak yazılacak. AKP&#8217;nin rakibi kendisi; dün yeni [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secimlerde-ne-olacak/">Seçimlerde ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Herkes merak ediyor; yerel seçimlerde ne olacak? Sonuçlar hem cumhurbaşkanlığı seçimini hem de ülkedeki genel havayı etkileyeceği için önemli.</span></p>
<p>AKP seçimlere giderken ciddi sorunlarla boğuşuyor. Partinin lideri hem avantaj hem de giderek bir risk unsuruna dönüşüyor. Son seçimde aldığı yüzde 50&rsquo;nin altına düşen her rakam partinin hanesine kayıp olarak yazılacak. AKP&rsquo;nin rakibi kendisi; dün yeni anayasa vaat ederek, demokratikleşme reformları yaparak, yolsuzluklara karşı temiz kalmayı savunarak oy aldığı kesimlerden bugün anayasa reformlarının gerisine düşen uygulamalarla, yargıya ve medyaya hakim olmaya çalışan otoriter görüntüsüyle, yolsuzlukları kapatma telaşıyla oy isteyecek.</p>
<p>Demokrasi ve yolsuzluk duyarlıkları yüksek AKP&rsquo;lileri ne kadar ikna edebilecek, göreceğiz. AKP&rsquo;nin yıllar içinde oluşan bir çelik tabanı var. Ama partiye geçmişte oy vermekle beraber bugün liderin üslubundan, politikalarından, merkezden uzaklaşmasından, yolsuzluk iddialarından rahatsız olan bir kitle de mevcut. Seçimin kaderini AKP tabanında yüzde 20 ile yüzde 30 arasında olan bu &lsquo;rahatsız&rsquo; kesimin tercihleri belirleyecek.</p>
<p>AKP iki sütun üzerinde duruyor; kimlik ve hizmet siyaseti. Son dönemde AKP kimlik siyasetini abarttı. Merkez bir parti kimliğinden marjinal, radikal, istikrarsızlık yaratan ve irrasyonel bir parti görünümüne savruldu. Bu görüntü merkez sağdan ve soldan gelen oyların bir kısmını AKP&rsquo;den koparabilir. İkincisi, hizmet siyaseti son dönemde ortaya çıkan yolsuzluk belgeleri ve hükümetin soruşturmaları engellemeye yönelik girişimleriyle &lsquo;kirlendi&rsquo;.&nbsp; &lsquo;Yolsuzluk var ama hizmet de var&rsquo; diyenler olacak elbette ama bunu kabul edilemez bulanların partiye ve liderine bakışı değişiyor. Kısaca, partinin üzerinde yükseldiği iki sütunda çatlaklar oluştu.</p>
<p>Sonuçta yerel seçimlerde 40&rsquo;ların alt basamaklarına doğru inen her rakam AKP&rsquo;nin kaybını ağırlaştıracak, Tayyip Erdoğan&rsquo;ın cumhurbaşkanlığı projesini zora sokacak.</p>
<p>CHP, aday profiline ve söylemine baktığımızda oldukça pragmatik bir yere çekilmiş durumda. &lsquo;Sosyal muhalefetin siyasal adresi benim&rsquo; mesajı veriyor. Dünün ideolojik ve sosyal bakımdan homojen CHP&rsquo;sinden yolsuzluk gibi sorunlara odaklanan pragmatik bir partiye dönüşüm hızlanmış. Kılıçdaroğlu, CHP&rsquo;yi merkeze çekmeye çalışıyor. 2000&rsquo;li yılların başında &lsquo;Milli Görüş&rsquo; hareketinin AKP çatısı altında yaptığının bir benzeri bu. Ankara veya İstanbul&rsquo;u kazanmaları durumunda bu süreç devam eder, aksi halde CHP yeniden Kemalist ve sekülerist ideolojik bir azınlık partisi kimliğine geri döner. İstanbul veya Ankara&rsquo;yı alıp AKP ile arasındaki oy makasını daraltan bir CHP ise merkezin solunu inşa edebilir. Dahası, bunu yaparak AKP&rsquo;nin de merkeze doğru yeniden hareketini sağlayabilir. Bütün bunlar için CHP&rsquo;nin AKP&rsquo;ye oy vermiş kesimlerden oy alabilmesi şart. CHP&rsquo;nin hedef kitlesi AKP içindeki &lsquo;merkez&rsquo; seçmen ve yolsuzluklardan rahatsız muhafazak&acirc;rlar. Bunlara ulaşabildiği oranda seçimlerde AKP&rsquo;yi zorlayabilecek.</p>
