<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>A. Faruk Özgür, Hür Fikirler sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://hurfikirler.com/author/afarukozgur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hurfikirler.com</link>
	<description>..: Hür Fikirler :..</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2015 09:53:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>
	<item>
		<title>Siz olsaydınız ne isterdiniz?</title>
		<link>https://hurfikirler.com/siz-olsaydiniz-ne-isterdiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 09:53:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/siz-olsaydiniz-ne-isterdiniz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok işlevsel “kalıp cümleler” vardır. Örneğin “şiddet kimden gelirse gelsin karşıyım” der ve rahatlarsınız. Böylece hem eleştirel konumunuzu korumuş olursunuz, hem de elleriniz temiz kalır. “İyi ama Esad’ın cinayetleri?”diye sorana da ABD’nin günahlarını hatırlatırsınız. “Katil emperyalizm Suriye’den defol” dersiniz ve yine rahatlarsınız. Bu arada insanlar ölmeye devam eder, ama siyaseten doğrucu diliniz sayesinde, Suriye’de tek insan kalmasa bile kimse sizi suçlayacak bir şey bulamaz. ** [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/siz-olsaydiniz-ne-isterdiniz/">Siz olsaydınız ne isterdiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok işlevsel <strong>“kalıp cümleler”</strong> vardır.</p>
<p>Örneğin <strong>“şiddet kimden gelirse gelsin karşıyım” </strong>der ve rahatlarsınız.</p>
<p>Böylece hem <strong>eleştirel konumunuzu</strong> korumuş olursunuz, hem de <strong>elleriniz temiz</strong> kalır.</p>
<p><strong>“İyi ama Esad’ın cinayetleri?”</strong>diye sorana da <strong>ABD’nin günahlarını</strong> hatırlatırsınız. “Katil emperyalizm Suriye’den defol” dersiniz ve yine rahatlarsınız.</p>
<p>Bu arada insanlar ölmeye devam eder, ama siyaseten doğrucu diliniz sayesinde, Suriye’de tek insan kalmasa bile kimse sizi suçlayacak bir şey bulamaz.</p>
<p>**</p>
<p>Suriye’de olup biteni bu zamana kadar görmeyene ne söylersem söyleyeyim kar etmeyeceğini biliyorum.</p>
<p>Ortada korkunç bir insani durum varken, 1.680.000 insan ülkesini terk etmiş, 120.000’den fazla insan hayatını kaybetmiş, işkence, tecavüz ve kayıplarla yangın yerine dönmüş bir ülke söz konusuyken benim hangi sözüm bu trajediyi görmeyeni etkileyebilir ki?</p>
<p>Görenlerin sınavı bu.</p>
<p>Şimdi bu ortamda bir “uluslararası koalisyon”un müdahalesinden söz ediliyor. Müdahale edecek olanlar, eli kanlı diktatörden daha az günahkar değil. Ama realite bizi tutum almaya zorluyor.</p>
<p>Bu durumda ne yapmalı?</p>
<p>**</p>
<p><strong>“İnsani müdahale”</strong>tartışılıyor bugünlerde. <strong>“İnsani amaçlar güderek gerçekleştirilen askeri müdahale”</strong> yani.</p>
<p>Bunu yapacak olanın elinin temiz olması gerekmiyor. Çünkü öyle bir devlet yok yeryüzünde. Önemli olan şartların oluşması. O şartları da şöyle sıralıyor <strong>Andrew Heywood</strong>:</p>
<p>&#8211; Büyük sayıda savunmasız insanın sürülmesi veya yok edilmesi gibi ağır insan hakları ihlalleri durumunda,</p>
<p>&#8211; Bu tip ihlaller komşu devletlerin güvenliğini tehdit ettiğinde,</p>
<p>&#8211; Demokrasinin yokluğu ulusal kendi kaderini tayin hakkı ilkesini zayıflattığında,</p>
<p>&#8211; Diplomatik yollar tüketildikten sonra ve müdahale etmenin insani maliyetinin müdahale etmemenin insani maliyetinden daha az olması durumunda.</p>
<p>Suriye’de bu şartlardan hangisine yok diyebilirsiniz?</p>
<p>ABD’nin ve diğerlerinin “üstün ahlaki ideallerle” hareket ettiklerini ve yarın bir müdahale olursa bunu katıksız insani duyarlılıkla yapacaklarını falan düşünmüyorum.</p>
<p>Ama oturduğum yerden kurbanlar adına ahkam kesmeye de kendimi yetkili görmüyorum.</p>
<p>Bu yüzden de tüm müdahalelere toptan karşı çıkmanın kazandıracağı itibardan feragat etmeyi tercih ediyorum.</p>
<p>**</p>
<p>ABD’nin Bosna Savaşı’ndaki hava harekatı Avrupa’nın başını çevirip etnik temizliğin bitmesi için saldırgana zaman tanıdığı bir dönemde Boşnakların hayatta kalmasını sağlamıştı.</p>
<p>ABD bunu insani amaçlarla mı yapmıştı, yoksa çıkarı gereği mi? Siz o günlerde Saraybosna’da kuşatma altında bir insan olsaydınız bunu mu tartışırdınız? Ya da Kosova’da her an kapısı zorlanacak bir Arnavut aile olsaydınız?</p>
<p>Ruanda’daki Hutulara ve Tutsilere o silahları satanlar, sonrasında insani müdahale yapacak olsalardı, haklı olarak onların ikiyüzlülüğünü tartışmak gerekirdi. Ama 1 milyona yakın insanın katledildiği bir ortamda, siz orada imdat bekleyen bir Tutsi olsaydınız bu tartışmayı yapar mıydınız? Fransa ve Belçika’nın sicilinin kanlı ve kirli olduğunu bilmeniz neyi değiştirirdi? Hayatta kalmak için zalimden de medet ummaz mıydınız?</p>
<p>Ya siz böylesine çaresizken Türkiye’de birilerinin hayatta kalmanızı sağlayacak tek müdahaleye anti-emperyalizm söylemi üzerinden karşı çıktığını duysaydınız ne hissederdiniz?</p>
<p>**</p>
<p>Hayat karmaşıktır. Ama biz insanlar yine de yolumuzu bulabiliriz.</p>
<p>Çünkü hepimizde doğru ile yanlışı ayıracak bir akıl, ondan da önemlisi bir vicdan ve ahlaki olanı keşfetme yetisi vardır.</p>
<p>Ahlakın <strong>altın kuralı</strong> ise, <strong>“sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma”</strong>dır. Ancak<strong>genel kural olmasını isteyeceğiniz biçimde hareket etmenizi</strong> ister <strong>Kant</strong> da.</p>
<p>Siz Suriye’de yaşayan bir insan olsaydınız ne yapılmasını isterdiniz?</p>
<p>Bu yazı <a href="http://haber.stargazete.com/yazar/siz-olsaydiniz-ne-isterdiniz/yazi-784576#axzz2dL8HVHgd">Star Gazetesi&#8217;</a>nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/siz-olsaydiniz-ne-isterdiniz/">Siz olsaydınız ne isterdiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Eyyy Freedom House!”</title>
		<link>https://hurfikirler.com/eyyy-freedom-house/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2014 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/eyyy-freedom-house/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin özgür dünyadaki konumunu değerlendirmeye çalışırken birkaç yazımda Freedom House&#8217;ı referans olarak kullanmıştım.&#160; 2005 yılında, Freedom House&#8217;ın verilerini kullanarak ileriye doğru yaptığım bir değerlendirmede, Türkiye&#8217;nin 2010 yılında bir demokrasi cenneti olacağını iddia etmiştim. AKP iktidarı sayesinde Türkiye&#8217;nin sivil bir anayasa yapacağını, asker vesayetinin kalkacağını, Türkiye&#8217;nin AB üyesi olacağını ümit ediyorduk. Bu gibi iddialar ilerici, Atatürkçü, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/eyyy-freedom-house/">“Eyyy Freedom House!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="WordSection1">
<p class="MsoNormal"><span>Türkiye&rsquo;nin özgür dünyadaki konumunu değerlendirmeye çalışırken birkaç yazımda Freedom House&rsquo;ı referans olarak kullanmıştım.&nbsp; 2005 yılında, Freedom House&rsquo;ın verilerini kullanarak ileriye doğru yaptığım bir değerlendirmede, Türkiye&rsquo;nin 2010 yılında bir demokrasi cenneti olacağını iddia etmiştim. AKP iktidarı sayesinde Türkiye&rsquo;nin sivil bir anayasa yapacağını, asker vesayetinin kalkacağını, Türkiye&rsquo;nin AB üyesi olacağını ümit ediyorduk.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu gibi iddialar ilerici, Atatürkçü, ulusalcı kesimi çok kızdırıyor, Türkiye&rsquo;nin zaten laik, demokrat bir hukuk devleti olduğunu söylüyorlardı. Onlar, Türkiye&rsquo;deki rejimi kusurlu bulan herkesi dış düşmanlar arsında sayıyor, Türkiye&rsquo;de demokrasi isteyen herkesi dış mihrakların iş birlikçileri, Soros&rsquo;un adamı olarak ilan ediyorlardı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Şimdilerde onlar da Freedom House gibi kuruluşların yaptığı değerlendirmeleri&nbsp; bayağı önemser oldular. &ldquo;FH rumuzlu kuruluş her yıl bütün dünya ülkelerinde gazetelerin ne kadar özgür, bağımsız, iktidar yağcısı olmadan, diktatörlerden, darbecilerden, seçilmiş başbakanlardan beslenmeden yayın yapabildiğinin raporlarını hazırlıyor. Ve sonra ilan ediyor. Şu ülke özgür. Şu ülke yarı özgür. Şu ülke umutsuz.&rdquo; (Necati Doğru, Sözcü, 03.05.014)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>2005 yılından sonra AKP iktidarı Türkiye demokrasisini bir adım ileri götüremedi, Türkiye &ldquo;yarı demokrat&rdquo; bir ülke olarak kaldı. Türkiye&rsquo;de asker vesayeti bir adım geriye gittiyse de, bu da AKP iktidarı sayesinde değil, &ldquo;paralel&rdquo; devletin savcı ve yargıçlarının &ldquo;mili orduya kurduğu kumpas&rdquo; sayesinde olduğunu öğrendik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>AK Parti&rsquo;nin grup toplantısında konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, Freeodom House&#8217;ın, Türkiye&#8217;yi &#8220;Basını özgür olmayan ülkeler&#8221; kategorisine düşürmesinden hiç hoşlanmadığını ifade etti. Başbakanımız,&ldquo;Eyyy Freedom House! Sevsinler Seni&rdquo; diyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Freedom House&#8217;u &#8220;Sen de örgütsün&#8221; sözleriyle hedef alan Erdoğan, &#8220;Bir örgütün raporlarında İsrail basın özgürlüğünde, dünyanın en özgür ülkelerinden biri olarak gösteriliyor. Sevsinler seni! Şu hale bak. Hatta Ortadoğu&rsquo;daki en özgür ülke İsrail. Bu örgütün raporlarına göre, Türkiye 12 Eylül&rsquo;ün sonrasında daha özgür bir ülkeymiş. 1990&rsquo;larda Türkiye daha özgür bir ülkeymiş. Türkiye öyle ülkelerin altında gösteriliyor ki, listeyi gösterseniz kahkahadan birbirinizi kırar geçirirsiniz&#8221; ifadelerini kullandı. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Freedom House&rsquo;ın Batı ülkelerine ve İsrail&rsquo;e toz kondurmadığı, hiçbir h&acirc;lük&acirc;rda ABD&rsquo;nin notunu düşürmediği epeyce doğru&hellip; Ama İsrail&rsquo;in demokrasi standartlarının Türkiye&rsquo;den ileri olduğu, Ortadoğu&rsquo;daki en özgür ülkenin de İsrail olduğu ne yazık ki doğru. Freedom House, İsrail&rsquo;i demokrat ülkeler arasında sayıyor ama, demokrasi notu mesela AB ülkelerinden hep düşük. Genellikle &ldquo;politik haklar&rdquo; konusunda notu tam nota yakın olmasına rağmen, sivil özgürlükler konusunda notu hep düşük</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Freedom House&rsquo;ın değerlendirme yaptığı 1972 yılından bu yana Türkiye&rsquo;nin notu aşağıdaki gibi:</span></p>
</div>
<p><span><br /> </span></p>
<div class="WordSection2">
<p class="MsoNormal"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://www.liberal.org.tr/upresimler/yazi-tablo.jpg" alt="" width="550" height="239" /></p>
</div>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Türkiye 1974-1980 döneminde &ldquo;demokrat&rdquo; ülkeler arasında, onun dışında hep &ldquo;yarı demokrat&rdquo; ülkeler arasında.</p>
