<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Bilal Arpa, Hür Fikirler sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/author/ahmetbilalarpa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Mar 2020 10:56:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek</title>
		<link>https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bilal Arpa]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2020 10:56:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı 4 Temmuz 2016 tarihinde Hür Fikirler’de yayınlanan aynı başlıklı yazımın Covid-19 salgını bağlamında güncellenmiş halidir. Çin’de başlayan ve merkez üssü Avrupa’ya kayan koronavirüs salgını bariz bir halk sağlılğı problemi olmasının yanı sıra ekonomik bir problem olarak da insanlığı tehdit ediyor. Hastalıkla mücadele etmek için uygulamamız gereken sosyal mesafe ve karantina pek çok ekomomik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek/">Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu yazı 4 Temmuz 2016 tarihinde Hür Fikirler’de yayınlanan aynı başlıklı yazımın Covid-19 salgını bağlamında güncellenmiş halidir.</em></p>
<p>Çin’de başlayan ve merkez üssü Avrupa’ya kayan koronavirüs salgını bariz bir halk sağlılğı problemi olmasının yanı sıra ekonomik bir problem olarak da insanlığı tehdit ediyor. Hastalıkla mücadele etmek için uygulamamız gereken sosyal mesafe ve karantina pek çok ekomomik aktiviteyi durdurmuş halde. Özellikle kuru bakliyat ve hijyen ürünlerindeki aşırı talep marketlerdeki reyonların boşalması ve dezenfektan, kolonya, maske gibi ihtiyaçların bulunamaması ile sonuçlandı.</p>
<p>Talep artışının doğal bir ekonomik sonucu olan fiyat artışı neredeyse bütün dünyada tepkiyle karşılandı. Gıda, hijyen ürünleri ve bazı tıbbi ekipmanlarının fiyatlarını artıranlar hukuki yaptırımlara maruz kaldı. Örneğin Türkiye’de Mali Suçları Araştırma Kurulu “haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapmak suretiyle haksız kazanç elde eden firmalar” hakkında inceleme başlattığını bildirdi. ABD’de ve Avrupa ülkelerinde fiyat yükseltmeleri yüzünden hapis cezası alan insanlar oldu. Siyasetçiler bu firmaları krizi fırsata çevirmekle, insanî duygulardan uzak olmakla ve çıkarcılıkla suçladı.</p>
<p>Peki bir kriz durumunda satıcıların fiyatları yükseltmesi gerçekten ahlâksızca mıdır? Eğer ahlâksızca ise devlet, kriz durumlarında fahiş fiyatları yasaklayarak, örneğin marketleri, eczaneleri ve hijyen ürünleri tedarik eden firmaları bir tavan fiyat uygulamaya zorlamalı mıdır? Bu sorulara cevap aramadan önce fahiş fiyatların ortaya çıkmasının nedenlerini anlamamız gerekir.</p>
<p><strong>Fiyat artışının talebe etkisi</strong></p>
<p>Kriz durumunda fiyatların yükselmesi, talepteki ani artışın bir göstergesidir. Fiyatı yükselen mal ya da hizmetleri daha çok insanın satın almak istediğini fakat yeterince satıcının olmadığını gösterir. Bu durumda herkesin istediği bu malları kimin satın alacağına bir şekilde karar verilmelidir. Fiyatların tüketiciler üzerindeki etkisi, kimin gerçekten ihtiyacı olduğunu ve kimin o mal olmadan da idare edebileceğini belirlemesidir. Nasıl ki hastanelerin acil servisleri triyaj uygulamasıyla hastaları sınıflandırıp durumlarının aciliyetine göre sıraya koyuyorsa, fiyatlar da aynı şeyi mallara ihtiyaç duyan insanlar için yapar.</p>