<p>MHP bu seçimlerde oyunu artırabilecek bir konumda. Başbakan Erdoğan&rsquo;ın MHP&rsquo;yi susturmaya yönelik girişimlerinin deşifre olması bir yandan MHP tabanını motive ediyor öte yandan da mağduriyet duygusuyla sempati yaratıyor. Ayrıca AKP&rsquo;den kopacak ama CHP&rsquo;ye de gidemeyecek muhafazak&acirc;r oyların önemli bir kısmının adresi de MHP olacak. Dezavantajı ise Ankara ve İstanbul. Bu iki ilde yirmi yıllık iktidara karşı en güçlü adayı destekleme eğilimi Ankara&rsquo;da MHP kökenli CHP adayı Mansur Yavaş&rsquo;a, İstanbul&rsquo;da da bildik CHP&rsquo;li kimliğe tam oturmayan Mustafa Sarıgül&rsquo;e MHP&rsquo;den oy kaydırabilir.</p>
<p>BDP, Güneydoğu&rsquo;da etkinliğini sürdürecek gibi. Bütün Türkiye&rsquo;de oylarını artırması da muhtemel. Barış süreci, BDP&rsquo;yi giderek daha &lsquo;merkez-normal&rsquo; parti görünümüne sokuyor, özellikle Kürt seçmen üzerindeki temsil kabiliyetini artırıyor.</p>
<p>Tablo şimdilik böyle görünüyor. Ama her şeyden önemlisi adil ve özgür, şaibesiz bir seçim yapmak. Bütün siyasi partilerin ve teker teker vatandaşların bu konuda duyarlı olması şart.</p>
<p>Bu yaz <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/secimlerde-ne-olacak_2199430.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secimlerde-ne-olacak/">Seçimlerde ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Türk siyasetinin yeni yükseleni’</title>
		<link>https://hurfikirler.com/turk-siyasetinin-yeni-yukseleni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İhsan Dağı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/turk-siyasetinin-yeni-yukseleni/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Türk siyasetinin yeni yükseleni hürriyetçi ve laik bir anafikir olacaktır.&#8221; Hüküm, Ahmet Turan Alkan&#8217;a ait. Kesinlikle katıldığım, önemli bir tespit geleceğe ilişkin. Ama bir şartı var; mevcut otoriterleşme sürecinden çıkmak&#8230; Eğer Türkiye mevcut &#8216;otoriterleşme kıskacı&#8217;ndan demokratik reflekslerle çıkmayı başarırsa hürriyetçi, laik ve demokratik bir rejim inşasına biraz daha yaklaşmış olacak; son zamanlarda yaşananlardan çıkarılan derslerle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/turk-siyasetinin-yeni-yukseleni/">‘Türk siyasetinin yeni yükseleni’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>&ldquo;Türk siyasetinin yeni yükseleni hürriyetçi ve laik bir anafikir olacaktır.&rdquo; Hüküm, Ahmet Turan Alkan&rsquo;a ait. Kesinlikle katıldığım, önemli bir tespit geleceğe ilişkin. Ama bir şartı var; mevcut otoriterleşme sürecinden çıkmak&#8230;</span></p>
<p>Eğer Türkiye mevcut &lsquo;otoriterleşme kıskacı&rsquo;ndan demokratik reflekslerle çıkmayı başarırsa hürriyetçi, laik ve demokratik bir rejim inşasına biraz daha yaklaşmış olacak; son zamanlarda yaşananlardan çıkarılan derslerle siyasetin temel kurumları ve değerleri üzerinde &lsquo;hürriyetçi ve laik&rsquo; büyük mutabakat kolaylaşacak; çok farklı kimlikten, düşünceden, sosyal sınıftan gelen insanlar sınırlı, ideolojisi olmayan bir devlette bireylerin ve kimliklerin özgürlüğü ekseninde uzlaşabilecek.</p>
<p>Yaşadığımız krizin ağırlığına bakınca belki de fazlaca &lsquo;iyimser&rsquo; bir beklenti bu. Ama her durumda uzun vadeli trendin bu yönde gelişeceğini sanıyorum. Post-otoriter Türkiye; hürriyetçi, laik ve demokratik bir Türkiye olacak. Ne otoriter laikliğin ne de otoriter muhafazak&acirc;rlığın çözüm olmadığını öğrenen bir Türkiye özgürlükçü, demokratik ve laik bir toplumsal uzlaşıya yönelecek.</p>
<p>Otoriter laiklik, kimliklerinden dolayı toplumun bazı kesimlerini dışladı, ezdi, ötekileştirdi. Bunu yaparken demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir rejim kuramadı, kuramazdı da zaten.</p>