<p class="MsoNormal"><span>Başbakanın söylediği gibi Türkiye 12 Eylül&rsquo;ün sonrasında özgür ülkeler arasında değil. Tam tersine 12 Eylül sonrasında veya askeri vesayetin arttığı dönemlerde Türkiye&rsquo;nin demokrasi notu hep düşürülmüş, demokrasiye geçiş dönemlerinde hep yükseltilmiş. Özellikle AKP&rsquo;nin iktidara geçiş döneminde ve iktidarının ilk yıllarında Türkiye&rsquo;nin demokrasi notu önemli şekilde yükseltilmiş. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Başbakanın etrafında bir danışmanlar ordusunun dolaştığını biliyoruz. Başbakan böyle bir konuşma yapmadan önce, Başbakanın bu konularla ilgilenen danışmanlarından biri Freedom House&rsquo;ın internet sitesine girip 10 dakikasını harcasaydı bu durumu görürdü. Bunun için İngilizce bilmeye bile gerek yok. Freedom House bilgilerini basit çizelgeler halinde veriyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Freedom House 1990&rsquo;larda da Türkiye&rsquo;yi daha özgür bir ülke olarak göstermiyor. 1990-1992 döneminde Türkiye&rsquo;nin notu 2004-2012 dönemine benziyor, ama 1993&rsquo;ten sonra Türkiye&rsquo;nin demokrasi notu belirgin şekilde, 28 Şubat döneminde ise önemli şekilde düşürülüyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Freedom House&rsquo;ın listesini görünce kahkahadan gülmek değil, oturup ağlamamız gerekiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Madem Freedom House&rsquo;a güvenmiyoruz, &ldquo;Economist&rdquo;ın değerlendirmesini ele alalım. &ldquo;Economist&rdquo;e göre şu ülkelerde demokrasi Türkiye&rsquo;den daha ileri:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Arnavutluk, Baliwin, Bengaledeş, Benin, Botswana, Dominik, El Salvador, Ekvador, Endonezya, Estonya, Filipinler, Gana, Guatamela, Güney Kore, Guyana, Güney Afrika Birliği, Hırvatistan, Hindistan, Honduras, Honkonk, Karadağ, Kostarika, Letonya, Lesotho, Litvanya, Lübnan, Malavi, Malezya, Mali, Mekadonya, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Namibya, Panama, Papua Yeni Gine, Sırbistan, Singapur, Srilanka, Surinam, Tayland, Tayvan, Ukrayna&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Osmanlı İmparatorluğu 1876 yılında parlamenter sisteme geçtiğinde bu ülkelerin pek çoğunun ismi ve haritada yeri yoktu.</span></p>
<p>Başbakanın Freedom House hakkında beyanatını siyaset bilimiyle uğraşan liberal dostlarımızdan birinin değerlendirmesini beklerdim. Ne var ki, konuya ilgi duyan pek olmadı&hellip; Değerlendirmelerimde yanlış yaptıysam düzeltmelerini beklerim.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/eyyy-freedom-house/">“Eyyy Freedom House!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçim Zaferleri Demokrasi Getirmiyor</title>
		<link>https://hurfikirler.com/secim-zaferleri-demokrasi-getirmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2014 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/secim-zaferleri-demokrasi-getirmiyor/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aslında ben bu iktidardan sıkıldım&#8230; Her gün 10 kanaldan Başbakanın birilerini azarlaması, birlerini aşağılaması,&#160; birilerini vatan hainliği ile suçlaması hiç hoşuma gitmiyor. İktidardan sıkıldım,&#160; ama halk seçtiği müddetçe katlanacağız, &#160;eldeki seçenekler de bunlardan daha iyi değil zaten&#8230; &#160;Bir zamanlar AKP&#8217;ye hep destek verdik. Kemalistler tarafından linç ediliyorlardı, mağdurdular, yardıma ihtiyaçları vardı&#8230; &#160;AKP&#8217;ye destek siyasi bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secim-zaferleri-demokrasi-getirmiyor/">Seçim Zaferleri Demokrasi Getirmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Aslında ben bu iktidardan sıkıldım&hellip; Her gün 10 kanaldan Başbakanın birilerini azarlaması, birlerini aşağılaması,&nbsp; birilerini vatan hainliği ile suçlaması hiç hoşuma gitmiyor. İktidardan sıkıldım,&nbsp; ama halk seçtiği müddetçe katlanacağız, &nbsp;eldeki seçenekler de bunlardan daha iyi değil zaten&hellip;</p>
<p class="MsoNormal"><span>&nbsp;Bir zamanlar AKP&rsquo;ye hep destek verdik. Kemalistler tarafından linç ediliyorlardı, mağdurdular, yardıma ihtiyaçları vardı&hellip; &nbsp;AKP&rsquo;ye destek siyasi bir tercih olmasa da ahlaki bir zorunluluktu. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Şimdi artık mağdur değiller, mağrurlar, kendilerini her şey muktedir zannediyorlar. Seçim kazanmanın yollarını öğrendiler, kimsenin desteğine muhtaç değiller. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Twitter, mivittir&hellip; Hepsinin kökünü kazıyabilirler. Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurlarında değildir. Herkese Türkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin gücünü göstereceklerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Seçim Sonuçlarının Anlamı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bilal Sambur seçim sonuçlarını değerlendirirken , &nbsp;<em>&ldquo;Ortaya çıkan seçim sonuçları,&nbsp; Türkiye&rsquo;de özgül ağırlığı ve belirleyiciliği olan tek aktörün başbakan Erdoğan olduğunu, Erdoğan&rsquo;ın Türkiye&rsquo;nin en önemli siyasi, sosyal ve ontolojik değeri olduğunu ortaya koymaktadır&rdquo; </em>diyor (Hürfikirler, 02.04.2014). </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bilal Sambur&rsquo;un bu tespiti doğru olabilir.&nbsp; Ama Sayın Sambur&rsquo;un, bunun hiç de hoş bir şey olmadığını, ülkenin kendini vazgeçilmez zanneden sözde liderlerden çok çektiğini, ayrıca böyle ağır bir sorumluluğu tek bir kişiye yüklemenin de doğru olmadığını söylemesini beklerdim.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Biz bunu daha önce de yaşadık. Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan&rsquo;a göre çok daha donanımlı bir lider ve çok daha deneyimli bir politikacı idi. 1995 seçim başarısından ve arkasından Başbakan olduktan sonra partililer Erbakan&rsquo;ın asla hata yapmayacağını, yaptığı her şeyde bir keramet olduğunu zannetmeye başladılar. Bu yanılgı Erbakan&rsquo;ın siyasi hayatının ve partisinin sonu oldu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&ldquo;Seçim sonuçları, uzun zamandır insanlık onuru adına mücadele eden herkese hayırlı olsun. Evet, kazandık. Türkiye kazandı. Demokrasi kazandı. Bir kez daha darbeyi geri püskürttük. Meydanlarda tek başına sesi kısılana kadar verdiği onurlu mücadeleden ötürü başta Sayın Başbakan&rsquo;a tebrik ederiz.&rdquo;</span></em><span> (Ufuk Coşkun, Hürfikirler, 31.03.2014). </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sayın Coşkun &ldquo;kazandık derken&rdquo; &nbsp;liberalleri de kazananlar arasında sayıyorsa, yanılıyor. Liberaller sadece Muş&rsquo;un Konakkuran beldesinde belediye başkanlığını kazandılar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ben liberalleri komplo teorilerine itibar etmez zannederdim, meğer onlar da siyasi iktidar tarafından üretilecek bir komplo teorisi beklerlermiş. Başbakanın ayaküstü, miting meydanlarında ürettiği komplo teorilerini herkesten fazla ciddiye aldılar. AKP&rsquo;nin seçim zaferiyle darbeyi püskürttüğüne, demokrasiyi ve Türkiye&rsquo;yi kurtardığına da inanıyorlar anlaşılan.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Yine Ufuk Coşkun: <em>&ldquo;Bu yüzden diyorum; totaliter rejimlerin dayattığı inanç ve alışkanlıklarla bir asker gibi eğitilmeyi bir koyun gibi güdülmeyi içselleştiren Kemalist aydınların bu günden sonra artık devri kapanmıştır&hellip;&rdquo;</em> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu devri kapatacak olan büyük lider, artık Anıtkabir&rsquo;i ziyaret etmeyecek mi, resmi törenlerde artık saygı duruşunu kaldıracak mı? Çanakkale kutlamaları şimdiye kadar 18 Martta yapılırdı, şimdi 25 Nisanda da kutlamaya başladılar. 24 Nisanda kara savaşları başlamış, onun da ayrıca kutlanması gerekiyormuş.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Demokraside halk en iyiyi seçmez, halkın her zaman yanılma ihtimali vardır; Demokrasinin erdemi halkın yanılmaması ve hep en iyiyi seçmesi değildir. En iyiler, en akıllılar totaliter sistemlerde ülkeyi yönetir; zaten kimin en iyi en akıllı olduğunu da onlar belirlerler. Demokrasinin erdemi halkın seçtikleriyle bir sonraki seçimde hesaplaşması ve seçtiklerini beğenmeyip değiştirebilmesidir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Demokrasinin Zaferi Değil AKP&rsquo;nin Zaferi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP&rsquo;nin seçim zaferinden sonra, liberallerin coşkusuna bakarak, ülkeye liberal demokrasinin geldiğine inanabiliriz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&ldquo;Sayın Erdoğan ve ekibini 12 yılda üst üste kazandığı sekizinci seçim başarısından dolayı kutlamak gerekmektedir. Şimdi sıra daha demokratik, daha özgür ve daha sivil bir Türkiye&#8217;nin inşasına gelmiştir&rdquo;</span></em><span> diyor Mustafa Acar (Hürfikirler, 07.04.2014). </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP 12 senedir iktidardadır ve bu sürede yapılan bütün seçimlerden zaferle çıkmıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ne var ki, AKP&rsquo;nin seçim zaferleri ülkenin demokratikleşmesine önemli bir katkısı olmamıştır. AKP iktidara geldiğinde ülkede demokrasinin standardı &ldquo;yarı demokrat&rdquo;tı, şimdi de &ldquo;yarı demokrat&rdquo;. Demokrasi sıralamasında Türkiye&rsquo;nin yeri AB standartlarının çok gerisinde, Sırbistan&rsquo;ın da gerisindedir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sayın </span><span>Mustafa Acar&rsquo;ın <em>&ldquo;Kuşkusuz Ak Parti iktidarda olduğu dönemde askeri vesayetin geriletilmesi konusunda çok şey yapmış, risk almış, darbecilerin yargılanmasını sağlamıştır. Bundan dolayı Erdoğan ve ekibi teşekkürü hak etmektedir&rdquo; </em>&nbsp;düşüncesi de doğru değil.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Askeri vesayetin gerilemesinin AKP iktidarı döneminde olduğu doğru&#8230; Ama AKP iktidarı, bu</span><span> konuda hemen hiçbir şey yapmadı, hatta &nbsp;&ldquo;Mili orduya komplo kuruldu&rdquo; diyerek yapılanların sorumluluğunu da üzerine almaktan korktu.</span><span> Bu gün ülkede asker vesayeti kalkmış gibi görünüyorsa, buna Ahmet Altan&rsquo;ın katkısı AKP iktidarından daha çok olmuştur. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP&rsquo;nin son seçim zaferi de, görüldüğü kadarıyla ülkede demokrasinin güçlenmesine katkı sağlamayacak, iktidardakilerin tahakküm hırsını daha da güçlendirecektir. Sayın Acar boşuna bekler&#8230; AKP&rsquo;nin programında artık &ldquo;daha demokratik, daha özgür ve daha sivil bir Türkiye&rdquo; yoktur. AKP&rsquo;nin programında bundan sonra iktidarını tahkim etmek, &nbsp;eski ezberlerine geri dönmek vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Liberallerin Yanılgıları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP liberal bir parti değil, liberal ilkelerden birini bile savunan bir parti değil. Meclis grubunda da kendisine liberal diyeceğimiz tek bir milletvekili bile yok&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP&rsquo;li politikacılar açık ve çoğulcu toplum fikrine yabancı, toplum tasavvurları kendileri gibi düşünen insanlardan oluşan kapalı bir toplum. AKP&rsquo;li politikacılar özgür bireye de yabancı, edindikleri kültür ulul emre itaati gerektiriyor. AKP&rsquo;li politikacıların laiklik anlayışları da Kemalistlerden farklı değil, inancın devlet eliyle dayatılmasından yanalar. &nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>AKP&rsquo;li politikacılar her ne kadar piyasanın kurallarına uydularsa da,&nbsp; aslında her şeyin devlet güdümünde daha iyi olacağına inanıyorlar. AKP Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, <em>&ldquo;&hellip;dershaneler gittikçe okullarımıza alternatif, okullarımıza paralel bir yapıya dönüşüyorlar. Bir devlet kendi resmi kurumlarının paralellerinin ya da alternatiflerinin ortaya çıkmasına müsaade etmez&hellip;&rdquo; </em>diyerek, AKP zihniyetinin devlete nasıl bir rol biçtiğini açığa vuruyor.&nbsp; &ldquo;Hiçbir devlet kendi kurumlarının paralel yapılarına müsaade etmez&rdquo; miş.&nbsp; AKP milletvekili, devletin yaptığı hiçbir işi özel teşebbüs yapamaz manasında konuşuyor.&nbsp; Orhan Atalay&rsquo;ın sözlerinin komünist sistemde bile bir manası yok.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Başbakanımız yargı kararlarının da &ldquo;milli&rdquo; olmasını istiyor: <em>&ldquo;Anayasa Mahkemesi&rsquo;nin vermiş olduğu karara uymak durumundayız. Ama saygı duymak zorunda değilim. Bu karara saygı duymuyorum.