<p>Yüksek fiyatlar tüketicileri o hizmete gerçekten ihtiyaç duyup duymadıkları konusunda ikinci bir kez düşünmeye teşvik eder. Alacakları hizmetin istenen fiyata değmeyeceğini düşünenler, yüksek fiyatı ödemeye razı olmayarak alternatifler aramaya yönelecektir. Bu sayede ilk gelenin değil gerçekten ihtiyacı olanın istediği hizmete erişebilmesinin önü açılacaktır. Aynı durum hammaddeler için de geçerlidir. Kolonya ve dezenfektan üretiminde kullanılan etil alkolün fiyatının yükselmesi, bu maddeyi alkollü içecek üretmek için kullanan firmalara, fiyatlar tekrar düşene kadar üretimi yavaşlatması bilgisini vermektedir.</p>
<p>Yüksek fiyatların devlet müdahalesi ile engellenmesi, başka alternatifi olmayan tüketiciler daha oraya gidemeden bütün hizmetlerin düşük fiyattan satılmasına neden olacaktır. Evde yeterince dezenfektanı olan tüketiciler ihtiyacından fazlasını satın alarak ihtiyacı olan insanların bu malları bulamamasına neden olacak, alkollü içecek üreten firmalar etil alkolü satın almaya devam ederek dezenfektan ve kolonya üreten firmaları üretimden alıkoyacaktır. Üstelik bir devlet müdahalesi ile fiyatlar bastırıldığında bir karaborsanın ortaya çıkması neredeyse kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>Fiyat artışının arza etkisi</strong></p>
<p>Fiyat artışının ikinci etkisi ise satıcılara üretimi arttırma sinyali vermesidir. Yüksek fiyatlar satıcılara, hangi mallara en çok nerede ihtiyaç duyulduğunu söyler. Aynı zamanda, ortaya çıkan kâr fırsatı onlara herkesin kaçmaya çalıştığı kriz bölgelerine gitmek için bir müşevvik (<em>incentive</em>) verir. Hem mal ve hizmetlerin onlara daha az ihtiyaç duyulan (fiyatların daha düşük olduğu) yerlerden getirilip satılmasını sağlar hem de üretimin artmasını. Bugün olduğu gibi, tekstil firmaları kıyafet yerine maske üretir, alkollü içecek firmaları dezenfektan üretir, otomobil fabrikaları solunum cihazı üretir. Üretim imkânları eğrisi üzerinde acil ihtiyaçlara doğru bir kayma olur.</p>
<p>Daha çok satıcının krizde ihtiyaç duyulan malları üretmeye başlamasıyla, rekabet artar ve nihaî olarak fiyatlar geri düşmeye başlar. Yeni denge noktasındaki fiyat kriz öncesiyle aynı olmayabilir fakat en azından fahiş fiyatlar devam etmeyecektir. Bu sayede tüketiciler daha çok sayıda mala daha düşük fiyatlarda erişim sağlar. Yani yüksek fiyatlar, nihayetinde arzın talebi karşılamasını sağlar ve büyük oranda geçicidir.</p>
<p>Kriz durumunda yüksek fiyatlar yasaklanmazsa mal ve hizmetlere sadece zenginlerin erişebileceği, yoksulların o fiyatları ödeyemeyeceği iddia edilebilir. Fakat daha zengin olanların daha yüksek fiyatları ödemeye razı olması, kâr fırsatı gören daha çok satıcıyı bölgeye çekecek ve aynı şekilde fiyatların bütün tüketiciler için düşmesine katkı sağlayacaktır. Fiyat yükseltmenin yasaklandığı bir yerde yoksul birisinin bulabileceği tek şey boş market raflarıdır.</p>
<p>Bütün bunlara baktığımızda fiyat yükseltmeyi yasaklamak ilk bakışta daha ahlâklı bir seçim gibi görünse de bu tüketicilerin acil ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamaz. Devletin, krizde ortaya çıkan kıtlığa bir çare bulmadan fahiş fiyatları yasaklaması bir çözüm değildir. Hatta, tüketicilerin daha dikkatli karar vermesine ve arzın yükselmesine yarayan müşevvikleri yok ederek kriz bölgesindeki insanlara daha büyük zarar verir. İktisadi kıtlık gibi değiştirilemez bir gerçeklikle savaşmanın tek yolu serbest girişim ve ticarettir, daha çok devlet müdahalesi değil.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek/">Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Taşın Altında Paralel Aramak</title>