<p>Tepki olarak güçlenen muhafazak&acirc;r siyasetin iktidarında da kimliklerinden dolayı toplumun belli kesimlerinin dışlandığı, baskılandığı, ötekileştirildiği aşik&acirc;r. Dahası, aynı kimlik dairesinde bulunan dindarlara söylenen ve yapılanları görüyoruz. &lsquo;Devlet benim&rsquo;, &lsquo;topluma istediğim gibi şekil veririm,&rsquo; &lsquo;direnenleri devletin gücüyle tepelerim&rsquo; anlayışı muhafazak&acirc;rların iktidarında da devam ediyor.</p>
<p>Kısaca; tıpkı otoriter laikler gibi muhafazak&acirc;r-İslamcılar da demokrasiyi, çoğulculuğu, özgürlükleri içlerine sindiremediler, iktidarlarını başkalarının hakları ve özgürlükleriyle sınırlandıramadılar, yani otoriterleştiler.</p>
<p>Anlaşıldı ki mesele kimin yönettiği değil, nasıl yönettiği.</p>
<p>Toplumun siyasal tecrübesi çeşitleniyor. En son, 12 yıllık bir AKP iktidarı tecrübesi, bu tecrübeden çıkarılan dersler var.</p>
<p>Bu dönemde Kemalistler sınırlarını gördüler.&nbsp; Devlet ellerinden alındığında ne kadar zayıf ve korunaksız olduklarını, kendi inşa ettikleri ama başkalarının kontrolüne geçen devlete karşı hukukun ve özgürlükler rejiminin korumasına muhtaç olduklarını anladılar. Bundan sonra, ya kalıcı bir azınlık olarak çoğunluğun insafına sığınacaklar ya da farklı toplumsal ve siyasal kesimlerle etkileşim içinde siyaset yaparak, topluma açılarak dönüşecekler.</p>
<p>Cemaat dahil din&icirc; gruplar siyaset ile dinin birleşiminden, kendi ellerinde patlayan &lsquo;tahrip gücü yüksek&rsquo; bir iktidar ortaya çıktığını gördüler. &lsquo;Bizimkilerin devleti&rsquo;nin &lsquo;ötekilerin devleti&rsquo;nden daha insaflı, daha vicdanlı, daha temiz olmadığını anladılar. Esas meselenin &lsquo;dindarların iktidar olması&rsquo; değil, iktidarın adil, hukuka bağlı, özgürlüklere saygılı ve sınırlı olması gerektiğini görmüş olmalılar. Devlet dini tekelleştiriyor ve araçsallaştırıyorsa dinin sivilliği de saflığı da yara alıyor. Artık dinin siyasal değil sosyal alana çekilmesi, kamusal alanda laik mutabakat &lsquo;Anadolu İslam&rsquo;ının da talebi olabilir.</p>
<p>Henüz yaşananlardan ders almayanlar ise &lsquo;iktidar İslamcıları&rsquo;. Eskinin &lsquo;özgürlükçü, anti-devletçi ve entelektüel&rsquo; görünen hareketi arkasına devlet gücünü ve otoritesini alınca ne kadar baskıcı, devletçi ve otoriter bir forma dönüşüyormuş, görüldü.</p>
<p>İktidar sahiplerinin dindarlığı onların ve çevrelerinin despot, hukuksuz, usulsüz ve yolsuz olmalarını engelleyemiyormuş. Anlaşıldı ki yöneticilerden aranan özellik dindar olması değil; hukuka uyması, hukukun da evrensel değerlere ve ölçülere dayanmasıymış&#8230;</p>
<p>Anlaşıldı ki laiklik önemliymiş. Kamusal hayatın dinsel referanslarla kurulmaya ve meşrulaştırılmaya çalışılması yönetimi otoriterleştiriyor, yöneticileri hukukun dışına çıkmayı mümkün kılacak dinsel yorumlara açık hale getiriyormuş.</p>
<p>Dindarların iktidar kavgasına girmesi, davalarında din&icirc; referansları ve sembolleri kullanmaları &lsquo;rasyonel&rsquo; olanın tükenmesi, müzakerenin imk&acirc;nsızlığı anlamına geliyormuş. Özgürlük bir bütünmüş, başörtüsünden ibaret değilmiş.</p>
<p>Anlaşıldı mı bunlar gerçekten? Anlaşıldıysa sorun yok, aksi halde &lsquo;yola devam&rsquo;.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://www.zaman.com.tr/ihsan-dagi/turk-siyasetinin-yeni-yukseleni_2198862.html">Zaman Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/turk-siyasetinin-yeni-yukseleni/">‘Türk siyasetinin yeni yükseleni’</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