&nbsp; &hellip;böyle bir karar almasını ben doğrusu milli bulmuyorum. Bunun yanında ABD&rsquo;li şirketin savunması yapılırken, bizim milli ahlaki her türlü değerlerimiz bir kenara konuluyor.&rdquo;</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Daha bir yıl önce, AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, &ldquo; Artık liberallerle&nbsp; yollarımızı ayırmamız kendi ilkelerimize dönmemiz gerekiyor&rdquo; diyerek geleceğe dönük niyetlerini açık olarak ifade etmişti:<em>&nbsp; &#8220;10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü bu geçtiğimiz 10 yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak. Dolayısıyla o paydaşlar bizimle beraber olmayacaklar. Dün bizimle beraber şu ya da bu şekilde yürüyenler, yarın bizim karşımızda olan güçlerle bu sefer paydaş olacaklar. Çünkü inşa edilecek Türkiye ve ihya edilecek gelecek onların kabulleneceği bir gelecek ve bir dönem olmayacak. Onun için işimiz çok daha zor.&#8221;</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Başbakan da, gezi olaylarındaki üslubunu eleştiren daha çok liberal kanattan fikir adamlarına karşı da,&nbsp; &ldquo;<em>Ülkedeki bazı köşe yazarları, benim bu düşüncelerimi sert buluyorlar. Bize gelin özel bir ders verin; nasıl konuşacağımızı sizden öğrenelim. Sizin köşenizden yaptığınız dalkavukluğu biz Türkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin başında yapamayız&hellip; Kalemleriniz belki belli yerlere satılmış olabilir ama bu siyasi irade belli bir irade değil; hakka ve halka teslim olmuş siyasi iradedir&#8230;&rdquo;</em> demişti.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>O zaman yazdığımız yazıda, AKP&rsquo;nin liberallerle yolunu ayırması doğru bir tercih olduğunu, AKP&rsquo;nin kötü günleri geride bıraktığını,&nbsp; artık liberallere ihtiyacı olmadığını, liberallerin de AKP&rsquo;yi kendi haline bırakması gerektiğini yazmıştım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span>Ne var ki liberallerden bir kısmı, AKP&rsquo;nin hala kendilerine ihtiyacı olduğu yanılgısındalar. Belki de hala, AKP&rsquo;nin ülkeye demokrasi getireceği ümidindeler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ahmet Faruk Özgür &lt;afozgur@hotmail.com&gt;</span></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/secim-zaferleri-demokrasi-getirmiyor/">Seçim Zaferleri Demokrasi Getirmiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahti’yi Yenen Adam</title>
		<link>https://hurfikirler.com/tahtiyi-yenen-adam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2014 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/tahtiyi-yenen-adam/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu seçimde oyumu AKP&#8217;ye vermedim&#8230; Seçim sonuçlarından çok hoşlandığımı da söyleyemem,&#160; ama AKP seçimden başarılı çıktı diye yas tutanlardan da değilim. AKP seçim zaferi kazandı diye bayram eden liberallerin coşkusunu da anlamış değilim&#8230; Bu seçimde beni en çok mutlu eden sonuç Muş Malazgirt&#8217;e bağlı Konakkuran beldesinden geldi. Konakkuran&#8217;da belediye başkanlığını LDP adayı Bülent Ateş kazandı. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/tahtiyi-yenen-adam/">Tahti’yi Yenen Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span>Bu seçimde oyumu AKP&rsquo;ye vermedim&hellip; Seçim sonuçlarından çok hoşlandığımı da söyleyemem,&nbsp; ama AKP seçimden başarılı çıktı diye yas tutanlardan da değilim. AKP seçim zaferi kazandı diye bayram eden liberallerin coşkusunu da anlamış değilim&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu seçimde beni en çok mutlu eden sonuç Muş Malazgirt&rsquo;e bağlı Konakkuran beldesinden geldi. Konakkuran&rsquo;da belediye başkanlığını LDP adayı Bülent Ateş kazandı. Biz Kemalistlerin zorbalığından AKP&rsquo;yi kurtaracağız diye uğraşırken LDP&rsquo;yi unutmuştuk.&nbsp; Sayın Bülent Ateş&rsquo;i başarısından dolayı kutluyorum, kendisinden çok şeyler bekliyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Tunceli&#8217;nin Ovacık ilçesinde Türkiye Komünist Partisi&#8217;nden Mehmet Fatih Maçoğlu&#8217;nun seçimi kazanmasına da sevinmediğimi söyleyemem.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>***</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu yazımın konusu seçimler değil.&nbsp; Milli güreşçi İsmet Atlı&rsquo;nın ve Adana Demirsporlu eski futbolcu Selami&rsquo;nin ölümü, seçim sonuçlarından daha önemli bir olaydı benim için.</span></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte vml 1]&gt;                     &lt;![endif]--><!--[if !vml]--><img decoding="async" style="float: left;margin-left: 12px;margin-right: 12px" src="../../uploads/icerikresim/3973.jpg" alt="atlı" width="250" height="139" /><!--[endif]--><span>Şöyle bir göz attığım gazetelerin en az 4 spor sayfası var. Bu sayfaları eften püften haberlerle dolduruyorlar. Hiç birinde İsmet Atlı&rsquo;nın ölüm haberine rastlamadım. Televizyonlarda da saatlerce süren spor programları yapılıyor. Bunlarda da İsmet Atlı hakkında bir haber veya birkaç dakikalık haber programa rastlamadım. İsmet Atlı&rsquo;nın ölüm haberini günler sonra, tesadüfen facebook&rsquo;tan öğrendim.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı öyle sıradan bir güreşçi değildi, bir cihan pehlivanı idi. Atlı Tahti&rsquo;yi yenen adamdı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Gulam-Rıza Tahti dünya ve olimpiyat şampiyonu İranlı bir pehlivandı. Sırtı yere gelmeyen bir cihan pehlivanı idi. 1960 Roma Olimpiyatlarında da sıkletinde rakipsiz görülüyordu&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Nitekim Tahti hiç kimseye yenilmeden finale kalmıştı. İsmet Atlı&nbsp; onunla güreşecekti.&nbsp; Antrenörler ve spor otoriteleri İsmet Atlı&rsquo;ya şans vermiyorlardı. İsmet Atlı, &ldquo;Gerçeği söylemek gerekirse ben de çekiniyordum&rdquo; diyor.&nbsp; Atlı zoru başardı, finalde Tahti&rsquo;yi yendi ve olimpiyat şampiyonu oldu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İA, Tahti&rsquo;yi yenmişti ama, ona olan saygısını asla yitirmemişti:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&ldquo;Tahti, çok kibar, nezaketli ve seviyeli bir şekilde beni kutlamıştı. Hatta bu yenilgi nedeniyle Tahti&rsquo;nin İran&rsquo;da bulunan heykelinin siyah tül perde ile kapatıldığını ve ülkede yas ilan edildiğini duymuştum. Daha sonra ki yıllarda da Tahti&rsquo;nin otel odasında intihar ettiği haberini öğrendim. Tahti, çok neşeli, herkesle iyi ilişki kuran centilmen biriydi. Ben onun intihar ettiğine inanmıyorum. Her madalya kazandıktan sonra ülkesine dönen Tahti&rsquo;yi binlerce İranlı karşılıyordu. Sanıyorum. Bu durum Şah Rıza Pehlevi&rsquo;yi rahatsız ediyordu. Zaten bu nedenle en verimli döneminde antrenörlük yapması konusunda baskılar oluşmuştu. AylarcaTahti&rsquo;nin sır ölümünün etkisinde kaldım ve üzüldüm.&rdquo;</span></em><span> (Ramazan Şanıvar, Ekspres, 10.02.2014).</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı&rsquo;ya Adana&rsquo;da ilk defa Türkocağı&rsquo;nda bir toplantıda rastladım. Atlı fotoğraflarında hep kaba saba birisi gibi görülmesine karşın bayağı yakışıklı birisi idi. Toplantıda Atlı da bir konuşma yaptı. Konusu güreş olmayan bir konuda Atlı&rsquo;nın söyleyeceği fazla bir şey olmayacağını zannediyordum. Atlı çok anlamlı ve duygulara hitap eden bir konuşma yaptı. Pehlivan aynı zamanda bir hitabet ustasıydı. Daha sonra öğrendim ki, Atlı iyi bir ozan ve halk şairi, yazar, aynı zamanda bir saz ustası imiş.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı&nbsp; tam bir Adanalı ve halk adamı idi. Şöhreti bulduktan sonra İstanbul&rsquo;a gidip yerleşen Adanalılardan değildi. Hep halkın içinde, dostlarıyla tavla oynayarak, köylüleriyle sohbet ederek yaşıyordu. Atlı, ben şöhretim, benimle neden ilgilenmiyorsunuz diyen tiplerden değildi. Şöhretini paraya çevirmek için uğraşan tiplerden de değildi, zannederim kimseye de muhtaç değildi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı&rsquo;nın köyünde yaşadığını ve uzun süredir hasta olduğunu biliyorduk. İsmet Atlı 4 Nisan&rsquo;da Kozan Devlet Hastanesi&#8217;nde 83 yaşında hayatını kaybetti. Dünya ve Olimpiyat şampiyonu, eski milli güreşçi İsmet Atlı&#8217;nın cenazesi, Kozan Hoşkadem Camii&#8217;nde Cuma namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Işıklı Köyü Toklular Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi. Vefat haberini ne gazeteler birinci sayfalarından verdiler, ne de televizyonlar onun için bir haber program yaptılar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı&rsquo;nın cenazesi Nişantaşı Teşvikiye Camisinde, ya da Kocatepe Camisinde kaldırılmadığı için devlet büyüklerimiz pek rağbet etmemişlerdi. Vatandaşların akın ettiği cenaze törenine Kozan Kaymakamı Avni Oral, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, MHP Adana Milletvekili Ali Halaman ve Kozan Belediye Başkanı Musa Öztürk katıldı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İsmet Atlı&rsquo;ya Tanrıdan rahmet diliyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Adana Demirspor&rsquo;un&nbsp; Efsane Futbolcusu </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte vml 1]&gt;   &lt;![endif]--><!--[if !vml]--><a href="http://www.liberal.org.tr/upresimler/sel.jpg"><img decoding="async" style="float: left;margin-left: 12px;margin-right: 12px" src="http://www.liberal.org.tr/upresimler/sel.jpg" alt="selami" width="250" height="135" /></a><!--[endif]--><span>Milli Lig kurulmadan önce, futbol deyince İstanbul ligi anlaşılıyordu. Milli ligin kurulmasından, Ankara ve İzmir takımlarının da bu lige dahil olmasından İstanbul basını hiç memnun olmamıştı. Milli lig başladıktan sonra da tekrar İstanbul ligine dönülmesi konusunda yayın yapmaya devam ettiler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>1960-61 Sezonunda Adana Demirspor da milli lige dahil edilmişti. Dahil edilmişti ama, bir şartla: Hiçbir takım Adana&rsquo;ya gelmeyecekti, Adana Demirspor bütün maçlarını deplasmanda ve Ankara&rsquo;da oynayacaktı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Demirspor hiçbir maçını kendi seyircisi önünde oynamadı. Ankaralılar kendi takımlarına sahip çıkmıyorlardı ki, Adana takımına sahip çıksınlar. Ankara&rsquo;da, biz bir avuç üniversite öğrencisinin Demirspor&rsquo;a verdiği destek yetmedi. Demirspor o yıl Milli Ligde tutunamadı. Ama Türkiye Selami&rsquo;yi tanımış oldu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Daha sonra,&nbsp; Adana&rsquo;da Demirspor&rsquo;un Selami&rsquo;li, Kartal Yaşar&rsquo;lı, Tombik Ahmet&rsquo;li, Paşa Hüseyin&rsquo;li, Beygir Hasan&rsquo;lı, Cafer&rsquo;li,&nbsp; Ayhan&rsquo;lı, Haşimo&rsquo;lu maçlarına çok gittim. Selami, Fenerbahçeli Can Bartu, Beşiktaşlı Recep, Galatasaraylı Metin Oktay, Ankaragüçlü Ertan gibi&nbsp; o yılların topa en iyi vuran futbolcularından biri idi. Selami toplara sert vurur, vurduğu toplar zemini sıyırarak gittiği için kalecilerin tutması da zor olurdu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Selami Tekkazancı, yaklaşık 10 aydır tedavi gördüğü hastahanede 7 Nisan günü 81 yaşında hayata veda etti.</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&ldquo;Kentlerin ve ülkelerin iz bırakan, unutulmayan,&nbsp; efsane politikacıları, sanatçı, sporcu, bilim insanı, belediye başkanları vardır. Bunlar ölse de yaptıkları hizmetler, sağladıkları başarılar ve katma değerler nesilden nesile anlatılır. Tıpkı yaşamını kaybeden Adana Demirspor&rsquo;la özdeşleşmiş Selami Tekkazancı&nbsp; (Füze Selami) gibi.</span></em></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&ldquo; &hellip; Selami Tekkazancı&nbsp; 25 yıl Adana Demirspor&#8217;da birçok şampiyonluklar yaşadı. Centilmen futbolcu yaşamı boyunca kırmızı kart görmedi. Fenerbahçe ile Galatasaray&#8217;dan transfer teklifleri alan Tekkazancı, 1972 yılında ünlü sporcuların katılımıyla jübilesini yaptı.&nbsp; 1974 yılında futbola veda eden Tekkazancı, çok yetenekli bulduğu için formasını Fatih Terim&rsquo;e bırakmıştı.&nbsp; Adanaspor ile Adana Demirspor takımlarında antrenörlük yaptı. 3 çocuk babası olan Selami Tekkazancı 81 yaşındaydı.</span></em></p>