		<link>https://hurfikirler.com/her-tasin-altinda-paralel-aramak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bilal Arpa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2016 08:24:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/her-tasin-altinda-paralel-aramak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>17-25 Aralık sonrasında FETÖ/PDY yurt içi ve yurt dışındaki bütün ağ ve imkânlarını Türkiye&#8217;nin gittikçe otoriterleştiği, basın özgürlüğünün ortadan kalktığı, hükümetin yolsuzluklara battığı ve Erdoğan&#8217;ın bir diktatör olduğu anlatısını yaygınlaştırmak için kullandı. Bununla da yetinmeyip Türkiye&#8217;nin IŞİD&#8217;e yardım ettiğini ve hatta Suriye&#8217;deki iç savaşın tek sorumlusu olduğunu iddia ederek yoğun bir lobicilik faaliyetiyle Türkiye&#8217;yi teröre [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/her-tasin-altinda-paralel-aramak/">Her Taşın Altında Paralel Aramak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17-25 Aralık sonrasında FETÖ/PDY yurt içi ve yurt dışındaki bütün ağ ve imkânlarını Türkiye&#8217;nin gittikçe otoriterleştiği, basın özgürlüğünün ortadan kalktığı, hükümetin yolsuzluklara battığı ve Erdoğan&#8217;ın bir diktatör olduğu anlatısını yaygınlaştırmak için kullandı. Bununla da yetinmeyip Türkiye&#8217;nin IŞİD&#8217;e yardım ettiğini ve hatta Suriye&#8217;deki iç savaşın tek sorumlusu olduğunu iddia ederek yoğun bir lobicilik faaliyetiyle Türkiye&#8217;yi teröre destek veren ülke konumuna getirmeye çalıştılar. Bütün bu seferberliğin bir darbeye iç ve dış destek sağlamayı amaçladığını görüyorduk, sadece bunun tankıyla uçağıyla tam teşekküllü bir darbe girişimi olmasını beklemiyorduk.</p>
<p>Gülenci terör örgütü bu stratejisini uygulayacak insan kaynağı bulmakta hiç zorlanmadı. Çünkü tezlerini savunacak her kesime sızmış muhafazakâr, milliyetçi, sosyalist, liberal vb. görünümlü ajanlarının yanı sıra, Erdoğan nefretini takıntı haline getirmiş ve kibiri yüzünden ilkelerini rafa kaldırmış kullanışlı aptalları vardı. Nihayetinde, darbeden önce işlenen otokrasi ve yolsuzluk iddiaları, 15 Temmuz cuntasının TRT&#8217;de okuttuğu darbe bildirisinin ana gerekçelerini oluşturdu.</p>
<p>Bu algıyı yaratanlar arasında benim en yakından gözlemleyebildiklerim doğal olarak kendini liberal olarak adlandıran, liberal çevrelerde dolaşan insanlar oldu. Gezi ve 17-25 Aralık ile başlayan süreçte Türkiye&#8217;nin ana akım liberal çizgisinden ayrı düşen kişi ve toplulukların neredeyse tamamı bilerek ya da bilmeyerek cemaatin hedeflerine alet oldu.</p>
<p>Bu toplulukların Erdoğan&#8217;a karşı açılan cephede iki boyutlu bir işlevi oldu.</p>
<p>Birinci olarak; demokrasi, insan hakları, ifade hürriyeti gibi evrensel kavramların içini boşaltıp araçsallaştırarak FETÖ&#8217;nün hizmetine sundular. Hükümete karşı yapılan her gayrimeşru girişime bu kavramlarla ahlâkî zemin yarattılar ve böylece bu girişimlerin gerçek yüzünü örtbas ettiler. İkinci olarak liberallerin Erdoğan&#8217;a ve hükümete karşı olduğu, her liberalin öyle olması gerektiği algısının oluşmasına neden oldular. Çözüm süreci ve reformlar sürerken Türkiye kamuoyunda liberallerin bu politikalara destek vermediği kanısı oluştu ve bunun en büyük zararı liberallere ve hükümetin liberal politikalarının devam etmesine oldu.</p>
<p>FETÖ/PDY&#8217;nin gayrimeşru eylem ve yöntemleri işaret edildiğinde, sanki bu süreçler bir boşlukta yaşanıyormuş gibi &#8220;ama yolsuzluk&#8221;, &#8220;ama otoriterleşme&#8221; diyerek asıl meseleyi gözden saklamak için olağandışı bir çaba gösterdiler. Cemaatten bahsetmeden yargı bağımsızlığını, örgütün adını bile anmadan mülkiyet hakkını sakız ettiler ağızlarına. Uyardığımızda da &#8220;her taşın altında paralel arıyorsunuz&#8221; diye dalga geçtiler, &#8220;paralel&#8221; kelimesini bir alaya dönüştürdüler.</p>