<p class="MsoNormal"><em><span>&hellip; Hiçbir kötü alışkanlığı yoktu. İyi bir aile reisiydi. Hepsinden öte Adana sevdalısıydı. 3 büyük kulüpten teklif almasına rağmen İstanbul&rsquo;u sevmedi. Adana Demirspor kulübü, Tekkazancı için &ldquo;kabe&rdquo; kadar kutsal bir mekandı.&rdquo;</span></em></p>
<p class="MsoNormal"><span>(Ramazan Şanıvar, Ekspres, 07.04.2014)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Adana Demirspor, DDY tarafından desteklenen yarı profesyonel yarı amatör bir takımdı. Futbol Türkiye&rsquo;de tamamen profesyonelleşince, Demirspor yeni şartlara uyum sağlayamadı, DDY&rsquo;nın ve halkın desteği de yetmedi. Demirspor da, Adanaspor da halkın desteğiyle ayakta durmaya çalışan takımlar. Ne var ki, bu destek bu günkü rekabet ortamında bu takımların Süper Lige çıkması, çıksa da orada tutunması için yeterli olmuyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span>Füze Selami&rsquo;ye Tanrıdan rahmet diliyorum.</span></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/tahtiyi-yenen-adam/">Tahti’yi Yenen Adam</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahalli Seçim Değil, Rüşvet ve Yolsuzluk Oylaması…</title>
		<link>https://hurfikirler.com/mahalli-secim-degil-rusvet-ve-yolsuzluk-oylamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/mahalli-secim-degil-rusvet-ve-yolsuzluk-oylamasi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başbakan, 17 Aralık&#8217;ta ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet suçlaması hesabının yargıda görülmesine razı olmadı. Normal yargı süreci iktidarın müdahaleleriyle durduruldu&#8230; Başbakan, bu suçlamalara 30 Mart&#8217;ta yapılacak seçimde halkın vereceği oylarla cevap vereceğini söylüyor. Böylece bu seçim, mahalli seçim olmaktan çıktı, rüşvet ve yolsuzluğu onaylama oylamasına dönüştü. Yani vereceğimiz oy siyas&#238; bir tercih olmayacak, ahlak&#238; bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/mahalli-secim-degil-rusvet-ve-yolsuzluk-oylamasi/">Mahalli Seçim Değil, Rüşvet ve Yolsuzluk Oylaması…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Başbakan, 17 Aralık&#8217;ta ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet suçlaması hesabının yargıda görülmesine razı olmadı. Normal yargı süreci iktidarın müdahaleleriyle durduruldu&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">Başbakan, bu suçlamalara 30 Mart&#8217;ta yapılacak seçimde halkın vereceği oylarla cevap vereceğini söylüyor. Böylece bu seçim, mahalli seçim olmaktan çıktı, rüşvet ve yolsuzluğu onaylama oylamasına dönüştü.</p>
<p class="MsoNormal">Yani vereceğimiz oy siyas&icirc; bir tercih olmayacak, ahlak&icirc; bir tercih olacak. Verdiğimiz oyla belediye başkanını seçmeyeceğiz, rüşvet ve yolsuzluğa karşı tavrımızı ortaya koyacağız.</p>
<p class="MsoNormal">Kendi şehrinde, kendi yöresinde sevilen, başarılı olabilecek AKP belediye başkan adaylarına verilecek oy da onlara verilmiş olmayacak, rüşvet suçlamasını aklamak için verilmiş olacak. Mesela, İstanbullular oylarını Kadir Tobbaş&rsquo;a verirlerse, Kadir Tobbaş&rsquo;ın İstanbul için yaptıklarını takdir etmiş olmayacaklar, rüşvet ve yolsuzluğu onaylamış olacaklar.</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Seçim Sonuçlarını Nasıl Değerlendireceğiz? &nbsp;</strong></p>
<p class="MsoNormal">Başbakan, 30 Mart&#8217;ta alacağı oylarla rüşvet ve yolsuzluk suçlamasına karşı halkın kendilerini aklayacağını söylüyor. Aslında demokraside böyle bir şey olmaz, seçimlerde yargılama yapılmaz. Ama Başbakanımız geçmiş seçim başarılarına dayanarak, oyunu kendisi için uygun sahada oynamak istiyor. Başbakan&nbsp;sandığı hukuk devletine karşı kullanmayı düşünüyor. Başbakan devlet imk&acirc;nlarını kullanarak ve medyayı baskı altına alarak bir seçim zaferi kazanacağından emin görünüyor.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Başbakan bu seçimde de kolay bir başarı kazanabilir. 30 Mart&#8217;ta, AKP&rsquo;den ümidini kesen, demokrasiyi önemseyen, CHP ve MHP&rsquo;den de bir beklentisi olmayan seçmen kitlesinin önünde makul bir seçenek yok. &nbsp;Bu seçmenler ya oy vermeye gitmeyecekler, ya geçersiz oy verecekler, ya da oylarını güçsüz küçük partilere vereceklerdir. Sonuçta 30 Mart seçimlerinde fazla bir şey değişmeyebilir. Geçen genel seçimde % 50&rsquo;ye yakın oy alan AKP&rsquo;nin bu seçimde de birinci parti olarak çıkması zor olmayacaktır.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Yalnız bu bir mahalli seçim değil, rüşvet ve yolsuzluk suçlamasına karşı bir halk oylaması olarak değerlendirilecekse, AKP &nbsp;% 45 oy alarak birinci parti olursa, rüşvetten ve yolsuzluktan aklanmış olamaz. Kalan % 55 &lsquo;in oyuna göre rüşvet ve yolsuzluktan mahk&ucirc;m olmuş olur. Yani Başbakan bu seçimin sonuçlarına göre aklanmak istiyorsa, en az &nbsp;% 50&rsquo;den bir fazla oy almak zorundadır.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;<strong>Fazilet Mücadelesi Değil İktidar Mücadelesi</strong></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;İslamcı politikacıların siyasette seviyenin yükselmesine herhangi bir katkıları olmadı. Ama bu seçim kampanyasında seviyesizliğin zirve yapmasına önemli katkılarda bulundular.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;17 Aralık&#8217;tan bu yana Başbakanın dilinden&nbsp; hain, ajan, çete, dış mihrak, haşhaşi, maşa, virüs, ur sözleri düşmüyor. Bunlar Başbakanın bunca zamandır kendini destekleyen insanlara yakıştırdığı sıfatlar. Başbakan yasal görevini yapan kamu görevlilerini de çete, darbeci, vatan haini, casus, ajan vs ilan etti.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Başbakan seçim mitinglerinde, kendisine miting meydanlarında cevap verme imk&acirc;nı olmayan insanlara hakaretler yağdırıyor. Başbakan benzer ağır suçlamaları kendisine cevap verme şansı olmayan kamu görevlilerine karşı da yapıyor. Bir kamu görevlisi olan Başbakan, elinde yasal bir gerekçe de yokken, vatandaşları yasal olarak görev yapan dershaneleri boykota çağırıyor. Bir kamu görevlisi olan İçişleri Bakanı bir bankayı batırmak için beyanat veriyor.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Başbakan her ortamda politika yapıyor. Hiç politika yapılmaması gereken bir yerde, Diyanet İşleri Başkanlığı&rsquo;nda yapılan bir töreninde bile siyaset yapıyor, Fethullah Gülen&rsquo;e&nbsp; &ldquo;Yalancı peygamber, sahte veli, içi boş &acirc;lim müsveddesi&rdquo; diyerek saldırıyor.&nbsp; Orada bulunan din adamları da sessiz durmaları gerekirken, bu sözleri alkışlıyorlar. Belli ki, maaşlı din adamları, maaşlarını kim veriyorsa, söylediği sözlerin ne olduğuna bakmadan alkışlamaya hazırlar.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Dindar insanlardan oy toplamaya çalışan Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, cahiliye döneminin kabile reisleri gibi, çocuk sahibi olmayan insanları parti mitinglerinde çok kaba sözlerle rencide etmekten çekinmiyor. Erdoğan, Sivas&rsquo;ta yaptığı seçim mitinginde, &ldquo;MHP&#8217;nin başındaki beyefendi aile nedir bilmez, onun derdi yok. Ama bizim derdimiz var biz çoluk çocuk nedir biliriz&rdquo; diyebiliyor. &nbsp;Başbakan Erdoğan, Balıkesir mitinginde Gülen&#8217;i eleştirirken, &#8220;Sen ne karışıyorsun? İnancından dolayı benim kızım takıyorsa başörtüsünü sen ne karışıyorsun? Çünkü onda evlat yok. Öyle bir derdi de yok. Ama bizim derdimiz var&#8221; demekte bir mahzur görmüyor.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;<strong>&nbsp;</strong><strong>Türk Halkı Bidon Kafalı mı, Göreceğiz&hellip;</strong></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye&rsquo;nin ilericileri ve seçkinleri Türk halkının ahmak olduğundan eminler. Son yıllarda bu ahmak tabiri de onları tatmin etmez oldu, bidon kafalı tabirini tercih eder oldular.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Türkiye&rsquo;nin gericileri halktan pek şik&acirc;yetçi değiller, bu ahmak ve bidon kafalı deyimlerini asla kullanmazlar. Ne var ki, bu onların halkın bidon kafalı olmadığına inandıkları anlamına gelmez. Burhan Kuzu, rüşvet ve yolsuzluk konusunda ortaya dökülen dinlenme kasetleri için, &ldquo;Doğru olsa bile millet inanmıyor&rdquo; derken, galiba biz yanlış yapsak da millet bunu fark edemez, ya da millet zaten rüşveti ve yolsuzluğu kanıksamıştır demek istiyordu herhalde.</p>
<p class="MsoNormal"><a name="_GoBack"></a></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Bu seçimde de AKP&rsquo;nin oyları bazılarının beklediği şekilde düşmeyebilir. Sandık başına giden seçmenin önünde çok ümit verici seçenekler de bulunmamaktadır</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Demokrasiye inanıyorsak sandığa güvenmek, sonuçlar hoşumuza gitmese de sonuçlarına katlanmak zorundayız. 30 Mart seçim sonuçları beklediğimiz gibi çıkmazsa, suçu halkta aramadan önce, doğru bir değerlendirme yapmak zorundayız. Türk halkı kendini aptal yerine koyanları cezalandırmasını bilir. Şimdiye kadar kendini boş sözlerle peşinden sürükleyebileceğini zanneden, kendini vazgeçilmez zanneden çok sayıda politikacıyı sandığa gömdü.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Yalnız Türk halkı oyunun kurallara göre oynanmasını ister, belden aşağı vurmaları, kural dışı müdahaleleri sevmez. Kararı Türk halkına bırakanların sabırlı olması, onun önüne daha makul seçeneklerle çıkması gerekir.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Sayın Şahin Alpay &ldquo;Çare demokraside&rdquo; diyor. Çok doğru&hellip; Ama ortada demokratik bir alternatif yok. 30 Mart günü sandığa gittiğimizde kime oy vermeyeceğimizi biliyoruz, ama kime oy vereceğimizi bilmiyoruz.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Ben de henüz kime oy vereceğimi bilmiyorum. Ama vereceğim oyu rüşvete ve yolsuzluğa onay sayacaklara oy vermeyi asla düşünmüyorum.</p>
<p class="MsoNormal">afozgur@hotmail.com</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/mahalli-secim-degil-rusvet-ve-yolsuzluk-oylamasi/">Mahalli Seçim Değil, Rüşvet ve Yolsuzluk Oylaması…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günah İşleme Özgürlüğü</title>
		<link>https://hurfikirler.com/gunah-isleme-ozgurlugu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve Vicdan Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/gunah-isleme-ozgurlugu-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>AK Parti Milletvekili Metin Külünk,&#160;&#160; Televizyonda yaptığı konuşmada, &#8220;17 Aralık darbe girişiminin felsefi boyutu&#8221; nu dile getirmeye çalışıyor. Metin Külünk, &#160;&#160;17 Aralıkta başlatılan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu için, &#8220; İnsanların günah işleme özgürlüğüne müdahale ediyorsunuz. İnsanların eksiklikleri üzerinden siyasi darbe girişimi aracı olarak kalktığınızda aslında Allah&#8217;ın hududuna müdahale ediyorsunuz&#8221; diyor. Metin Külünk&#8217;ün sözleri kısaca, &#8220;rüşvet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/gunah-isleme-ozgurlugu-2/">Günah İşleme Özgürlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span>AK Parti Milletvekili Metin Külünk,&nbsp;&nbsp; Televizyonda yaptığı konuşmada, &ldquo;17 Aralık darbe girişiminin felsefi boyutu&rdquo; nu dile getirmeye çalışıyor. Metin Külünk, &nbsp;&nbsp;17 Aralıkta başlatılan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu için, &ldquo; İnsanların günah işleme özgürlüğüne müdahale ediyorsunuz. İnsanların eksiklikleri üzerinden siyasi darbe girişimi aracı olarak kalktığınızda aslında Allah&rsquo;ın hududuna müdahale ediyorsunuz&rdquo; diyor. Metin Külünk&rsquo;ün sözleri kısaca, &ldquo;rüşvet ve yolsuzluğun hesabını savcılar soramaz,&nbsp; rüşvet yiyenler ve yolsuzluk yapanlar sadece Allah&rsquo;a karşı sorumludurlar&rdquo; şeklinde anlaşıldı. Metin Külünk bu arada Diyanet İşleri&rsquo;ni de göreve çağırıyor, bu işlerle savcıların uğraşmaması için diyanetin bir fetva vermesini bekliyordu galiba. Her ne kadar Diyanet bu çağrıya cevap vermediyse de, kendilerini İslamcı bildiğimiz birçok insan ve bazı cemaatler son olaylarda Hükümetin yanında yerlerini alarak Külünk&rsquo;e onay vermiş oldular.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong>Çalıp Çırpma Özgürlüğü Değil İnanç Özgürlüğü</strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Aslında Metin Külünk bir noktada haklı: &ldquo;Allah, insana günah işleme özgürlüğü vermiştir.&rdquo; Ama bu özgürlük Külünk&rsquo;ün sözlerinden bizim anladığımız gibi, çalıp çırpma özgürlüğü değil, inanç özgürlüğüdür; inanıp inanmama özgürlüğüdür; bir dini hür iradesiyle seçme veya o dinden hür iradesiyle çıkma özgürlüğüdür.</span></p>
<p class="MsoNormal">Tahran Üniversitesi öğretim üyelerinden Abdülkerim Soruş,&nbsp; &#8220;İki ilkeden söz ediyorum&#8221; diyor. &#8220;Birinci&nbsp; ilke şudur: Gerçek bir mümin olmak için, kişinin özgür olması gerekir. Baskı veya zorlama altında edinilen inanç, gerçek inanç olamaz (Milliyet, 01.02.1995 tarihli The Guardian&#8217;dan).</p>
<p class="MsoNormal">Abdülkerim Soruş: &#8221; &#8230;insan hakları din dışı bir kavram. Bütün insan haklarını dinsel metinlerden çıkaramazsınız. Bir mümin olabilmek için öncelikle inanmak hakkına sahip olmalısınız. Dolayısıyla insan haklarına sahip olmak, bir inancı, dini benimsemekten önce gelir. Böylelikle demokrasinin insan hakları ayağı, dinin dili içinde temellendirilebilir.&#8221;&nbsp;&nbsp; (14.8.1995, Milliyet, Şahin Alpay&#8217;ın röportajı).</p>
<p class="MsoNormal">&#8220;İslam düşüncesinde özgürlüğün sınırı nedir? &#8230; İslam düşüncesinde kişinin mürted olma hakkı var mı? Mürted öldürülür mü?&#8221; sorusuna Tunuslu siyasetçi ve bilim adamı Raşid Gannuşi:</p>
<p class="MsoNormal"><span>&#8220;İslam&#8217;da özgürlük insanın varlığı ile ilişkili temel bir değerdir. Allah, insanı özgür olarak yaratmıştır. Bu insanı diğer yaratıklardan ayıran önemli bir özelliktir. Bu çerçevede insan, meleklerden bile farklıdır. Çünkü meleklerin isyan etme özgürlükleri yoktur! Halbuki insanın, seçme özgürlüğü vardır. Dilerse Allah-u Teala&#8217;ya itaat eder, dilerse isyan eder! Her iki durumda da karşılığını alır! Burada şunu da belirtmek gerekir ki özgür olmak, sorumlu olmanın temel esasıdır. Yani özgür olmayan sorumlu da değildir&#8230; İslam&#8217;ın temel hedeflerinden biri de insanı özgürleştirmektir&#8230; İnsan ancak özgür olarak İslam&#8217;a girer!&#8230; Fitne, insanları bir inanca zorlamak veya bir inançtan zorla çıkarmaktır&#8230;&nbsp; belki insanın fiziğine egemen olabilirsiniz ama kalbine bir düşünceyi zorla sokamazsınız veya söküp atamazsınız! Dolayısıyla dinde zorlama mümkün değildir. Öyleyse kim bir dini terkederse yani bir inancı kalbinden söküp atarsa hiçbir kuvvet o inancı tekrar zorla o kalbe geri sokamaz.&#8221; (Yeni Şafak, 26.4.98).</span></p>
<p class="MsoNormal">Abdulvahhap el-Efendi (Sudan, Nasıl Bir İslam Devleti (Who needs an islamic state) kitabının yazarı): &#8220;İslam&#8217;da özgürlük fikrinin ne denli temel bir esas olduğunu kavramak gerekiyor. Aksi takdirde, devlet konusundaki kafa karışıklığını gideremeyiz. İslami vecibeler özgür irade ile yerine getirilmedikleri zaman hiçbir değer ifade etmezler. Allah, zorlama ile yapılan hiçbir ibadeti geçerli saymaz. İslamcılar&#8217;a düşen, herkesi &#8216;iyi Müslüman&#8217; olmaya zorlamak değil, ibadeti anlamlı kılacak özgürlüğü müdafaa etmektir&hellip; (Hakan Albayrak, Yeni Şafak,12.3.1997).</p>
<p class="MsoNormal">Yoksa, Metin Külünk &ldquo;Allah, insana günah işleme özgürlüğü vermiştir&rdquo; derken bunları mı demek istemişti?</p>
<p class="MsoNormal"><strong>Günah İşlememe Zorunluğu</strong></p>
<p class="MsoNormal">Metin Külünk&rsquo;ün böyle düşündüğünü pek zannetmiyorum. Çünkü bizim İslamcılarımız açık toplum, demokrasi, fikir ve inanç özgürlüğü fikirlerine oldukça yabancı&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">Hayrettin Karaman Hocamızın tarif ettiği İslam toplumunda müminlerin özgür iradesine pek yer yok, mümin olmayanlar ise ikinci sınıf insanlar:</p>
<p class="MsoNormal"><span>&ldquo;İslam ülkesi ve toplumu içinde yaşayan &#8216;b&acirc;tıl din mensupları&#8217;, hak din mensuplarına hakikat ve değer bakımından eşit tutulmazlar. İnsani erdemler kimden olursa olsun erdemdir, ama inanılan dinler hak ve değer bakımlarından birbirine eşit değildir. </span></p>
<p class="MsoNormal">İslam ülke ve toplumunda yaşayan Müslümanlar &#8216;Benim din ve ahlak anlayışım geleneksel ve çoğunlukça benimsenmiş olandan farklı&#8217; diyerek &#8216;içki içemez, zina yapamaz, faiz yiyemez, cumayı ve devamlı olarak cemaati terk edemez, tesettürsüz dolaşamaz, şeriatı bırakıp ötekilere ait ve şeriata aykırı bir kanun ve kurala tabi olamaz&hellip; Çünkü bu konularda ictihad etmek, farklı mezheb oluşturmak mümkün ve caiz değildir. İtikad&icirc; ve amel&icirc; mezhepler, içtihada açık olan alanda var olmuşlardır. İçtihadın da geçerli olmasının şartları vardır; bu şartlara uymayan ictihadlar (mezhebler) İslam dışına atılmasa da &#8216;b&acirc;tıl&#8217; sayılmıştır.</p>
<p class="MsoNormal">Bir İslam toplumu ve ülkesinde İslam din ve ahlakına aykırı olan durum ve davranışları kamuya açık olan yerlerde ortaya koyan kimseler hoş görülemez; bunlara karşı &#8216;iyiliği emir ve gerçekleştirme, kötülüğü yasaklama ve önleme&#8217; vazifesi uygulamaya konur.</p>
<p class="MsoNormal">Laik demokratik düzende Müslümanların da itikadı, yukarıda anlattığım çerçevede olacaktır; çünkü kimse zihinde ve gönülde olan itikada müdahale edemez. Müdahale, kınama, ıslah vazifelerine gelince bu noktada sistem ne kadarına imk&acirc;n veriyorsa o kadarı yapılır, yapılamayan kısım ise benimsenmez, ama istemeyerek tahammül edilir.&rdquo;</p>
<p class="MsoNormal">Yeni Şafak, 02.03.2014</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/gunah-isleme-ozgurlugu-2/">Günah İşleme Özgürlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organize İşler Bunlar…</title>
		<link>https://hurfikirler.com/organize-isler-bunlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/organize-isler-bunlar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başbakan Erdoğan&#8217;ın oğlu Bilal Erdoğan&#8217;ın yöneticileri arasında olduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı&#8217;na (TÜRGEV) ihale karşılığı bağış yapıldığı,&#160; TÜRGEV&#8217;in, bir devlet bankasındaki hesabına 26 Nisan&#8217;da kaynağı belli olmayan 99 milyon 999 bin 990 dolar yatırıldığı iddia ediliyor. Bir gazetenin kurtarılması için açılan havuza devletten iş alan müteahhitlerin 100 milyonlarca lira yatırmaya zorlandığı iddia ediliyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/organize-isler-bunlar/">Organize İşler Bunlar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="baslik">Başbakan Erdoğan&rsquo;ın oğlu Bilal Erdoğan&rsquo;ın yöneticileri arasında olduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı&rsquo;na (TÜRGEV) ihale karşılığı bağış yapıldığı,&nbsp; TÜRGEV&rsquo;in, bir devlet bankasındaki hesabına 26 Nisan&rsquo;da kaynağı belli olmayan 99 milyon 999 bin 990 dolar yatırıldığı iddia ediliyor. Bir gazetenin kurtarılması için açılan havuza devletten iş alan müteahhitlerin 100 milyonlarca lira yatırmaya zorlandığı iddia ediliyor.</p>
<p class="baslik">Bu sorulara muhatap olanlar bu iddiaları cevaplamaya değer bulmuyorlar.</p>
<p class="baslik">Başbakan bütün bu sorulara halkın 30 Mart&rsquo;ta yapılan seçimde vereceği oyla cevap vereceğini, halkın vereceği oyla aklanacaklarını söyleyerek demokrasiye bir yenilik getiriyor.</p>
<p class="baslik">Başbakanımız rüşvet ve yolsuzluğa da kendince yeni bir tarif getiriyor; yolsuzluk dendiğinde, &ldquo;devletin kasası soyuluyor mu, soyulmuyor mu?&rdquo; onu anlarım; rüşvet için de,&nbsp; &#8220;Bir sivil kişiyle bir memurun iş tutması&#8221; diyor.</p>
<p class="baslik">Aşağıda anlatacaklarım milyon dolarlık işler değil, 10-15 liralık, günlük hayatımızda yaşayageldiğimiz şeyler; olaylarda ne yolsuzluk var ne de rüşvet; devlet kasası asla soyulmuyor, tersine devlet kasasına para bile giriyor.&nbsp;&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Bağış İşleri Bunlar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu olay epeyce eski bir olay&hellip; Hanıma pasaport almamız gerekiyordu. Uzun işlemleri tamamladıktan sonra, polis son olarak da bir banka şubesinde bir hesap numarası vererek 15 lira yatırıp makbuzu kendisine getirmemizi söyledi. Polise bir şey soracak halimiz yoktu. Bankaya gidip parayı yatırdım. Yalnız bankadaki memura bu parayı ne için yatırdığımı sordum. Bankadaki memur, &ldquo;Karakol yaptırma ve yaşatma&rdquo; gibi bir derneğin ismini verdi. 15 lira o zaman da çok bir para değildi. Olayın üzerinde durmadık, paranın karakolların daha iyi hizmet yapması için kullanılacağını düşünüyorduk. Bu hesaba diğer para yatıranlar, parayı ne için yatırdıklarını bile sormadılar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bir tanıdığım Bayındırlık Bakanlığı&rsquo;nda memurdu. Maaşını hesap ederken, sandıktan şu kadar diyerek maaşına bir miktar daha ekliyordu. Nedir bu sandık diye sordum. Bakanlıkta çalışan memurların bir yardımlaşma sandığı varmış, oradan da maaşlarına bir miktar katkı sağlıyorlarmış. Benim bu katkıya aklım ermedi. Kendi aralarında topladıkları paralardan ihtiyacı olana borç vererek kendi aralarında yardımlaşma yaptıklarını düşündüm. Meğer olay öyle değilmiş. Mesela, Bayındırlık Bakanlığı ile iş yapan müteahhitler, ihale şartnamelerini alırken bu sandığa da bir bağış yapıyorlarmış. Bu da öyle 3-5 kuruş değil yüklüce bir para oluyormuş. Anladığım kadarıyla bir müteahhit Bayındırlık Bakanlığı&rsquo;nın bir ihalesine girecekse, ihale şartnamesini müteahhitte bedava vermiyorlar, memurların sandığına yüklüce bir bağış yaptıktan sonra veriyorlar. Sonra da sandık bu parayı Bayındırlık Bakanlığı çalışanlarına adil bir şekilde dağıtıyor. Bu da yıllarca önce olmuş bir olay. Turgut Özal&rsquo;ın &ldquo;Benim memurum işini bilir&rdquo; demesinden çok önce&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Memurların kendi aralarında kurduğu yardımlaşma sandığı deyip geçmeyelim.