<p>Yabancı dilde yazdıkları yazılar, tweet&#8217;ler ve televizyonlara verdikleri demeçler de farklı değildi. Yurtdışında katıldığım toplantılarda bu gruplardan kiminle karşılaşsam bütün mesaisini diktatör Erdoğan imajını yaymak için harcıyordu. Demokratik meşruiyetin yanında durmuş liberallere ise &#8220;yandaş&#8221;, &#8220;yalaka&#8221; gibi ithamlarla saldırdılar, etmedikleri hakaret kalmadı.</p>
<p>Darbeden sonra en ufak bir özeleştiri emaresi göstermiş olsalar, belki daha iyi niyetle yaklaşıp eskiden olduğu gibi sadece fikirsel bir yanılma içerisinde olduklarını düşünebilirdim ama görünüş hiç öyle değil.</p>
<p>Bu özgürlükçülerin bir kısmı darbeyle ilgili yazdıkları 2-3 yazıda darbenin arkasında cemaatin olup olmadığını tartışmakla meşguller. Ne FETÖ&#8217;den doğru düzgün bahsediyorlar ne de paralel yapıdan, ama hâlâ örgüt üyesi olduğu için tutuklananların ifade özgürlüğünden bahsediyorlar. Hükümetin cemaatle mücadelesini gayrimeşru ilan ederken harcadıkları çabayı, darbe gibi özgürlükleri silip süpürecek bir olay karşısında harcamadılar.</p>
<p>İnsanların liberalliğini ölçen, hakaret edip liberallikten aforoz eden agresif liberallerin ana sayfalarında darbeyle ilgili tek kelime yok. İnternet sitelerinin manşetinden başka şeylere karşı çıktıkları gibi darbeye karşı çıkamıyorlar. Oysa darbeden 2 ay önce, hükümetin rejimi teokratik temellere dayandırmaya çalıştığını iddia ederken hukuktan, hürriyetten, demokratik bir ülkeden bahsediyorlardı. Aynı ilkeleri demokrasiyi yok edip gerçekten teokratik bir rejim kurmaya çalışan FETÖ&#8217;ye karşı kullanmadılar. Aynı şekilde, Gülenci teröristlerin televizyon kanallarına yapılan baskına gösterdikleri duyarlılığın onda birini meclisin bombalanmasına bile göstermediler, &#8220;Korkmayın. Biz korkmuyoruz.&#8221; diye açıklamalar yayınlamadılar.</p>
<p>Gülen propagandası için İngilizce kitap yazıp Gülenciliği İslam&#8217;ın en özgürlükçü yorumu şeklinde göstermeye çalışan gazeteci, içlerinde özeleştiriye en çok yaklaşan oldu. Cemaatin iç yüzünü darbeyle gördüğünü söyledi. Baya geç oldu, körlüğü 15 Temmuz&#8217;da az kalsın bizi öldürüyordu ama sağlık olsun. Şimdi neden üç doğrunun arasına bir yanlış sıkıştırdığını da açıklamasını bekliyorum. Mesela neden hâlâ İngilizce yazı ve konuşmalarında Ak Parti&#8217;den İslamcı diye bahsediyor? Muhafazakâr ile İslamcı arasındaki (özellikle İngilizce kullanımdaki) farkı bildiğini zannediyorum.</p>
<p>Paralel dediğimizde dalga geçenlere, hakaret edenlere şimdi soruyorum. Paralel devlet yapılanması var mıymış yok muymuş? Neredeyse her taşın altından paralel çıktı mı çıkmadı mı?</p>
<p>Açık açık söylüyorum, bu darbe bildirisindeki gerekçelerin yazılmasında sizin de payınız var. Ya darbecisiniz ya da darbeciler tarafından kullanıldınız. Benim tavsiyem, siz de her taşın altında paralel aramaya bir an önce başlayın. Sizinkinin altından bile çıkabilir.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/her-tasin-altinda-paralel-aramak/">Her Taşın Altında Paralel Aramak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahramanlığın Sıradanlığı</title>
		<link>https://hurfikirler.com/kahramanligin-siradanligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bilal Arpa]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 09:31:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[15 Temmuz Darbe Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/kahramanligin-siradanligi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Darbe girişiminden sonraki ilk yazım olduğu için bu yazı ister istemez biraz kişisel olacak. Çünkü 15 Temmuz her ne kadar Türkiye&#8217;nin siyasî tarihi açısından bir dönüm noktası olsa da gelecekte bu darbe girişimini düşündüğüm zaman ilk aklıma gelenler o gece gördüklerim olacak. Ama yaşadığımız sarsıntı o kadar büyüktü ki hakkında bir şeyler yazabilmem için üzerinden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kahramanligin-siradanligi/">Kahramanlığın Sıradanlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Darbe girişiminden sonraki ilk yazım olduğu için bu yazı ister istemez biraz kişisel olacak. Çünkü 15 Temmuz her ne kadar Türkiye&#8217;nin siyasî tarihi açısından bir dönüm noktası olsa da gelecekte bu darbe girişimini düşündüğüm zaman ilk aklıma gelenler o gece gördüklerim olacak. Ama yaşadığımız sarsıntı o kadar büyüktü ki hakkında bir şeyler yazabilmem için üzerinden uzun zaman geçmesi gerekti.</p>
<p>Ankara&#8217;da uçaklar uçmaya başladığında, darbe olduğunu erken fark edenlerdenim. 15 Temmuz akşamı Kızılay’a Pokemon GO oynamaya gitmiş, F-16&#8217;ları görünce kendimi Genelkurmay&#8217;ın önünde facebook&#8217;tan yayın yaparken bulmuştum. Çok sıradan başlayan bir günün önce Genelkurmay ve Meclis&#8217;in önünde, sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı&#8217;nda, yanımda insanların öldüğü korkunç bir gece ile devam edeceğini tabiî ki tahmin etmiyordum.</p>
<p>Tankların olduğu yere koşarak gitmeyi, asker taşıyan kamyonların üzerine çıkmayı ve ateş açılan yerlere doğru ilerlemeyi şimdi düşününce kendime açıklamakta zorlanıyorum ama hem sandıkta defalarca kararlı bir şekilde gösterdiğimiz tutuma hem de oyun oynayarak eğlendiğim sıradan hayatıma saldırmışlardı. Öfkeliydim ama baskın duygu o değildi. Sokakta tankları gördüğümde ilk hissettiğim şey, o görüntünün zoruma gitmesiydi. Kendime yediremedim, ne yapıp edip karşı çıkmak istedim.</p>
<p>Halkın çoğunluğu da böyle hissetmiş olacak ki bir kısmı Cumhurbaşkanı&#8217;nın çağrısını bile beklemeden sokağa döküldü. Kimisi tankın önüne yattı, kimisi asker yakalayıp polise teslim etti. Ateş edilen yerlerde bile yaralıları arkaya taşıyıp tekrar silahların üzerine yürüdüler. Kimse yarını düşünmedi, çünkü hepimiz biliyorduk ki bir yarınımızın olması bu darbe girişimini onlara yedirmemize bağlıydı. Annem o gece bize &#8220;Oğlum geride bekleyin, güvende durun&#8221; demedi mesela. &#8220;Vatan sizden kahramanlık bekler&#8221; yazdı sadece.</p>
<p>Darbe gecesi gördüğümüz olaylar ve sonraki dönem ortaya çıkan her yeni görüntü bu halkın ne kadar cesur olduğunun, ne kadar efsanevi bir mücadele verdiğinin tarihî kayıtları oldu. Darbe gecesi tanklar Jandarma kavşağından geçemesin diye oraya kadar en önden koşup şehit olan adam benim hayatımda canlı gördüğüm en büyük kahramandı ve o gece sokakta olan binlercesinden bir tanesiydi sadece. Elinde bayrakla tankların altına yatan adamdan, askerlerin üzerine tek başına yürüyen kadına, Genelkurmay binasını basan sivillere kadar binlerce kahramanın aramızda yaşadığını fark ettik. Meclis korktu demesinler diye &#8220;bizim yapacağımız şey burada ölmektir&#8221; diyen Bekir Bozdağ&#8217;ı dinleyip siyasilerde görmek istediğimiz kararlılığı takdir ettik, Şehit Astsubay Ömer Halisdemir&#8217;in videosunu izleyip yiğitliği karşısında ezildik.</p>