&nbsp; OYAK da böyle bir sandık. Mesela bir üniversite rektörü, yaklaşık 40 yıllık bir hizmeti varsa, 89 bin lira bir emekli ikramiyesi alarak emekli olur. Fena para değil, daha önce kendine bir ev edinmemişse, bu para ile bir ev satın alamaz, ama 8-9 yıllık ev kirasını ödeyebilir. Buna karşın, bir tuğgeneral TSK&rsquo;dan emekli olurken, emekli ikramiyesine ek olarak OYAK&rsquo;tan da&nbsp; bir 367 bin lira, bir orgeneral 741 bin lira emekli ikramiyesi daha alır. Ordudan Kıdemli Başçavuş olarak emekli olursanız yine emekli ikramiyenize ek olarak OYAK&rsquo;tan 227 bin lira alırsınız. OYAK&rsquo;ın başarısının sebebi müteahhitlerden aldığı bağışlar değil, iyi gelir getiren yerlere yatırımlar yapmış olmasıdır&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Haraç Değil Otopark Ücreti Bunlar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Kendi arabamızla Efes Harabeleri&rsquo;ni ziyarete gitmiştik. Selçuk tarafından harabelerin girişine yaklaşınca arabayı boş bir alana park ettim. Zaten her taraf boştu, park sorunu diye bir şey yoktu, benden başka da park yerinde 2 tur otobüsü vardı. Park yeri dediğim yer koca bir tarla, kır&hellip; Arabadan inerken yanıma elinde biletlerle birisi geldi, oldukça yüksek bir park ücreti talep etti. Ben arabaya atlayıp, başka bir boş araziye sürdüm. Adam oraya da geldi, buradaki bütün boş arazileri park yeri olarak kiraladıklarını, nereye park edersem edeyim, park ücreti ödemem gerektiğini söyledi. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ya dağın başında arabanın başına bir şey gelmesini göze alacaktım, ya da park ücretini ödeyecektim. Park ücretini ödedim kurtuldum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Aynı olay Niğde&rsquo;den Aksaray&rsquo;a giderken Derinkuyu&rsquo;da da başıma geldi. Derinkuyu&rsquo;da derin bir mağara var, köyün içinde&hellip; Mağarayı ziyaret etmek için köyün içinde mağaraya yakın bir yere arabamızı park ettik. Zaten her yer boş, park sorunu da yok&hellip; Ne var ki, biz arabadan inerken bir resmi görevli gelerek hemen park ücreti istedi. Benim direneceğimi anlayan hanım, kolumun etini kıvırınca, sesimi çıkarmadan parayı ödedim.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>En komik otopark ödemesini de Yalova Belediyesi&rsquo;ne yaptım. Yalova iskelesinde feribota binmek için araba kuyruğuna girmiştik. Belediye memuru kuyruktaki arabalardan park ücreti kesmeye başladı. Kuyruğa girmeden nasıl feribota gireceğiz diye itiraz etmeye çalıştıysak da derdimizi dinleyen olmadı. İskeledeki feribot kuyruğunda paşa paşa otopark ücreti ödedik. Zaten bize verilen biletin üzerinde de haraç filan yazmıyor, otopark ücreti yazıyordu. Olay yıllar önce oldu. Bilmiyorum h&acirc;l&acirc; bu uygulama devam ediyor mu?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Devlet dairelerinin içinde çoğu zaman bir otopark bulunur. Ama bu otoparklar devlet dairelerinin hizmet verdiği vatandaşlar için değil, o dairede çalışan memurlar içindir. Hatta vatandaşlar çoğu zaman güvenlik gerekçesiyle işi düştüğü devlet dairesinin önüne de arabasını park edemez. Ben kendi çalıştığım üniversitede rektörlük binasının yakınına arabamı park edemediğimi hatırlıyorum.&nbsp;&nbsp; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Adana&rsquo;da Yüreğir Vergi Dairesi&rsquo;ne bir işim düşmüştü. Vergi dairesinin içinde otopark yazan yere girdim. Hemen elinde makbuz ile birisi gelerek otopark ücreti istedi. Meğer, vergi dairesinin otoparkı da paralı imiş. Otoparkın geliri de orada çalışanların kurduğu derneğe gidiyormuş.&nbsp; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Adana&rsquo;da yeni otogarın her tarafı otoların park etmesi için uygundu, fakat arabanızı ücret ödemeden bir dakika bile bir yere bırakamazdınız. Bir yazıhaneye girip bir bilet alsanız, ya da yolcu ettiğiniz insanın valizini terminale kadar taşımaya kalksanız bile, otopark ücreti ödemek zorunda idiniz.&nbsp; </span></p>
<p class="baslik"><strong><span>Hayır İşleri Bunlar</span></strong></p>
<p class="baslik">Mehmet Metiner ile Adem Yavuz Arslan televizyonda, Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu tartışıyorlar. Mehmet Metiner telaşlı ve öfkeli. Adem Yavuz Aslan gayet sakin ve itidalli. Metiner, Başbakanın üslubuyla kavgayı tırmandırmaya çalışıyor. Bir ara Metiner, rüşvet olayının üzerine gidilmesi gerektiğinde ısrar eden Adem Yavuz Aslan&rsquo;a:</p>
<p class="baslik">&ldquo;Bu İslam ahl&acirc;kına yakışıyor mu?&rdquo; diye sordu.</p>
<p class="baslik">Metiner&rsquo;in &ldquo;İslam ahl&acirc;kına yakışıyor mu&rdquo; dediği, bir Müslümanın rüşvet alması değil, Adem Yavuz&rsquo;un bunu mesele yapması idi.</p>
<p class="baslik">Sonra anladık ki, rüşvetçilerin yaptıkları işin kitapta da yeri varmış. Yaptıkları işe meğer ulema da cevaz vermiş.</p>
<p class="baslik">Ulemaya sormuşlar: &ldquo;Devletten veya belediyelerden haklı ve meşru olarak ihale alıp istifade ve k&acirc;r eden kimseleri, yardımda bulunsunlar diye hayır kurumlarına yönlendirsek bunda bir sakınca var mıdır?&rdquo;</p>
<p class="baslik">Ulema da onlara cevap vermiş: &ldquo;Hayır işlesin diye teşvik ve sevkettiğiniz kimseler Müslüman iseler ve siz istemeseniz bu yardımı yapmayacak idiyseler ve/veya bir daha iş ve ihale alamam diye bu yardımı yaparlarsa bundan ecir (sevap) alamazlar. Ama kayıtlı ve şeffaf olmaları şartıyla hayır kurumları bundan istifade edebilirler; çünkü onların bir zorlamaları ve baskıları söz konusu değildir, verenin de baskı altında verdiği bilgisine sahip değillerdir&hellip;&rdquo;</p>
<p class="baslik">İşin ilginç yanı, onca parayı verenler, gönüllü değilseler, hiçbir sevap alamıyorlar, bütün sevabı aracılık yapanlar kazanıyor.</p>
<p class="baslik">Meğer bu bağışlara aracılık edenler, ek bir bağışla umreye de gitmişler. Yalnız bu şekilde umreye gitmenin mubah olup olmadığına dair ortada bir fetva yok&hellip;</p>
<p class="baslik">Bülent Arınç bazı cemaat ve din&icirc; oluşumları kastederek, &ldquo;Biz varsak siz varsınız&rdquo; demişti. Ali Bulaç&rsquo;ın yazdığına göre Arınç&rsquo;ın bu sözü dayanaksız değil: &ldquo;Burada Sayın Arınç&rsquo;a hak verebiliriz. Kamudan beslenen cemaatler, vakıflar, gruplar ve dernekler bu iktidarın gitmesinden korkuyorlar, çünkü artık eski gönüllü-sivil-özerk günlerine dönemezler.&rdquo; (Zaman, 10.02.2014)</p>
<p class="baslik">Şimdilerde, bağış toplarken din&icirc; vakıf ve derneklerin adını kullananlar başarılı oluyorlar. Selçuk Parsadan&rsquo;ın yaşadığı dönemde geçer akçe olan dindarlık değil, Atatürkçülüktü. Devleti dolandırmaktan yargılanan ve mahk&ucirc;m olan milli dolandırıcımız Selçuk Parsadan da, Başbakanlık örtülü ödeneğinden para alırken, İstanbul&rsquo;da bulunan bir Atatürkçü derneğin ve Atatürkçülüğünden kimsenin kuşku duymadığı bir Paşamızın adını kullanarak Başbakanımızı dolandırmış, Başbakanlık örtülü ödeneğinden yüklüce bir para alıp götürmüştü.</p>
<p class="baslik">Parsadan şimdi yaşasaydı, muhakkak beş vakit namaza başlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><a href="mailto:afozgur@hotmail.com">afozgur@hotmail.com</a></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/organize-isler-bunlar/">Organize İşler Bunlar…</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi, Kötü…  Bağımsız Yargıya Muhtacız</title>
		<link>https://hurfikirler.com/iyi-kotu-bagimsiz-yargiya-muhtaciz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Feb 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/iyi-kotu-bagimsiz-yargiya-muhtaciz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ben yargıya sonsuz güven duyan insanlardan değilim, hatta yargı en az güven duyduğum kurumlardan biridir. Yargının adalet dağıtmaktan çok siyasi ve ideolojik kaygılarla neler yaptığını biliyoruz. Savcıların dayanaksız gerekçelerle insanları nasıl suçladıklarını, yapılan suçlama ile verilen ceza arasında bir denge olmadığını, insanların kolayca tutuklandığını, mahkemelerin yıllarca sürdüğünü biliyoruz. Yargıya güvensizliğimin sebebi yargı mensupları değil, yürütülmeye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/iyi-kotu-bagimsiz-yargiya-muhtaciz/">İyi, Kötü…  Bağımsız Yargıya Muhtacız</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="baslik"><span>Ben yargıya sonsuz güven duyan insanlardan değilim, hatta yargı en az güven duyduğum kurumlardan biridir. Yargının adalet dağıtmaktan çok siyasi ve ideolojik kaygılarla neler yaptığını biliyoruz. Savcıların dayanaksız gerekçelerle insanları nasıl suçladıklarını, yapılan suçlama ile verilen ceza arasında bir denge olmadığını, insanların kolayca tutuklandığını, mahkemelerin yıllarca sürdüğünü biliyoruz. Yargıya güvensizliğimin sebebi yargı mensupları değil, yürütülmeye çalışılan eskimiş ve hukuka yabancılaşmış sistemdir.</span></p>
<p class="baslik"><span>Yargıya güvenmek zorunluluğu yok, ama aramızdaki anlaşmazlıkları yargı yoluyla çözmek, hoşumuza gitse de gitmese de yargı kararlarına katlanmak zorundayız.&nbsp; Aksi takdirde gücü ele geçirenlerin keyf&icirc; kararlarını kabullenmek zorunda kalırız.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Muhalefetin Yargıya Saygısı </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>CHP, kendinden yana siyasallaşmış yargıdan çok memnundu. Yargı, hukuku bir yana bırakıp rejim karşıtlarını hedef alırken yargının en birinci destekçisiydi, herkes yargı kararlarına saygı duymalıdır sözünü ağzından düşürmüyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Taraflı yargı, milletten en çok oy almış olan partiyi siyas&icirc; ve ideolojik gerekçelerle kapattı, parti yöneticilerine siyaset yasağı koydu, seçilmiş milletvekillerinin milletvekilliğini iptal etti. Yine halkın tek başına iktidara getirdiği AKP&rsquo;yi kapatmak için davalar açıldı. Anayasa Mahkemesi dünyanın en tuhaf 367 kararını aldı. Yargı kararıyla Türk Parlamentosu cumhurbaşkanını seçemedi. CHP bütün bu olanların bir numaralı alkışlayıcısı idi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>O zaman yargının tarafsızlığı yargı mensuplarının da umurunda değildi zaten. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Nazmi Şarvan&rsquo;ın söylediği, &ldquo;Yargı elbette tarafsızdır. Ancak Türk yargısı Atatürk ilke ve devrimlerinden yana taraftır ve taraf olmaya devam edecektir, Çünkü bağımsızlığımızın, ülke bütünlüğünün, hukuk devletinin, demokrasi ve Cumhuriyet&rsquo;in dayanağı ve kaynağı Atatürk ilke ve devrimleridir. Bu kaynağı kurutmaya kimsenin gücü yetmeyecektir&rdquo;&nbsp; sözleri durumu açıklıyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Darbeciler mahkeme karşısına çıkarılana kadar CHP&rsquo;li siyasetçiler ve yandaş hukukçular yargı sisteminden asla şik&acirc;yetçi değildiler. &ldquo;Hukuk herkese lazımdır&rdquo;, &ldquo;yargı kararlarına herkes saygı gösterecektir&rdquo; diyorlardı. &ldquo;Türkiye demokratik, laik bir hukuk devletidir&rdquo; sözleri dillerden hiç düşmüyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ne zaman ki, darbeciler mahkeme karşısına çıkarıldılar, CHP&rsquo;li politikacılar ve yandaş hukukçular yargıya karşı saldırıya geçtiler. &ldquo;Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır&rdquo; diyenler; söz konusu Atatürk ilke ve inkılapları ise demokrasinin lafı olmaz, söz konusu devletin yüksek çıkarları ise temel insan haklarının önemi olmadığını söyleyenler, masuniyet karinesinden bahsetmeye başladılar, uzun tutukluluk sürelerinden, savunma hakkının kutsallığından, usulsüz göz altılardan, usulsüz sorgulamalardan, usulsüz telefon dinlemelerinden şik&acirc;yet eder oldular. </span></p>