<p>Ülkemle ve ülkemin insanıyla bu kadar gurur duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Onuru için ölümü göze alıp sokağa çıkabilecek bu kadar çok insan olduğunu görmek bu millete duyduğum saygıyı kat kat artırdı. Bayrak da başka bir anlam ifade ediyor artık. Darbe gecesi kardeşimin evden çıkarken yanına aldığı biraz eskimiş bir bayrak vardı elimde. 15 Temmuz&#8217;dan sonra 1 ay boyunca, daha önce hiç bayrak sallamadığım için biraz da beceriksizce, meydanlarda bayrak sallamaya devam ettim. Hayatımda o bayrakla hiç kurmadığım ilişkiyi kurdum. Artık benim için bir grup elitin elindeki ceberrut devleti değil 15 Temmuz&#8217;da en destansı bölümünü yazdığımız özgürlük ve demokrasi mücadelemizi simgeliyor.</p>
<p>15 Temmuz Darbe Girişimi, kahramanlığın Türkiye&#8217;de ne kadar sıradan ve yaygın olduğunu ortaya çıkardı. Toplum olarak özgürlük ve demokrasi için büyük bir bedel ödedik ve her an ödemeye hazır olduğumuzu gösterdik. Bir daha kimsenin el uzatmaya cesaret edemeyeceği sağlam bir demokrasi için ihtiyacımız olan şey, tam da bu şekilde aşağıdan yukarıya gelen bir irade gösterisiydi. Kutlu olsun.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kahramanligin-siradanligi/">Kahramanlığın Sıradanlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek Yasaklanmalı mı?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek-yasaklanmali-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bilal Arpa]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2016 11:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Özgürlük / Piyasa Ekonomisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek-yasaklanmali-mi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Haziran&#8217;da İstanbul Atatürk Havalimanı&#8217;nda korkunç bir terör saldırısı gerçekleşti. Öncelikle ölenlere Allah&#8217;tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Umarım böyle şeyleri tekrar yaşamayız. Saldırıdan sonra bazı taksilerin havalimanından uzaklaşmak isteyen yolcuları, normal fiyatı 20 dolar olan mesafeye 100 dolardan taşıdığı haberi sosyal medyada büyük bir tepki yarattı. Benzer bir haber de yolcuların havalimanından otobüsle götürüldüğü bölgelerdeki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek-yasaklanmali-mi/">Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek Yasaklanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Haziran&#8217;da İstanbul Atatürk Havalimanı&#8217;nda korkunç bir terör saldırısı gerçekleşti. Öncelikle ölenlere Allah&#8217;tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Umarım böyle şeyleri tekrar yaşamayız.</p>
<p>Saldırıdan sonra bazı taksilerin havalimanından uzaklaşmak isteyen yolcuları, normal fiyatı 20 dolar olan mesafeye 100 dolardan taşıdığı haberi sosyal medyada büyük bir tepki yarattı. Benzer bir haber de yolcuların havalimanından otobüsle götürüldüğü bölgelerdeki otellerin oda fiyatlarını arttırmasıydı. Taksiciler ve otel sahipleri krizi fırsata çevirmekle, insanî duygulardan uzak olmakla ve çıkarcılıkla suçlandı.</p>
<p>İlk olarak, bu gibi kriz durumlarında bazı mal ve hizmetlerin fiyatının artması beklense de, taksilerin bu kadar yüksek fiyatlar talep etmesinin asıl sebebinin taksi plakalarının devlet tarafından dağıtılan bir imtiyaz olmasından kaynaklandığını tespit etmeliyiz. Eğer her isteyenin taksicilik yapabildiği ve fiyatların serbestçe belirlendiği bir taksicilik sektörü olsaydı, hem normal tarifeler hem de bu gibi kriz durumlarındaki fiyatlar çok daha düşük olurdu.</p>
<p>Peki bir kriz durumunda satıcıların fiyatları yükseltmesi gerçekten ahlâksızca mıdır? Eğer ahlâksızca ise devlet, kriz durumlarında fahiş fiyatları yasaklayarak, örneğin taksileri ve otelleri bir tavan fiyat uygulamaya zorlamalı mıdır? Bu sorulara cevap aramadan önce fahiş fiyatların ortaya çıkmasının nedenlerini anlamamız gerekir.</p>
<p>Kriz durumunda fiyatların yükselmesi, talepteki ani artışın bir göstergesidir. O mal ya da hizmeti daha çok insanın satın almak istediğini fakat yeterince satıcının olmadığını gösterir. Bu durumda o mal ya da hizmeti kimlerin satın alacağına bir şekilde karar verilmelidir. İşte fiyatların tüketiciler üzerindeki etkisi, kimin gerçekten ihtiyacı olduğunu ve kimin o hizmet olmadan da yapabileceğini belirlemesidir. Yüksek fiyatlar tüketicileri o hizmete gerçekten ihtiyaç duyup duymadıkları konusunda ikinci bir kez daha düşünmeye teşvik eder. Alacakları hizmetin istenen fiyata değmeyeceğini düşünenler, yüksek fiyatı ödemeye razı olmayarak alternatifler aramaya yönelecektir. Bu sayede ilk gelenin değil gerçekten ihtiyacı olanın, istediği hizmete erişebilmesinin önü açılacaktır. Fahiş fiyatların dışarıdan bir müdahale ile engellenmesi, başka alternatifi olmayan tüketiciler daha oraya gidemeden bütün hizmetlerin düşük fiyattan satılmasına neden olacaktır. Hatta fiyatların devlet eliyle bastırıldığı bu gibi durumlarda bir karaborsanın ortaya çıkması neredeyse kaçınılmazdır.</p>
<p>Fiyat artışının ikinci etkisi ise, satıcılara ihtiyaç duyulan yere daha fazla mal ve hizmet götürmesini söyleyen sinyaller vermesidir. Fahiş fiyatlar satıcılara mallarına ve hizmetlerine en çok nerede ihtiyaç duyulduğunu söyler. Aynı zamanda, ortaya çıkan kâr fırsatı onlara herkesin kaçmaya çalıştığı kriz bölgelerine gitmek için bir müşevvik (incentive) verir. Mal ve hizmetlerin onlara daha az ihtiyaç duyulan (fiyatların daha düşük olduğu) yerlerden getirilip satılmasını sağlar. Taksiciler başka semtlerden kriz bölgesine gider, oteller daha çok kişiye yer açmak için yollar arar, satıcılar ihtiyaç duyulan malları taşır&#8230; Daha çok satıcının gelmesiyle birlikte arz yükselir, rekabet ortaya çıkar ve nihaî olarak fiyatlar düşmeye başlar. Bu sayede tüketiciler daha çok sayıda mal ve hizmeti daha düşük bir fiyata satın alabilirler. Yani fahiş fiyatlar arzın talebi karşılamasını sağlar ve büyük oranda geçicidir.</p>
<p>Kriz durumunda fahiş fiyatlar yasaklanmazsa mal ve hizmetlere sadece zenginlerin erişebileceği, fakirlerin o fiyatları ödeyemeyeceği iddia edilebilir. Fakat daha zengin olanların daha yüksek fiyatları ödemeye razı olması, kâr fırsatı gören daha çok satıcıyı bölgeye çekecek ve aynı şekilde fiyatların bütün tüketiciler için düşmesine katkı sağlayacaktır.</p>
<p>Bütün bunlara baktığımızda fiyat yükseltmeyi yasaklamak ilk bakışta daha ahlâklı bir seçim gibi görünse de bu, daha fazla sürücüyü havalimanına getirip daha fazla insanın güvenliğe ulaşmasını sağlamaz. Devletin, krizde ortaya çıkan kıtlığa bir çare bulmadan fahiş fiyatları yasaklaması bir çözüm değildir. Hatta, tüketicilerin daha dikkatli karar vermesine ve arzın yükselmesine yarayan müşevvikleri yok ederek kriz bölgesindeki insanlara daha büyük zarar verir. Devletin yarattığı hiçbir problemin çözümü daha çok devlet değildir.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/kriz-durumunda-fiyat-yukseltmek-yasaklanmali-mi/">Kriz Durumunda Fiyat Yükseltmek Yasaklanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