<p class="baslik"><span>Yargı sürecini etkilemek için neler yapılabileceğini, darbecilere karşı yapılan yargılamalarda gördük.&nbsp; Darbe sever siyasetçiler, darbe sever sivil toplum kuruluşları, darbe sever hukukçular her aşamada yargıyı etkilemek için neler yapılabileceğinin çok kötü örneklerini sergilemekten çekinmediler. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ergenekon Terör Örgütü davasında sona yaklaşılırken,&nbsp;&nbsp; duruşmaya katılan CHP&rsquo;li 41 milletvekili, İşçi Partisi ve Tüm Gençlik Birliği (TGB) üyeleri duruşma salonunu birbirine kattı. Sanık yandaşları duruşma salonuna zorla girmek için kurulan barikatları yıktılar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>CHP Genel Başkanı yargı kararlarını tanımadığını da ilan ederken, yargıçları tehdit etmekten de çekinmedi. CHP Genel Başkanı, partisinin grup toplantısında, &#8220;Tüm milletime söz veriyorum, ne kadar süre geçerse geçsin, adaleti katleden yargıç ve savcılardan eninde sonunda hesap soracağız! Bu ülkeden her yurttaşın adalet talebe var. Biz onun önünde yürüyen partiyiz. Siz savcı da değilsiniz yargıç da&#8230; Siz iktidarın taşeronluğunu yapıyorsunuz! Sizin verdiğiniz kararların toplum gözünde hiç bir ehemmiyeti yoktur&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p class="baslik"><span>Ergenekon, Balyoz vs davalarıyla birlikte herkes savcı, yargıç, avukat oldu. Binlerce hatta milyon sayfa iddianameleri hemen okudular, delilleri değerlendirdiler, şahitleri dinlediler, savunmaları aldılar, bilirkişi raporlarını okudular ve yargıçlardan önce sanıkları beraat ettirdiler veya mahk&ucirc;m ettiler.</span></p>
<p class="baslik"><span>&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>İktidarın Yargıya Saygısı</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>İktidar, kendini güvende hissedene kadar yargıya saygılı görünüyordu. Kendi hakkında açılan kasıtlı davalara bile sessizce katlanıyor, oyunun kurallarına göre hareket ediyordu. AKP&rsquo;li politikacılar, AKP öncesi dönemde de, AKP döneminde de kendilerine karşı açılan kapatma davalarında bile yargıya karşı direnme,&nbsp; yargıyı engelleme, yargı mensuplarını çete oluşturmakla suçlama yollarını seçmediler. Hatta en küçük bir direnç bile göstermediler. Yargı kararlarına karşı çaresiz boyun eğdiler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İktidarın yargıya karşı saldırısı birdenbire, kendilerine karşı yöneltilen rüşvet ve yolsuzluk suçlaması ile başladı. Başbakan önce dava açan savcılara karşı görülmemiş bir itibarsızlaştırma ve linç kampanyası başlattı. Başbakanın açtığı kampanyaya iktidar yanlısı gazete ve televizyonlar, yazarlar, bürokratlar, sivil toplum kuruluşları da katıldılar. Şimdiye kadar hiçbir konuda sesini çıkarmayan bazı din&icirc; cemaatler de Başbakana destek vermek gereğini duydular. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>25 Aralık&rsquo;ta daha kötüsü oldu. Cumhuriyet savcılarından biri yeni bir yolsuzluk operasyonu başlatmak istedi. Savcı operasyonu yapacak kolluk kuvveti bulamadı, İstanbul Emniyet Müdürü savcıya kolluk kuvveti vermedi. Bunun herhalde suç olması gerekirdi.&nbsp; İstanbul Emniyet Müdürü hakkında yasal işlem yapılması gerekirken, operasyonu başlatan savcı görevden alındı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Daha sonra yolsuzluk ve rüşvet davası açan savcıların görevden alınması süreci başladı. Hükümetin beğenmediği HSYK iktidarın hoşlanmadığı operasyonları başlatan savcıların hemen hepsinin görev yerlerini değiştirdi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu operasyonlarda savcıların emrinde görevini yapmak zorunda olan polisler bir şekilde cezalandırılırken, bu operasyonlarla hiçbir ilişkisi olmayan binlerce polis de, kış kıyamet demeden sürgüne gönderildi.&nbsp; Hükümet, olaylarla hiçbir ilişkisi olmayan polislere karşı gösterdiği aşırı tepki ile kendine boyun eğmeyen kamu görevlilerine karşı neler yapabileceğini göstermeye çalışıyor herhalde&hellip;</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Darbecilere karşı açılan davalarda CHP&rsquo;nin ve darbe severlerin, savcılara, yargıçlara karşı açtığı yıpratma kampanyasını daha önce yaşamıştık, ama yürütmenin kendine karşı açılan bir davada yargı organına karşı, yargıyı fiilen engelleyecek şekilde böyle bir tavır aldığını hiç görmemiştik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İktidarın yargıyı tanımaması ve toptan yıpratmaya çalışması muhalefetin yargıyı etkilemeye çalışmasına benzemez. Her oyunun kuralı, oyunun önceden belirlenen kurallara göre oynanmasıdır; kartlar dağıtıldıktan sonra, oyun oynanırken kuralları değiştiremezsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>İktidar, kendilerini iktidara getiren demokrasi oyununun kurallarını unutmuşa benziyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>İktidar Suçu Üstlendi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Türkiye&rsquo;de siyasi muhalefet ülke sorunlarının çözümü için projeler veya alternatifler üretmez. İktidarın yıpranmasını bekler. İktidarı yıpratmanın biricik yolu da hiç ara vermeden ısrarla yolsuzluk ve rüşvet suçlamaları yapmaktır. Bu sebeple ben yolsuzluk suçlamalarını fazla önemseyen biri değilim. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ama yolsuzluk ve rüşvetle suçlananların, yargıyı engelleyerek işin içinden çıkması da kabul edilebilir bir şey değildir. Suçlananların yargı karşısına çıkarak kendini aklaması, dayanaksız suçlama yapanlardan da bir şekilde hesap sorulması gerekir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Son yolsuzluk ve rüşvet operasyonu karşısındaki tavrı ile siyasi iktidar suçu doğrudan üstlenmiş bulunuyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Şu anda, Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, işadamı Reza Zerrab, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve oğlu, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve oğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve oğlu, Avrupa Birliği Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış, Başbakan&rsquo;ın oğlu Bilal Erdoğan şaibe altında kalmıştır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span>Bundan sonra yapılacak yargılamaların da hiç önemi yoktur. Yargıya yapılan müdahaleler, bundan sonra verilecek bütün kararları şaibeli h&acirc;le getirmiştir. Belki de adil bir yargılama sonucu aklanacak olan insanlar, halkoyu önünde suçlu durumuna düşürülmüştür. 30 Mart seçimlerinde AKP oylarını arttırsa da durum değişmeyecektir.&nbsp;</span></p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/iyi-kotu-bagimsiz-yargiya-muhtaciz/">İyi, Kötü…  Bağımsız Yargıya Muhtacız</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasiden Çabuk Sıkıldılar</title>
		<link>https://hurfikirler.com/demokrasiden-cabuk-sikildilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2014 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/demokrasiden-cabuk-sikildilar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de demokrasi, AKP iktidarının ilk 2 yılında ümit verici gelişmeler kaydetmişti, ama 2005&#8217;ten sonraki 8 yılda hiçbir ilerleme olmadı, bir &#8220;yarı demokrat&#8221; ülke olarak kaldı. Girmek istediğimiz AB ülkelerinin demokrasi standartlarının hep altında kaldık. 2013&#8217;te daha kötüsü oldu, Türkiye demokraside daha da geriledi. Görünen o ki, 2014 de Türkiye için kayıp bir yıl olacak. Komplo [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/demokrasiden-cabuk-sikildilar/">Demokrasiden Çabuk Sıkıldılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="baslik"><span>Türkiye&rsquo;de demokrasi, AKP iktidarının ilk 2 yılında ümit verici gelişmeler kaydetmişti, ama 2005&rsquo;ten sonraki 8 yılda hiçbir ilerleme olmadı, bir &ldquo;yarı demokrat&rdquo; ülke olarak kaldı. Girmek istediğimiz AB ülkelerinin demokrasi standartlarının hep altında kaldık. 2013&rsquo;te daha kötüsü oldu, Türkiye demokraside daha da geriledi. Görünen o ki, 2014 de Türkiye için kayıp bir yıl olacak.</span></p>
<p class="baslik"><strong>Komplo Teorilerine İnanmak Zorunluluğu Var mı?</strong></p>
<p class="baslik">Biz komplo teorilerinin yabancısı değiliz. Dün bu teorilerden bol miktarda iktidara karşı üretilmişti. Mesela AKP iktidarı Türk halkının tercihi değil ABD&rsquo;nin tezg&acirc;hıydı, Recep Tayyip Erdoğan da BOP&rsquo;un eşbaşkanıydı. Abdullah Gül İsrail&rsquo;in adamıydı, aslında da Yahudi idi. Hiçbiri ciddiye alınacak şeyler değildi, ama teorileri üretenler yazdıkları kitaplarla bayağı bir dünyalık sağlıyorlardı.</p>
<p class="baslik">Halktan oy alamayan partiler, neden bu halk bize oy vermedi diye araştırma gereği duymaz, komplo teorileri üreterek başarısızlıklarını izah etmeye çalışırlar. Belli ki bunlara inananlar da vardı.</p>
<p class="baslik">Türkiye&rsquo;nin Güneydoğusunda yıllardır kanlı bir kavga sürdürülmektedir. Bu kavgayı önleyemeyenler, bu savaşın gerçek sebebini göremeyen, ya da görmek istemeyen politikacılar, içinde dış düşmanlar bulunan bol bol komplo teorileri üretirler.</p>
<p class="baslik">Şimdi de, kibirden burnunun önünü göremeyen iktidar partisi yöneticileri, durduk yerde kendi elleriyle yarattıkları sorunların içinden çıkmak için, akla hayale gelmez komplo teorileri üretiyorlar.</p>
<p class="baslik">Yolsuzluk suçlamalarına karşı yargıyı engelleme, savcıları ve yargıçları komplo hazırlamakla, darbe hazırlamakla suçlama da Türk siyasi tarihinde ilk oluyor. Yargı darbesini yapanların amacı, küresel komplocularla işbirliği yaparak Türkiye&rsquo;nin gelişmesini engellemekmiş. İstanbul&rsquo;a yapılacak üçüncü hava limanı Almanların korkulu rüyasıymış.&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>
<p class="baslik">Ben Fettullah Hocanın nasıl darbe yapacağını da bir türlü anlayamadım. Gördüğüm, bildiğimiz kadarıyla Fettullah Hocanın tankları yok, Fantom filoları da yok, Generalleri de yok. Ordu içinde de gizli gizli camiye giden birkaç astsubayla da bu işin olması bayağı zor.</p>
<p class="baslik"><span style="font-weight: bold">İktidara Orantısız Destek</span></p>
<p class="baslik">Allah&rsquo;ın rızasını kazanmak için siyaset yaptığını söyleyen politikacılarla, Allah rızası için hayır işleriyle uğraştığını söyleyenler arasında kavga çıktı.</p>
<p class="baslik">İktidardakiler, din, iman, din kardeşliği laflarını hemen unuttular, düne kadar en yakın destekçileri olan insanları karalamak ve itibarsızlaştırmak için iktidarın bütün imk&acirc;nlarını kullanarak hücuma geçtiler.</p>
<p class="baslik"><span>Dindar sivil toplum kuruluşları, iktidara yakın gazete ve televizyonlar, sureti haktan görünen fikir adamları ve köşe yazarları hiç tereddüt etmeden iktidarın yanında yerlerini aldılar, Başbakanın ağzından çıkan her sözü doğrulamaya çalışıyorlar.</span></p>
<p class="baslik">Din bilgini olarak sözüne güvendiğimiz ulema, iktidardakilere arka çıkmak için rüşveti meşrulaştıran fetva veriyor, iktidardakilerin yanlış işlerini eleştirenleri fitne ile suçluyorlar.</p>
<p class="baslik">İktidar partisinde lidere yaranma yarışı kontrolden çıktı, lidere tapınmaya doğru gidiyor. Bir milletvekili &ldquo;Biatsa biat, itaatse itaat, ölümüne arkasında duruyoruz&rdquo; derken, diğeri, &ldquo;&hellip;öyle bir liderimiz var ki, dünya liderliği kabiliyetinde ve Allahü Teala&#8217;nın bütün vasıflarını toplamış&rdquo;&nbsp; diyerek işi Allah&rsquo;a şirk koşmaya kadar götürüyor.</p>
<p class="baslik">&nbsp;</p>
<p class="baslik">Komplo teorilerine inanan, Başbakan ne söylerse söylesin alkışlayan taraftarlar beni şaşırtmıyor. Beni şaşırtan, liberal demokrasiyi, açık toplumu, hukuk devletini savunan insanlardan bazılarının da, olağanüstü bir dönemden geçtiğimizi söyleyerek, yolsuzlukla suçlanan iktidara destek vermek için kendilerini zorlamaları&hellip;</p>
<p class="baslik">Biz, Ankara&rsquo;dan epeyce, İstanbul&rsquo;dan bayağı uzakta Adana&rsquo;da yaşayanlar belli ki neler olup bittiğini pek anlayamıyoruz, hikmet-i hükümetin farkında değiliz.</p>
<p class="baslik"><span style="font-weight: bold">Demokrasi İçerisinde Çare Yok mu?</span></p>
<p class="baslik">Diyelim ki Başbakanın iddialarının hepsi doğru, bazı yargı mensupları küresel güçlerle işbirliği yaparak yargıyı ele geçirdi. Demokrasi içerisinde bu sorunun çözümü yok mu?</p>
<p class="baslik">&nbsp;</p>
<p class="baslik">Bazı savcılarının yolsuzlukları kendine dert edinmeleri ilk defa yaşadığımız bir şey değil&hellip; Süleyman Demirel&rsquo;in uzun iktidar dönemi yakınlarına karşı açılan sayısız yolsuzluk suçlamaları ile geçti. Süleyman Demirel bu suçlamaları fazla dert edinmedi,&nbsp;&nbsp; &ldquo;Onun adı Yahya, benimki Süleyman&rdquo; diyerek işine baktı.&nbsp; Turgut Özal&rsquo;ın akrabalarına ve aile dostlarına, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller&rsquo;e karşı da benzer davalar açıldı. Bunların hiçbiri komplo teorileri üreterek veya İsrail&rsquo;i, ABD&rsquo;yi töhmet altında bırakarak işin içinden çıkmayı akıl edemedi.</p>
<p class="baslik">17 Aralıkta savcıların başlattığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonu iktidarın verdiği tepki demokratik bir tepki değil. İktidar yargının işini kolaylaştırma, yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla arasına mesafe koyma yerine, adeta yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarını üstlendi.&nbsp; Siyasi iktidar işi yargıyı engelleme ve yargıya açıktan müdahaleye kadar götürdü. Hükümet savcıların görevini yapmasını engellemek için onlara kolluk görevlilerini vermiyor. Görevini yapan kolluk görevlilerini görevden alıyor.</p>
<p class="baslik">İktidar hiçbir uyarıyı dikkate almıyor, çıkarmak istedikleri kanunun anayasaya aykırı, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı, hukukun temel ilkelerine aykırı olması hiç umurlarında değil. Ne AB kriterleri, ne Venedik aldırdığı yok. İktidarın tek amacı var, kendilerini yolsuzluk ve rüşvetle suçlayan yargı elemanlarına haddini bildirmek.</p>
<p class="baslik">&nbsp;</p>
<p class="baslik">Başbakan sözü hiç başkalarına bırakmıyor, her konu en keskin mesajları veriyor, en son söylenmesi gerekeni en başta söylüyor. Başbakan hiç gereği yokken, &ldquo;Benim evlatlarımdan bir tanesi böyle bir yolsuzluğa karışsın, bir saniye yanımda tutmam, evlatlıktan reddederim&rdquo; dedi. Başbakandan böyle aşırı davranışlar beklemiyoruz, çocuklarından biri suç işlese de, bir baba olarak onlara sahip çıkmasını asla yadırgamayız. İstediğimiz savcıların, yargıçların işine müdahale edilmemesi&#8230;</p>
<p class="baslik">Bu millet savcıların dayanaksız iddialarının, yargıçların haksız kararlarının yabancısı değil. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu bilir, bunu da sandıkta gösterir.</p>
<p class="baslik">Yargı içerisinde ideolojik kadrolaşma da bize çok yabancı bir olay değil&#8230; Militan Kemalistlerin yargıya nasıl h&acirc;kim olduklarını, ideolojik amaçlarla açılan davaları, haksız mahk&ucirc;miyet kararlarını, kapatılan partileri iktidar rehaveti ile AKP&rsquo;liler unutmuş olabilir, ama biz hatırlıyoruz.</p>
<p class="baslik">Kemalist devletçiler &ldquo;Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır&rdquo; diyorlardı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da aynı şeyleri söylüyor: &ldquo;Bizim bir devlet geleneğimiz var. Osmanlı&rsquo;da da bu böyleydi. Devlet için evlatlar bile feda edildi. Bugün de devlete zarar verecek bir yapıyı kabul etmemiz mümkün değil.&rdquo; Belli ki, hukuk devletini hiçe sayan Kemalistlerle İslamcı politikacılar arasında önemli bir fark yok.</p>
<p class="baslik">Bu sorunun çözümü için iktidarın bulduğu çözüm yollarının hepsi demokrasiye ve hukuk devletine aykırı&hellip; Eğer bu yöntemleri kabulleneceksek, geriye gerçek darbecilere karşı söyleyeceğimiz bir şey de kalmaz.</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/demokrasiden-cabuk-sikildilar/">Demokrasiden Çabuk Sıkıldılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP’nin Demokrasi Karnesi</title>
		<link>https://hurfikirler.com/akpnin-demokrasi-karnesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Faruk Özgür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Dec 2013 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arşiv Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hurfikirler.com/akpnin-demokrasi-karnesi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKP dönemi öncesi demokrasimizin halini incelerken, Freedomhouse&#8217;ın değerlendirmelerini referans olarak kullanmıştık.&#160; O zaman Türkeye&#8217;nin çağdaş, demokratik ve laik bir devlet olduğu iddiasında ısrar edenler,&#160; Freedomhouse gibi kuruluşların adına bile tahammül edemiyorlardı. Şimdi onların da AKP&#8217;nin ileri demokrasisini eleştirirken Freedomhouse gibi kuruluşların değerlendirmelerine itibar ettiklerini görüyoruz. Biz, AKP dönemini de Freedomhouse&#8217;ın tespitlerine göre değerlendireceğiz. Şimdiye kadar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/akpnin-demokrasi-karnesi/">AKP’nin Demokrasi Karnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">AKP dönemi öncesi demokrasimizin halini incelerken, Freedomhouse&rsquo;ın değerlendirmelerini referans olarak kullanmıştık.&nbsp; O zaman Türkeye&rsquo;nin çağdaş, demokratik ve laik bir devlet olduğu iddiasında ısrar edenler,&nbsp; Freedomhouse gibi kuruluşların adına bile tahammül edemiyorlardı. Şimdi onların da AKP&rsquo;nin ileri demokrasisini eleştirirken Freedomhouse gibi kuruluşların değerlendirmelerine itibar ettiklerini görüyoruz. Biz, AKP dönemini de Freedomhouse&rsquo;ın tespitlerine göre değerlendireceğiz.</p>
<p class="MsoNormal">Şimdiye kadar bu çeşit değerlendirmeleri Türkiye&rsquo;nin demokrasi karnesi olarak değerlendiriyordum; AKP&rsquo;yi bundan sorumlu tutmuyordum.&nbsp; Çünkü AKP iktidarda ama, muktedir değildi. Devlet içinde askeri ve bürokratik vesayet devam ediyor, AKP kendi politikasını bir türlü uygulayamıyordu.</p>
<p class="MsoNormal">AKP iktidarı 11 yılını tamamladı. Askeri vesayet rejimi umulmadık şekilde etkisini kaybetti, siyasi iktidar bürokraside yeterinden de fazla kadrolaştı. Hal bu iken, Türkiye&rsquo;deki demokratik geriliğin sorumlusu herhalde CHP veya MHP değil siyasi iktidardır.<strong><span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>2005 Yılı Demokrasi Hayali</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">Freedomhouse&rsquo;ın verilerini esas alarak, aşağıdaki grafiği 2005 yılında yaptığım bir değerlendirmede kullanmıştım.</p>
<p>Freedomhouse&rsquo;ın demokrasi karnesinde en iyi puan 1-1, en kötü puan da 7-7&#8230; Bu puanlamada 1-1 ile 2-3 veya 3-2 arasında puan alanlar &ldquo;özgür&rdquo;, 3-3 ile 5-5 arasında puan alanlar &ldquo;kısmen özgür&rdquo;, 5-6 veya 6-5 ile 7-7 arasında puan alanlar da&nbsp; &ldquo;özgür olmayan&rdquo; ülke olarak değerlendiriliyor. Buradaki ilk rakam &ldquo;politik haklar&rdquo;, ikinci rakam &ldquo;sivil özgürlükler&rdquo; için. Aşağıda verilen grafikler bu iki değerin ortalamsı alınarak çizildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="../../uploads/yuklemeler/tablo-1.jpg" alt="" width="356" height="206" />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal">AKP iktidarı teslim alalı 3 yıl olmuştu, ama vesayet rejimi henüz gücünden hiç bir şey kaybetmemişti. 2002&rsquo;den 2003&rsquo;e demokratik sıçrama da yeni iktidarın eseri olmaktan çok, geçen iktidarın AB uyumu için mevzuatta yaptığı değişikliklerin ve 2002 seçimleri sonucunda iktidarın kazasız belasız el değiştirmesinin bir sonucu idi. Yeni iktidar da 2004&rsquo;ten 2005&rsquo;e ufak bir ilerleme sağlamış Türkiye birinci sınıf demokrasinin eşiğine gelmişti.</p>
<p class="MsoNormal">2005 yılında Türkiye &ldquo;yarı demokrat&rdquo; ülkeler kategorisinde idi, ama 2001-2005 verilerini esas alarak ileriye doğru bir projeksiyon yaptığımızda, Türkiye&rsquo;nin en az 2007&rsquo;de birinci sınıf bir demokrasiye ulaşacağını rahatça düşünebilirdik. Türkiye&rsquo;nin demokratik ülkeler katagorisine geçmesi için sadece 1 puan alması gerekiyordu.</p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>2013 Yılı Demokrasi Gerçeği</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">İşler bizim hayal ettiğimiz gibi olmadı. Yanılmıştım&hellip; Yanılgımın sebebi, 2001-2005 dönemindeki konjoktürel değişikliği, yapısal değişiklik zannedip, ona göre ileriye dönük projeksiyon yapmamdan kaynaklanıyordu. Tahminimizin güvenirliğinin ne kadar yüksek olduğunu gösteren R<sup>2 </sup>değeri de anlamsız kalmıştı. Türkiye&rsquo;nin gerçekleri bizim sözde bilimsel tahminimizi yerle bir etmişti.</p>
<p class="MsoNormal">Aşağıdaki grafik de Freedomhouse&rsquo;ın en son verilerine göre çizilen gerçek durumumuzu gösteriyor.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-weight: bold"><img loading="lazy" decoding="async" src="../../uploads/yuklemeler/tablo-2.jpg" alt="" width="380" height="217" />&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal">Türkiye 2005&rsquo;ten sonra demokraside hiç ilerlemedi, eşiğine kadar geldiği demokraside o eşiği bir türlü atlayamadı. Türkiye 2005-2012 sürecinde demokraside bir puan alıp demokrasi eşiğini atlayamadı. 2013&rsquo;te daha kötüsü oldu, Türkiye demokraside 1 puan geriye gitti. Türkiye&rsquo;nin puanı,&nbsp; politik haklarda 3&rsquo;te kalırken, sivil özgürlüklerde gerileyerek 4&rsquo;e düştü, ortalama özgürlük puanı da 3,5 oldu. Ayrıntılar Freedomhouse&rsquo;ın internet sitesinde (www.freedomhouse.org) görülebilir.</p>
<p class="MsoNormal">Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İngiliz The Guardian gazetesine yazdığı makalede, &ldquo;AKP&rsquo;nin sağlam bir demokrasi kurduğunu, Türkiye&rsquo;de bir demokrasi eksikliğinin söz konusu olmadığı&rdquo;nı söylüyor. Davutoğlu bu sözleri inanarak söylüyorsa, ortada kaygı verici bir durum var&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">Darbecilerin yaptığı anayasa ile idare edilen, % 10 seçim barajı olan, Milli Savunma Bakanının Genelkurmay Başkanının arkasında durduğu, futbol maçlarında İstiklal Marşının söylendiği, ülkemize futbol oynamak için gelmiş Nijeryalıların formasına &ldquo;Yüce Atatürk&rdquo; diye yazmak zorunda kaldığı, siyasi iktidarın uçak biletlerinin tavan fiyatını belirlediği, başbakanın bir sözüyle dershanelerin kapanma hazırlığının başladığı, devletin vatandaşa karşı yaptığı yanlışları açıklayan gazetecilerin vatan haini sayıldığı ülkede demokrasi eksikliği söz konusudur.</p>
<p class="MsoNormal">Siyasi iktidar toplumsal hayatı denetim altına almaya, insanların yaşam biçimine müdahale etmeye çalışıyor. Okullarda herkese zorla resmi Müslümanlık öğretiliyor. Televizyon filmlerinde rakı içme sahneleri karartılıyor. Televizyon filmlerinde duygusal boyutu olmayan sevişme sahneleri sansürleniyor; devletimiz sevişme sahnelerinin estetik bir anlamının olmasını istiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslında partilerin demokrasi talebi iktidar olana kadar&hellip; AKP&rsquo;liler de iktidarı güvenceye aldıktan sonra var olan antidemokratik sistemin tadını çıkarmaya, ondan yararlanmaya çalışıyorlar. Başbakan Erdoğan, iktidarlarının ilk dönemlerinde, &ldquo;Türkiye, Anayasa&rsquo;sında tanımı yapılmış olan rejiminden memnunmuş&hellip; Bütün anayasal kurumlarıyla, hükümetiyle ve Meclis&#8217;iyle rejimi sonsuza dek yaşatmaya kararlıyız&rdquo; derken takiyye yaptığını düşünüyorduk, yanılmışız, meğer bu sözleri içtenlikle söylüyormuş.&nbsp;</p>
<p><a href="https://hurfikirler.com/akpnin-demokrasi-karnesi/">AKP’nin Demokrasi Karnesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hurfikirler.com">Hür Fikirler</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
